Geri dönecekler

Güvenli hale getirilecek alana öncelikle 1 milyon, izleyen dönemde bir o kadar daha Suriyelinin geri dönüş yapması planlanıyor”

Geri dönecekler
Telgraf Haber Merkezi
26 Kasım 2019 / 17:40

Türkiye Belediyeler Birliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) iş birliğinde, “Acil Durumdan Dayanıklılığa ve Kalkınmaya” temasıyla Uluslararası Belediye Forumu 2019 toplandı. Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Terörden temizlenen bölgelere ülkemizden yaklaşık 370 bin kişi geri dönüş yaptı. Güvenli hale getirilecek alana öncelikle 1 milyon, izleyen dönemde bir o kadar daha Suriyelinin geri dönüş yapması planlanıyor” dedi. 

Oktay, “Burada güvenlik, sağlık ve eğitim başta olmak üzere, barınma, yol, su, elektrik dahil tüm yerel yönetim hizmetlerini, hiçbir ayrım yapmadan Suriyelilerin kullanımına sunuyoruz. Ayrıca bölgenin yönetimi yerel halk tarafından belirlenen mahalli meclisler tarafından idare edilmektedir. Terörden temizlenen bölgelere ülkemizden yaklaşık 370 bin kişi geri dönüş yapmıştır.” diye konuştu.

Harekatla güvenli hale getirilecek alana öncelikle 1 milyon, izleyen dönemde bir o kadar daha Suriyelinin geri dönüş yapmasının planlandığını bildiren Oktay, şunları kaydetti:

“Güvenli bölgenin yapısına ilişkin üzerinde çalıştığımız taslak planda 5 bin nüfuslu 140 adet köy ile 30 bin nüfuslu 10 ilçeden oluşan yerleşim alanı bulunmaktadır. 200 bin civarında konutun da Barış Pınarı Harekatı bölgesinde inşa edilmesi öngörülmektedir. Okullar, hastaneler, sanayi siteleri, ibadet yerleri, yeşil alanlar, yol, su ve elektrik altyapısı da bu planlamanın içerisindedir. Buradan, bölgede istikrar ve huzur isteyen tüm tarafları güvenli bölgenin yapılanmasına destek vermeye davet ediyorum. Suriye’deki insani krizin sonlanmasını samimiyetle isteyen herkes güvenli bölge konusunda elini taşın altına koymalıdır. Biz kimin ne dediğine ne kadar destek verdiğine bakmadan barış koridorunu hayata geçirmekte kararlıyız. Bunu Arap, Kürt, Türk, Yezidi, Keldani; her kökenden kardeşlerimiz için yapacağız. Bizim mücadelemiz ülkemize musallat olmuş terör belasını kaynağında yok etmek içindir. Gaziantep’te Karşıyaka Polis Merkezinin önünde bombalı araç saldırısı yaparak 12 vatandaşımızı şehit edenler bunlardır.”

“TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Yıllardır kundaktaki bebeklere, genç öğretmenlere, askere ve güvenlik güçlerine kıyanların da yine aynı terör örgütü olduğunu belirten Oktay, şöyle konuştu:

“YPG/PKK, Kürtlerin temsilcisi ya da DEAŞ’ın hasmı değil, DEAŞ’tan da tehlikeli bir terör örgütüdür, bu gerçeğin görülmesi lazım. Bölgede terör örgütleri arasında ayrım yapanlar ve Çobanbey Cerablus gibi güvenli hale getirdiğimiz bölgelerde barışa ateş açanlar bilmeliler ki bilerek veya bilmeyerek terörün değirmenine su taşımaktadırlar. Biz terörün her türlüsüyle Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kararlı şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim ‘iyi teröristimiz, kötü teröristimiz’ gibi ayrımımız yoktur. Terör, terördür. Terörist, teröristtir, başı ezilmelidir ve biz bunu yapacağız, yapıyoruz da. Bu vesileyle Barış Pınarı Harekatı ve diğer operasyonlarımızda hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

“TERÖR VE ZULÜMDEN KAÇAN 4 MİLYONA YAKIN SURİYELİ KARDEŞİMİZ TÜRKİYE’YE SIĞINDI”

Oktay, küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan nüfus hareketleri ve düzensiz göçün, hiçbir ülkeyi ayırmadan dünyanın bütününü etkilediğini söyledi.

Özellikle siyasi çalkantılar ve çatışmaların tetiklediği zorunlu göç olgusunun, çetrefilli bir sınama olarak karşılarında bulunduğunu ifade eden Oktay, şöyle konuştu:

“Dünyada göçmen sayısı bugün 272 milyonu geçmiştir ve bunun yaklaşık 71 milyonu zorla yerinden edilmiş insanlardan oluşmaktadır. Son yıllarda gözlemlenen yerinden edilmiş kişi sayısı artışındaki temel etmen, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük zorunlu göç dalgasını oluşturan Suriye krizidir. 8 yılı aşkın süredir Suriye’de yaşanan insani dram sonucunda 5,6 milyon kişi, komşu ülkelere sığınmış, 6,6 milyon Suriyeli de ülke içinde yerlerinden edilmiştir. 911 kilometre uzunluğundaki Suriye sınır hattımızın doğal bir sonucu olarak terör ve zulümden kaçan 4 milyona yakın Suriyeli kardeşimiz, Türkiye’ye sığınmış durumdadır. Kısıtlı kaynaklara ve tüm belirsizliklere rağmen elimizdeki imkanları yıllardır sığınmacılara sırtımızı dönmeden paylaşmaktayız. Çünkü biz yaratılanı Yaradandan ötürü seven bir milletiz.”

Oktay, tarihi boyunca şiddetten ve savaştan sığınanlara bağrını açan Anadolu topraklarının, 5 yıldan bu yana dünyada en fazla sayıda sığınmacıyı barındırdığını dile getirerek, “Sadece Suriye kökenli sığınmacılar açısından baktığımızda geçici barınma merkezlerinde 62 bin 578, geçici barınma merkezleri dışında ise 3 milyon 622 bin 404 kayıtlı Suriyeli bulunmaktadır. Göç dalgasının başlangıcından bu yana ortaya koyduğumuz etkin göç yönetimiyle güvenlik, sağlık, barınma, gıda ve eğitim gibi temel hizmetler sığınmacılara en etkin şekilde sunulmaktadır.” dedi.

“ULAŞAMADIĞIMIZ HER ÇOCUK, SOKAĞA TERK EDİLMİŞTİR”

AFAD Başkanı olarak görev yaptığı dönemden bu yana atılan adımlarla Türkiye’nin sığınmacılar konusunda dünyaya örnek uygulamaları hayata geçirdiğini belirten Oktay, “Bu kapsamda ‘Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’ gibi yasal reformlarla temel dayanaklar oluşturularak, yüksek standartlarda bir sığınma sistemi inşa edilmiştir.” diye konuştu.

Fuat Oktay, Türkiye’de bulunan tüm yabancılara tek elden daha iyi hizmet sağlanabilmesi için Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurulduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:

“Milli Eğitim Bakanlığımızın çabalarıyla, okul çağındaki 684 bin sığınmacı çocuk okullu olmuş, eğitim imkanlarıyla buluşmuştur. Zaten biliyoruz ki; ulaşamadığımız her çocuk, sokağa terk edilmiştir. Sadece Türkiye için değil, tüm dünya için potansiyel bir sorun teşkil edecektir, ulaşılamayan her çocuk. Sağlık Bakanlığımız sığınmacıların sağlık hizmetlerinden yararlanmasına imkan sağlamıştır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, sığınmacıların iş gücüne kazandırılması ile kadınların ve çocukların korunması amacıyla yoğun bir mesai yürütmektedir. Ülkemize sığınanlara yaptığımız ev sahipliği sadece sığınmacı kampları, geçici barınma merkezi hizmetleri ya da eğitim, sağlık gibi temel hizmetler ile sınırlı değildir. Bu hizmetlerin yanında sığınmanın sürdürülebilirliği ve sosyal uyumu sağlayacak yerel bütünleşme hizmetleri de merkezi yönetim, yerel yönetimler ve sivil toplum tarafından sığınmacılara ulaştırılmaktadır. Özellikle farklı dil ve kültür özelliklerine sahip sığınmacıların kente uyumunda en önemli görev yerel yönetimlere, belediyelere düşmektedir. Bu açıdan göç ve yerinden edilmeye yönelik yerel çözümler sunacak olan bu forumu ve sonucunda oluşacak Gaziantep Bildirgesi’ni son derece önemli buluyorum. Forumun, Türkiye’deki belediyelerle dünya genelindeki yerel yönetimler ve uluslararası kuruluşlar arasında ortaklıkları artıracağına ve iyi uygulamaları öne çıkaracağına yürekten inanıyorum.”

“YIKILANIN YERİNE YENİSİNİ YAPMA VE YARALARI SARMA ZAMANIDIR”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, göç yönetiminin genel itibariyle merkezi yönetimlerin sorumluluğu olduğunun düşünülebileceğini ancak göçmenlerle doğrudan temas edenlerin yerel yönetimler oluğunu vurguladı.

Gaziantep’in göç ve sığınmacı olgusuna içtenlikle yaklaşarak, samimi ensar bir şehir olduğuna işaret eden Oktay, tüm kent sakinleriyle birlikte sığınmacılar için de fedakarca çalışan yönetici ve sivil toplum kuruluşlarını kutladı.

Oktay, Suriyeliler ve ülkelerinde yerinden edilmişler için Türkiye’nin yaptıklarının sadece sınırlar içinde bulunan sığınmacılarla sınırlı olmadığını, sınır ötesinde de Suriyelilere kendi ülkelerinde güven içerisinde yaşayabilecekleri bir alan oluşturarak tüm insani ve yerel hizmetleri sunduğunu vurguladı.

Suriye dışına savrulan milyonlarca insanın güven içinde yuvalarına dönebilmesi için gerçek ve somut çaba gösteren tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çeken Oktay, şunları kaydetti:

“Fırat’ın batısını terörden temizleyip nasıl bölgede hastanelerini, okulları, kilise ve camileri, tarımsal çalışmaları ve altyapı hizmetlerini faaliyete geçirdiysek Fırat’ın doğusunu da huzur, güvenlik ve temel hizmetlerle buluşturacağız. Ülkemizi doğrudan hedef alan PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör unsurları ile mücadele ederek hem sınırlarımızın güvenliğini sağlamak hem de sığınmacıların yurtlarında güven içinde yaşayabilecekleri bir bölge oluşturmak için çok yoğun çalışıyoruz. Bu amaçla Fırat’ın doğusunda başlattığımız Barış Pınarı Harekatıyla varil bombalarından ve gece baskınlarından arınmış bir alan oluşturuyoruz. Ülkemizin güney sınırlarında terörün, Suriye tarafından gelen PKK/YPG’nin söndürdüğü her ocak, yıkılan her ev bizim gönlümüzde yaralar açmıştır. Şimdi güvenli bölge olarak kararlaştırılan barış koridorunda yıkılanın yerine yenisini yapma ve yaraları sarma zamanıdır.”

“ULUSLARARASI TOPLUMDAN ARTIK NASİHAT DEĞİL İCRAAT GÖRMEK İSTİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Suriyeli sığınmacıların temel ihtiyaçlarının karşılanması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için imkanları seferber etmeyi sürdüreceklerine dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ancak sığınmacıların bulundukları şehirlere uyum sağlaması sadece belediyelerden beklenemeyecek kadar çok boyutlu ve çok paydaşlı çözümler gerektirmektedir. Suriyeli sığınmacılara yönelik hizmetler için 8,5 yıldır yaptığımız harcama 40 milyar doları aşmış durumda. Buna karşın AB kaynakları 2016 yılından bu yana sadece 3 milyar avroluk destek verebilmiştir. Bu maddi yük, Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşların söz verdiği fonları sağlamadığı sürece bir ülkenin tek başına altından kalkabileceği miktarın üzerindedir. Coğrafi yakınlık hiçbir ülkeyi böyle bir trajedinin doğrudan tek sorumlusu ve yüklenicisi yapamaz, yapmamalıdır. Adil yük ve sorumluluk paylaşımı ilkesi çerçevesinde uluslararası toplumdan artık nasihat değil icraat görmek istiyoruz. Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakatı imzalayan tüm taraflar artık ‘Ne olması gerekir’ değil ‘Nasıl yapacağız’, ‘Üzerimize düşen nedir’ sorularına cevap vermelidir. Önümüzdeki ay Cenevre’de düzenlenecek olan Cumhurbaşkanımızın da eşbaşkanlık edeceği Küresel Mülteci Forumu’nun bu açıdan önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum.”

Dijital teknolojinin sunduğu imkanlar da değerlendirilerek akıllı şehir teknolojilerinin, mülteci veri yönetimi ve çevrimiçi hizmetler, göç yönetimi konusunda kullanılması gerektiğini belirten Oktay, bu açıdan tüm katılımcıları mültecileri de içine alan yerel yönetim hizmetleri için ortak standartlar belirlemeye, yerel yönetimlerin uluslararası fonlardan daha etkin şekilde yararlanmasını sağlayacak yol haritasını oluşturmaya ve sivil toplum kuruluşları ile yerel yönetimler arasında bir koordinasyon sistemi model önerisi oluşturmaya davet etti.

ŞAHİN: DÜNYA’NIN VİCDANİ BİR DEVRİME İHTİYACI VAR

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise, Gaziantep’te göç konusunda büyük bir başarı hikâyesi yazıldığını hatırlatarak, “Hepimiz zamanın ve mekânın şahitleriyiz. Dünya’nın nereye doğru gittiğine hepimiz tanıklık ediyoruz. Zengin ve fakir arasındaki gelir-gider makasının açıldığını görüyoruz.  İnsanların temiz su bulamadığına tanıklık ediyoruz. Ciddi adalet eksikliğinin ve empati yoksunluğunun yer aldığı böyle bir Dünya’nın vicdani bir devrime ihtiyaç duyduğunu söylemeliyim. Bizde komşu hakkı çok önemlidir. Komşumuzda kimyasal bombaların altından evladını, namusunu ve canını kurtarmak için mücadele eden insanlar var. Biz de diğer ülkeler gibi yaşanan bu üzücü olaylara kayıtsız kalamayız. Vicdanımızın sesine kulak vererek milyonlarca Aylan bebeğin hayattan yok olmasının önüne geçmeliyiz. Kurucu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı döneminde kabinede Suriye ile ilgili reformların yapılması ve bu kaosun oluşmaması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne kadar mücadele ettiğine birebir şahitlik ettim. Açık kapı politikasıyla 7 yıldan bu yana bütün Dünya’ya nasıl insanlık dersi verileceğini gösterdik” diye konuştu.

Türkiye’nin iç savaştan kaçarak sınıra dayanan Suriyelileri açık kapı uygulamasıyla çocuk kadın ve yaşlı başta olmak üzere 500 bin Suriyeliye sofralarını açtıklarını aktaran Şahin, 2011-2019 yılları arasında geliştirilen birlikte yaşama kültürü kapsamında tüm Dünya’ya model olabilecek “Gaziantep Modeli”ni hayata geçirdiklerini belirtti.

SUNUM EŞLİĞİNDE ÇALIŞMALARI ANLATTI

Sosyal Araştırma Merkezi (SARMER) kurduklarını hatırlatan Şahin, şunları anlattı: “Bu merkez aracılığıyla 100 bin Suriyeli vatandaşın öğrenim hayatına devam etmesi gerektiğini tespit ettik. Yönetmeliğin değişmesine vesile olup çocuklarımızın ‘birlikte öğretme modeli’ oluşturduk. Bunun yanı sıra çalışma hayatında yaşanan durumlara da el attık. İstihdam oranını düzenli bir şekilde dengelememiz gerekiyordu. Sadece mültecilerin ya da sadece kendi vatandaşlarımız için oluşturacağımız bir istihdam modeli büyük problemlere yol açabilirdi. Mülteci kardeşlerimizi de bağrımıza bastık. Bunun mali bir yük getirdiğini siz de tahmin edebilirsiniz. Ama bunu yapmasaydık, bugün bunları konuşamayacaktık ve bütün Dünya’ya Gaziantep ve Türkiye modelini anlatamayacaktık. TUİK verilerine göre neye ihtiyacımız varsa hepsini raporladık. Konut sıkıntısı üzerine oluşturduğumuz verilerin akabinde artan konut ihtiyacını göz önünde bulundurarak Kuzeyşehir projesini hayata geçirdik. Öte yandan 2014’te içme suyu problemini fark etmeyip de yolumuza devam etseydik bugün ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya kalacaktık. Melen’den sonra Türkiye’nin en büyük su projesini devreye soktuk ve su problemini ortadan kaldırdık. Şehrin her yanını altınla döşesek susuz kalmış bir şehrin kimseye faydası yoktur.

Nasıl ağır bir yükle yola çıktığımızı, büyük bir sınavdan geçtiğimizi sizler de bizimle empati yaparak görebilirsiniz. Düzbağ Projesi’ni 2 yılda bitirdik, kimse inanmadı. 130 kilometreden dağları delerek kente su getirdik. Şehir adına önemli işlerin altına imza atmak için kurum içinde de değişime gittik. Belediye bünyesinde yeni bir birim oluşturduk. Böylelikle sadece göç işine bakan profesyonel bir birimle daha iyi sonuçlar elde etmeyi başardık. Akabinde de çalışmalarımızı buna göre planlayarak yolumuza devam ettik. Üniversitelerinin içinde Suriye masaları oluşturduk. Gaziantep Ticaret Odası ve Gaziantep Sanayi Odası, Suriye masası oluşturdu. ‘Şikayet Etme Çare Bul’ anlayışıyla yola çıktık. Bardağın dolu tarafına bakarak daha koordineli bir şekilde yol olmayı amaçladık. Bizim medeniyet kodlarımız cömertliği öne çıkarıyor. ‘Veren El Alan Elden Üstündür’ diyor. Bu güçlü paylaşım duygusu olmasaydı kötü durumda olurduk. Meslek kurslarında kendi vatandaşımıza nasıl ders veriyorsak bunu Suriyeli vatandaşlarımız için de yaptık. Sistemin içine onları da dahil ettik. Edinilen mesleklerin sonrasında istihdam oluştu, aile ekonomisine katkı sunuldu. Birçok çalışmamızla Dünya’ya örnek oluyoruz.”

Sosyal uyum, konut, istihdam, sağlık, eğitim ve eşit belediye hizmetlerini kapsayan Gaziantep Göç Yönetim Modeli’ni anlatan Şahin, Büyükşehir olarak standart görev tanımının dışına çıktıklarını, kendi vatandaşlarına yönelik hizmetin aynısını göçmenler için de sunduklarını söyledi.

Başkan Şahin, ihtiyaçlara dayalı proje üreten, göçmenlere hizmet veren birimler arasında koordinasyonu sağlamak, uluslararası kuruluşlar, üniversitelerle sivil toplum kuruluşlarıyla yakın işbirliği kurmak için Kadın Aile eğitim ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Göç Yönetim Şube Müdürlüğü kurduklarını altını çizdi.

Şahin, etkinliğin ana çıktısının yerel çözümlere ilişkin küresel ve bölgesel düzeyde kabul gören ilkelerin uygulanmasına yönelik iyi uygulamaları yansıtan 2019 Gaziantep Bildirgesi’ni hayata geçirilmesini beklediklerini kaydetti.

Dil, çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik, ortak bir veri ağının bulunmayışı, eğitim ve sosyal hizmetlerin yetersizliğine dönük çok sayıda sorunla karşı karşıya kaldıklarını dillendiren Şahin, bu sorunların en kısa sürede çözülebilmesi için uluslararası desteğe ihtiyaç duyduklarını sözlerine ekledi.

RODRİGUEZ: ŞAHİN LİDERLİK ÖRNEĞİ GÖSTERİYOR

BM Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez de “Forumda yerel yönetimlerin yapısal çalışmaları anlatılacak. Gaziantep, kalkınma hedeflerinde çok başarılı. BM Türkiye ve belediyeler ortaklığı sayesinde bütün sorunlar çözülecektir. Yerel yönetimin önemi yadsınamaz. Gösterdiği liderlik için hem belediye başkanımıza hem diğer paydaşlara teşekkür ediyorum” dedi.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz