GÜL AKBALABAN

GÜL AKBALABAN

Kitap, Hayatı okumaktır

‘Kitapsız yaşamak; “Kör, sağır, dilsiz yaşamaktır” demiş SENECA…

Ne kadar da doğru bir söz olmuş, içinde bulunduğumuz toplum için…
Okumayı sevmediğimiz için, yazılan bu sözün anlamını da değerini de bilemiyoruz doğal olarak.
Sadece gördüklerini ve duyduklarını uygulayan, sorgulamaktan, araştırmaktan ve düşünmekten uzak bir toplum haline gelmişiz maalesef.

 

 

Okuduğunu anlayan, anladığını yorumlayan, yorumladığını da sözcüklere döken bireyler olmaktan her geçen gün uzaklaşıyoruz. Düşünmeyen, kabullenen, sorgulamayan ve boyun eğen…
Atalarımız güzel tespitler yapıp, güzel sözler söylemişler,”Ağaç yaş iken eğilir” diyerek…
Eğitim ilk olarak evde başlar. Çocuk yetiştirmek ayrı bir sanattır aslında. İlk yemek yemeyi, konuşmayı, davranışı, iletişimi, saygıyı, sevgiyi kısaca her şeyi çocuk evde yaşayarak öğrenir. ilk model anne babadır onlar için. Kişilik ve karakter bilinçli anne ve babanın oynadığı rollere bağlıdır. Verdikleri eğitimle şekillenir. Bu kadar büyük ve önemli sorumluluk aslında küçücük bir alışkanlığın içinde saklıdır, görmesini bilen ve farkında olan için… Kitap okumak.

 

 

Çocuklarımıza küçük yaşta kitap okuma alışkanlığı edindirmek, onlara vereceğimiz en büyük servettir. Kitap okumak, kişinin hayal dünyasını, vizyonunu, davranışını, konuşmasını, düşünmesini, sorgulamasını, üretmesini, kendini keşfetmesini ve ifade etmesini sağlayan en önemli davranıştır. Unutulmamalı ki elektriği bulan Edison ve Nobel ödülü alan Einstein Üniversite mezunu değildi. Ama okudukları kitaplar sayesinde hangi dalda kabiliyetleri olduklarını keşfettiler ve başarılı oldular. Hayatta başarılı olmanın temel yolu kendini geliştirmekten geçer. Bu da ancak kitap okuyarak olur.
Günde ortalama beş saat televizyon seyreden, en az üç saati internette vakit geçiren, bütün iletişim ihtiyacını internet üzerinden sağlayan bireyler olarak günde bir saat kitap okumuyoruz.

 

 

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye ‘de okuma alışkanlığı yok denecek kadar az. Avrupa ‘da % 21 olan kitap okuma oranı Türkiye’de on binde bir oranında. Gelişmişliğimizin gerisinde kaldığımızın acı tablosu.
Sayısal verilere bakacak olursak;

 

 

Türkiye’de kitap okuma konusunda Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumdayız.
Japonya’da toplumun %14’ü

 

Amerika’da %12’si

İngiltere ve Fransa’da %21 düzenli kitap okurken,Türkiye’de durum on binde bir.

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Rapor’unda kitap okuma oranının Türkiye; Malezya,Libya ve Ermenistan gibi ülkelerin bulunduğu 173 ülke arasında 86.sırada yer aldığını belirtmiştir.
Savaşlar, bilinçli insanların değil, çıkarcı ve cahil insanların işidir. Cehaletin olduğu yerde niçin savaştığını sorgulamayan insanlar vardır. Onlar, duyduklarına inanırlar, sorgulamazlar. Kendilerinin bile farkında olmadıkları için başkalarının boyunduruğu altında hizmet ederler. Cahilliklerinin kurbanı olurlar ve bu insanlıklarını kaybettirdiği noktada dünya yaşanmaz hale gelir.

 

 

Kitap okumak için birçok sebep var iken, okumamak için bahane bulmak ne kadar acı…

Çocuklarımızı okumaya teşvik etmeliyiz, bunun için hala geç kalınmış değil.Önce siz başlayın,zaten onlar görerek yapacaklardır.Her akşam öğrendiklerinizden bir şeyler paylaşın ve onların fikirlerini alın.ilk adımı siz atın .Bunun keyfini çıkarmasını bilin ki lezzetinden onlar vazgeçemesin..Hayatta yaşarken yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri bu olacaktır,farkında olsanız da olmasanız da….
Bu kadar sözden sonra hala okumamak için direnmek yerine, okumak ve okutmak için bir adım atmanın zamanı gelmedi mi sizce…

 

Okumak,anlamak,anlatabilmek,düşünmek,sorgulamak ve aydınlık bir gelecek için,oku ve okut….

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz