Hüseyin TOPRAK

Hüseyin TOPRAK

Kalabalıklar ve Alkışlar...

Yıl 1950. 

1946 yılında çok partili seçim sistemine geçilmiş ve bu sistemle ikinci seçim yapılacak. 

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, bu seçimde İstanbul’dan kuşkulu. 

İstanbul’u hem vali hem belediye başkanı olarak Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay yönetiyor. 

İsmet Paşa, İstanbul valisi ile birkaç kez görüşüp izlenimlerini almış ama deneyimli devlet adamının İstanbul seçimleri hakkındaki kuşkusu dağılmamış. 

Vali Fahrettin Kerim bir miting düzenliyor. 

Bu mitinge İsmet Paşa da katılacaktır. 

1950 nin İstanbul’unda, yaklaşık 100 bin kişi miting alanını doldurur. 

İsmet İnönü’yü miting alanında vali Fahrettin Kerim karşılar ve coşkulu kalabalığı göstererek, gururla, “işte İstanbul paşam” der. 

Ve seçim yapılır, biter, sonuç açıklanır. 

CHP İstanbul’da kaybetmiştir. 

Yani İsmet Paşa’nın kuşkusu boşa çıkmamıştır.  

Bu “işte İstanbul paşam” söylemi siyasal tarihimize mıh gibi çakılır… 

X 

Bu olayı neden yazdım? 

Önümüzde yine seçim var. 

Miting coşkularına ve alkışlara aldanmamak gerek 

Her partiden milletvekili adayları coşkulu kalabalıklarla esnaf gezileri, ev ziyaretleri yaparak seçilmek için çalışıyorlar. 

Cumhurbaşkanı adayları, coşkulu mitinglerde halka sesleniyorlar. 

Altı cumhurbaşkanı adayından biri de hapishaneden ses vermeye çalışıyor. 

Kalabalık mitinglerdeki coşku, sandığa ne kadar yansır? 

Bunu 25 Haziran günü öğreneceğiz. 

Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, onun sonucunu da 24 Hazirandan 15 gün sonra alabileceğiz. 

24 Haziran seçim sonucu umarım ve dilerim demokrasinin, hukukun, adaletin ve özgürce soran – sorgulayan yurttaşın önünü açar. 

Bu seçim, futbol takımı tutar gibi parti tutmaya benzemiyor. 

Bakmak, baktığını görmek, gördüğünün ne anlama geldiğini anlayabilmek, her yurttaşın öncelikli ödevi olsa gerek. 

Ancak böylece sandığa dik ve kararlı bir biçimde gidilebilir. 

Yurttaşlık görevi böyledir ve böyle olmalıdır… 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz