Gaziantepspor’la geçmişe yolculuk

Gaziantepspor yönetiminde ve Taraftarlar Derneği yönetiminde yıllarca hizmet eden Ahmet Kesen,  Gaziantepspor’un karşılıksız bir sevginin adı ve kentin simgesi olduğunu söyledi.

Gaziantepspor’la geçmişe yolculuk
Gaziantepspor’la geçmişe yolculuk
Haber albümü için resme tıklayın

Küçük yaşlardan itibaren Gaziantepspor sevgisi ile büyüyen ve kırmızı siyahlı camiaya yönetici olarak da hizmet etme şansı bulan Ahmet Kesen, Gaziantepspor’la ilgili Telgraf Gazetesi okurlarını nostaljik bir yolculuğa çıkardı. İşte Ahmet Kesen ile yaptığımız söyleşi

KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?

Yıllardan beri Gaziantep’e, işte sektör bazında, gıda sektöründe hizmet vermekteyiz. Bunun yanı sıra Gaziantepspor sevdalısıyım. Küçük yaşlardan itibaren bir geçmişimiz var Gaziantepspor’la ilgili. Gaziantepspor’un tabi ismini yaşatmak isterdik. Gaziantepspor döneminde görev de aldım. Gerek Gaziantepspor Taraftarlar Derneği’nde, gerekse son dönemlerde yöneticilik yaptım. Tabi keyifli bir işti. Bu hayatta karşılıksız sevdiğimiz tek şey Gaziantepspor sevgisi. Bunun bu duruma gelmesi içler acısı. Herkes biliyor zaten, Gaziantepspor’u sevenler de bilir. Biz buraya gelmesini istemezdik. Yaşatılması için de elimizden geleni yaparız. Bir takım zorluklardan geçti. Takım işte küme düştü. Oradan oraya, oradan oraya derken Gaziantepspor’un adını silmeye çalıştılar. Yalnız biz buna izin vermiyoruz. Sizlerin de katkısı var. Teşekkür ederiz. Bunu insanları aydınlattınız. Aydınlatmaya çalışıyorsunuz. Bunun için de yapmanız gereken ne varsa da el birliği ile Gaziantepspor’a gönül veren insanlarla yapmaya hazırız.

Gaziantepspor’la geçmişe yolculuk

GAZİANTEPSPOR’UN SİZİN GÖZÜNÜZDEN TANIYABİLİR MİYİZ?

Gaziantepspor bu memleketin bir simgesidir. Gaziantepspor insanların hafta sonu gideceği bir eğlence, şölen, spor, bir gösteri. Gaziantepspor bir Gaziantep’in abidesidir. Gaziantepspor anlatmakla bitmez. Gaziantepspor kabul edelim ki ligimizde, Süper Lig’de olsun. Avrupa’da temsil etti. Hala biz eski maçlarımızı izliyoruz. İnsan unutamaz. Gönül verenler için böyle.  Bir dönemler biliyorsunuz, belediye başkanımız Celal Doğan öncülüğünde Türkiye’de daha çok bilinen bir takım oldu. Yani taraflı, tarafsız, sizi temsil eden, sizi yöneten, sizi bir yerlerden bir yerlere getiren, sizi başarıya koşturan kişiler kim varsa tebrik edip alkışlamak lazım. Unutulmaz bir durum. Mesela bizim UEFA’da Avrupa’da oynadığımız maçları birçoğumuz hatırlarız. Hatırlamayanlar da google’e yazsın girsin baksın. Gaziantepspor Lens maçları Roma maçları, biz hatırladığımız dönemleri konuşuyoruz. Belki bizden önce başarıları da vardır.. Belki birçoğunuz diyebilir. Bir Roma maçınız var. Olur mu? Roma Türkiye’de hiç bir takımla karşı karşıya gelmemiş. Gaziantepspor burada 1-0 yendi. Deplasmanda da yenildik. Veda ettik UEFA ligine. Takımın başarısı iyi yönetilse, iyi tutulsa devam ederdi.

GAZİANTEPSPOR’UN KENT İÇİN ÖNEMİ NEYDİ?

Şimdi ben hem taraftar olarak bakarım, hem esnaf olarak bakarım. Taraftar olmanın avantajı, benim en güzel zamanımın geçtiği yer. Bir takım etkinlikler yapılırdı. Oralarda bulunurdum. Yemekler yapılır çaylar içilir, sohbetler edilirdi maçtan önce. Bunlar güzel şeyler insanın hayatına bir şeyler katar. Şimdi düşünsenize esnaf bütün dışarıdan gelen yerli turistlerimiz, yabancı turistlerimiz, maçlar için geldiklerinde, şehrin atmosferi değişiyor. Otellerimizden başlar, esnaflarımıza kadar yansır. Bunda kebapçılar, kuruyemişçiler, fıstık satan insanları diyorum. Baklavacılarımız, ulaşım. Birçok katkıda bulunmuştur gelen insanlar. Nasıl biz deplasmana gittiğimizde o şehirlere katkıda bulunuyorsak, onlar da bize katkıda bulunmuştur. Gaziantepspor onun için çok önemli bir yerdedir onun için. Şimdi düşünebilir misiniz öyle bir şey? Var mıdır öyle bir şey? Varsa buyurun bakalım. Beraber gidelim yapalım. Şimdi maç oynanıyor mu oynanmıyor mu belli değil. Ben şimdi bunu taraf tutmadan düşünüyorum. Bir Gaziantepli olarak düşünüyorum. Şimdi maç oynanıyor mu oynanmıyor mu hiç belli değil. İnanın bana. Gaziantep’te yoldan çevirseniz, kimi birini. Belki bu şeye de bağlıdır, stadın şehrin içinde olması. Belki bizim stadımızın yıkılıp yerine butik bir stat yapılması. 20 bin kişilik stadımız olması, bizi ama memleketimizin içinde olması, şehrin biraz daha dışına kaymadan olsaydı, bizi çok daha faydalı olurdu. İnsanlar daha çok rağbet verirdi.

Gaziantepspor’la geçmişe yolculuk

MAÇ GÜNÜ KAMİL OCAK VE ÇEVRESİ, MAÇ DIŞI GÜNLER. O MAÇ DIŞI GÜNLER. BİRAZ ANLATIR ISINIZ?

İnanın siz sordunuz, içim kıpır kıpır oldu. O maç günleri geldi aklıma. Yani hani derler ya anlatılmaz yaşanır. Bir dönem yaşadık ama şimdi anlatıyoruz. Anlatılacak bir şeyleriniz var mı derseniz var. Hani şimdi maçtan bir gün önce biz moda girerdik zaten, maç moduna. İşte yarın şu takım gelecek. Şu takıma şöyle yapacağız böyle yapacağız. Şöyle olur böyle olur. Yani hani derler ya, 5 atarız falan. İnanın 1-0 yeneriz kelimesi  geçmez içimizden. İnanın takımın yenilse bile, yenileceğini anlasan bile, hayır. Toz kondurmuyorsun. 3-0 yeneriz, 5-0 yeneriz falan. Mesela o değil ki, mesele senin burada seni temsil edenin arkasında peşinde, yanında durmak. Yani böyle yırtık pırtık bir forma geçmiştir eline. Kırmızı siyah takımımızın rengi Böyle bir renk giyersin. Motive olmak için. İnanın ben hep öyle yapardım.

NELER YAPARDINIZ MAÇ GÜNÜ?

Maç gününün saatine bağlı. Mesela gündüz maçıysa, eskiden şeyler yoktu. Akşam maçları yoktu. Gündüz maçları itibariyle. Bizim yaşımız itibariyle gündü maçları oynanıyordu. Gündüz ilk işin işte duşumuzu alıp, üstümüzü gideriz. Saçlarımızı yaparız maça motive olmak için. Birer dürüm falan yeriz. Dürüm kültürümüzü biliyorsunuz. Biz dürümcüyüz ama kabul edelim ki, dürüm kültürümüz var. Kabul edelim ki herkes hazırlanır. Yemeğini yer. İşte maça giderken, maç izlenirken, tabi böyle herkes bayramlaşmaya gelmiş gibi merhabalaşırlar. Genelde herkes aynı bölgede oturur tribünde. Herkes birbirini tanır. Küçüklükten sürekli maça gelen insanlar birbirini tanır. Sürekli gelmeyen kimlerdi biliyor musun? Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Beşiktaşlı. Çevre illerden gelen. Onlar da aramızda oturur. Tuttuğu takımın formasını giyemezler ama, endişelenirler. Biz anlarız. Takımı gol attığında sevinmesinden, bizi onlara gol attığında üzülmesinde anlarız biz. Onları uyarırız. Maçlar böyleydi işte. Maçlar bittiğinde paça beyran içmeye gidilir. Maç tekrar analiz edilir. Yorum yapılır. Bir hafta sürer bu. Kıpır kıpır geçerdi. Ama takımın kattığı şeyler varsa sana. Zaten severek gitmiyorsan, severek izlemiyorsan konuşacak bir şey yok.

GAZİANTEPSPOR TARAFTARI OLMAK NASIL BİR ŞEYDİ?

Gaziantepspor’un bizim hayatımızda çok ayrı bir yeri vardır. Gaziantepspor’u sevenler için konuşuyorum. Yani ailemize zaman ayırdığımızdan daha fazla zaman ayırıyorduk o dönemlerde desem inanın bana. Düşünün her hafta sonu maçlardaydık biz. Ya deplasmanda, takım deplasmandaysa, ya da kendi evinde oynuyorsa bir iki günümüz, hafta sonumuz onlarla geçer. İnanın, çocuklarımıza zaman ayıramadığımız çok yıllar olmuştur. Yani benden daha önceki dönemde Gaziantepspor’a hizmet veren, Gaziantepspor’a gönül veren insanlarımız vardır. Bunlar daha iyi bilir. Biz bunlardan sonra geldik. Benden sonra gelenler de vardır. Bu bir süreçtir. Bu bir yaşam tarzı. Bu hayatımda birçok güzel bir yeri vardır Gaziantepspor’un. Gaziantepspor’la yatıp kalkan insanlar vardır. Bizde de öyleydi. Bende de öyleydi. Formamı hazırlayıp bugün hangi formamı giyeceğim? Yarın ona göre giyinip gideyim diyen insanlar vardır aramızda. Şu an yaşayanlar. Şu an Gaziantepspor’un hasreti ve özlemiyle o günleriyle yanı tutuşan insanları vardır aramızda.

UNUTAMADIĞINIZ ANINIZ NE VAR GAZİANTEPSPOR’LA İLGİLİ?

Gaziantepspor’la ilgili unutamadığım anım çok benim. Gaziantepspor’la çok şeyler yaşadık. Deplasmanda 2012 yılıydı yanlış hatırlamıyorsam. Gaziantepspor’un Galatasaray maçı var Türk Telekom’da. Senede belki yanılmış olabilirim. Gaziantepspor o dönem kötü dönemimizde. Yani böyle kötü sonuçlar aldığımız dönemdi. Teknik direktörümüz Abdullah Ercan’dı. O dönem sık sık teknik direktör değiştiriyordu Gaziantepspor. O gün ben bir rüya gördüm. Gideceğim ben bu maça diye düşündüm. Dönemim taraftarlar derneği başkanı İrfan Karakuzulu. İşte o dönem beraber gittik. Orada, spor adamlarından bir takım işte spor kulüplerinde teknik direktörlük yapmış Güvenç Kurtar hocamız vardı. Tribünde biz Tugay Kerimoğlu, Güven Kurtar, onları gördük orada. İşte dönemim Ergün Gürsoy Galatasaray Kulübü yöneticisi. İşte onun oğlu Ali Gürsoy falan var. İşte böyle ufak bir sohbet geçti aramızda. İşte bugün biz Antep’i yeneriz falan sohbet geçti aramızda. Ya yenmekle ilgili bir şey söylemeyin. Sizin takımınızın durumu ortada falan. Orada ben sohbete girmek istedim. Memleketimle ilgili küçültücü kelimeler kullanmasına izin vermedim. Dedim biz bugün Galatasaray’ı yeneceğiz haberiniz olsun. Sevgili abilerimiz büyüklerimiz, yeneceğiz.  Bilginiz olsun. Yav ne yeneceksiniz falan şöyle böyle. Biz yeneceğiz. Sen burada mısın buradayım. Ben de buradayım. Göreceksiniz yeneceğiz dedik. O dönemde Türk Silahlı Kuvvetleri büyük bir operasyon içerisinde. İşte şehit veriyoruz. O dönem ülkemizin doğusunda savaşlar oluyor. Namerde teröriste izin vermiyorlar. Orada işte askerlerimiz gurur verici şeyler yapıyor. Biz duygulanıyoruz. Ve bir şey hatırlatayım mı? O dönemim futbolcusu Orhan Gülle vardı bizde. Beşiktaş’tan geldi. Bir gol attı. Tribüne doğru geldi. Bir asker selamı verdi. Ben hiç unutmamam. Sonuç ne olursa olsun o beni Milli duygular olarak da gururlandırdı. Takımımın gol atması da duygulandırdı beni. Ve o gün 4-2 yendik. Biliyor musunuz: Galatasaray’ı 4-2 kendi evinde yendik. En güzle maçlarımdan biriydi. Benim deplasmanda. Hatta rüya gördüm gittim ben o maça. Dönemimizin başkanı İbrahim Kızıl başkana da söyledim ben bunu. Başkanım yeneceğiz göreceksiniz. Yani bunu siz olduğunuz için, takımın başkanısınız ama ben yeneceğiz diye geldim. Rüyalarıma güveniyorum. İlahi bir güç vardır. İnsanın hayatında. Çünkü Allah’ın varlığına inanan insanlarız. Orada ben inanıyordum yeneceğimize. Yendik. Yani böyle içim içime sığmadı. Çok unutamayacağım maçlardan birisi de oydu. Çok yakın dönemlerde olduğu için böyle anlattım. Ondan önce tabi bir Roma maçı var. Tribünde yağmur yağıyor. Yağmurun altında. Yusuf Şimşek, futbolunun son dönemlerinde gelmiş bizim takımımıza. Takım iyi. O dönem aralardan girip paslaşıp attığı gol. 1-0 yendik. Antep’te yer yerinden oynadı. O maçta çok önemliydi. Ama o deplasmanda gördüğüm rüya sonrası gittiğim maç çok etkiledi beni.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Telgraf Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Telgraf Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Telgraf Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Telgraf Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Cengiz27 - Gaziantepspor maç sattığı için bu hallere düştü. En başta Celal Doğan Fenerbahçe maçını sattı. Ayrıca seyircimiz hiç centilmen değildi. Gelen misafirlere ve araçlarına zarar verirdi. Sahaya yabancı madde atma ve çirkin tezahürat her maçta vardı. Bu yüzden oğlumla maça gitmekten utanır olmuştum.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 13 Nisan 07:19