Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

Gaziantep cinnet geçiriyor!

Evet yanlış duymadınız! Gaziantep cinnet geçiriyor.

Gaziantep’te bir süredir gündelik bu şekilde geçiyor.

Gün olmasın ki yeni bir cinayet haberine uyanmayalım. 

Şehrin dört bir yanından her gün insan eliyle işlenmiş cinayet haberleriyle irkiliyoruz. 

Pazar günü çocukların tüfekle ‘şakası’ ölümle bitti haberini görmüşsünüzdür!

Gelin görün ki biz hala tüfekle şaka olmayacağını ve ölüme sebebiyet verecek ateşli silahların çocuklarımızın uzanacağı yerlerde bulundurulmaması gerektiğini bilmiyoruz!

Öğrenmedik! Öğrenemedik!

Yine geçtiğimiz hafta okul harçlığını çıkartmak için bir barda sahne alan üniversite öğrencisinin öldürülmesi haberini hepimiz gördük!

Daha hayatının baharında gencecik bir öğrenci bar çalışanları tarafından öldüresiyle dövülerek öldürüldü.

Şimdi bu ölümü ailesine nasıl anlatacağız biz?

Hiçbir şey olmamış gibi bu ölüm karşısında yaşamaya devam mı edeceğiz? 

Yarın öbürgün böyle bir ölümün bizi beklemediğinin garantisi var mı bu şehirde?

Son olarak dün kaynansıyla kavga edip cinnet geçiren kadın iki çocuğunu öldürüp intihar etti! Yanlış duymadınız evet çocuklarını öldürdü. O anne şuan hastanede yaşam savaşı veriyor. Eminim yaşamak istemiyordur. Yaşasa bile yine canına kıymaya kalkacaktır.

Kim bilir ne dram vardır bu ölümün arkasında değil mi?

Evet tam olarak bıraktığı bir mektupla dramını anlatıyor.

Özlem K.'nin kendi el yazısıyla eşine, kayın validesine ve halasına hitaben yazdığı mektubunda, şunları sçylüyor: "Cuma sana diyecek pek fazla lafım yok. Beni hep aşağıladın, küçük gördün. Bana hiçbir zaman sevgini hissettirmedin. Sana hasta olduğumu çok söyledim, psikolojimin bozuk olduğu. 

Bundan sonra bensiz mutlu olursun inşallah. Ama annen bu dünyada bana gün göstermedi. Umarım bundan sonra mutlu olur. Çünkü artık ben yokum, mutlu olun. Halam olacak o şahıs, sana bu dünyada öteki dünyada da hakkım haram olsun. Beni öldürene kadar uğraştın. Artık şeytan kızlarınla mutlu olursun. Size söyleyecek hiçbir sevgi sözcüğü yok. Çünkü hiçbirinizi sevmiyorum. Artık mutlu olun. Muradınıza erin. Hakkım hepinize haram olsun. Öteki dünyada elim yakanızda, Allah hepinizin belasını versin" ifadeleri yer aldı.

Bu ruh hali bizlere her şeyi anlatıyor. Yoksa kim durduk yere kendi evlatlarına kıyar.

Bu satırlar sadece bu kadının sorunu mu? Aile dediğimiz kavram toplumun temel taşı değil mi? Biz kimiz toplum değil miyiz? Bu olaya basit bir adli vakaa olarak bakıp geçecek miyiz?

Yoksa bir daha başka acılar yaşanmasın diye elimizin taşın altına koyacak mıyız?

Bir dönem Adana’nın tuhaf olaylarla ve cinayet haberleriyle adı çıkmıştı!

Gaziantep’te şu yaşanılanlar Adana’ya taş çıkartır! 

Bu sözlerimi Adana’yı ötekileştirmek için söylemiyorum. Ama gerçek bu.

Gaziantep’te 3 günde yaşanılan şu trajedilere bakar mısınız?

Gaziantep’te yaşam alanı yok bu şehir yaşamı değerli kılan her şeyden yoksun dediğim de, yok canım sen de abartıyorsun diyenler şimdi bu cinnet hali karşısında ne diyecekler? 

Bu şehri yönetenler bir an önce harekete geçip şehrin temel sorunu hale gelmiş olan şiddet kavramına çözüm bulmak için daha neyi bekliyor.

Şiddet artık bu şehirde bireysel adli vakaa olmaktan, münferit bir olay olmaktan çıkmıştır.

Toplumun tüm katmanlarına yayılmış psikolojik bir sorun olarak karşımızda durmakta.

Bu Gaziantep’in 3 günlük bilançosu.

Geçmişi zaten anlatmaya gerek yok! Bir dönem her gün bir kadın cinayeti işleniyordu bu şehirde. Eğer zamanında bu cinayetlerin sebebi araştırılıp bir çözüm bulunsaydı, bugün bu olayları yaşamaya bilirdik.

Bizleri daha neler bekliyor bilmiyoruz.

Bir an önce mahalle toplantılarıyla, billboardlara asılacak kamu spotlarıyla bu konu her bireye anlatılmazsa şehir iyice çekilmez hale gelecek. 

Bu şehri yönetenlerin görevi sadece yol yapıp çöp toplayıp bina dikmek değildir. 

Önümüzde kocaman bir sorun baş göstermekte.

En acilinden.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz