Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Çanakkale ve Kınalı Hasan

Dört gün önce Çanakkale zaferinin 103. yıldönümünü kutladık.

Bizlere de kısmet oldu; o toprakları, vatanı için gözünü kırpmadan can veren, şehit düşen Mehmetçiklerimizin mezarlarını ziyaret ettik.

Şahinbey Belediyesi, Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılı münasebetiyle 3 yıl önce başlattığı proje kapsamında öğrencileri Çanakkale’ye götürmeye devam ediyor.

Bu bağlamda Gaziantep’te eğitim gören 90 bin öğrencinin Çanakkale’yi ziyaret etmesi hedefleniyor.

Sanırım şu anda da 70 bin civarında öğrenci Çanakkale destanının yazıldığı toprakları ve şehitlikleri ziyaret etti.

Bizler de birkaç ay önce gazeteci arkadaşlarımızla birlikte ‘Gaziler Diyarından Şehitler Diyarına’ projesi kapsamında Çanakkale’de ecdat mezarlarını görme ve dua etme imkanı bulduk.

Orada bir kere daha şahit olduk ki, bu milletin evlatları canlarını verir ama vatanının bir karış toprağını vermez.

Hüznü ve gururu bir arada yaşadığımız bu topraklarda ecdadımızın vermiş olduğu mücadeleyi, millet olma ruhunu, vatan ve millet sevgisini en derin haliyle yüreğimizde hissettik.

Tam da uluslararası güçlerin bir olup üzerimize geldiği bir dönemde, böylesi bir projeyle öğrencilerimize, evlatlarımıza bu ülkenin nasıl kazanıldığını birebir görerek anlama ve anlatma imkanı sağlayan Şahinbey Belediyesi’ni kutlamak gerek.

Ülke ve bölgemizde yaşanan hadiseler karşısında tarihimizi çok iyi anlamamız ve geçmişten çıkaracağımız dersler çok büyük önem taşıyor.

İşte Şahinbey Belediyesi de bunu yapıyor, dün oynan oyunu yerinde anlatıp, gençlere; aman ha unutmayın bu topraklar kolay kazanılmadı, sahip çıkın, uyanık olun diyor.

Bu şuuru yerinde aşılıyor.

O günleri anlayabilelim ki, biz nasıl ki 2023 hedefleri koymuşsak, birileri de bizi durdurmak için hangi hedefleri koymuş daha iyi görelim.

2023’e beş kala bizi durdurmak için birileri birlik olmuş ellerinden geleni yapıyor.

Ama bu millet tek yürek askeriyle, güvenlik güçleriyle Çanakkale zaferinin 103. yıldönümünde yeni bir zafer daha kazanıyor.

Çanakkale zaferinin 103. yıldönümünde Mehmetçik, Afrin zaferini Çanakkale şehitlerine armağan ediyor… 

KINALI HASAN

Gezinin sonunda Çanakkale Şehitler Abidesi’ne geldiğimizde Kınalı Hasan’ın anlatıldığı bir tiyatro gösterisi sahneleniyordu.

Hepimiz çok etkilendik, gözyaşlarımızı tutamadık.

Belki çoğunuz biliyor ama bir defada ben paylaşmak istedim.

İşte Kınalı Hasan’ın anlatıldığı yaşanmış duygu dolu gerçek bir hikaye: 

Hasan’ın bulunduğu 2. bölüğün komutanı Yüzbaşı Sırrı Bey olarak kayıtlarda yer almaktadır. Yüzbaşı Sırrı Bey askerlerini savaşa bizzat hazırlar, talimlerini kendi yaptırır, sürekli birlik içerisinde dolaşarak askeri ile tek tek sohbet eder dertleşirdi. Genç yaşına rağmen bir baba edasıyla askerine kol kanat gerer, cephede her biri ile tek tek ilgilenirdi. Yüzbaşı Sırrı Bey talimlerine başlamadan önce, birliğine yeni katılan askerleri ile tanışmak ve sohbet etmek ister ve dolaşmaya başlar. Asker arasında dolaşırken Hasan’ın başındaki kına Sırrı Bey’in dikkatini çeker. Cepheye gelen askerlerin sağ ellerinde, sağ elinin üç parmağında ya da sağ ayağının parmaklarında kına görmeye alışıktı Sırrı Bey ama baştaki kınayı ilk defa görüyordu.

Sıırı Bey:

- Hiç erkek kınalanır mı der.

Hasan’a bunun manasının ne olduğunu sorduğunda Hasan utanır, üzülür ve der ki komutanına:

-Komutanım, buraya geleceğim vakit anam yaktı bu kınayı. Ben de niye diye sormadım.

Sırrı Bey:

-Öyleyse bir mektup yaz da sor bakalım, biz de öğrenmiş olalım.

Hasan:

-Ben yazı yazmasını bilmem ki komutanım.

Sırrı Bey:

-Öyleyse sen söyle bölük yazıcısı yazsın köyüne, bakalım ne cevap gelecek?

Hasan:

-Baş üstüne komutanım.

Bir istirahat anında bölük yazıcısı Hasan’ın yanına gelir. Hasan söyler, o yazar. Selam kelamdan sonra Hasan, bulunduğu yerin güzelliğinden, çiçeklerin kokusundan, arkadaşlarının dostluğundan, komutanının tatlı dilinden bahsettikten sonra, konuyu kınaya getirir.

– Anacığım, kumandanım saçımdaki kınayı sordu, ben bilemedim. Arkadaşlarımın arasında mahcup oldum. Kınanın bir mânâsı varsa bildir de kumandanıma söyleyeyim.

Mektup Yozgat yollarına çıkar ancak ne vakit varır bilinmez. Cevap gelir mi gelmez mi, anasına ulaşsa okur mu, okutur mu belli değildir. Lakin Çanakkale’de sürekli sırtlan gibi saldıran düşmana karşı koymak lazım geldiği için ihtiyat kuvvetlerinin fazla bekleyecek zamanı yoktur. 2. Bölük de savaş içerisinde üzerine düşen vazifeyi yapar. Bu öyle bir harptir ki, dünyada eşi benzeri olmayan bir vahşet yaşanmaktadır. Anadolu’nun kınalı koç yiğitleri, ellerindeki kıt imkânlarla, adeta etten bir duvar örüp düşmana geçit vermeden namusları için, vatan için vuruşmaya başlamışlardır. Bu ateş cehenneminde nice kınalı koç yiğitlerimiz, körpecik delikanlılarımız şehit olmakta, Avrupalının kan içen canavar makineleri, gemileri, topları Gelibolu’yu bir kan gölüne çevirmektedir.

Aradan iki aya yakın belki fazla zaman geçmiştir. Bir gün Yüzbaşı Sırrı Bey’in bölük karargahına birkaç mektup ulaşmıştır. Yozgat’ın Sarıkaya İlçesi Kara Yakuplar köyünün köy katibi mektubu Hasan’ın anasına ulaştırmış ve anasının söylediklerini de yazıp cepheye yollamıştır. Yüzbaşı Sırrı Bey mektubu alarak okumaya başlar. Mektupta Hasan’ın anası şunları yazmıştır:

“Yavrum, Hasanım, Kınalı Kuzum,

Mektubun geldi, sanki dünyalar benim oldu. Köy kâtibi okudu, ben ağladım. Kumandanını pek sevmişsin, ne güzel! O senin babının yarısıdır. Sakın ola yavrum kumandanının emrinden çıkma, önünden aykırı geçme. Ateşe bas dese basasın yavrum. Kars’tan, Siirt’ten, Adana’dan, Uşak’tan arkadaşların olmuş. Birbirinizi çok sevip iyi geçinirmişsiniz. Elbette öylesi yakışır yavrum. Onlar senin dünya ahiret hakiki kardeşlerindir. Sakın onları incitme yavrum. Sütümü sana helal etmem. Kumandanın saçındaki kınayı sormuş. Bunda bilmeyecek ne varmış ki yavrum? Bizim burada Allah için kurban seçilen koçların başını kına ile süslerler. Ben de dört kardeşin içerisinde en çok seni sevdiğim için seni vatan, millet ve Allah yolunda kurban olarak seçtim. O yüzden başını kınaladım.

Anan Hatçe”

Sırrı Bey, iki gözü iki çeşme mektubu okur. Sonra posta erini çağırır.

-Şu Yozgatlı Kınalı Hasan’ı bulun bakalım. Mektubunu ona ben okuyacağım, onun okuması yoktu.

Çok geçmez posta eri geri döner.

-Kumandanım Hasan bir hafta önce Arıburnu’ndaki şiddetli muharebede Hakk’a yürümüş.

Sırrı Bey, orada gözyaşlarına hakim olamaz. Düşmanın onca güce rağmen Çanakkale’yi neden geçemediğini bir kez daha anlar…

Tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz