Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Rize-3

Artık Ayder’den ayrılma vakti. Kısa bir gezinti yapıp, Rize’deki program süresince zamanının büyük bir bölümünü bizlere ayıran Ahmet Bey’in işlettiği Ayder’i tepeden gören Doğa Resort Otel’de çay ve kahve sefası yaptıktan sonra araçlarımıza geçiyoruz. Çamlıhemşin yol sapağına kadar gidiyor ve orada başka araçlara biniyoruz.

Bu defa rehberliğimizi Rize yaylalarına ve Kaçkar dağlarına tur düzenleyen Sendagez ekibinden Harun Bey yapıyor. Bölgeyi çok iyi tanıdığı için oldukça şanslıyız.

Güzergahta Gito Yalası var ki, Gito’nun rakımı yaklaşık 2000 metre. Yol çok sarp ve dar ama bu güzelliğe değer.

Uçurumun kenarındayız, şoförümüz çok rahat!..

“Korkmayın biz buradan neredeyse her gün geçiyoruz” diyor.

Ama daha önce korkup yürümeyi tercih edenlerin bile olduğunu da söylemeden edemiyor!

Yol boyu yüksek tepelerde evler görüyoruz. Tabii bizim dünyamıza çok aykırı gibi gelse de bu evlerin köylere bağlı olduğunu, elektrik ve su şebekelerinin buralara kadar ulaştığını öğreniyoruz.

Unutmadan bir de bu insanlar cenazelerini bahçelerine gömüyor. Yol kenarlarında ikili, üçlü mezarlıklar görüyorsunuz. Yerleşim dağınık olunca ortak bir mezarlık kurmak bile güç hale gelmiş. Kısacası bazı yerlerde insanlar atalarıyla, ölüleriyle bir arada yaşar hale gelmiş.

Yaklaşık bir saatlik bir yolculuğun ardından en nihayetinde Kaçkar Dağlarının eşsiz güzelliğini seyrederek Gito Yaylasına varıyoruz. Tepede kar var ve yılın ilk karını biz çok daha erken görmüş oluyoruz. Kar var ama hava çok güzel. Harika bir manzara, dağların zirvelerini rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Hani hep o televizyondan seyrettiğimiz Karadeniz’in o muhteşem ahşap evleri…

Orada bizleri çok değerli bir hanımefendi ağırlıyor. Havva Hanımın annesinin eviymiş ve aynı zamanda pansiyon olarak da misafirlerini ağırlayan bu güzel evde bizlere ikramlarda bulunuyor.

Evin manzaraya hakim güzel bir balkonu var ve bu sefer deniz değil de, tabiri caizse dağ kıyısında muhlama, hamsili pilav, bal, kaymak, mısır ekmeği eşliğinde doğanın keyfini sürüyoruz.

Tabii ki çay olmazsa olmaz…

2000 metrede içilen çayın tadı da bir başka oluyor tabii…

Zaman hızla geçiyor, her güzel şey gibi Gito’ya da veda etme vakti, istikamet Zil Kale.

Zil Kale’nin manzarası muhteşem…

Biliyorum manzara ve muhteşem kelimelerini çok defa kullandım ama gerçekten öyle…

Zil Kale’den baktığınızda Fırtına Deresini o kadar küçülmüş görüyorsunuz ki, küçük bir çay gibi… Etraf yemyeşil…

Ardından Fırtına Deresinin kenarında bir restorana ulaşıyoruz. Misafirlerinin adeta üzerine titreyen Sündüs Hanımın işlettiği Dere Restoran’dayız. Tam derenin kenarında, suyun çağlayarak akışını camdan seyrediyorsunuz. Konaklama imkanı da sunan tamamı ahşap bu şirin mekanda yemeklerin neredeyse tamamı yöresel lezzetlerden oluşuyor ve çok güzel balık yapıyorlar. Karadeniz lezzetlerini bulabileceğiniz bir mekan ama yeni ve farklı lezzetleri tatmaya da hazır olmanız gerekiyor.

Artık Rize merkeze dönme zamanı, istikamet ise Çaykur Fabrikası…

Biraz yorgun olsak da Çaykur Çay İşletmesini görmeden olmazdı. Mesai bitimine yakın Rize merkezde Çaykur’a ait Cumhuriyet Çay İşletmesine ulaştık. Oradaki Ziraat Mühendisleri nezaretinde soldurma ile başlayıp nihai ürüne kadar çay işleme süreçlerinin tamamını görme imkanı bulduk.

Çaykur’un bahçesinde içtiğimiz çayların ardından Rize bezi işletmesine geçtik ki Rize bezinin insan bedenine uyumu ve sağlık açısından önemi saymakla bitmiyormuş. Buradan da kıyafet, havlu gibi bir şeyler aldıktan sonra Babillon Otel’de yaklaşık bir saatlik programın ardından Green Otel’de başladığımız noktada sadece günü değil, Rize programını da tamamlamış olduk.

Yazacak daha çok şey var ama gidip görmeden yazmakta bir yere kadar. Ben dilim döndüğünce, kalemim yettiğince anlatmaya çalıştım. Güzel bir coğrafyada güzel insanlar tanıdım. Geride hoş bir seda bırakabildiysek ne mutlu…

Çok güzel dostlar edindik, aslında biz sadece Rizeli dostlar da edinmedik. Kendi bölgemizde, Gaziantep, Adana, Şanlıurfa, Batman, Mardin, Diyarbakır, Van gibi illerden çok güzel insanlarla tanıştık, güzel dostluklar geliştirdik. Hep bu bölgedeydik ama Rize buluşma noktamız oldu. Bu bağlamda tüm arkadaşlara muhabbetlerimi, selamlarımı gönderiyorum.

Proje kapsamında bizlerle bir araya gelen Rize Valisi Erdoğan Bektaş’a, Rizem Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ramazan Aydoğan’a, Yönetim Kurulu ve Üyelerine, bizleri ağırlayan tüm Rizeli konukseverlere, gezimiz boyunca bizlerle birlikte olan, eşlik eden tüm Rizeli dostlara teşekkürlerimi sunuyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz