A. Eray ÜNVER

A. Eray ÜNVER

MAKAMLAR VE ARAÇLARI

Artan döviz kuru ve ekonomideki belirsizlik herkesi tasarrufa ve dikkatli harcamaya yönlendirmiş durumda. Arık herkes ekmek alırken bile hesap etmekte, bir yere giderken yol ücretlerini hesaplamakta, para harcarken iki kere düşünmekte.

Gelgelelim kamu harcamalarında herhangi bir kısıtlamaya giden, harcamaları düşünen kurum sayısı yok denecek kadar az. Ekonomik tedbiri i phone marka ürünleri boykot etmek sanan kamu kurumu yetkilileri lüksten en ufak taviz vermemekte.

Son yıllarda Ankara’ya yolu düşen herkes Mercedes, audi marka resmi plakalı araçların ne kadar arttığını fark edecektir. Hayatında kendi parasıyla alamayacağı aracın devletin parasıyla keyfini süren makam adamları atandıklarında ilk iş olarak odalarını ve araçlarını değiştirmekte. 2010 yılında 265.7 milyon lira harcanan taşıt alımlarına yapılan harcama; 2011 yılında 450.2 milyon liraya, 2012 yılında 581.2 milyon liraya, 2013 yılında 755.9 milyon liraya yükselmiş.

Bu yıldan sonra yapılan harcama ise daha hızlı artmış. 2014 yılında taşıt alımları için 953.7 milyon lira, 2015 yılında 1.5 milyar lira, 2016 yılında ise 2.3 milyar lira harcanmış. 2016 yılındaki 2.3 milyar liranın 1 milyar liralık kısmı hava taşıt alımı için harcanmıştı. 2017 yılında ise taşıt alımlarına 1.1 milyar liralık harcama yapılmış. Bu yıl temmuz ayı itibariyle harcama 126.9 milyon lira. Taşıt kiralamalarında da yıllar içinde hızlı bir artış yaşanmış. 2010 yılında 111.7 milyon lira, 2011 yılında 133.8 milyon lira, 2012 yılında 158.7 milyon lira, 2013 yılında 220.2 milyon lira, 2014 yılında da 375.6 milyon lira harcanmış. 2015 yılında taşıt kiralamaları için bütçeden 417.1 milyon lira aktarılırken, 2016 yılında 549.9 milyon lira, 2017 yılında da 557.6 milyon liraya yükselmiş.

Temmuz ayı itibariyle 7 aylık harcama 299.1 milyon lira olmuş. Bunlar sadece araç harcamaları, bir de bunların bakım bedelleri, şoför maaşları, yakıt giderleri, escortlar, eklenince nerelere ulaşacağını bir de siz tahmin edin.

Kaymakamından, genel müdürüne; il müdüründen, valisine bulaşan makam odası ve lüks araç alışı istikrarlı bir şekilde büyümüş. Makam aracını modifiye ettiren de var, hanımına araba öğreten de. Kimisi alışverişe gider, kimisi köyüne. Bazısı tatile şoförünü de götürür, bazısı kendisi uçakla gidip aracını önceden gönderir. Özel işlerinde kendi mumunu yakan ecdattan gelin arabası yapılan makam aracına geldik.

Şimdi tasarruf tedbiri yapalım desek sgklının ilacı kesilir, vekilin implant sayısına bakılmaz. Avrupa’nın emeklilik yaşı baz alınır, kıyak emeklilik hesaba alınmaz.

Askere giden fukaraya yol ücreti verilirken tren ücreti hesaplanır, vekilime, müdürüme vip uçak bileti alınır. Vatandaş az yaksın diye aracına tüp taktırır, diğeri envantere 4x4 eklettirir. Sorsan köylere hizmet götürecek.

7 yıl önce bir basın heyetiyle gittiğim Danimarka gezisinde Danimarka enerji bakanıyla görüşme fırsatımız olmuştu. Bakanlığa 18 km uzaklıkta olan evinden her gün bisikletle gidip geldiğini, makam aracını sadece makamının gerektiği işlerde kullandığını belirtmişti.

Hiçbir genel müdürün, hiçbir orta dereceli memurun makam aracı olmadığından bahsetti. O anlattı biz birbirimize baktık. O anlattı biz utandık.

Türkiye’nin bir an önce silkelenip kendisine gelmesi lazım. Esnafından işçisine, köylüsünden tüccarına herkes elini taşın altına koymalı. herkesin bir planı olmalı.

İthal malları alırken herkes bir kere daha düşünmeli. Bu durumda tüm yatırımlar eğitime ve bilime yapılmalı. İhracat yapan sanayici büyük ölçüde desteklenmeli. Bunları yaparken de devlet vatandaşa örnek olmalı.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz