Petrol kadar değerli olan işte o ürün!

Türk plastik sanayii, ambalaj, beyaz eşya, otomotiv, elektronik, inşaat ve savunma sanayi için yılda 11 milyon tona yakın plastik mamul üretimi hayata geçiriyor. Sektör paydaşları gerçekleştirilen toplantıyla artık üretimdeki başarısını geri dönüşümle desteklemeye odaklandığını duyurdu.

Plastik sektörü geri dönüşümde küreseli yakalamak için atağa kalktı. AB’nin 2025’den itibaren % 25 oranında geri dönüştürülmüş ham madde kullanımını zorunlu hale getireceğine vurgu yapan sektör paydaşları, cari açığın ve çevreyi korumanın ilacının atık olduğuna dikkat çekti.

Yeniçağ’da Çağlar Çağatay’ın Özel Haberine göre; Yeşil Dönüşüm ve Teknoloji Derneği (PAGÇEV) Başkanı Yavuz Eroğlu, atıkların bugün geçmiş dönemde olmadığı kadar ekonomik bir değeri olduğunu belirtti. Eroğlu, tüketiciyi geri dönüşüm konusunda teşvik edecek sistemlerin kurulması gerektiğinin altını çizdi.

Atık bulmanın gitgide zorlaşacağını söyleyen Eroğlu, “Cari açık ve çevreyi koruyabilmenin ilacı atık. Yakın gelecekte ülkeler arasında atık savaşları yaşanacak. Önümüzdeki dönemde atıklar petrolden daha değerli olacak. Markalar, geri dönüştürülmüş ham maddeye ulaşmak için büyük bir rekabete girecek. Tüketiciyi teşvik edecek, geri dönüşüm sürecine dahil edecek depozito sistemine geçilmeli” dedi.

Atıkta dünyada artan hassasiyetin Avrupa Birliği’ndeki regülasyonlarla şekilleneceğini kaydeden Eroğlu, şunları söyledi: “AB ülkeleri 2025’te otomotiv, beyaz eşya, tekstil gibi sektörlerde yüzde 25-30 oranında geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını zorunlu kılacak. Ülkemizin geri dönüşüme kazandırabilmek adına yurt içinde atık toplamayı artırabilecek, atık yönetim sistemleri inşasının yanında AB’den atıkları alabilmesi için bundan sonra iyi bir karneye ihtiyacı olacak. Çünkü önümüzdeki 5 yılda Türkiye, OECD üyesi olduğu için iyi bir rapor oluşturamazsa atıkların AB’den ihraç edilmesi yasaklanacak. Atık yönetiminin iyileştirilmesi ve geri dönüşüm sürecine katkı sağlaması için depozite süreci hızlandırılmalı, teşvik ve ceza sistemi getirilmeli. Adil bir şekilde uygulanırsa bu dönüşüme hızlı adapte oluruz. Zannediliyor ki Avrupa'da bireysel bilinç var. Halbuki Avrupa'da çok ciddi ceza sistemleri var. Türkiye’nin asıl problemi kayıt dışı atık toplama sistemi. İhracatta Avrupa’dan aldığımız pay oldukça az. Önce bu pazarda bir doygunluğa ulaşmalıyız. Türkiye'nin 10 yıl içinde küresel bir güç haline gelebilecek potansiyeli var. Kendi petrokimyasal ham maddemiz yeterli olmadığı halde plastik sektöründe Avrupa'da 2, dünyada 6.’yız. Plastik sektöründe bu noktaya geldiysek geri dönüşüm merkezi olabiliriz.”

Küresel bir geri dönüşüm merkezi olabilmek adına, 2-4 Mayıs tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan RePlast Eurasia Plastik Geri Dönüşüm ve Hammaddeleri Fuarı’na da dikkat çeken Eroğlu, yurtdışından yoğun ilginin olduğunu söyledi. Eroğlu, şunları anlattı; “Fuarımız Avrupa’da duyuluyor ve ilginin büyük olacağını öngörüyoruz. Amacımız geri dönüşüm kullanımını teşvik etmek. Geri dönüşüm sanayinde teknoloji üreten birçok markamızı da fuarda ön plana çıkarmak istiyoruz. 8 yıl içinde plastikte İspanya'yı, İtalya'yı ve Fransa’yı geçtik. Türkiye’de endüstri ordusu var, dolayısıyla geri dönüşümde de küresel merkez olma hedefimize ulaşabileceğimize inanıyoruz.”

Katma değeri yüksek işler için ayrı kredi verilmesi gerektiğine de dikkat çeken Eroğlu, “Yatırım taahhütlü avans kredisinde (YTAK) 1 milyar liranın altında yapılan yatırım kabul edilmiyor. YTAK’ta iyileştirmelere ihtiyaç var; senelik ayrılan pay toplamda 100 milyar lira, her bir projenin minimum 1 milyar liralık proje olması lazım. YTAK programına yıllık 100 milyar Türk lirası limit tahsis edildi. 3 yıl boyunca toplam 300 milyar TL limit tahsis edilmesi söz konusu. Projelerin ortalaması 2 milyar lira olsa, bir yılda gelebilecek proje sayısı 50. Bu sayı Türkiye için çok az. Finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde mümkünse ve kaynaklar müsaade ediyorsa 100 milyar TL’nin artırılması lazım” diye konuştu.

TCMB verilerine göre, plastik sektöründe kapasite kullanımı, 2023’ün 11’nci ayında yüzde 75,8 oldu. 2023’ün 11 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre plastik mamul sektöründe miktar bazında üretim yüzde 4,5 arttı. İthalattaki artış ise yüzde 9,5 oldu. İthalatta ilk sırayı miktar ve değer bazında Çin aldı. Çin’i Almanya, İtalya, Güney Kore ve Fransa izledi. Bu dönemde ihracat ise yüzde 1,7 geriledi. Burada pandemi sürecinde yükselen petrokimyasal hammadde fiyatlarının düşmesi de etkili oldu. İhracatta ilk sırayı Almanya aldı. Bu ülkeyi İngiltere, Irak, İtalya takip etti. Yurt içi tüketimin yüzde 6,9 arttığı gözlemlendi. Dış ticaret fazlasındaki gerileme ise yüzde 5,7 oldu. Geçtiğimiz yılın 11 ayında 2023 yılı sonunda üretimin yüzde 4,5 ve ithalatın yüzde 9 artması beklenirken; ihracattaki gerilemenin ise yüzde 1,7 olması öngörülüyor. 2023 sonunda plastik mamul üretiminin 10,9 milyon ton, yurtiçi talebin 9,1 milyon ton, ithalatın 771 bin ton ve ihracatın 2 milyon 614 bin ton olarak gerçekleşeceği bekleniyor." dedi.

Kaynak: Yeniçağ

19 Oca 2024 - 21:45 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Telgraf Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Telgraf Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Telgraf Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Telgraf Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.