Hüseyin KÜPELİ

Hüseyin KÜPELİ

Asıl engelli kim?

Klasiktir, özel günleri, bizim bürokrasilerimiz günü geldiğinde, anlam ve önemine uygun birkaç süslü cümle ile kutlar, geçiştirir gider!.

3 Aralık Dünya Engelliler Günüydü ya, baktım herkes te bir engelli aşkı, sormayın gitsin!..

Neymiş efendim, engeller kalkmalıymış, engellileri seviyormuşuz falan filan!..

Yahu engelliler için park yeri ayırmışız, yerine sapasağlam(!) adamlar gelip aracını park etmekten çekinmiyor. Hesap sorsanız, pişkin pişkin cevap veriyorlar bir de, “ne olmuş yani” diyerek!..

Kaldırımlar yapmışız, engellilere özel sarı çizgi çekmişiz, engelli bu çizgiyi takip ederken, ya kaldırımda arabaya çarpıyor, ya otobüs durağına, ya da bir işyerinin dışarıya koyduğu dolap veya masasına!..

Binalar yapmışız, girişlerinde engelli rampası yok!..

Engelliler mavi ve sarı renkli toplu taşıma araçlarına binemiyor maalesef, turuncu renklilerde de, bazı şoförler engelliyi dövecekmişçesine, “lütfen”, “bi zahmet” alıyor yolcuyu!..

Engelliler aslında imtiyazlı olmak değil, sadece hayatlarını kolaylaştıracak yasaların gerçek anlamda uygulanmasını istiyor o kadar!..

Bunun için ne yapılması gerekiyorsa yapmalıyız…

Hiçbir şey yapılmadığını söylersem haksızlık etmiş olurum… Mesela Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in bakanlığı döneminde de bir çok önemli adımlar attığını biliyorum. Ana meseleye genel baktığımızda, bunların da yeterli olmadığını çok net söyleyebilirim.

Klasik bir cümle ama yarın bizlerde birer engelli olabiliriz. Hepimiz birer engelli adayıyız.

Biz toplum olarak, engellilere sahip çıkmadığımız sahip çıkmazsak eğer, en büyük ihaneti onlara değil, kendimize yapmış sayılırız.

Asıl engelli onlar değil bizleriz… Engelli olmak demek, bacağı, kolu veya herhangi bir uzvu olmayan kişiler değil, engelli, onların hayatını zorlaştırıp daha da çekilmez hale getiren kafalardır.

Eğer engelleri yok edeceksek, bunu önce beynimizde kaldırmamız gerekiyor.

Mesela bu kadar basit işte!..

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz