Son Durak

Gaziantepli 90 yaşındaki Sadin Kılınç’ın hayatı filmlere konu olacak cinsten. 90 yıllık hayatı boyunca acıların en büyüğünü yaşadı.

Son Durak
Okan Çelik
11 Aralık 2017 / 12:44

10 çocuğundan 6’sının ölümüne şahitlik etti. Sürekli şiddet gördüğü öz oğlu tarafından bıçaklandı. ‘Artık yeter, bu dünyada işim kalmadı’ diyerek 70 yıllık hayat arkadaşını da yanına alıp ‘Son durağım’ dediği huzurevine yerleşti. Artık huzura kavuştuğunu düşünürken, bu sefer de eşi Halime’yi kaybetti.

HAYALLERİ SÖNDÜ

90’lık dede Sadin Kılınç, 8 çocuklu bir ailenin evladı olarak 1928 yılında Nizip’te dünyaya geldi. İlkokulu Nizip’te Cumhuriyet İlkokulu’nda okuduktan sonra babası Hüseyin tarafından okuldan alındı. Öğretmenlerinin, “Çok başarılı bir çocuk. Okula gönderin” ısrarlarına rağmen eğitim hayatına nokta koymak zorunda kaldı. Tarlada çalışmaya, koyunlara çobanlık etmeye başladı. En büyük hayalinin okumak olduğunu söyleyen Sadin Kılınç, “Babam beni okuldan aldığında inanılmaz üzülmüştüm. Ancak o dönemde ilkokul mezunu olmak dahi büyük başarı sayılırdı. İlkokul mezunu olup da çok önemli makamlara gelenler vardı. En büyük hayalim de, iyi bir yerde memur olmaktı” dedi.

6 EVLADINI KENDİ ELİYLE TOPRAĞA VERDİ

Askere gidene kadar dağlarda koyun otlatıp, tarlada çalıştığını belirten Kılınç, Mersin’in Silifke ilçesinde 2.5 yıllık Vatani görevini tamamladıktan sonra kursa gidip onbaşı olduğunu söyledi. 3 yıl da karakol komutanlığı görevini yürüttükten sonra yaşadığı sorun nedeniyle istifa ettiğini belirten Kılınç, “Gönül isterdi ki, askeriyeden emekli olayım. Ancak şartlar elvermedi. Ben de istifa etmek zorunda kaldım. Askeriyedeki görev bölgeme atanmadan önce evlendim. Eşim Fehime’yi de ilk görev yerime götürmüştüm. 10 çocuğumuz oldu. 6 tanesi hayatını kaybetti. Şu anda 4 evladım sağ. Gerçekten inanılmaz acılar yaşadım. İnsanın evladını kaybetmesi kadar kötü bir şey olamaz. Allah kimsenin başına vermesin” diye konuştu.

ÖZ OĞLU BIÇAKLAYINCA HAYATA KÜSTÜ

Zihinsel engelli bir oğlunun olduğunu ve o yüzden inanılmaz çileler çektiğini belirten Kılınç, “Sürekli bana şiddet uygulardı. Bir gün beni bıçakladı ve ölümden döndüm. O anda evden ayrılıp huzurevine yerleşmeye karar verdim. Eşim Fehime’yi de aldım ve Gaziantep Huzurevi’ne geldim. 2001 yılında geldiğim huzurevinde bugün 16 yılı geride bıraktım. Eşimle birlikte 14 yılımız geçti. Benim için hem güvenli hem de, rahat bir yer. Eşimle birlikte güzel günlerimiz geçti. Burada bakıma muhtaç değiliz. Görevliler en iyi şekilde ilgileniyor. Hayatımın sonuna kadar da kalmaya devam edeceğim. İyi bir arkadaş grubum da var” şeklinde konuştu.

70 YILLIK HAYAT ARKADAŞINI KAYBETTİ

Tam 70 yıl boyunca evli kaldığı eşi Fehime’yi de kaybeden Kılınç, “Eşimle huzurevinde de ayrılmadık. Tam 14 yıl aynı odayı paylaştık. Ancak eşimi kaybetmenin acısını yaşıyorum. İnanılmaz bir acı daha yaşadım. İnsanın hayat arkadaşını kaybetmesi kadar kötü bir şey olamaz. Huzurevinde odaların önünde kalan yaşlıların ismi yazar. Bir süre eşimin ismi de yazmaya devam etti. Ancak dayanamıyordum. Her giriş çıkışında ismini görmek bana acı veriyordu. İsmini çıkarttırdım. Ancak her yer onun hatıraları ile dolu. Benim için kaldırması çok zor bir acı haline dönüştü. Artık hayattan bir beklentim yok. Öbür dünyaya Müslüman olarak gitmekten başka hayalim de kalmadı” dedi.

HUZURU BULDUM DERKEN!

Hayatı boyunca bir çok acı ve mutluluk yaşadığını belirten Kılınç, huzurevinde kaybettiği Hasan Hüseyin Pirli adlı arkadaşının ölümünün de kendisini çok sarstığını dile getirdi. Kılınç, “ 2 yıl önce hayata veda eden arkadaşımın ölümü beni çok derinden sarstı. Yıllarca birlikte burada anılarımızı, acılarımızı ve sevinçlerimizi paylaştık. Birbirimizi çok iyi anlıyorduk. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorduk. Ancak onun ölümü ile sadece eşim kalmıştı. Eşimden sonra hayata bağlayan insanlardan birisiydi. İkisini birden kaybetmek çok acı verici. Çok üzülüyorum. Her ikisinin de acısı bana çok koyuyor. Arkadaşımın ve eşimin öldüğü anları hayatım boyunca unutmadım ve unutmayacağım” ifadelerini kullandı.

18 YIL ARZUHALCİLİK YAPTI

Gaziantep’e geldikten sonra eski adliye binası arkasında küçük bir dükkanda 18 yıl arzuhalcilik yaptığını belirten yaşlı adam, “Tam 18 yılım adliye arkasında arzuhalcilik yaparak geçti. İhtilal dönemlerinde ben arzuhalci idim. İnanılmayacak dilekçelere imza attım. Aradan yıllar geçti ve benim çalıştığım iş yerim şu anda banka binası oldu. İhtilal dönemlerinde arzuhalci olmak gerçekten zordu. Yazılan dilekçeler de döneme uygundu. Daha sonra Bağ-Kur’dan emekli oldum ve iş hayatıma nokta koydum. Emekliliğin tadını çıkarayım dedim. Şu anda da emekli olmanın verdiği rahatlığı yaşıyorum” diye konuştu.

KENDİ HAYAT HİKAYESİNİ YAZDI

Huzurevinde tüm hayatını kaleme almaya başladığını belirten Kılınç, “İyisi ve kötüsüyle yaşadığım her şeyi kaleme almaya başladım. Film gibi bir hayat hikayem var. Bunu okuyanlar güzel film olur dediler. Hala yazmaya da devam ediyorum. Bazen yaşadıklarımı kendim okuyorum. Gerçekten duygulanıyorum. Bir insan bu kadar acıyı nasıl çekip dayanır diyorum kendi kendime. Ancak Allah güç veriyor işte. Bir gün yazdıklarımın kitap haline dönüşmesini isterim. Hayatımın geri kalan kısmında da yazmaya devam edeceğim. Şu anda kalın bir hayat hikayemin yazılı olduğu defterim oldu” şeklinde konuştu.

HUZUREVİNDEN AYRILMAK İSTEMEDİ

Hayatta kalan çocuklarının “Baba gel yanımızda kal. Neden huzurevinde kalıyorsun?” diye yanına geldiklerini belirten yaşlı adam, “Ben yanlarına gitsem, yarın yatalak olsam, kim bakacak? Burada yatalak olan arkadaşlarıma nasıl baktıklarını görüyorum. Evladın ne kadar baksa da, bir gün bıkarsa benim için yıkım olur. Hem kimseye rahatsızlık vermek istemiyorum. Hayatımın geri kalan kısmını da burada tamamlayacağım. Bu saatten sonra eve çıkmayı da düşünmüyorum. Eşim hayatta iken 5 aylık bir süre ev tutup çıkmıştık. Ancak sıkıntı yaşadık. Burası çok rahat ve kalmaya devam edeceğim. Evlatlarımın ara sıra da olsa yanıma gelmeleri bana yetiyor” dedi.

Huzurevinde hayatının düzene girdiğini ve bir yıl kalanın bir daha gitmek istemediğini belirten Kılınç, “Burada sabah kalkıyoruz ve kahvaltımız hazır. Yaptıktan sonra bahçeye iniyoruz. Çarşıya çıkmak isteyen çarşıya çıkıyor. Sonra öğle yemeğimiz yine hazır. Televizyonlarımız var. Bakımları çok iyi. Hiçbir zorluk yok. Temiz ve iyi bakıldığımız için hayatımızın kalan kısmını rahat bir şekilde geçiriyoruz. Bu rahatı kimse bırakıp gitmek istemiyor. Her ne kadar evlat ve yakınlarına olan özlemin olsa da burayı bırakmak istemiyorsunuz. Burada kalanların artık tek yaptığı kalan ömürlerini huzurlu bir şekilde tamamlamak” ifadelerini kullandı.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz