Limak Gaziantep’i sevdi: Dev proje

Gaziantep’teki çimento yatırımını Kilis’e taşıma süreci devam eden Limak Holding fabrikadan boşalan 1 milyon 200 bin metrekarelik araziye konut projesi planlıyor.

Limak Gaziantep’i sevdi: Dev proje
BOSS Dergisi
27 Mart 2018 / 08:00

Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, “Çimento fabrikamızı taşıdığımızda da yeni projelerle hep burada olacağız. Biz kendimizi Gaziantepli gibi hissediyoruz ve burada kalıcıyız.”

Çimento fabrikasının arazisini Gaziantep’te değer katacak bir proje haline dönüştürmeyi hedeflediklerini kaydeden Özdemir, “Gaziantep çok ciddi göç alıyor. Hızlı büyüyor, nüfus artıyor. Gaziantep zaten çok değerli bir şehir. Biz de böylesi değerli bir şehre değer katabilecek bir proje yapmak isteriz. Şu anda üzerinde çalışıyoruz. Orası için bir yaşam alanı oluşturacak projeler üzerinde duruyoruz.

Burası 1,5 milyon metrekare alana sahip, çok büyük bir arazi. İçinde bütün unsurları barındıran bir proje olsun istiyoruz. Gaziantep’in merkezinin üzerindeki yükün azalmasına da katkı sunacak bir proje olması yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz kendimizi Gaziantepli gibi hissediyoruz ve burada kalıcıyız” dedi. Çimento fabrikası için Kilis tercihleri hakkında da bilgi veren Özdemir; “Kilis’te ihracat potansiyeli olacağını düşünüyoruz. Suriye yeniden yapılandırılmaya başlandığında hem inşaatçıya hem çimentoya ihtiyaç olacak. Suriye’nin yeniden yapılanmasında Türk müteahhitlere, Türk çimento şirketlerine çok iş düşeceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu. 

Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, iş yaşamı, projeleri ve Limak’ın yatırımları hakkında sorularımızı yanıtladı. 

Mühendis bir ailede yetişen ve kendisi de mühendis olan Ebru Özdemir, eğitimini bitirir bitirmez Limak’ta iş yaşamına başladığını ve iş yaşamında 20 yılı geride bıraktığını belirtti. 

Özdemir, kendisinin de ikinci kuşak temsilcilerinden olduğunu ve ikinci kuşak temsilcileri ile birlikte şirkette son yıllarda bir değişim süreci yaşadıklarını kaydetti.

Bu süreçte inşaatçı olmaktan çıkıp yatırımcı kimliğine büründüklerini aktaran Özdemir, hem farklı sektörlere geçiş yaptıklarını hem de finansman konusunda bankacılık ve sermaye piyasalarını kullanır hale geldiklerini söyledi.

Ebru Özdemir, tamamlandığında dünyanın en büyük havalimanı olacak İstanbul Yeni Havalimanı projesi, 1915 Çanakkale Köprüsü projesi, Kuveyt’te bir Türk müteahhidin yurtdışında tek kalemde aldığı en büyük proje olan uluslararası havalimanı projesi, LimakPort İskenderun, Limak Çimento’nun Kilis’e taşınması ve gıdadan enerjiye kadar Limak Holding’in yatırımları hakkında bilgi verdi.

Gaziantep ve bölge yatırımlarının devam ettiğini dile getiren Özdemir, Gaziantep’in kendilerinde özel bir yere sahip olduğunun altını çizdi. LimakPort İskenderun projesi ve Limak Çimento fabrikasından dolayı sürekli Gaziantep’e geldiğini belirten Özdemir,  çimento fabrikasını Kilis’e taşısalar bile fabrikanın olduğu alanda yeni bir yatırım yapmayı düşündüklerini söyledi.

Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir; iş yaşamını, Limak Holding’in yatırımlarını, sosyal sorumluluk projelerini, hedeflerini ve bilinmeyen anlattı.

Öğrencilikten başlayıp iş yaşamınızın başladığı ilk yılları kısaca bizimle paylaşır mısınız?

Bütün ailemiz mühendis. Babam da prototip olarak herkesi mühendis yapıyor. Annem ve ortağıyla da üniversitede sınıf arkadaşı. Babam çok pratiktir, hem eşini hem işini aynı sınıftan bulmuş. Dayımlar mühendis, amcamlar mühendis, ortağı, ortağının çocukları hepsi mühendis. Tabii bizim de mühendis olacağımız belliydi. Ben de fena olmayan bir öğrenciydim. Üniversite sınavlarında en başta Boğaziçi Üniversitesi’ne girmek istedim. Bütün tercihlerime Boğaziçi, ODTÜ gibi üniversitelerin inşaat bölümünü yazdım. Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanınca dört yıl üniversitede okudum ama biz zaten lisede de, ortaokulda da her zaman işin içerisindeydik. Yaz tatiline girince muhakkak şantiyede durulur, şantiye gezilir, yemek yenirdi. Üniversitede de stajlarım hep şantiyelerde geçti. 1997 yılında, Amerika’da işletme mastırımı tamamladıktan hemen sonra kendimi iş hayatında buldum. Hatta Amerika dönüşü uçaktan indiğimde eve gitmek yerine işe gittim. O tarihten bugüne değin, 20 yıldır da takım arkadaşlarımla beraber İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, Priştina Uluslararası Havalimanı ve LimakPort İskenderun gibi büyük Kamu-Özel İşbirliği projelerini başarıyla hayata geçirdik.

Hangi sektörlerde faaliyet gösteriyorsunuz?

Aslında babamlar kurduğunda biz bir inşaat şirketi olarak başlamıştık. Daha sonraki süreçte başka sektörlere yatırım yaptık. Bir çimento fabrikası satın alarak çimento sektörüne girdik. Daha sonra turizm geldi. Otel yatırımlarına başladık. DSİ’ye baraj yapıyorduk, daha sonra enerji sektörü liberalleşince hidroelektrik santralleri yapmaya başladık. Kısacası Limak olarak bugün enerji, turizm, çimento, inşaat, altyapı yatırımları, liman ve havalimanı işletmeciliği ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteriyoruz.

Sizinle birlikte nelerin değiştiğini düşünüyorsunuz?

Biz şirketin ikinci jenerasyonuyuz. İkinci jenerasyon olarak da dört kişiyiz. Ben, kardeşim ve Sezai Bey’in iki oğlu. Hatta şu anda bir geçiş sürecindeyiz. Biz aslında tam Türkiye’nin değişim sürecinde başladık. Rahmetli Turgut Özal sonrasında, daha liberalleşen piyasa şartları, kamu-özel işbirliği modelinin uygulanmaya başlaması ki, enerji tesisleri öyledir. Otel yatırımları teşvik edildi. Otel yatırımı yapacaklara araziler verildi. Biz de yarım kalan bir oteli aldık ve değerlendirdik. Yani finansmanın ve imkanların arttığı bir döneme denk geldi. Onun için finans bilgimizi de kullanarak; önce hazine garantili krediler, sonra kamu özel sektör iş ortaklıkları, sonra yap-işlet-devret projeleri ile beraber Türkiye vizyonu çerçevesinde bu sektörlere girdik. Bu süreçte aslında inşaatçı olmaktan çıkıp yatırımcı kimliğine büründük. Hem farklı sektörlere geçiş yaptık, hem de finansman gerektiren; bankalarla ilişkileri, sermaye piyasalarını kullanır hale geldik.   

İskenderun Limanı Gaziantep ve bölge illeri için hayati önem taşıyor. Az önce bahsettiniz ama orada süreç nasıl devam ediyor, bölge sanayicisinin ilgisi nasıl, biraz daha açabilir miyiz? 

İskenderun Limanı büyüyor. Sadece liman değil aslında İskenderun bölgesi büyüyor. Bu süreçte Assan Port liman işletmeciliği ve LimakPort olarak bizler aslında bu büyümeyi Mersin’den İskenderun’a çevirdik. Çünkü biz hinterlanda daha yakınız. Şu anda 13 tane hat bize servis veriyor. İhracatçı ürünlerini çok daha yakın bir mesafeden yurtdışına ulaştırabiliyor. Gaziantep ve Gaziantep ile birlikte tüm bölgeyle çalışabiliyoruz. Gaziantep bölge için çok önemli bir kent. İhracatını da daha yakın bir noktadan yaparsa maliyetler noktasında da önemli kazanımları olur. Şu an bizim liman olarak maliyetlerimiz de çok düşük. Bu üreticiye çok büyük fayda sağlıyor. Çünkü ihracatta da dünyada çok büyük bir yarış var. Bu rekabette ihracatçının elini güçlendiriyor. Yatırımlarımızı her sene artırıyoruz ama zaten asıl büyük yatırımımızı yaptık. Limanımız 1 milyon TEU kapasiteye sahip ama şu an 300 bin TEU civarındayız. Büyüme devam ediyor, daha hızlı büyümek istiyoruz. İbre İskenderun yönüne döndü.

Gaziantepli sanayicilerin bu sürçte İskenderun Limanı’na ilgisinde nasıl bir değişim oldu?

Bizi çok destekliyorlar. Özellikle Hassa-Dörtyol tüneli Gaziantep’in de çok istediği bir proje. Çünkü Gaziantep’teki organize sanayi bölgeleri dolmuş durumda. Bu projeyle birlikte Hassa’nın başında ve sonunda 3 tane daha organize sanayi bölgesi planlanıyor. Bir organize sanayi bölgesinin en önemli unsuru ulaşımıdır. Limanlara yakınlığıdır. Dolayısıyla biz de bu tünelin yapılmasını çok istiyoruz. Bölge için, ihracatçı için, Gaziantep için istiyoruz. Şu anda projeleri bitti ihale edilmesini bekliyoruz.

GAZİANTEP SANAYİSİNİN YARISI İSKENDERUN LİMANI’NA YÖNELDİ 

Gaziantep’in yüzde 50 yükü artık İskenderun’daki limanlarda elleçleniyor. Bugün Gaziantep sanayisinin ilk 10 firmasını saydığınız zaman hepsiyle uzun dönemli ilişkilerimiz ve kontratlarımız var. Gayet memnunlar ve her sene işbirliğimizi artırarak devam ettiriyoruz. 2018 yılında da birlikte çalışmalarımız devam edecek. Karşılığını bulduğu sürece hiçbir sanayi kuruluşunun Mersin’e gitme ihtiyacı olmuyor. Gaziantep’te de bir ofisimiz var ve sürekli Gaziantepli üreticilerle temas halindeler.  

Limak Çimento fabrikasını Gaziantep’ten Kilis’e taşıma kararı almıştınız. Fabrikanın ne kadarını taşıdınız?

Çimento fabrikaları ilk yapıldıklarında şehrin içine kurulmuyor. Ama şehirler büyüdükçe fabrikalar şehrin içinde kalmaya başlıyor. Tabii bu da kent yaşamı için çok tercih edilen bir durum değil. Biz de bu sebeple fabrikayı Kilis’e taşıma çalışmalarına başladık. Bu süreçte devam ediyor. Ancak şu anda Gaziantep fabrikamız faaliyetlerini sürdürüyor.

Fabrika tümüyle taşındıktan sonra boş kalacak alanla ilgili nasıl bir tasarrufta bulunmayı düşünüyorsunuz?

Burayı şehre değer katacak bir proje haline dönüştürmeyi hedefliyoruz. Gaziantep çok ciddi göç alıyor. Hızlı büyüyor, nüfus artıyor. Gaziantep zaten çok değerli bir şehir. Biz de böylesi değerli bir şehre değer katabilecek bir proje yapmak isteriz. Şu anda üzerinde çalışıyoruz. Orası için bir yaşam alanı oluşturacak projeler üzerinde duruyoruz. Burası 1,5 milyon metrekare alana sahip, çok büyük bir arazi. İçinde bütün unsurları barındıran bir proje olsun istiyoruz. Gaziantep’in merkezinin üzerindeki yükün azalmasına da katkı sunacak bir proje olması yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz kendimizi Gaziantepli gibi hissediyoruz ve burada kalıcıyız. 

Çimento fabrikasını Kilis’e taşımanızdaki öngörünüz neydi. Neden Kilis’i tercih ettiniz? 

Bims fabrikasını orada devreye almıştık. Tabii Kilis’te ihracat potansiyeli olacağını düşünüyoruz. Suriye her zaman böyle kalmayacak. Suriye yeniden yapılandırılmaya başlandığında hem inşaatçıya hem çimentoya ihtiyaç olacak. Suriye’nin yeniden yapılanmasında Türk müteahhitlere, Türk çimento şirketlerine çok iş düşeceğini düşünüyoruz. Bu fabrikayı da kimsenin cesaret edemediği bir zamanda Kilis’te kurarak, hem istihdam sağladık, hem yatırım yaptık, hem de geleceğe dönük bir planlama yapmış olduk. Orası 250 milyon dolarlık bir yatırım ve taşınma süresi de zannediyorum en az bir yıl sürer. 

Gaziantep sizin için neden önemli, Gaziantep denildiğinde aklınıza ilk ne geliyor?

En başta gastronominin başkenti olduğunu belirteyim. Tabii ben hem İskenderun Limanı, hem çimento fabrikası nedeniyle sürekli Gaziantep’e geliyorum. Burası Türkiye’nin 6. büyük ihracatçı kenti. Güçlü ekonomisinin yanında hem başka şehirlerden göç alıp, hem de bu kadar mülteciye sorunsuz bir şekilde ev sahipliği yapabilen örnek bir şehir Gaziantep. Dinamik, üreten, istihdam sağlayan, uluslararası pazarlarda adından söz ettiren Gaziantep; işine bağlı, müthiş bir çalışma azmine sahip insanların yaşadığı çok başarılı şehir. Burada çok sayıda sanayicimizle görüştüm. Bakış açılarından, vizyonlarından müthiş etkilendim. Bizim çimento fabrikamız burada olduğu için zaten evimiz gibi. Çimento fabrikasını taşısak da buraya yönelik yeni proje düşüncelerimiz var. Biz kendimizi Gaziantepli gibi hissediyoruz ve burada kalıcıyız.

Babanız Nihat Bey ile iletişiminiz nasıldır? Örneğin iş yaşamıyla ilgili kulağınıza küpe olacak nasihatleri var mıdır? Kendisinden iş yaşamına dair öğrendiğiniz altın kural nedir?

Babamla çok iyi bir iletişim içindeyiz. Gün içinde de sürekli iletişim halindeyiz. İş yaşamı ile ilgili olarak ondan çok fazla şey öğrendim. Özellikle işini çok iyi takip eder, ben de bu konuda onu örnek almaya çalışıyorum. Bize hep söylediği şey alçakgönüllü olmamızdır. Kendisine gelen tüm telefonlara cevap vermeye veya geri dönmeye çalışır. Bizim de bu konuya dikkat etmemizi nasihat eder. Sosyal yönü çok kuvvetli birisi. Yaptığı her işte muhakkak o konuyla ilgili sivil toplum örgütlerine katılır, biz de bu konuda aynı şekilde davranmaya gayret gösteriyoruz. Ayrıca zamanını çok iyi planlar. Çok çalışır ama mutlaka sosyal aktivitelere ve spor yapmaya da zaman yaratır.

İş yaşamında kadın olmanın zorlukları var mı? Yaşadığınız zorluklar oldu mu? Pozitif ayrımcılığa inanıyor musunuz?

Ben kişisel olarak çok büyük zorluklar yaşamadım. Ama iş yerinde kadın olmanın elbette pek çok yönden zorlukları mevcut. Pozitif ayrımcılığa inanıyorum. Çünkü erkekler iş dışında çok fazla ortak zaman geçiriyorlar ve iş konusunda da birbirlerini destekliyorlar. Ben kadınların da bu konuda birbirlerini desteklemeleri gerektiğine inanıyorum. Bir kız kardeşlik ruhu oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Şu anda yürüttüğümüz Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi de temelde bunu hedefliyor. Biz bu projede sosyal yönden çok donanımlı mühendis kadınlar yetiştirmenin yanı sıra kendi aralarında bir bağ kurmayı ve mezun olduktan sonra çalışırken de bu projeye destek vermelerini hedefliyoruz. Böylece uzun vadede kadın mühendisler arasında güçlü bir network oluşturmayı hayal ediyoruz.  

İş yaşamınızda öne çıkan en büyük özelliğiniz nedir?

Benim en büyük özelliğim iyi takımlar kurmak diye düşünüyorum. Ne iş yaparsanız yapın öncelikle iyi bir ekip kurmalı ve takım oyunu oynamalısınız. Bizim de şirkette çok demokratik bir yapımız vardır. Herkesi dinleriz ama hızlı karar veririz. Çoğu zaman karar verememek daha büyük sıkıntı doğurabilir. Bir de ortaklık yürütmek konusunda iyi olduğumuzu düşünüyorum. Her zaman ortaklarımıza karşı saygılı ve şeffaf bir ilişki yürütürüz. Çok hızlı ortaklık kurabiliyoruz. Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda olduğu gibi bu ortaklar çok farklı ülkelerden ve kültürlerden de olabiliyor.

Yap-İşlet- Devret modelinin ülkemiz gelişimi açısından önemi nedir? 

Bence buradaki en büyük katkı hızlı finansman sağlamak konusunda oldu. Ülkenin ihtiyaç duyduğu pek çok altyapı yatırımı devletin kasasından para çıkmadan çok kısa sürelerde tamamlanarak devreye alınabiliyor. Bu da ülkenin daha hızlı gelişimine büyük katkı sağlıyor. Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda bu altyapı yatırımlarını hayata geçirmesi son derece önemliydi. Özellikle ulaşım ve sağlık gibi alanlardaki altyapı yatırımları ekonomik bir sıçrama yaratabilmek için son derece önemli diye düşünüyorum. Yap-işlet-devret modeli de son derece başarılı bir şekilde işletildi. Biz bu konuda artık know-how ihraç eder noktaya geldik. Örneğin Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı için yapılan sözleşmeyi Senegal’de inşaatına devam ettiğimiz havalimanı için de kullandık.

Limak gibi çok sayıda sektörde faaliyet gösteren bir yapı nasıl yönetiliyor? Halihazırda bir aile anayasanız var mı?

Bir aile anayasamız yok ama her sektörün başında yıllardır bizimle çalışan konusunda çok yetkin yöneticilerimiz var. Biz zaten şirketi onlarla birlikte yönetiyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi buradaki en önemli konu iyi takımlar kurmaktan geçiyor.

Güneydoğu’yu ve özellikle Gaziantep’i sizin için özel kılan nelerdir? Gaziantep denildiğinde ilk aklınıza ne geliyor? 

Gaziantep çok önemli bir sanayi şehri. Çok önemli kültür miraslarını bünyesinde barındırıyor. Birçok açıdan ön plana çıkmış Türkiye’nin en önemli kentlerinden birisi. Biz her zaman burada kendimizi evimizde hissediyoruz. Çünkü şehrin daha büyük bir potansiyeli olduğunu görüyoruz ve bu potansiyeli hayata geçirmek için biz de Limak olarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmek istiyoruz.

Dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünya ekonomisi sizce nereye gidiyor? 2018 yılı öngörüleriniz nelerdir?

Dünya ekonomik olarak zor bir dönem geçiriyor. Ekonomik ağırlığın Doğuya doğru kaydığını hepimiz izliyoruz. Türkiye ekonomisi de hem bu süreçten etkilendi hem de çevremizdeki şiddet ve istikrarsızlığın bizim üzerimizde negatif etkileri oldu. Ama aynı zamanda Türkiye ekonomisinin ne kadar dayanıklı olduğunu da hep birlikte gördük. Son açıklanan büyüme rakamları da oldukça umut verici. biz 2018’in daha da iyi bir yıl olacağına inanıyoruz. Suriye ve Irak’ta da bir normalleşme sürecinin başlayacağını düşünüyoruz. 

Girmeyi düşündüğünüz yeni sektörler var mı?

Madencilik ve savunma sanayii ile ilgili yeni fırsatları değerlendiriyoruz. Bunun dışında gayrimenkul geliştirme konusunda Makedonya’da bir projeye başladık. Bu da aslında bizim için yeni bir alan.

Ülkemiz kadınlarını girişimcilik noktasında nasıl buluyorsunuz? Girişimci kadın sayısı sizce nasıl artabilir?

Türkiye’de kadın girişimciler var. Oldukça iyi pozisyonda olanlar da var aralarında. Ama maalesef daha çok mesafe kat etmeliyiz. Biz Endeavor’da da bu konuda birçok faaliyet yürütüyoruz. Mikro Kredi uygulamaları da bu konuda önemli. Özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının kadın girişimcilerin sayısını artırmakla ilgili daha fazla inisiyatif alması gerektiğini düşünüyorum. 

İş yapma anlayışınız nasıldır? İş çevrelerinde en çok hangi yönünüzle tanınırsınız?

Ben genel olarak işi elimize aldığımızda bir katma değer ekleyip büyütebileceğimiz işlerle ilgilenmeyi daha çok seviyorum. Dolayısıyla biraz daha yatırımcı bir yönüm var diyebilirim. Yani doğru bir finansal yaklaşımla bir işi geliştirmek ve önemli bir katma değer haline getirmek herhalde benim yapmayı en çok sevdiğim şey. Tabi buna sadece iş anlamında da bakmıyorum. Şirket olarak ve vakıf çatısı altında yürüttüğümüz pek çok sosyal sorumluluk projesi bulunuyor. Bu projelerin tamamına da aynı bakıyorum. Örneğin Sabiha Gökçen projesine ne kadar mesai harcadıysak aynı ciddiyetle bu projelere de o mesaiyi harcıyoruz. Dolayısıyla yaptığımız her işte sonuç odaklı olmak beni daha doğru tarif eder diye düşünüyorum. 

Sizce önümüzdeki yıllarda hangi sektörler ön plana çıkacak, hangi sektörlere yatırım yapılabilir?

Bence önümüzdeki yıllarda hangi sektörler ön plana çıkacak, bunu kimse bilmiyor. Çünkü dünyadaki değişim hızı teknolojiyle birlikte müthiş bir şekilde arttı. Bugün doğan pek çok çocuk gelecekte bizim bildiğimiz klasik meslekleri yapmayacak. Dolayısıyla bizim ülke olarak buna yönelik bir eğitim sistemi oluşturmamız gerekiyor. Mühendislik eğitiminin ise matematik ve bilim ile iç içe olması nedeniyle gelecekte ortaya çıkacak pek çok mesleğin de altyapısı olacağına inanıyorum. Yatırım yapmak açısından bakılacak olursa; gelecekte enerji, havacılık, iletişim ve teknoloji gibi sektörlerin önemi daha da artacak.


Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz