Psk. Y. Emre Yılmaz

Psk. Y. Emre Yılmaz

Yalnızlık

Yalnızlık, soyutlanma, dışlanmışlık, ilişkiler ağına dahil olmama, izole olma hissi gibi birçok şekilde tanımlanabilir.

Yalnızlık kişide kaygı uyandırır, uzaklaştırılması gereken bir olgu gibi görülür.

Birçok psikolojik problemin altında yalnız olma korkusu yatar.

Kişi kendini sosyal ilişkilerin içinde bir akışta göremez yahut ilişkisel dünyanın tekinsizliğiyle baş edemeyip bazen farkında olmadan kendini ilişkilere kapatır.

Farkında olmadan kapattığı için de içten içe bir huzursuzluk duyar ve çeşitli ödünleyici tepkiler geliştirir.

İnsanların tümünün aptal olduğunu düşünmek, katı bir şekilde kendi işine sarılıp işkolik olmak, yalnızlığından başka insanları sorumlu tutmak, melankolik ve depresif tavırlar bu tip ödünleme çabalarına örnektir.

Kişi kendine o kadar uzaktır ki, yalnız başına kaldığında huzursuzluk hisseder, kaygılanır, uzaklaştırmak istediği düşünceleri zihnini kaplar.

Kişi kendini tanımamanın cezasını yalnızlıktan korkarak öder.

Yalnız kalma korkusunun bir başka tezahürü de kişinin kendisini tamamen bir grupla özdeşleştirmesi ve o grubun içinde kendi benliğini eritip kaybetmesidir.

Çünkü grubun kendine ait kuralları, kararları ve bakış açıları vardır.

Bu da kişinin kendi hayat sorumluluğundan ve yalnızlığından kaçışının bir başka ifadesidir.

Bir gruba radikal bir biçimde katılmak, kendini o grubun bir uzantısı gibi hissetmek, kendinden kaçışın acı bir sonucudur.

Kişi dışarıdan bakıldığında mutlu ve iyi görünürken; bilinç dışında bastırmış olduğu kaygıları kendini çok farklı şekillerde gösterir.

Nedeni bilinmeyen ağrılar, içimizi sebepsiz kaplayan huzursuzluklar; bazen kendimizden, bazen yalnızlığımızdan kaçışımızın göstergesi olabilir.

Ayrıca bastırılan yalnızlık kaygısı, kişinin hayatını bütünlüklü bir şekilde görememesine de neden olur.

Kişi yalnızlığını kabul ettiği ölçüde, anlamlı ve derinlikli ilişkiler geliştirebilir.

Biz her ne kadar diğer insanlara temas edebilsek de, benzer kaygılar taşısak da, aynı ailede büyüsek de en temelde yalnızız.

Hiçbir insanın bizi yüzde yüz anlama şansı yok.

Diğer insanla her zaman aramızda bir boşluk kalacaktır. Bu insanın olmanın gereğidir.

İnsan olma halini her haliyle kabul etmek; yalnızlığımızla da ilişkiselliğimizle de barışık olmak, hayatımızı bütünlüklü bir şekilde algılamamıza yardımcı olur.

Biz yalnızlığın sorumluluğunu da ilişkisel dünyanın tekinsiz hislerini de cesaretle kabul edebilirsek, psikolojik iyi olma halimize katkı sağlayabiliriz.

Yalnızlık da ilişkisellik de bizim kendi seçimimizle olmalıdır.

Biz bu seçimin sorumluluğunu aldığımız ölçüde gelişip, olgunlaşabiliriz.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz