Psk. Y. Emre Yılmaz

Psk. Y. Emre Yılmaz

Modern kölelik ve özgürlüğün psikolojisi

İnsanı ele alırken düşülen en büyük hatalardan birisi, insanı salt dışsal ya da salt içsel etkenlerle açıklamaya çalışmaktır. İnsan son derece karmaşık ve anlaşılması güç bir canlıdır.

Özgürlük kavramı da öyle. Modern çağ insanları olarak özgürlük kavramını, sadece dışsal olarak algılama eğilimindeyiz.

Bu çok büyük bir hata. Özgürlüğü sadece siyasal özgürlük olarak kabul etmemeliyiz. Siyasi özgürlük dışsal özgürlüktür. Evet siyasi olarak özgürüz, en azından belli ölçüde.

Özgürlüğümüz yasalar çerçevesiyle korunuyor. Bunu hiçbir itirazım yok. Peki içsel özgürlüğümüz neden göz ardı ediliyor? İnsan sonsuz sayıda seçim yapmak konusunda özgürdür.

Değiştiremediğimiz koşullar karşısında bile, o olayla ilgili nasıl hissedeceğimiz konusunda özgürüz.

Haksız yere bir hapishaneye kapatılıp, her türlü işkenceye maruz kalsanız dahi içinizde hissettiklerinizi kimse sizden söküp atamaz. İçsel olarak hepimiz özgürüz. Fransız düşünür Sartre meseleyi bir adım daha öteye taşır ve şöyle der: “Hepimiz özgürlüğe mahkumuz.”

Peki biz neden kendimizi özgür hissetmiyoruz? Ya da kendimizi özgür hissettğimizi sanarken neden hep aynı döngüleri yaşıyoruz? Tüketim toplumlarında yaşayan insanlar, bir tüketim nesnesi gibi görülürler.

Reklamlarda insanların özgür olduğu yanılsaması sunulur ve insan gerçekten de kendini özgür hisseder.

Reklamlarda insanların özgür olma hislerine vurgu yapılarak, hedef şaşırtılır ve arka fonda, fark ettirilmeden yeni bir kölelik biçimi dayatılır: modern kölelik. Tüketim çarkının dişlisi olan, bir metaya dönüştürülen ve sürekli şekil verilmesi gereken pasif bir varlık olarak insan…

Dış koşullar açısından özgürüz ama içsel olarak özgürlüğümüzden haberimiz var mı? İşe önce özgürlüğümüzün önündeki engelleri görerek başlayabiliriz.

Zincirlerinin farkında olan köle, zinciri olmayan, kendini özgür zanneden kölelerden daha özgürdür.

Viktor Frankl adındaki Yahudi bir psikiyatrist Nazi döneminde Yahudi toplama kampında esir düşmüştür. Orada bazı mahkumların kısa sürede psikolojik çöküş yaşadığını görürken, bazılarının her şeye rağmen dayandığını ve daha iyi hissettiklerini gözlemlemiştir.

Bu farkı yaratan şeylerden biri de, o insanların dış koşulları değiştiremese de içsel olarak nasıl hissedeceklerine dair özgürlüklerinin farkında olmaları olabilir.

İnsan sadece dış koşulların etkisinde sürüklenen bir varlık değildir. Dış koşulların etkisi yadsınamamakla birlikte; dış koşulların kişiyi nasıl etkileyeceği kişinin içsel süreçleriyle ilgilidir ve bu konuda sonuna kadar özgürüz!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz