Parseller iyi planlanmalı

Büyükbeşe İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek Mühendis Mehmet Metin Büyükbeşe, Gaziantep’te ada ve parsel planlamaları yapılırken çoğunlukla inşaata uygun yapılmadığını söyledi.

Parseller iyi planlanmalı
BOSS Dergisi
13 Şubat 2018 / 08:10

Şehir planları yapılırken şehir plancısının yanında bir harita mühendisi ve bir mimarın olması gerektiğini vurgulayan Büyükbeşe . “Parsellerinde uygun planlanması gerekiyor. Bunun için de şehir plancısına destek verecek bir mimarın, bir de harita mühendisinin olması gerekiyor. Bununda kesinlikle yapılması gerektiği kanaatindeyim. Bu sayede şehirde çalışan mimarlarımıza daha serbest, daha iyi imkanlar sağlanacak ve daha güzel projeler ortaya çıkacaktır” dedi.

Aslında benim çok istediğim; şehir planları yapılırken şehir plancısının yanında bir harita mühendisi ve bir mimarın olması gerektiğidir. Çünkü bizim parsellerimiz, adalarımız genelde mimarın çalışmasına uygun olacak şekilde yapılmıyor. Örneğin Gaziantep’te de çok çeşitli kültürlere sahip insanlar var. Her bölgenin kültürü farklı. Mesela İbrahimli bölgesinde siz 4+1 daire yapacaksanız, 260’ın altında yapmamanız gerekiyor. Parsellerinde buna uygun planlanması gerekiyor. Bunun için de şehir plancısına destek verecek bir mimarın, bir de harita mühendisinin olması gerekiyor. Bununda kesinlikle yapılması gerektiği kanaatindeyim. Bu sayede şehirde çalışan mimarlarımıza daha serbest, daha iyi imkanlar sağlanacak ve daha güzel projeler ortaya çıkacaktır.  

Büyükbeşe İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek Mühendis Mehmet Metin Büyükbeşe, firma olarak yaklaşık üç yıldır adeta depara kalktıklarını ve birbirinden özel konsept projelerle sektörün en önemli aktörlerinden biri olmayı başardıklarını kaydetti. En büyük hedeflerinin Gaziantep’in güzelleşmesine katkıda bulunmak olduğunu dile getiren Büyükbeşe, bu manada şehir planları yapılırken şehir plancısının yanında harita mühendisi ve bir mimarın da görev almasının farklı bölgelere yönelik proje geliştirilmesinde çok daha etkili sonuçlar doğuracağını söyledi.

Mühendislik eğitimi, sektör tecrübesi ve yüksek mühendislik donanımı ile hayata geçirdiği projelerle adından söz ettiren M.Metin Büyükbeşe, bir aile şirketi olarak faaliyet gösterdiklerini ve iki evladının da mimar olduğunu söyledi.

Gaziantep’e değer katacak, şehri güzelleştirecek projeler üretmek hedefiyle yola çıktıklarını dile getiren Büyükbeşe, “Ben nihayetinde yüksek mühendisim. Biz şehri güzelleştirmek için yola çıktık. İnsanlara abartı gibi gelebilir belki ama gerçekten böyle. Mimar olan çocuklarıma da manevi bir miras bırakmak en büyük hedefim. Kesinlikle tüccar değilim ki, yüksek mühendisim ve bu işi yapacak biri varsa, en başta bu iş benim alanım” ifadelerini kullandı.

Kent mimarisinin gelişmesi için ada ve parsellerin buna uygun yapılması gerektiğinin altını çizen Büyükbeşe, bunun yapılabilmesi için de şehir planları yapılırken şehir plancısının yanında bir harita mühendisi ve bir mimarın olması gerektiği önerisinde bulundu.

Daha önce Karataş, Gazikent, Pancarlı gibi bölgelerde konut projelerinin yanı sıra organize sanayi bölgesinde fabrika binaları yaptıklarını belirten Büyükbeşe, son yıllarda tümüyle İbrahimli bölgesine odaklandıklarını ve en az 4+1’den başlayan konsept projeler inşa ettiklerini kaydetti.  

Demir, beton gibi artan maliyetlerin konut fiyatlarına yansımadığının altını çizen Büyükbeşe, konut ve ticari alan satın almak için de iyi bir zaman olduğu tavsiyesinde bulundu.

Büyükbeşe İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek Mühendis Mehmet Metin Büyükbeşe, projelerini, hedeflerini ve sektöre dair öngörülerini BOSS okurları için anlattı.

Sektörde çalışmaya ilk ne zaman başladınız?

Üniversiteyi bitirdikten sonra yaklaşık 12 yıl kadar Kalyon Şirketler Grubu’nda çalıştım. Şantiye mühendisliği ve proje mühendisliği görevlerinde bulundum. Ayrıca kesin hesap bürosunda görev yaptım. 1997 yılında kendi şirketimi kurdum. Proje ve yap-sat işleri ile birlikte Organize Sanayi Bölgesi’nde prefabrik fabrika projelerimiz oldu.

Şirket olarak öncelikleriniz nelerdir?

Gaziantep’i güzelleştirmek benim için bir misyon. Gücümün yettiği kadarıyla kendi şehrime güzel projeler yapmayı öncelikli hedef olarak koydum kendime. Gerçekten Gaziantep’i çok seviyorum ve her projemizde kente değer katmak için en güzel ve en kalitelisini yapmak için çaba sarf ediyorum. Ben Yüksek Mühendisim, her proje benim için bir imzadır ve inanmadığım hiçbir projenin altına imza atmam. Önceliğimiz kazanmak değil, öncelik güzel bir eser ortaya çıkarmaktır. Güzel olanı yaparsanız zaten kazanırsınız ki, çok şükür bugüne kadar her projelerimiz bizi hep yukarı taşımıştır. Bir inşaat mühendisinin amacı da güvenli ve şehri güzelleştirecek projeler yapmaktır zaten.

Daha çok hangi bölgelerde proje inşa ediyorsunuz?

Daha önce Karataş, Gazikent, Pancarlı ve İbrahimli bölgesinde yap-sat projelerimiz oldu. Daha sonra bir karar aldık ve İbrahimli bölgesine odaklandık. Bu çerçevede bizim hedefimiz İbrahimli bölgesi olmuştur. Hem arsalarımızın olduğu yerler en güzel noktada olsun, hem de yaptığımız binalar çok kaliteli olsun istedik ve başarılı da olduk. Her projede de en iyi markaların ürünlerini kullanıyoruz. Bulunduğu bölgenin özelliklerine uygun nitelikli binalar inşa ediyoruz. Şu anda Towers ve Kule nitelikli projelere yöneldik. Projelerimize çok değerli olmalarından ve kulağa hoş geldiği için mücevherat isimleri veriyoruz. Beyaz İnci Life, Zümrüt Life, Pırlanta Towers, Yasemin Towers, Siyah İnci Simetri Kuleler projelerimizden bazılarıdır.

Hepsi geniş ve konforun ön planda olduğu konsept projeler sanırım…

Genelde inşaatlarımız 4+1 şeklinde ama biz 4 buçuk+1 diyoruz. Çünkü normal 4+1’lere göre dairelerimiz çok daha geniş. Tabii 5+1 ve 6+1 projelerimizde var. Projelerimiz çok özel ve normalde oturma odası ve mutfak öndeyken eski projelerde; biz şimdilerde oturma odası, mutfak ve salonu öne alıyoruz. Gece holünü arka tarafa alıyoruz, bütün yatak odalarında lavabo, tuvalet ve banyo yer alıyor. Ebeveyn yatak odasında da çok daha büyük bir banyo ve giyinme odası yapıyoruz. Son yaptığımız binalarda genelde genel banyo yok. Çünkü bütün odalarda banyo ve tuvalet olduğu için genel banyoyu kullanmıyoruz. Projelerimizde yerden ısıtma, VRF klima sistemi, parmak okutmalı kapı gibi akıllı ev sistemlerine yönelik tüm uygulamalar yer alıyor. Ayrıca mutfak vestiyeri, duvar kağıdı ve gizli ışıklandırmaya kadar tüm beklenti ve detayları düşünerek projelerimizde yer veriyoruz. Dış cepheye de çok önem veriyoruz ve en güzel görünüm için çalışıyoruz. Hangi bölgede bina yaparsak da o bölgede hemen kendini belli ediyor.

Estetik bizim için vazgeçilmez bir olgudur. Ofisimizde iki iç mimarımız var. İnşaat firması olduğumuz için tabii mühendis sayımız çok daha fazla. Ben yüksek mühendisim ve iki evladım mimar. Buradan bakacak olursak aynı zamanda biz bir aile şirketiyiz diyebilirim. Eşim de işletme bölümü mezunu ve firma işleyişini kontrol eden kendisidir. 

Büyükbeşe İnşaat olarak sektörde bulunduğunuz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektörün zirvesi bizim için tabii ki bir hedeftir. Yaptığımız projeler emin olun parmakla gösteriliyor. Sadece yaptığımız binalar da değil projelerin yer aldığı arsalarımız da yer olarak parmakla gösteriliyor. Şirket olarak son iki buçuk yılda çok ciddi bir atak yaptık. Adeta maraton koşularındaki gibi depara geçtik. Örneğin şu anda İbrahimli bölgesinde en güzel noktalarda bizim projelerimiz yükseliyor. Tabii bunda azim, kararlılık ve şehri güzelleştirme hedefimiz en büyük etkenler oldu. Allah’ın da yardımıyla bugünlere ulaştık çok şükür. Müşterilerimizi şaşırtmak hoşumuza gidiyor ve şaşırtacak projeler inşa etmeye devam ediyoruz.

Fiyatlarımızı çok düşük de tutmuyoruz, çok yüksek de tutmuyoruz. Ben nihayetinde yüksek mühendisim. Biz şehri güzelleştirmek için yola çıktık. İnsanlara abartı gibi gelebilir belki ama gerçek bu. Mimar olan çocuklarıma da manevi bir miras bırakmak en büyük hedefim. Kesinlikle tüccar değilim ki, yüksek mühendisim ve bu işi yapacak biri varsa, en başta bu iş benim alanım.

Maliyet girdilerindeki artışları nasıl karşılıyorsunuz?

Sektörde inşaat maliyetleri hızlı bir şekilde artıyor. Özellikle demirin fiyatı çok fazla arttı. Yaklaşık bir yıl önce biz Pırlanta Towers’a başladığımızda demirin tonu 1600 TL civarındayken bir ara 2500’ler seviyesine kadar çıktı ve bugün 2200 TL civarında seyrediyor. Beton hakeza bu seviyelerde artı ve diğer inşaat malzemelerinde de artışlar oldu. Ancak biz bu maliyet artışlarını satış rakamlarına yansıtmadık.

Aslında tam ev alınacak dönem. Belirttiğim gibi inşaat girdileri artarken bunu daire ve ticari dükkan fiyatlarına yansıtmadıysak bu alıcı için gerçekten iyi bir fırsat olarak değerlendirilebilir. İbrahimli bölgesinde şu anda bu anlamda inanılmaz değere sahip ticari alanlara da sahibiz. Ticari alanlar noktasında da sektörün öncü firmaları arasında olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim.

Piyasadaki yavaşlama sektörü nasıl etkiliyor?

Konut ihtiyacı hiçbir zaman bitmiyor. Bunun yanında konut ve ticari alan yatırımları da her zaman devam ediyor. Eğer gayrimenkul yatırım amaçlı alınacaksa yatırımcı konut alıp kiraya vermeyi pek düşünmüyor ve bu nedenle daha çok ticari alanlara yöneliyor. Zaten konut kirada iken daha çabuk yıpranıyor. Dükkan ise öyle değil, daha boş ve düz bir yapıya sahip olduğu için yıpranma çok fazla olmuyor. Hatta her kiracı dükkana ilk girdiğinde bir yenilik yapıyor. Bir de konut fiyatları belli bir sürenin ardından geri gitmeye başlarken, dükkan fiyatları sürekli artış gösteriyor.

Gaziantep kent mimarisinin gelişimini nasıl buluyorsunuz? 

Müteahhitler dış cephe noktasında adeta yarış halindeler. Hatta kat planlarında da yarış halindeler. Bu nedenle her geçen yıl daha hoşa giden mimariler çıkıyor. Her firma en güzelini yapmaya çalışıyor. Ancak yollarımız çok dar ve maalesef düz değil. Giderken önünüze bir anda bir bina çıkabiliyor. Örneğin yakın tarihte Konya’ya gitmiştim, orada da hafif raylı sistem var ama yolun genişliğinde kaybolmuş ve hatta şehre bir görsellik kazandırmış. İllaki lazımdı, illaki ihtiyacı karşılıyor ama maalesef bizdeki durum aynı değil. Çünkü yollarımız belirttiğim gibi çok dar.

Başka illerde proje yapmayı düşünüyor musunuz? 

İstanbul aklımızdan geçiyor. İlerleyen süreçte İstanbul’a yönelik hedeflerimiz var.

Gaziantep’in bundan sonrası için şehir mimarisinde daha ileriye gidebilmesi için sizce neler yapılabilir?

Aslında benim çok istediğim; şehir planları yapılırken şehir plancısının yanında bir harita mühendisi ve bir mimarın olması gerektiğidir. Çünkü bizim parsellerimiz, adalarımız genelde mimarın çalışmasına uygun olacak şekilde yapılmıyor. Örneğin Gaziantep’te de çok çeşitli kültürlere sahip insanlar var. Her bölgenin kültürü farklı. Mesela İbrahimli bölgesinde siz 4+1 daire yapacaksanız, 260’ın altında yapmamanız gerekiyor. Parsellerinde buna uygun planlanması gerekiyor. Bunun için de şehir plancısına destek verecek bir mimarın, bir de harita mühendisinin olması gerekiyor. Bununda kesinlikle yapılması gerektiği kanaatindeyim. Bu sayede şehirde çalışan mimarlarımıza daha serbest, daha iyi imkanlar sağlanacak ve daha güzel projeler ortaya çıkacaktır.  

Yüksek mühendis olarak bina dayanıklılığı konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Yaşanan depremlerin ardından bilindiği üzere yapı denetim firmaları kuruldu. Daha öncesinde teknik uygulama sorumlusu vardı. Teknik uygulama sorumlusu genelde inşaat mühendisi ya da mimar olurdu. Fakat teknik uygulama sorumlusu görevini istenilen seviyede yapamadı. Depremlerde yaşanan yıkımlarda zaten proje hatasından değil, teknik uygulama sorumluluğundan, uygulamadan kaynaklı problemlerden dolayı oldu. Binalar kalitesiz malzeme kullanımından, demirin doğru atılmamasından, betonun doğru kullanılmamasından bu hale geldi.

Hocamız Prof. Dr. Uğur Ersoy, bir toplantıda, “Yıkılan bütün binaların projelerini inceledik, bu projelere göre bu binaların yıkılmaması gerektiği kanaatine vardık. Fakat uygulamaların projeye uygun olmadığını gördük” demişti.

Durum böyle olunca madem teknik uygulama sorumlusunun görevini yapamadığı/yapamadığı görülünce bu işe el atma ihtiyacı duyuldu. Bunun üzerine yapı denetim firmaları kuruldu. Yapı denetim firmaları kurulurken binaların yıkılma nedeni inşaat mühendisini ilgilendiren nedenlerden olmasına rağmen, yapı denetim firmalarının bünyesinde çok sayıda mimar, çok sayıda elektrik mühendisi gibi çok fazla mühendis çalışır oldu. Halbuki binalar deprem sonucu yıkılmıştı ve bu konu da sadece inşaat mühendisini ilgilendirirdi. Binalarımızın yıkılma nedeni ne elektrik trafosunun patlamasından, ne de tesisat kalorifer kazanının patlamasından dolayı değildi.

Buna rağmen yapı denetim firmaları bünyesinde makina mühendislerini, elektrik mühendislerini bulundurdu. Halbuki sadece birkaç tane inşaat mühendisi bulundursa hem onlara daha iyi şartlar sunacak hem de mühendis daha iyi şartlarda çalışarak işini daha iyi yapabilecek. Bu çok önemli ve işin temelinde bu var. Anı zamanda bu nedenlerden dolayı yapı denetim firmalarına da çok fazla yük yüklendiği kanaatindeyim.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz