Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

Fıstığın sahibi yok!

Fıstık mevzusunu bugün yazmasaydım, yarın yazacaktım, yarın yazmasam illa ki birgün yazacaktım. Çünkü bende bizzat bu işin içindeyim. Bu işin içindeyim derken yanlış anlaşılmasın stokçu değilim. 

Birecikliyim, Yıllarını fıstık üretimine vermiş iki dedenin torunuyum.

Biliyorsunuz neredeyse günlerdir Gaziantep gündeminin manşet konusu fıstık fiyatları.

Baklvacılardan tutun, çiftçilere hatta komisyoncular bile şikayetçi düşünün bu işin ticaretini yapan adamlar bile dert yanıyor fıstık fiyatlarından.

Herkesin hedefindeki kişiler belli stokçular.

Peki kim bu stokçular?

Öğrendiğim kadarıyla fıstık işinden anlamayan, parası olan, piyasayı felç edip, fıstık fiyatları tavan yapınca ortaya çıkan kişiler. 

Dediğim gibi bu kişilerden herkes müzdarip.

Ağzını açan şikayet ediyor, dert yanıyor, çare arıyor.

Önceki günkü manşetimizi okuyanlarınız vardır. Nizip’e gittim bu sorunun birinci muhataplarıyla görüştüm. Çiftçiler bu konuda ne düşünüyor neler söylemek ister diye mikrofonumuzu Nizipli fıstık üreticilerine uzattık.

Çiftçiler başladı veryansın etmeye. İlk cümleleri şu oldu: Fıstığın sahibi yok!

Evet ben de yukarıda bahsettiğim gibi fıstık üreticisi iki dedenin torunu olarak bu görüşe kesinlikle katıldım. Katıldım çünkü yerden göğe kadar haklılar.

Fıstık, yemek, meze , tatlı sofraları başta olmak üzere hayatımızın her alanından tükettiğimiz bir yiyecek mi ? Evet tam olarak öyle.

Peki biz bu ürünün hangi zorluklarla üretildiğinden haberdar mıyız? Ne tür koşullarda ne zahmetlerle üretiliyor biliyor muyuz? Hayır bilmiyoruz.

İşte çiftçilerinden en büyük dertleri bu.

1 yıl boyunca üzerine titredikleri geçim kaynaklarının sahipleneni olmadığını düşünüyorlar. 

Bunu düşündürecek de onlarca nedenleri var.

Anlatıyorlar mazot fiyatlarından bahsediyorlar, ilaç, gübre fiyatları, bir de ek olarak son yıllarda kuraklıktan ötürü su masrafı çıkmasın mı? Bunlar doğal masraflar. İşçiliği vs saymıyorum bile.

Bu kadar masrafı ettikten sonra birde dolu ve don(yani soğuk) vurduğunu düşünün fıstığa? Ki bu saydığım nedenler fıstığın başına her yıl gelir. Mahsulün en az yarısını götürür.

Çiftçi soruyor tüm bunlar yaşanırken devlet nerede?  

Anlatıyorlar önceden vekil olan bir isim dertleriyle ilgilenirmiş ama artık o da vekil olmadığı için uğramazmış. Bakanımız var sözde diyorlar. Bir gün fıstık üreticilerinin sorunlarıyla ilgilenmiş değil. Onu da geçtim hemşeri saydıkları Fakıbaba’nın sözlerine kırılmışlar.

Ne demişti geçtiğimiz hafta Gaziantep’te Fakıbaba: Fıstık yoksa fındıklı baklava üretin, ya da ithal ederiz. Devletin aklı buysa gerisini siz düşünün. Çiftçisinin yanında olması gereken devlet aklı çözümü ‘fantezide’ arıyor. 

İşte bu yüzdendir ki fıstık üreticileri fıstığın sahibi yok diyor. Fıstıkta rekolte yüksek fiyatlar düşük ise sorun yoktur. Herkes gül gibi geçinir gider. Ama gel gör ki fıstıkta rekolte düşük fiyatlar yüksek ise çare hemen fantezi dediğimiz yöntemlerde aranıyor.

Biz çiftçilere asıl meselemiz olan stokçu meselesi için gittik ama onlara bir dokunan bin ah işitiyor. 

Fıstık üretimi gerçekten zahmetli bir iş, bunu ancak ve ancak işin içinde olan, yaşayan, gören, eden bilir.

Stokçu meselesi bir şekilde teorik olarak çözülür.

Ama fıstık üreticilerinin sorununa gelince, gerçekten çare olacak, onları dinleyecek, iyi ve kötü gününde yanında olacak kimse var mı?

İşte bu konuda şüphelerim var.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz