Psk. Y. Emre Yılmaz

Psk. Y. Emre Yılmaz

Eskiden böyle değildi

Bugüne dek yazdığım yazılarda, genel olarak modern çağ insanının endişelerini ele almaya çalıştım. Bu endişeleri yazarken veya bir ortamda tartışırken en çok duyduğum cümlelerden bazıları:

“Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu.”

“Her şey kısıtlıydı ama biz daha mutluyduk.”

“Bolluk ve yükselen refah insanı psikolojik anlamda gerçekten mutsuz eder mi?”

“Bizim zamanımızda ergenlik mi vardı yahu?” gibi sorulara bolca muhatap oldum. Peki bir elli yıl öncesi Türkiye’ye gittiğimiz zaman, sahiden de durum böyle miydi?

Elli yıl önceye gittiğimiz zaman nasıl bir psikolojik ve sosyolojik ortam karşılar bizi? Bu kısa yazıda bu meseleye bir bakış atmaya çalışalım. O dönemde şehirleşme oranı daha düşüktü ve insanlar ya küçük mahallelerde ya da köylerde yaşıyordu.

Böylece yakın çevredeki insanlar birbirini tanıyordu, ilişki kuruyordu. Şu an modern hayatta insanların en çok yakındığı yalnızlık acısı bu denli yaşanmamaktaydı mesela. Ya da teknoloji bu kadar gelişmediği için, makineleşme çok daha az olduğu için, insanlar daha çok uzun saatlerini alan ve fiziksel olarak güç gerektiren işlerde çalışmaktalardı.

Bu da insanların daha az boş vakit bulmasına, boşluğun getirdiği kaygının daha az yaşanmasına bir etkide bulunmuş olabilir.

O dönemdeki aile bağlarının bu dönemin aile bağlarına oranla çok daha sıkı olduğunu söyleyebiliriz. Bu durumda insanların var olan aile geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olmasına, daha az özgürlük hissetmesine ama bir seçim kargaşası yaşamasına engel oluyordu.

Sonuç olarak bu da düşüncelerini ve isteklerini daha çok bastıran, yüzeyde mutlu görünen ama daha derinde öfkeli ve kendine karşı suçlu insanlar yarattı.

Ayrıca şu anki modern insanın reklamlardan ve her geçen gün vahşileşen tüketim kültüründen de hem duygusal hem de psikolojik açıdan da olumsuz etkilendiği düşünülebilir.

Sonuç olarak elli yıl önceki psikolojik ortamla şu anki psikolojik ortamı mukayese edersek; biz daha özgürüz, çok daha fazla seçim yapma imkanımız var, fakat daha çok manipülasyona maruz kalıyoruz, daha bireysel yaşıyoruz.

Daha az bastırılmış bir hayatımız var fakat bunun bedelini kaygıyla, endişeyle, mutsuzlukla ödüyoruz.

Yüzeyde kalmak her zaman daha çok mutlu eder insanı.

Şu an daha özgür fakat daha vahşi, daha az bastırılmış fakat daha kaygılı bir hayatımız var. Yaşadığımız çelişki ve boşluk da biraz bundan…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz