Ovit Tüneli ile mesafeler kısalacak

Ayder Yaylası’nın muhteşem doğası eşliğinde gerçekleştirdiğimiz röportajda, Rizem Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ramazan Aydoğan ilginç tespitlerde bulundu.

Ovit Tüneli ile mesafeler kısalacak
BOSS Dergisi
26 Ekim 2017 / 08:20

Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Kültür ve Turizm Köprüsü Projesi kapsamında Güneydoğu Anadolu illerinden gelen turizm sektörü temsilcileri ve gazetecileri ağırlayan Rizem Kültür ve Turizm Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Aydoğan, Ovit Tüneli’nin açılmasıyla birlikte Güneydoğu Anadolu ile olan mesafelerin çok daha kısalacağını ve gönül köprülerinin daha da sağlamlaşacağını söyledi. Güneydoğu’ya müthiş bir sevgi duyduklarını dile getiren Aydoğan, önümüzdeki yıl Ovit Tüneli’nin tamamının açılacağını ve Mardin ile mesafenin 6 saate düşeceğini kaydetti.

Ayder Yaylası’nın muhteşem doğası eşliğinde gerçekleştirdiğimiz röportajda, Rizem Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ramazan Aydoğan ilginç tespitlerde bulundu.

Aydoğan, kültür ve turizm köprülerinin öğrencilerle devam edeceğini, Rize’nin 3 ay olan turizm sezonunu 9 aya çıkarmak istediklerini, Rize’ye gelen turist kadar Rize’den de Güneydoğu Anadolu şehirlerine giden turist sayısını artırmak istediklerini, Ovit Tüneli başta olmak üzere teleferik, otel yatırımları ve Ayder Yaylasında gerçekleşecek yeni sürçle birlikte Rize’nin cazibe bölgesi haline geleceğini belirtti.

Rizem Kültür ve Turizm Derneği Başkanı, Rize Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesidir. Baba mesleği olan turizm ve otelcilik sektöründe yaklaşık 27 yıldır faaliyet göstermektedir. Aydoğan Ailesi, Rize’nin en eski otelini kuran ailedir ve Ramazan Aydoğan da sektördeki en tecrübeli işadamları arasında yer almaktadır.

Rizem Derneği hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?

Derneğimizi yaklaşık 4 yıl önce kurduk. Rize turizmine katkı sağlamak amacıyla yola çıktık. Üyelerimiz arasında otel, restoran, hediyelik eşya gibi turizmin kolları olan tüm sektörlerden üyemiz bulunuyor. Yaklaşık 80 üyemiz bulunuyor ki, bu isimler Rize turizminin temel taşlarını oluşturan isimlerdir. Güzel bir birliktelik kurduk ve 4 yıldır şehrimizin turizmini geliştirmek için çalışıyoruz.

Rize’de gördüğümüz kadarıyla sanki son dönemde bir farkındalıkla birlikte depara kalkma çabası var gibi. Ne oldu da böyle bir ihtiyaç fark edildi?

Burada turizm sezonu çok kısa. İki üç aylık bir sezon var. Ondan sonra burada kimseyi bulamıyorsunuz. Sadece iş için gelenler oluyor. Şu anda burada, Ayder’deki tüm tesisler Mayıs’a kadar kapanıyor. Bu sebeple maalesef buraya yatırımcı gelmedi. İki üç aylık bir işletme süreci rantabl olmadığından dolayı yatırımcı burayı cazip görmedi. Fakat son yıllarda Körfez ülkelerinden ve halihazırda yapılması planlanan projelerden dolayı bölgemize çok sayıda turist gelmeye başladı. Ondan dolayı da yatırımlar artmaya başladı. Şu anda Rize’ye üç tane beş yıldızlı otel yapılıyor. Bir tanesi yaklaşık 800, bir tanesi yaklaşık 400, bir tanesi de yine 400-500 yatak kapasiteli olacak. Bunun yanında dört yıldızlı otel projeleri de var. Şu anda biz biraz dinlenmede kaldık. Otel yatırımlarının neticesini, arz ve talebi bir görelim, potansiyeli değerlendirelim istiyoruz.

Tabii tüm bunlarla birlikte yeni bir canlanma söz konusu. Diğer zamanlarda amatörce yapılıyordu. Yatırımlar iki üç aylık beklentiye göre gerçekleşiyordu. Hesaplar bölge turizmini uzun vadeye yaymak üzere yapılmaya başlanınca bir canlanma yaşandı. 

Körfez ülkelerinin ilgisinden bahsettiniz, bu ülkelerden gelen turistlerin beklentileri ve turizme katkıları hangi ölçekte, daha çok hangi ülkelerden ilgi var?

Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Dubai, Bahreyn’den yoğun talep var. Kuzey Afrika’dan da az miktarda da olsa turist geliyor.

Tabii onlar beş yıldızlı otellerde kalmak istiyorlar. Bugün bizim burada bulunan otel tiplerini tercih etmiyorlar. Trabzon’da sekiz tane beş yıldızlı otel oldu. Rize’nin de bu pastadan daha fazla pay alabilmesi için bu tür otellerin sayısını artırması gerekiyor. Buraya o ülkelerden orta segment turist geliyor ama onlar da beş yıldızlı otelleri tercih ediyor.

Gözlerin üzerinde olduğu ve adeta hasretle beklediğiniz bir projeniz var. Ovit Tüneli projesini, bölge ve ülkemiz açısından önemini kısaca bizimle paylaşır mısınız? 

Ovit Tüneli Projesi’ni yaklaşık 6 yıl önce, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yer alan 18 ille birlikte hareket ederek ilk defa Ticaret Odamız nezdinde başlatmıştık. Mevcut illerle beraber sürekli ortak toplantılar, konferanslar, görüşmeler neticesinde alt yapısını o zaman oluşturduk. O dönem “Rize- Mardin Sevgi Yolu” projesi kapsamında Güneydoğu’da 6 ili gezmiş ve bir kamuoyu oluşmasını sağlamıştık. Bu sayede o dönem Başbakanımız olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın elini güçlendirerek ve oradaki Milletvekillerimizin çabaları ile bu projenin temeli 4 yıl önce atıldı. Bu süreçte tünelin delme işlemleri tamamlandı ve şu anda bir tüpünün aydınlatma işlemleri yapılıyor. Kasım ayı içerisinde bir tüpü açılacak ve önümüzdeki yaz sonuna kadarda tünelin tamamı açılacak. İnsanlar Rize’den Mardin’e duble yoldan gidebilecek.

Mesafe ne kadar kısalacak?

Tünel 14 bin 700 metre uzunluğunda, dünyanın ikinci uzun tüneli, Türkiye’nin ise en uzun tüneli olacak. Mesafeyi sadece Erzurum’dan Rize’ye 240 kilometre kısaltıyor. Ve yol güzergahı değişiyor. Ovit Dağı altı ay geçit verir, altı ay geçit vermezdi. Kardan dolayı yılın 5-6 ayı yol kapalı olurdu. Çünkü kar yüksekliği 4-5 metreye kadar çıkabilen bir yükseklik var orada. Rakımı 2640 metre ve çok kar alan bir bölge. Tünelle beraber zirveye çıkma durumu kalmıyor ve yılın tamamında geçiş imkanı sağlanmış oluyor. Kısacası Güneye inmek ve Güneyden buraya gelmek çok daha kolay olacak.

 “Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Kültür ve Turizm Köprüsü Projesi” nasıl   doğdu?

İçişleri Bakanlığı’na daha önceki Bakanımız döneminde projemizi yazmış ama sonuç alamamıştık. Tabii o zamanlar biz de yeni ve çok tanınan bir dernek değildik. Projeyi tekrar gündeme getirdik, yeniden yazdık ve geçtiğimiz yıl bu sefer İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu Bey’e bizzat kendim anlatarak takdim ettim. Kendilerinin de çok hoşuna giden bir proje oldu. Projemiz daha sonra onaylandı ve hayata geçti. Biz bu proje ile Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nin kaynaşmasını sağlamak istedik. Yazın bizim burada zaten otellerimizde yer olmuyor. İnanın tek amacımız bölgeler arasında sevgiyi, muhabbeti, iletişimi artırmak. Çünkü Güneydoğu Anadolu insanını ve coğrafyasını çok seviyoruz. Müthiş bir gönül bağımız var. Bölgede huzurun artması noktasında, biz de bu aş içerinde bir yerimiz, katkımız olsun istedik. Gidelim gelelim istedik. Çünkü biz bu işe turizmle başlarsak her şey çok daha kolay olur. Buradaki insanlar oraya gitmek, oradaki insanlar da buraya gelmek istiyor. Mesafeler kısalıyor ve biz de daha çok kaynaşalım istiyoruz. Burada doğal güzellikler var. Orada insanlık tarihi, din ve inanç turizmi var. Doğa turizmininin başkenti burası, inanç turizminin başkenti orası. Yazın orası sıcak ve 40 derece, burası yaylaya çıkıyorsun 20 derece. 

Siz Güneydoğu illerini gezdiğinizde ne gibi izlenimler edindiniz? 

Samimiyetimle söylüyorum, biz buradan giderken orada bu denli sıcak karşılanacağımızı tahmin edemedik. Sizin illerinize geldiğimizde müthiş sıcak bir karşılama yaşadık. Bize müthiş güç verdi. Biz de bu projede sonuna kadar gideceğiz, dedik. Proje bittiğinde, İçişleri Bakanlığı desteğini çektiğinde de artık biz ona bakmayacağız. Biz kendi imkanlarımızla da olsa artık bu birlikteliği yürütmeye devam edeceğiz. Çünkü oradaki insanların gözündeki beklentiyi gördük. Gözlerinde inanılmaz bir ışık vardı. Biz sevgiyi, saygıyı, kardeşliği karşılık beklemeksizin yaşadık ve gördük.

Bu bağlamda Gaziantep ile nasıl bir temasınız var, izlenimleriniz nelerdir?

Biz bundan dört yıl öncesine kadar Gaziantep’e yemek turları düzenliyorduk. Tabii Güneydoğu’da yaşanan terör hadiselerden dolayı algı bir anda değişti. Ama gelinen noktada biz bu turları yeniden devam ettirmek istiyoruz. Gaziantep gastronomi şehri ve harika bir mutfağa sahip. Bu bölgenin insanı da lezzete, yemeğe düşkündür. Biz esnaf arkadaşlarımızla birlikte toplanıp hafta sonları Gaziantep’e yemek turlarına gidiyorduk.

Tabii Gaziantep en başta bir sanayi şehri. Bizim buradaki esnafımızın birçoğunun Gaziantep ile bağı vardır. Bölgede huzur ve güven ortamı oldukça gidip gelmeler daha da artarak devam edecektir.

Maalesef bazı basın yayın organlarında çıkan haberler böyle bir algıya sebep oldu. Biz bölgemizde de bunu yaşıyoruz. Burada bir yağmur yağsa ya da bir yerde sel olsa “Karadeniz’i sel bastı” haberleri yapılıyor. Siz gelmeden birkaç gün öncede “Karadeniz’i sel aldı” haberleri yapıldı. Siz öyle bir şey gördünüz mü? Tabii ki burada yağmura, yağışa uygun bir coğrafya var ama her yeri sel basmıyor, her gün sel olmuyor. Bu nedenle algı çok önemli, yanlış algı oluşturmaktan kaçınmak gerekiyor. 

Projede süreç nereye gidiyor, hedefleriniz nelerdir?

Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Kültür ve Turizm Köprüsü Projesi’ni yedi ilde başlattık. Adana, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve Diyarbakır illerini ziyaret ettik. Van’dan arkadaşları da buraya davet ettik. Bu proje finansman ve destekler noktasında bugün tamamlandı ama biz bu projeyi bitirmeyeceğiz. Bu bir başlangıç oldu aslında. Devlet yetkililerimizin de çok hoşuna giden bir proje gerçekleştirdik. Bundan sonrası için de yeni projeler hazırlıyoruz.  

KÖPRÜYÜ ÖĞRENCİLER SAĞLAMLAŞTIRACAK

İnşallah lise çağındaki çocuklarımızı yine oraya göndereceğiz, oradaki çocuklarımızı da burada misafir edeceğiz. Sayın Valimiz Erdoğan Bektaş Bey yetkili birimlere gereken talimatları verdi. İnşallah 23 Nisan gibi 100 öğrencimizi Güneydoğu Anadolu’nun tamamına göndermiş olacağız. Kurulan bu gönül köprüsünü inşallah öğrencilerimiz daha da sağlamlaştıracak.

Bu bölgedeki insanların büyük bir kısmının Güneydoğu Anadolu’ya hiç gitmemiş olduğunu öğrendik, bundan sonrası için Güneydoğu Anadolu’ya ilginin artması için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Biz buradaki basına demeç vererek, buradaki acenteleri harekete geçirerek Güneydoğu Anadolu’ya odaklanacağız. Acenteler arasında irtibatı artıracağız. Bölgeyi daha fazla anlatıp tanıtacağız. Orada şu anda güven ortamı, huzur ortamı yakalanmış durumda. İnşallah çok daha güzel gelişmeler göreceğiz.

Ayder Yaylasında önümüzdeki süreçte bir değişim öngörülüyor. Burada uygulanacak proje hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Ayder’de yapılacak olan proje, bir deneme projesi ve ilk defa gerçekleşecek bir proje. Şu anda beş Bakanlığın bir araya gelerek tüm yetkilerini TOKİ’ye devretmiş olduğu bir proje yürütülüyor. Uygulama noktasında beş proje gündeme geldi ve bunlardan iki tanesi elendi. Bu üç projeden de hangisi uygun görülürse o proje uygulanacak. Ayder tamamen yenilenecek. Görmüş olduğunuz yapıların yüzde 90’ı yıkılacak ve kendi doğal yapısına tekrar kavuşacak. Oteller, eğlence merkezleri, restoranlar, kongre merkezleri bir bölgede olacak. Ayrıca termal kaplıcadan çıkan su değerlendirilecek. Otellerin ısınması da termal su ile gerçekleşecek. Müthiş bir proje ve hayata geçtiğinde harika sonuçları olacak. Bu uygulama başarılı olursa Uzun Göl ile devam edilecek. Devamında ise tüm yaylalara bu proje uygulanacak. Bir de Samsun’dan başlayarak Artvin’e kadar uzanan Yeşil Yol projemiz var. O da neredeyse tamamlanmak üzere. Bu proje ile de bütün yaylalar dağlardan birbirine bağlanacak.

Son olarak birkaç cümle ile ifade edecek olsanız, buraya ne zaman ve neden gelinir?

Rize 250 tane buzul gölünün olduğu bir kent. 2 binin üzerinde şelalesi ve hiçbir yerde göremeyeceğiniz kadar yaylası olan bir şehir. Rize doğa ve yayla turizminin başkentidir. Karadeniz’de hiçbir yerde bu kadar yaylayı bir arada göremezsiniz. Teleferik projesi ve diğer projelerimiz hayata geçtiğinde turizm sezonumuzu 3 aydan 8-9 aya çekmek istiyoruz. O zaman misafirlerimiz daha çok gelecekler, daha çok insan burayı görebilecek. Teleferik projemiz 7 etaptan oluşan çok büyük bir proje. Hayata geçtiğinde yaklaşık 35 metre uzunluğunda bir hat olacak. Kayak döneminde yaklaşık 10 kilometrelik pistler oluşacak. Düşünün 10 kilometre boyunca kayak yapacaksınız ve iniş noktasında bir teleferik olacak. Şu an yatırımcı olmak isteyen şirketlerle görüşmeler gerçekleştiriliyor. Bu proje ile hem yaylalar birbirine bağlanacak hem de kayak yapanlara ya da yukarı çıkmak isteyenlere imkan sunulacak. Biz sadece otellerimizi değil evlerimizi, gönüllerimizi misafirlerimize açan bir anlayışa sahibiz ve herkesi kentimize bekliyoruz.    

Proje kapsamında Adana, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Şanlıurfa ve Van illerinden gelen turizm sektörünün temsilcileri ve gazeteciler gösterilen sıcak ilgiden memnun kalırken, Rize’nin muhteşem doğasına hayran kaldı.


Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz