‘Gaziantep’i önemli bir üs olarak konumlandırıyoruz’

Yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın da önde gelen çikolata ve bisküvi markası haline gelen Şölen’in CEO’su Elif Çoban, Şölen markasını bu noktaya taşıyan en önemli unsurun aile birliği olduğunu dile getiriyor.

‘Gaziantep’i önemli bir üs olarak konumlandırıyoruz’
BOSS Dergisi
24 Şubat 2018 / 08:30

Yedi çocuklu bir ailenin dördüncü evladı olan Elif Çoban, kız çocuklarının okula gönderilmediği yıllarda başladığı eğitim hayatında ilkokuldan üniversite ve akademik kariyere kadar çok başarılı bir eğitim süreci geçiriyor.

Akademik kariyer yaptığı yıllarda aynı zamanda kurumsal firmalarda çalışan Elif Çoban, bu dönemde bir yol ayırımına giriyor ve ailesinin de davetiyle akademik kariyerini bırakıp Şölen Çikolata’da İhracat Müdürü olarak göreve başlıyor.

2010 yılında kurumsallaşma noktasında model değişikliğine giden aile, CEO görevini Elif Çoban’ın yürütmesini uygun görüyor.

Yaklaşık 8 yıldır CEO olarak büyük sorumluluklar üstlenen Elif Çoban, yönetim anlayışı, vizyonu ve öngörüleri ile Şölen’in büyüme süreçlerine yön veriyor.

Elif Çoban, yakın zamanda Gaziantep 4. Organize Sanayi Bölgesi’nde tamamen Endüstri 4.0 özellikli Avrupa’nın en gelişmiş üç tesisinden birini kurduklarını ve buraya 600 milyon TL yatırım yaptıklarını belirtiyor.

Elif Çoban, Gaziantep için de, “Şölen olarak, bu topraklardan kazandığımızı yine bu topraklara vermeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Ülkemizin en güçlü 50 iş kadını arasında yer alan Elif Çoban, iş yaşamını, Şölen Çikolata’nın yatırım ve üretim süreçlerini, hedeflerini ve bilinmeyen yönlerini anlattı.

Elif Hanım kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

İlk, orta ve lise eğitimimi Gaziantep’te gerçekleştirdikten sonra yükseköğrenimimi ODTÜ Ekonomi Bölümünde tamamlayıp Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde yarı zamanlı asistanlık yaptım. Eş zamanlı olarak da ekonomi yüksek lisansını bitirdim. Kariyerimin başında farklı şirketlerde birçok görevde çalıştım. Daha sonra aile üyelerimizin kurduğu Şölen’in ihracat bölümündeki potansiyeli de değerlendirme öngörüsüyle kendi firmamızda İhracat Müdürü olarak göreve başladım. 2010 yılında da kurumsallaşma çalışmalarımız doğrultusunda icra kurulunun başında göreve geldim.

Hep çok başarılı bir öğrenci olmuşsunuz, bize biraz eğitim yıllarınızı anlatır mısınız?

İş hayatında olduğu gibi okul yıllarında her zaman başarılı olmayı hedefledim. Anadolu’nun birçok yerinde kız çocukları maalesef o dönemde okula gönderilmiyordu. Fakat ben şanslıydım… Öğrenmeyi seven, azimli, disiplinli, başarıya tutkulu bir öğrenciydim; keyifle ve severek başarılı bir öğrencilik dönemi geçirdim. Çok çalıştım, fakat her zaman çalışmamın ve emeğimin karşılığını da aldım. Ben, tutku ile emek harcanarak yapılan her işte başarılı olunacağına ve bu emeğin karşılığının maddi ve manevi olarak mutlaka alınacağına yürekten inanıyorum.

İş yaşamıyla ilk ne zaman tanıştınız? İlk yıllarda neler yaşadınız…

Şölen’e gelmeden önce farklı kurumsal şirketlerde çalıştım. Bu şirketlerde çalışmanın bana çok büyük katkıları oldu. Farklı şirketlerde, farklı iş yapış biçimlerini, farklı pazarları ve özelliklerini yakından gözlemleme fırsatı buldum. Bu deneyimlerimin Şölen’deki rolüme yansımaları çok olumluydu. Özellikle bütçeleme ve maliyet analizi konularında kendi şirketimiz dışında edindiğim deneyimin avantajlarından, Şölen’de üstlendiğim görevlerde çokça faydalandım. Ayrıca iş hayatında nerede olursanız, nerede çalışırsanız çalışın, kendinize has bir disiplin belirlemeniz gerektiğini öğrendim. Çalışma hayatına yeni giren gençlere de istikrarlı bir başarı elde edebilmeleri için bunu öneriyorum.

İlk başladığınızda Şölen Çikolata nasıl bir dönemden geçiyordu?

Şölen’in ihracat bölümündeki potansiyeli değerlendirme hedefiyle İhracat Müdürü olarak 1996 yılında göreve başladım. Şölen, 1991 yılında Türki Devletlere ihracatta büyük bir ivme kazanmıştı, 1998 yılından itibaren krizlerin de yönlendirdiği ekonomik dengelerle, deniz aşırı ülkelere açılmaya başladık. Ürün çeşitliliğimizin de artmasıyla birlikte 2001 yılında aralarında Dubai, Lübnan, Suudi Arabistan, Fransa, Kanada, Çin gibi ülkelerin de bulunduğu 66 ülkeye ihracat yapmaya başladık. Ardından hem üretim tesislerimizi, hem de faaliyette bulunduğumuz ülke sayısını hızla artırmayı başardık. Yakın zamanda Gaziantep’te tamamen Endüstri 4.0 özellikleriyle donattığımız fabrikamız, çikolata, çikolatalı ürünler ve şekerlemede dünyanın en iddialı tesislerinden biri olarak konumlandı. Bu bizim için gurur vericidir. Bu tesisimiz gıda güvenliği konusundaki titizliğimizin ve vizyonumuzun eseridir. Şölen bugün gıda güvenliğinde en ileri seviyedeki Japonya’daki muhataplarımızı dahi şaşırtacak bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Dünyada adı çikolata ile özdeşleşmiş Belçika, İsviçre gibi ülkelere hiç de azımsanamayacak hacimlerde ihracat yapıyoruz. Bütün bunlar ancak mükemmel bir üretim gücü ile gerçekleşebilir.

Ailede yedi kardeş arasından sizi Şölen Çikolata CEO’luğuna taşıyan temel unsurların neler olduğunu düşünüyorsunuz?

2010 yılında aldığımız kararla yönetim modelimizi değiştirmeye karar verdiğimizde tüm aile bireyleri bir araya gelerek CEO’luk görevini bana layık gördüler. Ancak şunu söylemeliyim ben hem aile üyelerinden hem de profesyonel kadrodan sonuna kadar destek alıyorum. Beni bu göreve getirirken en önemli husus bu görevi en iyi kimin yerine getirebileceği idi. Bunda biraz aile geleneğinin ve yapısının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Bizim ailemizde annemizin çok farklı ve özel bir yeri, ağırlığı var. Şirketimizin temelinde onun öngörüsü, babamla birlikte bizleri doğru yönlendirmesi ama en önemlisi aile birliğimizin sürekliliğine harcadığı önem var. Dolayısıyla kadına çok değer verilen, kadının işe katkısının ne olduğunu yaşayarak deneyimlemiş ve bundan çok büyük bir değer yaratmış bir ailenin mensubuyum. Ağabeylerimin bana güvenmesi, bu görevi bana teslim etmesi bu açıdan şaşırtıcı ya da beklenmeyecek bir adım değildi. Elbette CEO’luk gibi hem aileye, hem çalışanlara, hem de iş ortaklarına karşı büyük sorumluluğun alındığı bir ortamda artık farklı bir mücadele alanınız oluyor ve sizin iş sonuçlarınıza kadın-erkek gözlüğüyle değil; yetkinlik-sorumluluk gözlüğüyle bakılıyor, başarınız net ve objektif bir şekilde değerlendiriliyor. Bu açıdan da, ben kendimi herhangi bir iş insanı gibi hissediyorum ve bir iş insanının duyması gereken sorumlulukla çalışıyorum. Bu sorumluluğu yürütürken elbette her kadının doğasında olan kucaklayıcı, birleştirici, yeri geldiğinde daha toleranslı davranabilme gibi özelliklerimin katkısını görüyorum.

Bir kadın girişimci olarak dünden bugüne iş dünyasında yaşadığınız zorluklar oldu mu, üstesinden nasıl geldiniz?

Sektörümüzde kadın olmak esasında hem önemli bir sorumluluk, hem de çok keyifli... Gıda sektöründeyseniz, hem lezzet duyunuz, hem de estetik ve görsel bakışınız güçlü olmalı. Kadınların bu yönleri kuvvetli olduğu için bunun büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Bunlara ek olarak kadınların sezgilerinin güçlü olması da artı bir değer yaratıyor.
Ben, kadın yönetici olmanın hiçbir dezavantajını yaşamadım. Çalışan kadınlar, işte başarılı olmak, aynı zamanda da evde iyi bir anne ve eş olmak gibi iki zorluğu bir arada yürütüyor. Çok emek harcıyorlar, çok yoruluyorlar. Bu nedenle çalışan ve üreten kadınlara çok saygı duyuyorum. Toplumun onları desteklemesi, işlerini kolaylaştırması gerekiyor. Açıkçası Türkiye’nin bu konuda iyi bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Bu alanda eşitlik olduğuna inanıyorum. Özellikle Anadolu’da kadınların daha da desteklendiğini düşünüyorum. Türkiye’de kadın yönetici sayısı gitgide artıyor, kadınların önündeki engeller gün geçtikçe azalıyor.

Şölen Çikolata’nın kurumsal yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz? Halihazırda bir aile anayasanız var mı?

2010 yılında yaptığımız değişiklikle yeni yönetim modelimizi belirledik. Daha kurumsal bir yapı için güçlerin ayrılığı prensibi ve buna paralel olarak da daha merkezi bir yönetimle büyüme hedeflerine daha güvenli ve hızlı bir şekilde ulaşmayı arzu ettik. Aile üyelerimizden çalışanlar ve dışarıdan bizlere katılan sektörde oldukça önemli yeri olan kişilerle yönetim kurulumuzu oluşturduk. Bu doğrultuda aile anayasamızı da hazırladık. Fakat önemli olan aile anayasası oluşturmak değil, ailede bu kültürü oluşturmak. Yıllarca babalarımızın, dedelerimizin büyük emeklerle kurduğu bu şirketi sevgiyle daha ileriye taşımalıyız. Biz aile fertleri olarak geleneksel değerlerimizi korumaya, sevgi, saygı ve hoşgörü ile davranmaya büyük özen gösteriyoruz. Her şeyden önce bu değerleri korumanın aile şirketlerinin başarısında çok önemli olduğuna inanıyorum.

Her zaman enerjik ve pozitifsiniz, sizi bu kadar pozitif kılan temel unsur nedir?

Enerjimi ve pozitif olmamı, tutkuyla sevdiğim bir işi yapmama, değerlerine bağlı güzel bir aileye sahip olmama ve şirketime hizmet etmeye borçluyum. Ayrıca spor yapmak ve iyi beslenmeye dikkat etmek de beni zinde tutuyor. Düzenli beden hareketlerinin ruhuma, aklıma ve bedenime iyi geldiğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra sağlıklı beslenmeyle çok ilgileniyorum. Hiçbir zaman geçmişe takılmamaya dikkat ediyorum. Hatalardan ders çıkarıp, geleceğe umutla bakmayı seçiyorum.

Daha çok İstanbul’dasınız, peki Gaziantep yaşamınızda nasıl bir yere sahip, sık gider ya da uzun süreli kalır mısınız?

Çok sık olmasa da toplantılar için Gaziantep’e gidiyorum. Bahsettiğim gibi yeni faaliyete soktuğumuz bir üretim tesisimiz var. Ayrıca aile büyüklerim oradalar. Bayramlarda tüm aile Gaziantep’te bir araya geliriz. Fırsat buldukça annemi de ziyaret etmeyi ihmal etmem.

Gaziantep’te sizi en çok çeken nedir? Gaziantep ile ilgili sosyal bir projeniz söz konusu mu?

Gaziantep yemek kültürü, damak zevki açısından ülkemizin en önemli şehirlerinden biri. Bu şehirde büyüdüğüm için damak zevkimi Gaziantep’e borçluyum diyebilirim. Şölen olarak, bu topraklardan kazandığımızı yine bu topraklara vermeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bu çerçevede eğitim, sağlık gibi toplumu ilgilendiren konularda burada çalışmalar yürütmekteyiz. Türkiye Ortak Nesiller Entegrasyonu Derneği’nin (T-ONE) Türkiye’nin kültürel mirasını korumak için gerçekleştirdiği Mozaik Yolu Projesi’nin ana sponsorluğunu da üstlenmiş durumdayız. Projede Anadolu mozaiklerinin tüm dünyaya tanıtılması hedefleniyor. Çalışanlarıyla bir mozaik olan Şölen, proje sayesinde doğduğu, üretim yaptığı topraklar olan Gaziantep’in eşsiz lezzetlerini, kültürünü tüm dünyaya tanıtmayı amaçlıyor. Bunun dışında yaptırdığımız okullar ile eğitim konusunda da Antep’i destekliyoruz.

Şölen Çikolata’nın yatırım ve büyüme süreçlerini biraz daha açacak olursak neler söylersiniz?

Yakın zamanda Gaziantep 4. Organize Sanayi Bölgesi’nde tamamen Endüstri 4.0 özellikli fabrikamız faaliyete geçti. Fabrikamız, yüksek teknolojisiyle dünyanın en iddialı, Avrupa’nın ise en gelişmiş üç tesisinden biri. Buraya yaptığımız 600 milyon TL’lik yatırımın 430 milyon TL’sini teçhizat ve teknolojiye harcadık. Burada akıllı depo, yapay zeka için hatlar ve robotların yer aldığı akıllı bir entegre tesis oluşturduk. Gururla bahsettiğimiz bu tesisimiz tüm süreçlerde çok gelişmiş bir otomasyon sistemi ile çalışıyor. Burada bir bütünlük içinde hem güvenli, hem lezzetli ürünler üretebiliyoruz. O yüzden ben burayı binlerce şefin dünyadaki en son teknolojili makinelerde olağanüstü lezzetler ürettiği bir rüya fabrika olarak tabir ediyorum. Bu tesisimiz, gıda güvenliği alanında bizi sadece Türkiye’deki değil, dünyadaki rakiplerimizden ayrıştıracak, üstün kılacak ve uzun vadede hedeflediğimiz noktalara taşıyacak özelliklere ve donanıma sahip.

Bildiğim kadarıyla farklı ve yeni ürün yapmak Şölen Çikolata için artık temel bir ilke, peki Şölen’i marka yapan, sektöründe zirveye taşıyan diğer etkenler nelerdir?

Şölen’in temel değerleri olan yenilikçilik, fark yaratmak ve cesaret ile kurulduğumuz günden bu yana sürekli çift haneli büyüme elde ettik. Yaptığımız her işe bölgenin ve dünyanın global oyuncusu olma hedefiyle bakıyoruz. İşimizi katma değer yaratarak yapmaya odaklanıyoruz; çalışmalarımızda fiyatı değil kalite ve farklılaşmayı odağımıza alarak rekabet ediyoruz.

Ürün kategorileri, üretim kapasiteleri ve ürün çeşitleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Şölen; çikolata, çikolatalı ürünler, bisküvi, kraker, kek, şeker ve lokum pazarında Türkiye’nin önde gelen firmaları arasında yer alıyor. Bugün 200’ün üzerinde ürün çeşidini 100’ü aşkın ülkeye ihraç ediyoruz. Biscolata, Milango, Ozmo, Boombastic, Luppo, Lokkum, Nutymax gibi dünya çapında başarıya ulaşmış markaları bünyemizde bulunduruyoruz.
Gaziantep ve İstanbul’da fabrikalarımız bulunuyor. İstanbul’daki fabrikamız 50 bin metrekare, Gaziantep 4. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni üretim tesisimizin üretim alanı ise 120 bin metrekare. Gaziantep tesisimizde 62 üretim hattı bulunuyor, toplam kapasitemiz ise 800 tondur.

Gaziantep’teki yatırımınızla birlikte hedeflerde sanırım hızla büyüyor, 3 ya da 5 yıl gibi orta vadeli hedefleriniz nelerdir?

Hedeflerimiz doğrultusunda, bulunduğumuz pazarlarda katma değerli ürünlerle varlığımızı sürdürüyoruz. Hedef pazarlarımızda güçlü bir şekilde var olabilmek için yurtdışı ofisleri açıyoruz. Şu anda Dubai, Cezayir, Azerbaycan, Suudi Arabistan’da ofislerimiz, Levant Bölgesi, Kanada ve Latin Amerika’da bölge müdürlüklerimiz bulunuyor. En son Şölen USA’i kurduk. Dünyanın en önemli şekerleme listelerinden biri olan Candy Industry TOP 100’de bu sene 53. sırada yer alıyoruz. Bu sıralamayı daha da yukarılara taşıyarak gelecekte ilk 20’ye doğru ilerlemek istiyoruz.

Türkiye dünya çikolata pazarına baktığınızda nasıl bir konumda?

Türkiye’de atıştırmalıklar pazarının büyüklüğü tahminimize göre 40 milyar TL’den fazladır. Pazarda uzun süredir sağlıklı bir büyüme söz konusu. Hemen hemen her sene çift haneli bir büyüme yaşanıyor. Ancak toplam pazarın yüzde 70’den fazlası, yani çok büyük bir bölümü hala evde üretiliyor. Özellikle çikolata tüketiminde Avrupa’nın hala çok gerisindeyiz; ülkemizde bazı ülkelerin beşte bir oranında bir tüketim söz konusu. Dolayısıyla pazarda büyük bir potansiyel ve gidecek daha çok yol var.

Endüstri 4.0’ın kullanıldığı fabrikanıza işleyiş nasıl gerçekleşiyor?

Şölen’in Gaziantep’teki üretim tesisleri iki ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde unlu mamuller, gofret, şeker, sakız ve bisküvi hatları, ikinci bölümde çikolata hatları yer alıyor. Çikolata hamurunun yapıldığı hamurhane birimi de yine bu ikinci bölümde bulunuyor. Tesislerde ayrıca ERP ile yönetilen tam otomasyon özellikli depo sistemimizin yanı sıra idari bina, Ar-Ge ve kalite merkezlerimiz de yer alıyor.

Endüstri 4.0 gereklerine göre tasarlanan işletmemizde üretim süreci; müşteriden gelen siparişlerin SAP üzerinden iş emri ile oluşturularak hammaddelerin reçetedeki oranlarla hazırlanıp üretim hatlarına gönderilmesi ile başlıyor. İşleme giren hammaddeler üretim hatlarından çıktıktan sonra palet üzerine robotlar vasıtasıyla konuluyor. Hammaddelerin üzerine ERP’den gelen ürünün ID kimlikli barkodları yapıştırılıyor. Bu barkodlar ürünün neresi için üretildiğinden, ne zaman sevk edileceğine kadar Gaziantep tesislerinde kaldığı süre boyunca tüm bilgilerin takip edilmesini sağlıyor. Ardından bu paletler akıllı depo girişine teslim ediliyor. Teslim edildikten sonra otomatik scanner barkodu okuyor ve bu palet gönderileceği güne kadar akıllı depo tarafında FIFO kurallarına uygun şekilde müşteriye teslim ediliyor. Başlangıçtan müşteriye teslim edilinceye kadarki tüm süreçlerde; hem makine, hem SAP, hem toz otomasyon, hem de akıllı depo sistemi birbirleriyle konuşuyor. Başka bir deyişle toz, un, şeker ve yağ gibi hammaddeden müşteriye gidecek kamyona kadar tüm aşamalarda full otomasyona sahibiz.

Ar-Ge ve inovasyonun sizin için önemi nedir? Bu manada ne gibi yatırımlar yapıyorsunuz?

İnovasyon Şölen için olmazsa olmaz. Başarımızın temelinde yenilikçi ürünlerimiz var; bu ürünleri ortaya çıkarmak için büyük bir motivasyonla çalışan bir Ar-Ge yapılanmamız söz konusu. Nitekim Gaziantep 4. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki toplam 600 milyon TL yatırımla kurduğumuz tesisimizde, 2000 metrekarelik alanda Ar-Ge merkezimizi açtık. Şölen Ar-Ge merkezinde katma değer yaratmaya yönelik yenilikçi projeler oluşturulması, patent ya da faydalı model sayısının artırılması ve üniversitelerle işbirliği amaçlanıyor. Merkez, ulusal ve uluslararası projeler gerçekleştirilmesi, tüm hatlarda gelişmiş otomasyon sisteminin geliştirilmesi ile sürdürülebilir büyümenin sağlanması, sürdürülebilir bir büyüme için enerji tasarrufu sağlanması, maliyetlerin düşürülmesi ve üretim hatlarının verimliliğini artırmaya yönelik Ar-Ge projelerinin geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapacak.

Gaziantep’in ardından ikinci Ar-Ge merkezimizi İstanbul’da açtık. İstanbul’la beraber Türkiye gıda sektöründe tek tüzel kişilikte ve 2 farklı lokasyonda Ar-Ge merkezine sahip ilk kuruluş olduk. Bu merkezimizde de her kategoride yılda minimum bir yeni ürün geliştirme hedefiyle araştırmalar yürütülüyor. Yüksek lisans ve doktorasına devam eden Şölen personeli de tez konularını Ar-Ge merkezinin altyapısından faydalanarak gerçekleştirebilecek. Kendi sektörümüzde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran firma olarak, bizim üzerinde en çok çalıştığımız konu, kendi markamıza özgün, patentli ürünler geliştirebilmektir.

Türkiye’de kişi başı çikolata tüketimi dünyaya kıyasla hangi noktada?

Türkiye’de kişi başına yıllık çikolata tüketimi 1.5 kilogramdır. Türkiye’yi bu konuda Ortadoğu ülkeleri takip ediyor. Onlarda ortalama kişi başı yıllık tüketim 3.5-4 kilogram civarında. Avrupa’da ise bu rakam ortalama 5 kilograma kadar çıkıyor; hatta İsviçre’de yıllık kişi başı ortalama 12 kilogram, Almanya’da 11 kilogram, İngiltere’de 10 kilogram çikolata tüketiliyor. Bir gerçek var ki çikolata Türkiye’de hala lüks olarak görülüyor. Kişi başına tüketimin bu denli düşük olmasında bu bakış açısının önemli payı var. Bu bakış açısını kırmak, Türkiye’de daha fazla insana çikolatayı sevdirmek için çabalıyoruz. Buradaki kritik nokta ise farklı olanı sunabilmek. Biz Şölen olarak bunu çok iyi başardık. Yenilikçiliği odağımıza alarak, tüketicinin lezzetli, kaliteli ve piyasada var olanlardan farklı bir ürüne sahip olabilmesi için çalıştık. Bu bakış açımız bizi bu noktaya getirdi. Yine daha büyük hedeflere de aynı bakış açısı ile ulaşabileceğimizi biliyoruz.

Gaziantep’teki çikolata üretim tesisini İstanbul’a da kurabilirdiniz, bunu aile olarak kendi şehrinize bir vefa olarak da değerlendirmek sanırım mümkün…

Geçmişimizden güç alarak, geleceğe emin adımlarla yürüyoruz. Başarımızı da buna borçluyuz. Kökenimizi unutmadan yeni olana, geleceğe odaklanarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sektörümüze yaptığımız yatırımları aynı zamanda ülkemiz ekonomisine değer katmak için bir vesile olarak görüyoruz. Bu yatırımları yaparken doğduğumuz şehir Gaziantep’i önemli bir üs olarak konumlandırıyoruz. Markalarımızı yurtdışında tanıtmak ve yurtdışı pazarlarda etkin bir şekilde yer almak için derinlikli stratejiler yürüttük, yürütmeye de devam ediyoruz. Bölgesel hatta global hedefler belirlerken, ürettiğimiz ürüne, sahip olduğumuz nitelikli ve yaratıcı insan kaynağımıza güvendik. Bunları en büyük zenginliğimiz olarak gördük.

Genel olarak ülke ekonomimize baktığınızda nasıl bir süreçten geçtiğimizi düşünüyorsunuz?

Türkiye ekonomisi 2008-2009 krizinden son derece başarılı bir şekilde çıktı, belirli bir istikrarı yakaladı. Peş peşe büyüme dönemlerinin ardından daha yavaş büyüme rakamları, dış etkilere karşı bazı kırılganlıklar olabilir. Burada önemli olan herkesin yapıcı bir şekilde üretmeye, değer yaratmaya odaklanması. Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma hedefine hep birlikte katkıda bulunmamız gerektiğini düşünüyorum. Biz Şölen olarak katma değerli üretim, istihdam, ihracat gibi önceliklerimizle hem sektörümüze, hem de ekonomimize katkıda bulunuyoruz. Güçlü bir Türkiye için güçlü bir demokrasinin yanında güçlü ekonomi de önceliğimiz olmalı. Biz sektör olarak bunun bilincindeyiz ve daima ülkemize değer katan faaliyetler içindeyiz.

İş kuracak ya da iş hayatına yeni girecek genç girişimcilere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Gençlere en önemli tavsiyem, ne iş yapacak olurlarsa olsunlar deneyimli kişilerden fikir alsınlar, onların tecrübelerinden yararlansınlar. Yolda karşılaşacakları güçlükleri bilirlerse daha cesaretli olacaklardır. Eğer girişimci olmak istiyorlarsa öncelikle kendilerinde o enerji ve cesaret var mı diye bakmaları gerekiyor. Yapacakları tüm işlerde nasıl fark yaratacaklarını, işe nasıl değer katacaklarını planlamalılar. Yola çıktıktan sonra ise zorluklara göğüs germe cesaretini kaybetmemelerini, kolay pes etmemelerini öneririm. İş yaparken dürüst ve erdemli olmak ise yol boyunca işlerini kolaylaştıracak en temel özelliklerdir. Kendi tecrübelerime dayanarak aktaracağım tavsiye şu olur: Birlik olmak, aynı ideal çevresinde buluşabilmek çok önemlidir. Çoban Ailesi’nin tüm fertleri olarak biz bunu başarabildik. Şölen markamızın elde ettiği başarıyı da en başta buna borçluyuz.

İlgilendiğiniz bir spor dalı veya hobileriniz var mı?

Özel ilgi alanlarımın başında spor yapmak geliyor, düzenli yürüyüşler yapmak doğa ile iç içe olmak bana huzur veriyor. Ayrıca sörf yapmayı seviyorum. Sağlıklı beslenmeyi bir yaşam biçimi haline getirmek için çalışıyorum. Şu sıralar alternatif tıp ile ilgili akademik çalışmaları takip etmek en büyük hobim. Seyahat etmekten, yeni şeyler öğrenmekten çok keyif alıyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz