Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

Çatlak sesler

Tarihin her döneminde iktidarlara, güç odaklarına karşı sözünü söyleyenler olmuştur.

Tabi söz sahibi olan, gücü elinde bulunduranlar bu durumdan hoşnut olmazlar.

Kendilerince itiraz edenlere bir kulp takıp ya küçük görürler, ya da karşısındakine fikirlerini dayata dayata savaşırlar.

Bu durum ezelden beri böyle gelmiştir.

Bir tarafta iktidar vardır bir tarafta muhalifler; bir tarafta ezen vardır bir tarafta ezilenler.

Şusu busu hiç önemli değildir. İktidar olan her dönem muktedirliğini göstermek için kendinden olmayana kendi ideolojisini dayatır.

Ortaklaşma yoktur iktidar için varsa yoksa kendi bildikleri kendi doğrular.

‘Çatlak Sesler’ sevilmez.

Kendi içinden dahi bile olsa bu ‘Çatlak Sesler’ maazallah kol kırıla yen içinde kala.

Bir konu hakkında fikrini mi beyan ettin bu iktidarın hoşuna gitmeyen bir şeyse yandın!

Ne vatan hainliğin kalır, ne millet düşmanlığın, ne gayri olman. Teröristliğe kadar gider fikirlerini savunmanın yolu.

Gel gelelim bu ‘Çatlak Sesler’ meselesine.

‘Çatlak Sesler’ mevzusu Pazar Günü AK Parti kongresine katılan Cumhurbaşkanın ettiği sözlerden çıktı.

Kamil Ocak Stadyumun yerine ne yapılacağı konusunda şöyle buyuruyordu Cumhurbaşkanı:

Yeni stadı yaptık, modern bir stat. Buraya bir Cuma Camii yapalım istedik. Duyuyorum ki bazı çatlak sesler bunu engellemeye kalkıyor. Bakanlar burada, aynı şekilde valiye de gerekli talimatı tekrar vereceğim. Belediye başkanı burada. Camiyi yapacak hayırsever de burada. Çok açık, net söylüyorum. Kim olursa olsun hiçbirini kafaya takmayın, Cuma Camii bu milletindir. Hayırseverimiz var. Dolayısıyla hiç kimse bunu engelleyemez. Bu ülke hukuk devletidir. Bu hukuk devletinde STK’nın şöyle sesi çıkmış, yok böyle çıkmış. Bu çatlak seslere biz alıştık. Bizim işimiz var. Bu yolda inançla, azimle yürüyeceğiz. Yürüyoruz. Bunu kimse engelleyemez. Evet, bu projelerin son halini görmek isterim. Son halini görüp hemen adımı atalım. Temeli atıp, süratle işi başlatalım" dedi.

Öncelikle şunu söyleyeyim bir ülkede Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekili olmanız sizin her şeyi bildiğiniz ve doğru söylediğiniz anlamına gelmiyor.

Cumhurbaşkanın sarf ettiği cümlelerin çoğunda kutuplaştırıcı terimler yer almakta.

Öncelikle bu şehirle ilgili yapılacak bir şeye bu şehirde yaşayanlar karar verir.

Bunda bir yanlışlık var mı?

Ben yaşıyorsam bu şehirde tabi ki bu şehre yapılacaklar konusunda söz sahibi olan ilk kişilerden biri ben olmayalım, Gaziantepliler olmalı.

Ne olmuştu aylar önce Kamil Ocak Stadyumunun yeri meselesinde Büyükşehir Belediye Meclisinde karar çıkmıştı. Stadyumun yerinin yüzde %40’ı yeşil alan geri kalanı ise ticari alan olarak düşünülmüştü.

Şehirden Cumhurbaşkanı’nın tabiriyle ‘Çatlak Sesler’ çıkınca, Başkan Fatma Şahin bu kararın içine sinmediğini kararın tekrar görüşülmesi için Büyükşehir Meclisine iade ettiğini ifade etmişti.

Kamil Ocak Platformu kuruldu, şehirde söz sahibi olan sivil toplum kuruluşları bir araya geldi. Bir bildirge yayınladılar. Fatma Şahin’de bunun üzerine ortak akıl bu işi çözmeli deyip bu oluşumları dikkate alıp dinleyip çalıştay düzenleyeceğini söyledi.

Ne kadar güzel değil di mi?

İktidar olsan bilse ‘Ortak Akıl, Çalıştay’ gibi ifadeleri kullanabiliyormuşsun.

Hâlbuki Büyükşehir Belediye Başkanı da çıkıp biz böyle bir karar aldık meclisten çıkan bu, oy çokluğu ben de böyle olacak deyip işin içinden çıkabilirdi. Ama yapmadı mesele büyümeden sağduyulu yaklaşımla hareket etti.

Ama ne oldu yukardan bizler için en doğrusu nedir bilirse en iyisini o bilir bir buyurganlıkla Cumhurbaşkanı geldi sözünü söyledi, gitti.

Şimdi bu durumda Belediye Başkanı ne yapacak? Kalkıp aksini söyleme ihtimali var mı? Hayır, ben kararımın arkasındayım diyebilir mi?

Keşke aksini iddia edebileceğimiz bir demokrasi düzenine sahip olsaydık ama yok değiliz.

Peki, bu ‘Çatlak Seslerin’ fikirleri önemsiz mi?

Bir şehir sivil toplumsuz düşünülebilir mi?

Mimarının, İnşaatçısının, Kanaat Önderinin dediğinin hiç mi önemi yok?

Bu alan meydan olsun yeşil alan olsun demeleri çok mu yanlış?

Veya ne olursa olsun bu kişilerin dediklerinin hiç mi önemi yok?

Fatma Şahin zor durumda bırakılmadı mı? Şehrin belediye başkanı olarak her gün sahada olan o.

Vatandaş yolda çevirip başkanım ne oldu verdiğiniz sözlere demeyecek mi?

Görünen o ki yok her şey oldu bittiye getirilip kraldan çok kralcıların ve şakşakçıların da topa girmesiyle bu mesele ‘Çatlak Seslere’ rağmen yapılacak.

Çünkü ülkede dediğim dedik devri geçerli.

Ötekinin söz söyleme hakkı olsa bile ne dediğinin bir öneminin olmadığı bir devri yaşıyoruz.

Ama söz söyleme hakkının kendinde olduğunu düşünenler de şunu her daim bilmeli, bu topraklarda her daim doğru bildiğinden vazgeçmeyen sözünü sakınmayan ‘Çatlak Sesler’ olacak.

Çünkü doğanın kanunu bu.

Farklılıklar zenginliktir. Ortak akıldan birlikte düşünüp karar vermekten kimseye zarar gelmez.

Bilhasa bir dönem bu iktidarın da muhalifken ihtiyaç duyduğu ‘Farklılıklar’ bu topluma dinamizm katar, birlikte yaşama arzusunu güçlendirir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz