Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

8 Mart, erkeklerin mesaj yayınlama günü!

Bir ülke düşünün 2017’de 409 kadın cinayeti işlenmiş.

Bir şehir düşünün Gaziantep, 2017’de 15 kadın cinayeti işlenmiş.

Böyle girdik 8 Mart’a.

Kadınlar bu şiddete sessiz kalmayarak her olduğu gibi bu yılda isyanlarını kendilerine ait özgünlükleriyle meydanda dile getirdiler.

Meydanlar ‘mosmordu’.

Bir yandan meydanlar kadınların isyanıyla inlerken bir yandan da ülkeyi ve şehirleri yönetenler kadınlar günü mesajı yayınlama sırasına girmişti.

Belediye başkanlarından tutun, oda başkanlarına kısacası kendini afili bir koltukta hisseden herkes bugüne ‘özel’ söz söyleme kervanına katılmıştı.

Bilin bakalım bu mesaj yayımlayanlar kimlerdi?

Tabi ki yüzde 99’unu erkeklerdi.

Hayır, bir erkek 8 Mart’ta neden mesaj yayınlama vazifesi edinir kendine?

Cidden anlamadığım için, kafamı kurcaladığı için soruyorum!

Kadına şiddetin asli öğesi erkekler değil mi?

Veya şiddetin yollarını açan, iktidar mekanizmalarını, bu hegemonya ortamını yaratanlar erkekler değil mi?

Şiddetin başlıca kaynağı, sorunun baş müsebbibi erkekler değil mi?

Biz değil miyiz?

Sanki bu şiddetin parçası biz değilmişiz gibi bir de 8 Mart’ı yayımladığımız mesajlarla işgal etmeye ne hakkımız var?

Hayır! Gaziantep’e bakalım misal.

Büyükşehir Belediye Başkanı dışında şehrin yönetim kadrosunda başka kadın var da ben mi bilmiyorum!

İnsan şehre bakınca Fatma Şahin kazarak belediye başkanı oldu diyor! Çünkü şehri yönetenlerin yüzde 99’u erkek.

Zaten gündelik ve politik hayatın her alanını işgal etmişiz. Neyimize güveniyoruz da böyle bir günde mesaj yayımlama cüretini kendimizde buluyoruz?

Kadınlar özeldir, kadınlar şöyledir kadınlar böyledir gibi sözleri söyleme hakkını kendimiz de nasıl buluyoruz?

Ülkede her gün bir kadın öldürülürken ve öldürmelerin asli unsuru bizlerken, bize düşen bence susmaktır.

Eğer biz bu ölümlerin bu şiddet sarmalının önüne geçecek tek bir çözüm yolu üretmeyip süslü sözler söyleme yolunu tercih ediyorsak bu sorunun asli unsuru olmaya devam ederiz.

Ben bu yıl en az 30 40 tane mesaj okudum.

Bir tanesinde de bu sorunların çözümüne dair bir mesaj görmedim.

Hepsi cicili bicili sözler!

Böyle mi çözülecek kadına şiddet sorunu?

Eğer gerçekten bir özeleştiriye dayalı ‘erkeklik’ olgusunu sorgulayacaksanız buyurun sözlerinizi söyleyin.

Ama bunun yerine laf olsun torba dolsun türünden mesajlar yayınlama yolunu seçecekseniz orada bir duralım bence.

Yönetimde eşit temsil sağlanmadıkça, kadınlar gerek gündelik hayatta gerekse politik yaşamda söz söyleyecek özne konumunda olmadıkça ne şiddet sarmalı biter, ne de bu sorun da çözülür.

İyisi mi bu mesaj işini bir kere daha düşünün derim.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz