Gülşah ERKAYA SERT

Gülşah ERKAYA SERT

Yorumsuz!

24 Temmuz ‘Basında Sansürün Kaldırılışının yıldönümüydü.

Türk basını için gurur günüydü. Peki, biz ülke olarak basın özgürlüğünde dünyanın neresindeyiz?

Daha önce yayınlanan raporlar, istatistikler, rakamlar her şeyi açıkça ortaya koyuyor. Bu raporları yorum yapmadan paylaşmak istiyorum…

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün ardından, Türkiye'de basın özgürlüğünün geldiği noktaya ilişkin bir rapor da, geçtiğimiz aylarda Merkezi Washington'da bulunan, Freedom House'dan gelmişti… 199 ülkede basın özgürlüklerinin durumunun inceleyen kuruluşun raporunda Türkiye, 76 puanla dünyada 163'üncü, Avrupa'da ise 42'inci ve son sırada yer aldı.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün de açıkladığı, 2017 Dünya Basın Özgürlüğü raporunda 4 sıra daha gerileyen Türkiye, 180 ülke arasında 155'inci olmuştu.

Türkiye, 2012-2016 yılları arasında basın özgürlükleri en fazla gerileyen ülke oldu...

Raporda, Türkiye’nin notunun düşürülmesine gerekçe olarak, sansürün artması, eleştirel ve bağımsız medya kurumlarının kapatılması, gazetecilerin lisanslarının toplu iptal edilmesi, gazetecilere karşı keyfi gözaltı ve şiddet vakalarındaki keskin artış örnek verildi.

Oysaki ülkemizin İnsan Hakları Evrensel Beyannâmesi tercümesinin 19'uncu maddesi der ki:
"Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir".

Peki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 25. maddesi ne diyor:
“Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz”.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz