Bu topraklardan bir marka oluşturmak hayalimdi

Yüksel Konukoğlu ile iş yaşamını, organik tarımı ve 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü konuştuk.

Bu topraklardan bir marka oluşturmak hayalimdi
Cihat Öztürk
8 Mart 2022 / 12:25

Yüksel Konukoğlu, Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı, kontrollü çevre ve sıfır atık sistemi ile buğday çimi üreten Ancient Greens markasının sahibi. Yurt içinde ve yurt dışında başarılı bir eğitim kariyerine sahip olan Yüksel Konukoğlu, bugün Türkiye’de ve dünyada örnek olacak bir iş yapıyor. Ancient Greens, aileme, yaşadığım yere bağlılığım ve bölgeme olan düşkünlüğüm ile başladı diyen Yüksel Konukoğlu ile iş yaşamını, organik tarımı ve 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü konuştuk.

Yüksel hanım, kendinize özgü bir markanız var, Tarım ve Atıksız Üretim Modeliyle ortaya çıkan Ancient Greens. Yüksel Hanım kimdir, bu projeniz ve yaptığınız çalışmadan bahseder misiniz?

Hatay, doğumluyum. İlkokul ve liseyi Antakya Ata Koleji’nde bitirdikten sonra, Koç Üniversitesi’nde Ekonomi üzerine lisans eğitimini tamamladım. Milano’da Tasarım Yönetimi üzerine master yaptım. İtalya da tarih, sanat ve doğa ile ilgili inovatif ve sürdürülebilir tasarımlarla farklı projelerde yer aldım. Ardından, buğday çimi üzerine odaklandım. Porto Riko’da Ann Wigmore Enstitüsü’nde buğday çimi suyu ve canlı bitki bilimi eğitimi alan ilk Türk oldum. Daha sonra Turkiye’ye dönerek Ancient Greens şirketini kurdum. 2020 yılında evlendim ve Gaziantep’e taşındım.

Ancient Greens markası ile Türkiye’de ilk ve tek sertifikalı, kontrollü çevre ve sıfır atık sistemi ile buğday çimi üretiyoruz. Bugday çimi suyu doğal bir takviye edici gıda, canlı bir sıvı ve sıkıldıktan belli bir süre sonra besin değerlerini kaybediyor. Zaten bu zorluğu nedeniyle yaygın olarak bilinmiyor. Bu canlı sıvı üzerine çalıştık, özel dondurma ve toz haline getirme yöntemimiz sayesinde, tüketiciye besin değerleri korunmuş ve sağlıklı bir şekilde ulaştırılmasını sağladık. Buğday çimi suyu içerisindeki klorofil oranı sayesinde, hücre beslenmesinde çok önemli bir role sahip. İnsanın en küçük canlı yapıtaşı hücredir ve tüm hastalıklar aslında hücrede başlıyor. Buğday çimi suyu ise hücreleri beslediğinden birçok farklı hastalık tedavisinde kullanılıyor.

ANCİENT GREENS YAŞADIĞIM YERE BAĞLILIĞIM VE DÜŞKÜNLÜĞÜM İLE BAŞLADI

Bu fikir nasıl ortaya çıktı, destekçileriniz kimlerdi? 

Ancient Greens, aileme, yaşadığım yere bağlılığım ve bölgeme olan düşkünlüğüm ile başladı diyebilirim. Gittiğim, gezdiğim ve farklı kültürleri deneyimlediğim her yerde aslında bizde de çok güzel değerlerin olduğunu ifade etmeye çalışırken buluyordum kendimi. Tarih ise bizde var, mutfak ise var, bitki örtüsü, mevsim çeşitliliği. Kendimi, iş motivasyonumu her zaman bu noktalara odaklanmış bulurdum.

İlgi alanım da olan canlı bitki bilimi üzerine Porto Riko’daki çalışmalarımdan sonra Türkiye’ye ailemin yanına döndüm. Burada seramı kurduk ve Ancinet Greens markasını oluşturduk. Bu noktada işe başlarken, devam ettirirken  en büyük destekçim her zaman ailem oldu. Evlenip ailem büyünce de bu konuda şanslı oldum. Ailem genişledi ve yine en büyük destekçim eşim ve genişleyen ailem oldu. Beni her zaman yüreklendirdiler, anlamaya çalıştılar ve günün sonunda beni benden daha çok anladılar diyebilirim. Destekleri bana her zaman motivasyon, cesaret ve güç veriyor.

BU TOPRAKLARDAN BİR MARKA OLUŞTURMAK HAYALİMİZDİ

Gaziantep’te eşine zor rastlanılan bir iş yapıyorsunuz bu bir risk değil mi?

Ürettiğimiz ürünün hammaddesi atalık buğdaylar. Buğdayın anavatanı Anadolu’dur. Benim için bu bölgenin manevi değerlerinin yanı sıra, marka değeri olarak da burada olması çok büyük önem taşıyor. Ancient Greens markasını kurarken Anadolu da olan bir değeri tanıtmak, parlatmak ve paylaşmak en büyük motivasyonumdu.

Evlendikten sonra Gaziantep’e taşındım. Yaklaşık 1,5 senedir buradayım, şehrin dinamiği, çalışkanlığı ve insanların gerektiğinde bir amaç doğrultusunda sımsıkı bir araya gelebilmeleri çok etkileyici. Sadece Gaziantep’te değil, Türkiye de bu iş bir ilk. Oluşturduğumuz üretim modeli serada ve sıfır atık sistemi, atalık tohum kupajı ve değerleriyle dünyada da bir ilk. Kurulduğumuz ilk günden beri Türkiye’nin her noktasına teslimat yapıyoruz, bu dönem Avrupa ve Amerika’da da satışımız başlıyor. Bu açıdan Gaziantep’te olmak, bu topraklardan bir marka oluşturma riski aslında hayallerimizdi.

GAZİANTEP ÜRETEN VE İNOVASYONA ÖNEM VEREN BİR ANLAYIŞLA HAREKET EDİYOR

Biyolojik ve Organik tarımla ilgili çalışmalarınızı anlatabilir misiniz? Gaziantep’i bu konuda nerede konumlandırıyorsunuz?

Üretimimizde her zaman doğal çevre ekosistemini örnek alıyor ve etik temelli sürdürülebilir bir üretim yapıyoruz. Seramızdaki sistemimiz ile atığımızı ve enerji tüketimini olabildiğince minimuma indiriyoruz. Bir gıda ormanı tasarladık. Buğday çim suyu ormanı. Sürdürülebilir bir şekilde insan yardımıyla bir tasarım. Tasarımımızda bir öğenin birden fazla vazifesi var. Öyle bir ağ ördük ki, başta hayal bile edemeyeceğimiz hasatı alabiliyoruz. Normalde bir girdi olur ve çıkanı tüketir, biter. Fakat tasarımımızda bizim girdimizin, çıktıdan sonra başka bir sistemin tekrar girdisi haline geliyor. Bu da seramızı gıda ormanı ekosistemi benzetmemizi ve tasarım metodolojimizi oluşturuyor. Ana kalemde 4 ürünümüz bulunuyor. Buğday çimi suyu, buğday sapı pipetlerimiz, posadan elde ettiğimiz sabunumuz ve patili dostlarımız için mama.

Seramızda yapmaya çalıştığımız bir buğday çim suyu ekosistemi yani buğday çimi ormanı. Buğday çim suyu yapmak için kullandığımız tohum ve toprak tekrar toprak olmak üzere döngüye dahil oluyor. Tohumu almak için yetiştirdiğimiz buğday sapları bir ileri dönüşüm faaliyeti olarak pipete dönüşüyor, değer kazanıyor. Çimin posalarını ise sabuna dönüştürüyoruz. Arda kalan artık kısımlar toprağı beslemek için permakültür aktivitemizde yer alıyor. Bu tasarım metodolojisi ile atıksız bir üretim ve yukarı dönüşüm & aşağı dönüşüm kavramlarını hayata geçiriyoruz.

Gaziantep sanayisi ile ön planda olduğundan belki tarım konusunda ilk akla gelen şehirlerden değil ama harika çalışmalar var. İklimin müsait olmaması, tarım arazi alanları gibi kısıtlar, artık dünyada öngörülebilir strateji oluşturulabilecek kısıtlardır. Gaziantep üreten, inovasyona önem veren anlayış ile hareket ediyor ve yenilikleri takip edip, fark oluşturduğunu düşünüyorum.

Yaşadığımız dünya bir küresel iklim kriziyle karşı karşıya tam da bu noktada yaptığınız çalışma çok kıymetli. Ve bu noktadan hareketle insanoğlunun doğaya müdahalesi gün geçtikçe artıyor? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bu konuda bilincin artması çok kıymetli. İklim krizleri doğanın bizlerle iletişim kurma şekli bence. Artık hepimiz bunun bir problem olduğunun farkındayız, en azından belli bir çoğunluk harekete geçti. Filozof Lao Tzu’nun çok sevdiğim bir sözü var ve bu sözü ambalajımızda da kullandık; “Milyonlarca kilometrelik yolculuklar bile ufacık bir adımla başlar”. İklim krizi, küresel ısınma, doğa bile bize artık bazı şeyleri farklı yapmamız gerektiğini çeşitli yollarla anlatmaya çalışıyor.

Bunca yıldır böyle gitti, böyle gider dememeliyiz. Her şey değişirken bizim aynı şeyleri yapmaya çalışmamız ne kadar iyi sonuçlar verir? Her gün bir önceki günümüzden yüzde bir bile iyileşitrme yapsak doğanın bizimle iletişiminde bir değişiklik olur. Bence şu an böyle bir sorunun olması bile iyi bir nokta. Bunları konuştukça farkındalığımız artıyor. Farkındalığımız arttıkça alışkanlıklarımıza yansıyor. Bunun da büyük resimde büyük etki oluşturacağına inanıyorum.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü geliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Gaziantepli kadınlara bir çağrınız var mı?

Ben bu özel günde bölgede kadın olmanın avantajlarına odaklanmak isterim. Özellikle kırsalda gerek beden gücü gerekse iş yükü anlamında kadınlara pozitif ayrımcılık söz konusu. İstisnalara, olumsuzluklara değil pozitife odaklanalım derim. Bir kadın girişimci olarak ne kadar zor ne kadar imkansızlıkların üstesinden geldim ve sürecin zorluğunu konuşmak yerine “ben yaptım, sen de yapabilirsin” demek isterim. Yapmak istemezsek de yapmak zorunda değiliz, bu bizi ne eksik ne de fazla yapar. Tek bir doğru yok ve herkesin hayatının dinamikleri farklı. Bunu her detayıyla anlamak zorunda değiliz, fakat saygı duymalıyız. Özellikle kadının kadına destek olup birlikte yükselmesinin, güzel bir etki oluşturabileceğine inanıyorum. Sadece Gaziantep’te olan değil, tüm hemcinslerim için birbirimize destek olmanın ve yüreklendirmenin çok kıymetli ve güçlü olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kıyaslamak ve ayrıştırmak yerine keşfedip, parlatıp, paylaşmanın keyfini birlikte yaşayalım derim.

Yorumlar (1)

+ Yorum Yaz