Cihat ÖZTÜRK

Cihat ÖZTÜRK

Gaziantep ve yaşam

Her insanın yaşamında hayalini kurduğu bir kent profili vardır.

Önce düş kurar, sonra yaşarız ya o misal.

Kurduğu düşle de eşdeğerdir yaşadığı ortam.

İnsan yaşadığı kentle bir bağ kurmak ister.

Bağ kurar ki, yaşamını anlamlandırabilsin.

Bir nevi, insanın tarifidir yaşadığı şehir.

Hani insan yaşadığı şehre benzer derler ya işte bu tanımlama, biraz istisnai bir kavramdır.

Her şehir için geçerli değildir.

Neden mi?

Çünkü bazı şehirler vardır ne şehir insanına benzer, ne insanı şehrine benzer.

Sırıtırlar birbirinin üzerinde.

Gaziantep de böyle bir şehir.

Sorsan marka şehiriz.

 Övünülecek sıfatlarımız bazılarına göre tonladır.

Öyle bir övünmedir ki bu, bir yerden kulp takar, bunu kurusıkı slogana çevirenleri yığınla görürüz.

 Kısaca her şehrin olduğu gibi Gazianteplilerin de mikro milliyetçilik yapan bir yanı mevcut.

Ama gelin görün ki, bu şehrin yaşanılabilir olması meselesine gelince kimse iğneyi kendine batırmıyor.

Şehir yaşamına bir şeyler katayım, değiştirip dönüştüreyim diyen yok.

Kültürel yaşama katkıda bulunayım diyen yok.

Farklı kesimlere seslenecek, bir tane müzikal etkinlik yok.

Ortak paydada buluşup da hep beraber katılım gösterdiğimiz, sevdiğimiz güldüğümüz bir faaliyet var mı? O da yok. Var diyen beri gelsin.

Saat 9-10 oldu mu şehirde yaşam kilit.

Herkes kendi kabuğuna, mahallesine çekiliyor.

Sadece ben miyim? Bu yoklukları fark eden?

Yok mu bu şehirde, yaşamın monotonluğunu fark eden?

Bu şehir hayatının sonu çürümüşlüğe gider.

Şehirleri şehir yapan ürettiği sanattır, kültürdür, müziktir, spordur.

Şükür hiçbirine sahip değiliz şu aralar.

Bu şehirde yaşayanlar olarak aklımıza ‘yemekten’ başka bir şey ne zaman gelecek? Ben de merak ediyorum doğrusu.

Son olarak, şehrin bu sorunlarının muhatabı tabi ki şehri yönetenlerdir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz