Kentsel dönüşüme hız verilmeli

Adıgüzeller İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, sektörde yaşanan gelişmeleri, proje ve hedeflerini anlattı.

Kentsel dönüşüme hız verilmeli
Telgraf Haber Merkezi
18 Eylül 2017 / 22:40

Adıgüzeller İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, Gaziantep’in çarpık yapılaşmanın en fazla olduğu kentler arasında yer aldığını belirtti ve kentsel dönüşümün daha etkin sürdürülebilmesi için özel sektörün de kentsel dönüşüm sürecine dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Adıgüzel, “Özel sektör kentsel dönüşüme dahil edilmeli ama projeler, Çevre Şehircilik İl Müdürlükleri veya Belediyeler ile birlikte yürütülmeli” dedi. 

Kentsel dönüşüm çalışmalarının özel sektörle birlikte yürütülmesi halinde sektöre canlılık geleceğini belirten Adıgüzel, “Bu durumda hem vatandaş, hem müteahhit, hem de şehir kazanacak” ifadelerini kullandı.

Adıgüzeller İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, sektörde yaşanan gelişmeleri, proje ve hedeflerini anlattı.

İş yaşamınızla birlikte Adıgüzeller İnşaat’ın kuruluş sürecini kısaca anlatabilir misiniz?

Yaklaşık 10 yıl kadar iki ayrı özel firmada yönetici pozisyonunda görev yaptıktan sonra kendi işimizi kurmaya karar verdik. İlk başta Ali Adıgüzel adı ile kurmuş olduğumuz şirketimizde onarım işleriyle başladık. İki yıl kadar sonra, 1999 yılında kurumsallaşma kararı aldık ve Adıgüzeller İnşaat’ı kurduk. Genelde taahhüt projelerinde yer aldık. Kamuya ait binaların anahtar teslimi projelerini yaptık ve teslim ettik. Yap-sat projelerine de 2006 yılında kendi arsamız üzerine kurduğumuz bir blok ile başladık ama bu arada Türkiye’nin o dönem üçüncü büyük spor salonu olan Karataş Spor Salonu projesini alınca bütün enerjimizi oraya yönlendirdik. Çünkü bizim için de şehir için de çok önemli bir projeydi. Hatta bizim için dönüm noktasıydı diyebilirim. Karataş Spor Salonu projesinden sonra daha büyük projelere kurumsallaşarak devam ettik. Şu anda Gaziantep’te iş bitirmesi en yüksek 3-4 firmadan birisi konumundayız.

Yap-sat projelerine ne kadar süreyle ara verdiniz. Şu an iş hacminizin ne kadarlık kısmını yap-sat projelere ayırıyorsunuz?

Yap-sat projelerine 4 yıl kadar ara vermiştik, spor salonu tamamlandıktan sonra, 2011 yılı gibi tekrar almaya başladık. Yap-sat projelerinde de çok büyük hedefler koymadık ama yetişebildiğimiz kadarıyla özellikle nitelikle projeler yapmaya devam ettik. Bundan sonrası için de yap-sat kısmımızı geliştirmeyi ve bu şehre artı değer katan projeler yapmayı hedefliyoruz.

BU ŞEHRİN İŞİNİ BU ŞEHRİN FİRMALARI YAPMALI

Bu şehrin belli başlı firmalarından birisi olunca ister istemez bir misyon üstlenmiş de oluyorsunuz. Nedir o? Bu şehrin ihtiyaç duyduğu binaların yapımının mümkün olduğunca yerel firmalar tarafından karşılanmasının gerekliliğini düşünüyorum. Başka şehirlerden gelen firmalar işlere düşük teklif attığı zaman zarar ettiğini gördüğü zaman hemen bu zararı şehrin esnafının üstüne yıkmaya çalışıyor. İşte tam olimpik havuz örneği önümüzde duruyor. Bunun ihalesini Gaziantep dışındaki bir firma gelip çok yüksek bir kırımla aldı, bitiremeyip kaçtı ve bir sürü yerli esnafa darbe vurup gitti. Maalesef yıllardır koca tesis öylece bekliyor. Bu adamlar yalnız projeyi yarım bırakmakla da kalmıyor; esnafa, alışveriş yaptığı çevrelere büyük zararlar veriyor. Bu yüzden tanıdık, bildik, bu şehri bilen firmaların önemi daha da belirgin hale geliyor.

Sizi kamu ve taahhüt projelerine sevk eden neydi?

Kendi şirketimizi kurmadan önce çalıştığım firmaların ikisinin de ortak özelliği taahhüt işi yapıyor olmalarıydı. Kendimi de bu alanda yetiştirdim. Ve bizim “maliyet” ve “kesin hesap” olarak tanımladığımız bir işin maliyetinin hesaplanması konusu benim uzmanlık alanım oldu. O firmalarda da bu alanda çalıştım. Hem şantiyeyi görme, hem de o işin maliyetini hesaplama zaten benim işimdi. Kendi firmamızı kurunca bu konular hiç zor olmadı.

İhalelere giren firma sayısı genelde ne kadar oluyor?

Firma sayısı çok ama doğru maliyeti yapabilecek firma sayısı çok az. Bu işte hata yaptım gibi bir mazeretiniz yok. Maliyette hata yapmışsanız çok büyük zararlar ediyorsunuz. Benim 30 yılı aşkın deneyimi olan bir büyüğümün hazırlandığı bir ihale vardı. Çok tecrübeli olmasına rağmen bir konuyu gözden kaçırmış, bir hata yaptı, 2011 yılında 2 milyon zarar ettik. Ama aslanlar gibi parayı çıkarttık verdik. 2 milyon zarar ettik ama bizi yıkan bir zarar değildi. Sorumluluklarımızı tereddütsüz yerine getirdik. Hatta o dönemin Bayındırlık Müdürü’ne 2 milyon zarar ettiğimizi anlattığımda “Ne mutlu Ali Bey, bir Allah’ın kulu benim kapıma gelmedi” demişti. Ben de, “Olur mu Müdür Bey, Biz de kimin parası kalır. Biz çok kar ettiğimizde, çok kar ettik diye para mı dağıtıyoruz. Zarar ettiysek de kendi hatamızı telafi etmekle yükümlüyüz” demiştim.

Taahhüt işi anladığım kadarıyla çok büyük tecrübe istiyor, aksi takdirde geri dönüşü olmayan sonuçlarla da karşı karşıya kalınabiliyor…

Kesinlikle… 2003 yılında anahtar teslimi götürü bedel geldikten sonra benim bir çok müteahhit meslektaşım, büyüğüm, hatta bizden daha tecrübeli olan firmaların maalesef bir çoğunun battığına şahit olduk. İhaleye doğru rakamı verememekten kaynaklı battılar. Bir hesap yanlışlığı yapıp, gücünüzün çok üstünde bir işin altına girdiğinizde maalesef iflas ediyorsunuz.

Bu tür projelerde sanırım rekabette üst seviyede 

Çok fazla rekabet var. Bunun yanında 13 sene geçmesine rağmen, anahtar teslimi götürü bedele taahhüt firmalarının çok alışabildiğini zannetmiyorum.

Sebebi nedir?

Tek kelimeyle kadro yetersizliği… Bizimki de bir kısmet. Benim de iş hayatına ilk başladığımda, kesin hesap kısmında çalışmış olmam tamamıyla bir nasip meselesi. Aksi takdirde nerden bilebilirdim.

Kadro sıkıntısı var dediniz ama rekabette hız kesmeksizin devam ediyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Maalesef iki ileri bir geri giden arkadaşlarımız oluyor. Toplam maliyeti iş bitince görebiliyorlar… Tabii ki işini çok güzel yapan arkadaşlarımız da var. Onları da takdir etmek gerekiyor.

Bugüne kadar yanılma payınız en fazla ne kadar oldu?

Biz dış kapının önüne koyduğumuz logarları bile en baştan hesaplarız. Bizim ihale öncesi yaptığımız maliyetler yüzde 3 bile yanılmaz. Bu da çok iyi bir rakamdır. Çünkü inşaat işinde yanılma olasılığınız çok yüksektir. 

Taahhüt projelerinin sac ayakları nelerdir?

En ucuz fiyatı vereceksiniz, idarenin istediği malzeme kalitesini kullanacaksınız ve işinizi pürüzsüz yapacaksınız. Bu üçünü yapabilmek inanılmaz zordur. Yaparsanız da ayakta kalırsınız.

“MÜTEAHHİT HASTALIĞI!”

Tüm meslektaşlarıma özellikle kalifiye eleman çalıştırmalarını tavsiye ediyorum. Bizim görevimiz iyi kadro kurmak ve işi ehline vermek. Bir de benim müteahhit hastalığı dediğim bir tabir var. Hesabında 3-5 milyon para gören arkadaşımız bu paranın hepsini kendi kârı zannediyor. Oysaki kendi parası olmadığını bilerek hareket etmeli. Önce çalışanlarının, taşeronların, satıcıların, kısacası tüm giderlerin ödemesini yaptıktan sonra kalan paranın kendi parası olduğunu bilmeli 

“SURİYE’NİN İNŞASINA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ" 

Hükümetimiz oradaki yaraları sarıyor ve yaşam şartlarını iyileştiriyor. İnşaat sektörü yıllardır Suriye’deki iç savaşın bitmesini bekliyor. Şartlar iyileşir ve istikrar olursa orayı inşa edecek yine bizleriz. Onu düşünerek de adımlarımızı ona göre atmamız gerekiyor.

İnşaat sektörü bugün için nasıl bir dönem yaşıyor?

Taahhüt işlerinde referandumdan sonra yeni yeni bir hareketlenme söz konusu. Seçimlere, referanduma endekslenmiştik, bu süreçlerin tamamlanmasıyla birlikte devlet eliyle yapılan projelerin önü açılmaya başladı. Fakat yap-sat’ta böyle bir hareketlilik maalesef çok fazla yok. Devletin KGF Fonu, Nefes Kredisi gibi bazı teşvikleri ve ekonomiyi rahatlatıcı hamleleri oldu ama vatandaşın alım gücü düşük ve hala yetersiz kalıyor. Şu an dövizin düşmesi mutluluk verici, TL’nin değer artışı güzel ama ekonominin biraz daha rayına oturması ve insanların işlerinin biraz daha açılması sektöre de olumlu yansıyacak diye düşünüyorum. Tabii bunun hemen bu yıl içerisinde olacağını zannetmiyorum. Belki 2018 yılında piyasada biraz daha rahatlama olabilir. Ülke olarak menfur bir darbe girişimi atlattık, terörle mücadelemiz sürüyor, Suriye’de sınır ötesinde çok önemli operasyonlar gerçekleştiriyoruz. Biz bunlarla uğraşırken dünyanın farklı bölgelerinde de farklı krizler ve gerilimler yaşanıyor. Ülke olarak hem bunlarla uğraşıyor hem de ekonomimizi iyileştirmeye çalışıyoruz. Kolay değil.

Devam eden kentsel dönüşüm çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Gaziantep gecekondu sayısının en fazla olduğu iller arasında yer alıyor. Bizim kentsel dönüşümle yeni imar alanı oluşturabileceğimiz çok fazla bölgemiz var. Kentsel dönüşüme özel sektörün de dahil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özel sektör dahil edilmeli ama projeler belediyelerle birlikte yürütülmeli. Müteahhit doğrudan ev sahipleriyle baş başa bırakılmadan, belediyelerin nezaretinde görüşmeler yapılmalı. Aksi takdirde müteahhit ile vatandaş masaya oturduğunda herkesin beklentisi farklı olduğu için uzlaşma sağlamak çok daha güç hale gelebiliyor. Fakat vatandaş, belediye ve müteahhit birlikte masaya oturduğunda taraflar açısından uzlaşmak çok daha kolay hale geliyor. Kentsel dönüşümü de hızlı yapmak ve devlet teşvikleriyle de önünü açmak lazım. Aksi takdirde gecekondu sahibi bugünkü daire fiyatlarıyla nasıl ev sahibi olacak! Ama bunu yaptığınız takdirde vatandaş ev sahibi olabilecek. Vatandaş ev sahibi olduğunda otomatikman müteahhit devreye girecek. Vatandaş da kazanacak, sektör de kazanacak. Sektörün kazanması demek şehrin ve ülkenin de kazanması demek.  

Demir fiyatlarındaki artış tartışmasız inşaat sektörünün öncelikli gündem maddesi haline geldi. Ne oldu da demir fiyatları bu kadar arttı?

Dünyada demir cevheri ve hurda fiyatları düşerken, demirin artmasını gerektirecek herhangi bir gelişme yokken, yapılan bu yüksek zamma bizde anlam verebilmiş değiliz. Sektör zaten bir sürü sorunla boğuşurken, demir fiyatlarına yapılan bu zamla sıkıntımız katlandı.


Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz