Güven SERT

Güven SERT

Şimdi Çatı Katında Kurultay Zamanı

Cumhurbaşkanlığı seçiminin çatı katı partilerinden CHP kurultaya gidiyor.

46 yaşındayım. Okumayı söküp aklım erdiğinden beri CHP’yi takip ederim.
Türkiye’nin Demokrasi kelimesini en çok kullanan ama en anti demokrat partisi diyebilirim CHP için. Belki de bu yüzden hiçbir zaman tek başına iktidar olamadı.
Hiçbir zaman iktidar olup, belki de dünyanın en güzel, en adil politikalarını içinde barındıran sosyal demokrasiyi hayata geçiremedi.
CHP her zaman demokrat olmakla övündü ama parti içinde o demokrasi anlayışını hiç oluşturamadı.
Gaziantep’in gördüğü en demokratik seçim olan son Milletvekilliği aday belirleme ön seçimini bile sonuçları kontenjanlandırarak yüzlerine gözlerine bulaştırdılar.

Delegelik sisteminin sakatlığı yüzünden, gelmiş geçmiş en büyük hezimet olan son yerel seçim başarısızlığının hesabı bile sorulamadı. Ne sorumlular kendilerinde kabahat görüp gereğini yaptılar ne de genel merkez olası ihtiyaç durumunu göze alarak başarısızlığı cezalandırabildi.
Netekim, şimdi çatı katında kurultay zamanı.
Başarısızlığa rağmen altlarındaki koltuğa dokunulmayan il başkanlarının diyet ödeme zamanı. Ödemeye de başladılar zaten.
Şimdi aynı başarısızlığı paylaştıkları genel merkezleriyle kol kola girip parti içi diktayı koruma zamanı. Şimdi delegeyi belli vaadlerle güdümleyip, mevcut yapıyı rayında tutma zamanı!..
“Demokrasi, demokrasi “diyenlerin kurultayda ne yapacaklarını göreceğiz... Öncelikle çarşaf mı blok mu onu göreceğiz... Bloğa cesaret edebileceklerini sanmıyorum. Bunun ardından göreceğimiz şey çarşafa blok yamanacak mı? Yani anahtarlar havada uçuşacak mı? İşte bu kesin... Ülkemizin en bi demokrasi havarilerinin şimdiden anahtar liste pazarlıklarına başladıklarına eminim.
Tek pazarlık bu mu olacak? Olursa şaşarım... Önümüz genel seçim... Listede sıra pazarlıkları en azından kafalarda başlamıştır. Verilecek tavizlerin sınırları çizilmiştir. Yüzüne hasret kaldığımız sevgili vekillerimiz (Zaten hepi topu iki tene), bugün yarın kente damlayıp delege ziyaretlerine başlarlar... Buna hiç kuşkunuz olmasın. Daha olmadı, üç beş delegenin ağası olan soluğu genel merkezde alır. Otellerde ağırlanır. Bu kez rakip sıkı... Adamın demokratlığı da başarısı da tescilli. Pazarlıklar çetin geçecek... Ortalık karışacak.

Peki CHP delegesi buna izin verecek mi... Birilerinin gidip kendi oylarını pazarlamasına fırsat tanıyacak mı? Ya da gelip güdümlemesine?
Yoksa dik durup demokrasinin ve özellikle de sosyal demokrasinin gereğini yerine getirecek mi?
Her televizyona çıktığında, her meclis kürsüsüne çıktığında bütün CHP’lilerin ayakta alkışladığı, “her sözünün altına imza atarım” dediği Muharrem İNCE adayım dedi... “Her sözüne imza atarım” dediği adamın sözlerine gerçekten imza atacak mı?
CHP delegesi ne yapacak? Gönlünün sahibine mi oy verecek yoksa siyasi istikbalinin sahibine mi?
Mantık evliliği mi yapacak, aşk evliliği mi?
Başarısızlığı yaratanların, çatıyı kuranların, kurduğu çatıya sahip çıkmayıp, bir miting bile yapmayanların, bir tek billboard, afiş, broşür asmayan, bastırmayan, dağıtmayanların peşine mi takılacak? Yoksa her koşulda çıkıp doğru bildiğini söyleme cesareti olanların mı destekçisi olacak?
Son sözü delege söyleyecek... Delege sözünü söylerken kendi karakterini mi ortaya koyacak yoksa hep eleştirdiği yönlendirilmiş sürü karakterine mi bürünecek...
Çatı katında kurultay vakti mi?
Yoksa çatı katında İSYAN vakti mi?
Göreceğiz...
Türkiye’nin geleceği asıl bu kurultaya bağlı.
Bunu biz hissediyoruz. Bakalım CHP delegesi de hissedecek mi?

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz