Başarıları ile örnek oldu

GÜLSAN Holding’in kurucularından olan Ali Topçuoğlu iş yaşamında çalışkanlığı, sosyal yaşamında ise yardımseverliği ile tanınıyor.

Başarıları ile örnek oldu
BOSS Dergisi
23 Şubat 2022 / 07:24

GÜLSAN Holding’in kurucularından olan Ali Topçuoğlu iş yaşamında çalışkanlığı, sosyal yaşamında ise yardımseverliği ile tanınıyor.

Ali Topçuoğlu, 1940’lı yıllarda henüz çocuk yaşta iken başladığı iş yaşamında zorlu basamakları birer birer çıkan ve başarıları ile örnek olan bir iş insanı. Babasının 15 metrekarelik bir dükkânında çırak olarak başladığı iş hayatında, bugün binlerce kişiye istihdam sağlıyor.

Ali Topçuoğlu kimdir, nasıl bir çocukluk yaşadı?

Ali Topçuoğlu 1938 doğumlu olup, ailenin en büyüğüdür. Küçük kardeşim rahmetli Naci Topçuoğlu, onun küçüğü Vedat Topçuoğlu’dur. Çocukluğuma gelince; bunu üzülerek söylüyorum. Ali Topçuoğlu’nun çocukluğu hep çalışarak geçmiştir. İlkokula 8 yaşında kaydımı yaptırdığımda, 15 metrekarelik yedek parça dükkânında babamla birlikte çalışıyordum. Ailenin büyük çocuğu olduğum için rahmetli babam okumama fırsat vermedi. Lise 2’den sonra tamamen işe devam ettim. Bunun üzüntüsünü yaşadığım için babam benden sonraki kardeşim Naci’yi okuttu, devamında kardeşim Vedat ve benim oğlum Mustafa üniversite okudu.

Babanızın iş arkadaşı olmak sizin tercihiniz değildi öyle mi?

Evet, bunu yazdığım kitapta da bahsetmiştim. Bizde bir söz var “Ananın ilki olacağına, dağlarda tilki olasın” derler. Bu sözün anlamı, ailenin büyüğü olduğunuzda, babanın en büyük destekçisi ve yardımcısı oluyorsunuz. Babam bana böyle bir rol biçti. O yıllarda biz mahalle mahalle gezer gazyağı satardık. Nakliye sorunu vardı, kimse kolay nakliye yapamaz, üretilen mahsur şehirde kalırdı. Nakliyecilik geliştikçe, ürün bolluğu ancak o zaman yaşanmaya başlandı.

O yıllarda en büyük hayaliniz neydi?

12 yaşından sonra, becerilerimle babama güven vermiştim. 15 metrekarelik dükkandan, 50 metrekarelik bir mağazaya geçtik. Babam böyle şeyleri pek istemezdi. “Şurada bir ekmek yiyoruz, bu kadar sıkıntıya girme” derdi. Dükkânı büyütünce ufkum açıldı. Bayilikler aldım, işleri büyütme yoluna gittim. Kendime göre ideallerim vardı. Bunları gerçekleştirmek için çok çalıştım. Hamdolsun, çalıştık, bu memlekete hizmet edebilmek için epeyce bir mücadele verdik.

Babanız Mustafa Topçuoğlu size en büyük miras olarak neyi bıraktı acaba?

Birincisi “Kimsenin hakkını bırakma, hakkı olanın hakkını ver ki, akşam evine gittiğinde huzur bulasın”, ikincisi “Bir kimseden mal alırken, mal verirken verdiğin söze dikkat et. Verilen söz yerine getirilmezse, insanlar rağbetten düşer” derdi. Bu sözleri babamız bizlere küçük yaşlarda aşılamıştı. Babamın vefat ettiği gün, vadesi o gün dolan, Koç Grubu’na ait bir borç senedi vardı. Cenazeyi defin ettik, dükkâna geldim. Hemen o senedin parasını rahmetli Naci kardeşime verdim, götürdü, borcumuzu yatırdı geldi. O hadiseden sonra, bizim Koç Grubu ile şartlarımız tamamen değişti. Hiçbir zaman aldığımızı vadesinden sonra ödememe gibi bir alışkanlığımız olmadı. Vehbi (Koç) Bey’in bize bir yazısı ulaştı. “Babanızın vefat ettiğini bugün öğrendim. Maddi manevi arkanızdayız. Sizinle olan ilişkilerimizin ömür boyu devam edeceğini sevinerek söylüyorum” diyordu. Babamızın bize bıraktığı nasihatler sayesinde ile biz kendimize başarılı bir iş yaşamı kurduk. Koç Grubu da daima bizim için bir okul oldu. Onlardan hangi konuda olursa olsun hep destek gördük. Sanayide ise rahmetli Naci beyin katkısı çok büyük. Gelişmemizde Naci Bey’in yanı sıra kardeşim Vedat Bey’in ve oğlum Mustafa’nın da büyük emekleri var.

Bir çok sektörde yer aldınız ama sizin için özel olan bir sektör var mı?

Benim için en özel olanı otomotivdir. Neden derseniz, ilk başladığımız günden son güne kadar ben hep otomotivde kaldım. Bizim otomotivdeki yatırımımız, bu memlekete Gülsan Grubu’nu kazandırdı.

“Keşke şunu da yapsaydım” dediğiniz bir sektör var mı?

Öyle bir şey olmadı. Bu memlekete faydalı olan bir malı ürettiğiniz zaman sorun olmuyor. Yaptığınız işe inanmanız lazım. Biz o inancı bulduğumuz zaman daima yol aldık, devam ettik. Girdiğimiz işlerin yüzde 99’unda da başarılı olduk.

İşçilerinizle kaç bin kişilik bir ailesiniz?

İşçilerimizi 5’er kişi ile sayarsak, en az 20 bin kişilik bir aileyiz. Bizler bu aile ile başarılı olduk. Eğer siz işçileriniz ile birlik beraberlik içerisinde çalışıyorsanız, işinizin kötüye gitmesi mümkün değil, bunu samimiyetimle söylüyorum. 2002 yılında otomotiv sektöründe kriz yaşanırken, Tofaş personel sayısını azaltmamızı isteyen bir yazı göndermişti. Biz Genel Müdürümüz Gökhan Özil Bey ile oturduk ve bu kararı uygulamadık. İşçilerden daha çok çalışarak açığı kapatmalarını istedik. Samimi söylüyorum, biz o dönem iki katı araba sattık ve işçi çıkartmadan performansımızı koruduk.

Kendinize örnek aldığınız bir isim var mı?

Vehbi Koç. Kendisiyle çok kez bir araya gelme fırsatım oldu. O’nun prensipleri vardı. Onu örnek aldım. İş yapma anlayışı, çözümlemesi müthişti. Özel yaşamında da titizdi. Vehbi Bey, sabah namazına kalkar, namazdan sonra uyumazdı. Sabahları 3-4 kilometre yürürdü, 22:30’dan sonra asla yemek yemezdi, aynı şeyler bende de var.

Gaziantep sanayileşme anlamında nerede şu anda gelinen noktayı yeterli buluyor musunuz?

Gaziantep, Anadolu’da ve Türkiye genelinde çok iyi bir yerde. Bir tek kötü yanımız, iyi bir şey yapılanın taklit edilmesi. Yani komşunun gözüyle değil de, akıl ve mantıkla hareket edilmesi lazım. Ahmet’in Mehmet’in yaptığını yapmayı bırakıp, ticari gözle değerlendirip, yatırım kararı almak gerekiyor. Buna rağmen Gaziantep’in bulunduğu yer, çok iyi bir yer.

Gaziantep, otomotiv sanayisinde istenilen yere gelemedi mi acaba, bu konudaki görüşünüz nedir?

Yatırım anlamında Bursa bu konuda iyi işler çıkarttı. Ford’un Kocaeli ve Eskişehir'e yatırım yapması, o bölgeleri teşvik etti. Otomotivci, etrafında yan sanayiyi göremezse yatırım yapmaz. Gaziantep’in böyle bir şanssızlığı olabilir.

İyi patron nasıl olmalı?

İyi patron ekibiyle kardeş gibi çalışabilen, aynı zamanda toplum bilinciyle hareket ederek, doğru kararlar alabilendir.

İyi çalışan nasıl olmalı?

Araştırmacı, müşteri yanına geldiğinde, müşterinin ne istediğini anlamalı. Mesela, sermayesiyle o otomobili alabilecek durumda mı, değil mi? O’nun taksitlerini ödeyebilecek durumda mı? Satacağı ürünü, gözünün içine bakarak, güler yüzle tanıtması lazım. Bunları yaptığında hem satış gelişir, hem de ürün alan adam zarar görmez.

İş yaşamına yeni adım atanlara önerileriniz ne olur?

Bazı insanlarda şunu görüyorum. Elinde bir sermayesi var ama o sermayenin 100 katı büyüklüğünde bir işe giriyor. Bunun adı yatırım değil, aç gözlülük bana göre. O arkadaşlar, sonra kaybolup gidiyor, üzülüyorum. İmkanları müsait değilse, daha büyük işlere atılmasınlar, yazık olur. Bankalardaki batık paralara baktığınız zaman, insanların yüzde 80’inin bu şekilde hareket etmesinden ve ödeyemeyeceği borçların altına girmesinden kaynaklı olduğunu görürsünüz. Yaptığınız iş ne olursa olsun, yüzde 60-70 öz sermayeniz yoksa, o işten zarar edebilirsiniz. Yerine getiremeyecekleri sözü vermesinler. Dürüstlük ve samimiyet de mutlaka öncelikleri arasında olmalı.

Şehirde “Topçuoğlu” soyadını taşıyan bir çok eser görmek mümkün, ne hissediyorsunuz bunları gördükçe?

Çocukluğumdan beri hayal ettiğim bir duygu. Rabbime çok şükür, benim bundan sonra varlıkla ilgili bir sıkıntım kalmadı. Bende rabbimin bana verdiği bu varlığı, halkımla paylaşmak istiyorum. Bu kararlara imza atarken, gönül rahatlığı içerisinde hareket ediyorum. Toplumsal olaylarda dayanışma içerisinde olmaktan mutlu oluyorum. Toplum üzülürse ben de üzülüyorum, onlar sevinirse ben de  seviniyorum. Elimizden geldiği kadar insanlara faydalı olmak en büyük idealimiz.  

Yaptırdığınız okulları ziyaret ediyor musunuz?

Bilhassa, otomotiv üzerine kurduğum okula gidiyorum. Çocuklara sorular soruyorum, nasıl bir eğitim alabileceklerini, nasıl başarılı olabileceklerini anlatıyorum. Sohbet ediyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz