SOKRANTES...

SOKRANTES...

ÖZÇEKİM'E DEĞİL ÖZ'E ÇEKİN..

3 yıl önce Ankara da işlediği çifte cinayetten sonra ortalardan kayıp olmuştu Atalay Filiz.

 

Firari olduğu dönemler de Tuzla’ da tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı’nın  eşinin işlettiği çay bahçesinde çalıştı.

 

İddialara göre ,Atalay Filiz’in gerçek kimliğini öğrenen Kayıkçı’yı 27 Mayıs da öldürdükten sonra yine ortadan kaybolmaya çalıştı.

 

27 mayıs dan 13 Haziran’a kadar kaçmayı çalıştı ve sonunda yakalandı.

 

İşte bu yakalanma sürecin deki ve yakalandıktan sonra ki olaylar beni , belki de çoğu insanı çile den çıkartmaya yetmiştir.

 

İnsanlarımız her şey ile dalga geçmeye o kadar alışmışlar ki seri katilimiz oldu diye sevinenlerimiz bile vardı.

 

3 belki de 4 kişinin katili ortalık da rahatlıkla dolaşırken insanların bu kadar rahat olmasına bir anlam veremedim.

 

Medyamız bu katilin yakalanma sürecine kadar adamı nerdeyse halk kahramanı ilan etti.

 

Zekasından, yaptığı planlardan , övgü ile bahsetmeye başladılar.

 

Sosyal medyada Avrupa’nın seri katilleri ile bizim seri katilimiz arasındaki farkları konuşur oldular.

 

Milletin seri katili psikopat bizim ki muhabbet kuşu mu gibi espri konusu bile yapan oldu.

 

Televizyonlar da yakalana kadar çok zeki, çalışkan , başarılı kıvrak zekalı ,iyi eğitim aldığı  konuşuldu.

 

 

Polisi her seferinde alt ettiği anlatıldı , yakalanmaktan nasıl kurtulduğunu övgülerle bahsedip durdular.

 

Yakalandıktan sonra bile film gibi senaryolar düzüp polisten nasıl kaçtığı nerelerde konakladığı milleti nasıl alt ettiği yine övgülerle bahsedildi.

 

 

Helal olsun iyi başarmış diyen habercilerimiz bile oldu.

 

Katili bile ünlü yaptık.

 

Yakında belki dizi filmini bile yaparız belli mi olur.

Sonunda onu yakalanmasında emeği geçen polisler bile hatıra olsun diye özçekim yaparak bu anı ölümsüzleştirdiler.

“Bizden bu kadar nasıl becerdin kaçmayı, tebrik ederim “ bile dediler.

Maç yapmıyoruz ki beyler rakibi tebrik edelim.

Oldu olacak formaları da değişseydiniz.

Onların özçekim yapmasını videoya alan kişi acaba neden çekim yapıyordu o da soru işareti.

Sonuçta o kişi de bu anı ölümsüzleştirmek isterken bu olayı yakalamıştı.

Medyanın kötü nasıl iyi gösterdiğinin en açık örneği bu olay.

Katile bile hayranlık duyan bir toplum olup çıktık.

Neden böyle olduk acaba.

Yediklerimiz mi dokunmaya başladı.

Genlerimizle mi oynuyorlar.

Biz böyle değildik.

Atalarımız özlerimiz hep ince düşünceli insanlardı.

Ne ara bu kadar duyarsız olduk.

3 kişinin katili hakkında iyi düşünceler sahip olup, ölüm üzerinden bile capsler yapıp gülmeye çalışır olduk.

Her şeyleri ellerindeki akıllı telefonlar ve onların içindeki oyunlar, uygulamalar olan bir gençlikten ne bekleyebiliriz ki.

Hayatı oynadıkları oyun sanan gençlerimiz ve çocuklarımız ülkemiz de dönen dolapları da tabii ki göremez.

Dizilerimiz de bile katilleri, mafyaları bile sever olduk.

ÖZ’ümüzü unutmayalım benliğimizi kaybetmeyelim.

 

SOKRANTES DER Kİ: BİR İNSANI AHLAKEN EĞİTMEDEN SADECE ZİHNEN EĞİTMEK TOPLUMA BİR BELA KAZANDIRMAK DEMEKTİR( THEODORE ROOSEVELT)

 


EFELENEMEDİK EYFELLENDİK.

 

 

2016 Avrupa kupasına iyi bir başlangıç yapamadık.

Hırvatlara yediğimiz tek gol sonucunda kötü bir futbolda ortaya koyarak 1-0 yenildik.

Yenilgimiz sonucun da dokunulmazlık oyununu kazanamayan ozan ve volkana yüklendikçe yüklendik.

Futbolun bir takım oyunu olduğunu yine unuttuk.

Galibiyette hep mimar olanları, mağlubiyette görmez geldik.

Futbolun patronunu eleştirmekten korkanlar olduğu için en zayıf halkaları seçip onları eleştirmek daha da kolaydı ve kimseye zararı da yoktur.

Avrupa şampiyonasına reklamlar hariç iyi hazırlanamadığımız belli.

Allah var iyi reklam filmleri çekmişiz.

Ama takım da hayır olmayacağı daha reklamlardan belli idi.

Takım kaptanını benzin istasyonunda unutan bir takımdan hayır gelir mi hiç.?

Yahu hiç biriniz arda burada değil demediniz mi?.

Adam maça yetişeceğim diye yoruldu maçta da yorgunluktan oynayamadı.

Ama sorun yok taraftarlarımız twet atarak eyfele Türk bayrağı ile aydınlattık ya bu da yeter bize.

Süper bir görüntü oldu..

Biz bitti demeden bitmez diye yola çıktık amma galiba biz bitti demişiz.

Böyle futbol olmaz.

Bu akşam bu şampiyonanın favorilerinden ispanya ile karşılaşacağız.

Zoru seven ve sansasyonel bir takım olduğumuz düşünülürse vitrin maçı olarak da görecek olursak bende hafif bir umut var.

Bekleyip göreceğiz.

 

KARNE ZAMANI..

2015-2016 eğitim ve öğretim yılının sonuna gelmiş bulunmaktayız.

Biz anne – babalar olarak çok sevinçliyiz.

Artık ödev yapmayacağız.

Belki de çocuklardan çok bizler seviniyoruzdur okulların tatil olacağına.

Onlarla beraber yeniden okuyoruz sanki.

Ev ödevi denilen olaya hiç mana veremedim bu zamana kadar.

Sabahtan akşama kadar zaten okulda olan çocuklarımız bir de gelip evde ödev yapmaları bana saçma gelir.

Milli eğitim bakanı olsam çocuklar beni çok sever kesin..

Şaka bir yana da bu çocuklar çocuk olduklarını ne zaman hatırlayacaklar ki.

Sabah ders akşam ödev.

Oyun zamanı da çok az.

Neyse bu konu beni aşıyor zaten..

Yarın sosyal medya da çocuklarımızın başarı fotoğraflarını paylaşırız.

Orada dikkatimi hep bir şey çekmiştir.

Okullarında başarılı olan çocuklarımız neden lgs ,ygs filan gibi sınavlarda şehir olarak başarısız oluruz.

Çok ayrı bir tezat içine girerim hep.

İyi bir eğitim alsın diye tonlarca para ve emek verdiğimiz çocuklarımız neden en önemli sınavda başarısız olur.

Marka şehir Gaziantep eğitimde neden hep sonlarda yer alır.

Neden bir adım öteye gidilmez ve bu konu üzerinde neden kimse çalışma yapmaz.

Özel okullar biz başarılıyız diyorsa devlet okullarında ki sıkıntı nasıl çözülecek o zaman.

Liselerin adının Anadolu olması bir şey ifade etmiyor sistem değişmediği sürece.

Gaziantep de eğitimin üzerine acil olarak düşülmesi lazım ve acilen iyileştirilmesi lazım.

Yoksa karneler de hepsi 100 olmuş boş. Kafalar boş olduktan sonra.

 

 

 

 MUSTAFA ÖZKEÇECİ

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz