A. Eray ÜNVER

A. Eray ÜNVER

Hayalimdeki ihracat

Türkiye’nin en büyük 1000 ihracatçısı açıklandı. Gaziantep’ten 68 firma bu değerli listeye girdi. Gaziantep bu sonuçla en fazla ihracatçıya sahip 3’üncü il olma başarısını gösterdi. Gelgelelim ihracat yaptığımız ürünlere bakınca katma değerlerinin çok düşük olduğunu görüyoruz. Üretimdeki bunca emeği, İhracattaki bu kadar çabayı görünce katma değeri düşük olan ürünü üretmek bizi ülke olarak geride bırakıyor.

Biz pamukla iplik üretip ihraç ederek 1 dolar kazanıyorsak, aynı pamukla elin adamı markalı t-shirt yapıp 100 dolar kazanıyor. Bizimkilere sorsan reklama ihtiyaçları yok. Bir an önce üretimimizi geliştirip markalaşma yolunda adımlar atmamız gerekiyor. Bu kadar ihracat bilgisi ve tecrübesine sahip bir şehrin pazarlama sıkıntısı olmadığı için üretimde yapacakları değişiklikler akıllıca yatırımlarda sadece Gaziantep’i değil aynı zamanda ülkemizi de şahlandırır.

Ürünlerin bile ikinci planda kaldığı yazılım üretiminin ve ihracının ön planda tutulduğu şu günlerde ara mal üretip satmaya çalışmak hamallık olarak nitelendiriliyor. Sadece yazılımının markaları tarafından yapıldığı üretiminin fason olarak yaptırıldığı elektronik ürünler artık 3. dünya ülkelerinde yapılıyor. Yazılım yapan firma sadece bilgisiyle tüm Dünya’ya ihracat yapıyor.

Peki Türkiye’nin ilk yazılım ihracatını biliyor musunuz?

Netaş’ın Ar-Ge Direktörlüğünü yürüten Ali Akurgal yaptıkları ilk ihracatı anlatırken gümrükte mal yok bu hayali ihracat diye suçlanıp mahkemelik olmuş. Gerisini kendi ile yapılan söyleşide şöyle aktarıyor:

O zaman internet yok. Hazırlanan yazılım paketini çatıdaki çanak antenle, 128kb/s hızla, İngiltere'ye yolladık. Faturayı da postaladık, 2 milyon dolar ödeme yaptılar. Aradan 3-4 ay geçti. vergi memurları gelip "Siz 2 milyon dolarlık fatura kesmişsiniz ve bu para ödenmiş ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat" dedi.

Ben de vergi memurunu Ar-ge bölümüne götürüp bir bilgisayarın başına oturttum. "Şu "enter" tuşuna basar mısınız" dedim. O da bastı. "Şu an 300 dolarlık ihracat yaptınız" dedim. Adam suça ortak olmuş olduğu için biraz içerledi. Sonra yazılım nedir, uydu bağlantısı nedir, bu ne kadar para eder, bunları anlattık. Adamlar anladılar ama mevzuata göre mal çıkışı olmak zorunda.

O dönem CD yok, hatta kaset bile yok, makaralı bant kullanılıyor. Biz de yazılımı iki makaraya kaydettik ve gümrük komisyoncusuna verdik. Ancak gümrük memuru, 'Tırlar nerede?' diye sormuş. Komisyoncu "Tır yok, tüm mal bu iki makara" demiş. Gümrük memuru iki makaranın 2 milyon dolar edebileceğine inanmadığı için işlemi yapmamış. Mahkemeye gidildi, bilirkişi heyeti kuruldu, bizim makaralardaki yazılımın 2 milyon dolar edip etmeyeceğini incelediler. Nasıl incelediler bilmiyorum ama en sonunda mahkemeyi kazandık.

Bu kez aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı makaraları mahkeme kararı ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatının girilmesi gerekiyormuş. Bakmışlar zarfta teyp band var. Makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım diye yazmışlar. Böylece Türkiye'den ihraç edilen ilk yazılımın birimi metre olarak tescillendi.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz