Modern Çağın Hastalığı: İnternet

Özel MMT Amerikan Hastanesi Psikoloğu Gonca Hasgül, bu bağımlılığın hem psikolojik hem de fiziksel sorunlara yol açtığını belirtti.

Modern Çağın Hastalığı: İnternet
Telgraf Haber Merkezi
2 Ağustos 2018 / 10:02

İnternet bağımlılığının, özellikle çocuklarda modern çağın hastalıklarından biri olarak kabul edildiğini söyleyen Özel MMT Amerikan Hastanesi Psikoloğu Gonca Hasgül, bu bağımlılığın hem psikolojik hem de fiziksel sorunlara yol açtığını belirtti.

Özel MMT Amerikan Hastanesi Psikoloğu Gonca Hasgül, çocuklarda artan internet bağımlılığına dikkat çekti. Özellikle çocukların çok küçük yaştan itibaren cep telefonları sayesinde internet ve sanal ortama bağımlılığının arttığını dile getiren Hasgül, küçük yaştan itibaren sussun, oyalansın veya ağlamasın diye eline tablet ya da cep telefonu verilen çocukların sanal dünyadan koparılmasının zor olduğunu dile getirdi.

İnterneti doğru ve sınırlı şekilde kullanmanın önemine değinen Psikolog Gonca Hasgül, “Okulların ve ailelerin çocuklara yeterli sosyalleşme ortamı sunamamalarına karşın az da olsa bir alternatif olma niteliği taşıyabilir; çünkü arkadaşlarıyla sürekli iletişim içinde olmak çocuğun aidiyet ve önemsenme ihtiyacını karşılayabilmektedir. Çocuk kendini sanal dünyanın tehlikelerinden nasıl koruyacağını bilemez. Bir konu ile ilgili araştırma yaptığımızda doğru olan ve olmayan binlerce bilgiyle karşılaşıyoruz. Çocuk hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu ayırt edemeyebilir, yanlış bilgiyi doğru zannedip buna inanabilir, cinsel içeriklerle ya da uygun olmayan reklamlara maruz kalabilirler. Küçük yaştan itibaren sussun,  oyalansın veya ağlamasın diye eline tablet ya da cep telefonu verilen ortamda yetişen çocukları. Bu sanal dünyadan ayırabilmek de son derece zordur. Çocuklar illa internet kullanacaksa; ebeveyn kontrolünde kullanmalıdır” dedi.

Psikolog Gonca Hasgül, internet kullanımı ile ilgili olarak kendisine en çok sorulan soruları ve cevapları ise şöyle sıraladı; 

  • Teknolojinin çocuklara sunduğu avantajlar neler?

Doğru bir şekilde ve sınırlı süreli kullanıldığında bilgiye ulaşma, araştırma yapma ve merak uyandırarak bilme isteğinde artış türünde eğilimler yaratmaya bağlı olarak yaratıcı düşünceyi desteklemektedir. Okulların ve ailelerin çocuklara yeterli sosyalleşme ortamı sunamamalarına karşın az da olsa bir alternatif olma niteliği taşıyabilir; çünkü arkadaşlarıyla sürekli iletişim içinde olmak çocuğun aidiyet ve önemsenme ihtiyacını karşılayabilmektedir.

  • Teknolojinin çocuklara sunduğu dezavantajlar neler?

Çocuk kendini sanal dünyanın tehlikelerinden nasıl koruyacağını bilemez. Bir konu ile ilgili araştırma yaptığımızda doğru olan ve olmayan binlerce bilgiyle karşılaşıyoruz. Çocuk hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu ayırt edemeyebilir, yanlış bilgiyi doğru zannedip buna inanabilir, cinsel içeriklerle ya da uygun olmayan reklamlara maruz kalabilirler. Ayrıca çocuğun sanal dünyada fazla vakit geçirmesi okulda öğrenme sorunları, dikkat dağınıklığı, takıntılar, ilişki kurmada yetersizlik gibi birçok probleme neden olabilir.

  • Çocuk teknolojiyle kaç yaşında tanışmalı?

Bu noktada kesin bir şey söylemek zor, ancak küçük yaşlarda tabi ki önerdiğimiz bir durum değil; çünkü küçük bir çocuğun gerçek ilişkileri deneyimlemeye ihtiyacı var. Oyun oynamak, akran ilişkisi, gelişimsel döneme bağlı görevler vs. çocuğun Facebook’ta sayfa açmasından daha önemlidir. Küçük yaştan itibaren sussun/oyalansın/ağlamasın diye eline tablet ya da cep telefonu verilen ortamda yetişen çocukları. Bu sanal dünyadan ayırabilmek de son derece zordur.

  • Anne-babanın tutum ve davranışı nasıl olmalı?

Öncelikle ebeveynler, çocukların sanal ağlarla ilişkilerini yasaklamak yerine yönetebilmeli, bu konuda çocuğu bilinçlendirmek ve eğitmek son derece önemli. Mutlaka koruyucu ağ ve programların kullanılması gerekiyor. Ebeveynler; çocuğun kimlerle neler yazıştığının, neler araştırdığının, sanal dünyayla ne kadar vakit geçirdiğinin farkında olmalıdır. Çocuğa mutlaka ‘Sanal Dünya Mahremiyeti’ kazandırılmalıdır yani her türlü kişisel ve mahrem bilgisini paylaşmamsı konusunda bir bilinç oluşturulmalıdır. Aile ilişkilerindeki eksiklikler de bu duruma neden olabileceğinden ailelerin sanal medya kullanım alışkanlıklarını gözden geçirmeleri, aile içi iletişimi artırmaları ve gerekirse çocuğu spor/sanat gibi etkinliklere yönlendirmeleri gerekmektedir.

  • Bugünkü şartlarda cep telefonu çocuklara kaç yaşında alınmalı?

Bu soruya aslında “ Ne Kadar Gerekli?” diye bakmamız gerekiyor. İstatistik kurumunun verilerine göre ortalama yaş 10. Ancak çocuğun telefonu bilinçli bir şekilde kullanabilmesi için belirli bir olgunluk düzeyine ulaşması gerekiyor. Bu yüzden özelliklede internet bağlantısı olan akıllı telefonlar 15 yaştan önce önerilmemelidir. 

  • Okulda cep telefonu kullanılmalı mı yoksa uzak tutulmalı mı?

Telefon illa taşınacaksa; ders sırasında sessiz değil mutlaka kapalı konumda olmalıdır. Ancak okula giriş ve çıkışlarda açık olması daha uygundur. Yine burada da ebeveyn ve öğretmen kontrolü önemlidir. Gerek telefon gerek medya kullanımı konusunda öğretmenlerin ve ailelerin kesin kararlılık göstermeleri ve bunlar kullanılacaksa belirli kuralların konulup mutlaka uyulmasının sağlanılması gerekmektedir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz