Doğru planlama başarıyı getirir

MUTAŞ Carpet Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Ulutaş yıllar boyu halı sektörünün içerisinde yer alan başarılı bir sanayici… Ulutaş, aynı zamanda Halı İhracatçıları Birliği ile Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi yönetimlerinde de Başkan Vekili…

Doğru planlama başarıyı getirir
Hüseyin Küpeli
17 Şubat 2020 / 23:35

MUTAŞ Carpet Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Ulutaş yıllar boyu halı sektörünün içerisinde yer alan başarılı bir sanayici… Ulutaş, aynı zamanda Halı İhracatçıları Birliği ile Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi yönetimlerinde de Başkan Vekili…

Sorumluluk almasını seven bir yapısı olan Hüseyin Ulutaş, markasını sektörün en iyileri arasına sokmayı başarmış… Kendisini “lider ruhlu” ve “oyun kurucu” olarak tanımlayan Ulutaş yeterince hoşgörülü ancak aynı hatanın sürekli tekrar edilmesine ise hiç tahammülü yok.

Hüseyin Ulutaş çıraklıktan başlayan iş yaşamını, Ünaldı’dan OSB’ye uzanan ticari geçmişini ve özel hayatıyla ilgili ipuçlarını anlattı. 

Hüseyin bey iş hayatına erken atılan bir isim olarak, o günleri bize anlatır mısınız?

1971 yılında Gaziantep’in Oğuzeli ilçesine bağlı Erikliyayla köyünde doğdum. Çocukluğum  Gaziantep’te geçti. 8 kardeşiz ve ailenin en küçüğü benim. Çiftçilikten gelen bir babanın evladıyım. Evliyim, 4 evladım var. Sizin de dediğiniz gibi, dokuma sektörüne, daha 10 yaşında başladım.

Çocukluk yıllarınız nasıl geçti?

Aslında biz çocukluğumuzu, çocuk gibi yaşamadık. Hayat benim için erken başladı. Neden, çünkü ilkokul, ortaokul derken kendimizi iş hayatının içerisinde bulurduk. Çıraklık kültürünü dolu dolu aldığımı söyleyebilirim. Kalfalık, ustalık derken sonra yönetim kısmına geçtim. Daima sorumluluk alan bir yapım var. Küçük yaşta sorumluluk almak, bana ilerleyen yıllarda da büyük avantaj sağladı. Yıllar geçti. Biliyorsunuz, aileler büyüyünce, aile şirketlerinde de ayrılıklar olabiliyor. Bizde de 1990 ve 2004’li yıllarda ayrılıklar oldu. Şu anki yapımızda ağabeyim Mahmut Ulutaş ile 2 kardeş devam ediyoruz. Mahmut bey, iplik üretiminin başında, ben ise pazarlama tarafındayım.

MUTAŞ’TA ÜRETİM, POST HALI’DA PAZARLAMA…

Mutaş Halı’nın kuruluş öyküsü nasıl yazıldı, bizimle paylaşır mısınız?

Halı sektörüne 1981 yılında Ünaldı’da adım atmıştık. 2000 yılında Organize Sanayi Bölgesi’ne taşınma kararı aldık. Mutaş’ı 1997 yılında kurduk ama kuruluşundan 2004’e kadar pazarlama şirketi olarak faaliyet gösterdi. 2004’te ailede yeni bir yapılanma yaşanınca, üretim ve imalat olarak devam ettirdik. Pazarlama kısmını yürütmek üzere de Post Halı’yı kurduk. Şu anda Mutaş Halı olarak üretim, Post Halı olarak pazarlama sürecini yönetiyoruz.

İş yaşamınızdaki kırılma dönemleri ne zaman gerçekleşti?

Çok uzun bir iş tecrübesine sahibiz. Dolayısıyla üretim hatlarımızı daha modern, daha üst düzey, dünyanın her tarafına ürünlerini satabilecek, sorunların yaşanmayacağı istikrarlı bir yapı düşüncesi daima kafamda vardı. Bunları hayata geçirmek istedik. Önceki üretim hattımız kendi alanında büyüktü ama şimdiki konuma göre daha küçüktü.  2009 yılında Mortgage krizi olduğunda finansmana erişmede bir daralma oldu, ardından dünyanın her tarafında parasal bir bolluk yaşandı. 2010 yılında para çok ucuzladığı gibi, işlerimiz bugünkü şartlara göre daha iyiydi. Bunun sebebi de şuydu, Gaziantep’te üretim azdı, talep fazlaydı. Bugünkü kadar rekabetin olmadığı bir piyasa vardı sektörde. O esnada, bugünkü fabrika binamızın arsasını satın aldık, temellerini atarak bugünlere geldik.

Geriye dönüp baktığınızda “keşke yapmasaydım” ve “iyiki yapmışım” dediğiniz olaylar yaşadınız mı?

En az hata ile en iyi standartlarda üretmek çok önemli. Çok güzel bir üretim hattı kurduk. Fuarlara katıldık, kendimizi dünyanın her tarafındaki alıcılara tanıttık. Bu açıdan bakınca, iyi ki yapmışız. Biz adım adım büyümeyi tercih ettiğimiz için “keşke yapmasaydık” diyebileceğimiz bir durum oluşmadı bu anlamda.

İş hayatınızda kendinize örnek aldığınız isimler var mı?

Yenilikçi, vizyoner isimleri yakından takip etmeye çalışırım. Başarılı devlet adamları ve iş adamları var. Liderlik yapıları güçlü, vizyonu olan, hayata doğru bakan güçlü isimleri örnek aldığımı söyleyebilirim. Çevremizde, iyi ve kötü örnekleri görmemiz, işimize daha fazla sarılmamıza vesile oluyor.

“İYİ BİR OYUN KURUCUYUMDUR”

Nasıl bir iş anlayışına sahipsiniz?

Otomasyonu ve sistematik yapıyı severim. Ekip çalışmasına, ekip ruhuna inanırım. Birlikte çalıştığım arkadaşlarımın fikirlerine saygı duyarım, ekip halinde başarmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. İyi bir oyun kurucuyumdur.

İş yaşamında oyun kurucu olabilmek nasıl bir şey?

Oyun kurucu olmak, sorumluluk almak anlamına geliyor. Ön koşul budur. Herkesi doğru yola yönlendirmek gibi bir göreviniz ortaya çıkıyor. Benim de, herkesin başarılı olmasını isteyen bir yapım var. Bu anlamda, katkı sağlamak beni mutlu ediyor.

Yıllık üretim miktarı, ihracat oranları ve rakamlara baktığımızda, sektörün neresindesiniz?

Genellikle ihracat ağırlıklı bir yapının içerisindeyiz. Yıllık 4 milyon metrekareye yakın bir halı üretimimiz var. 25-26 milyon dolara yakın bir ihracatımız söz konusu. Türkiye içerisinde yüzde 2-3 arasında bir payımız bulunuyor.

“SERMAYENİZ GÜÇLÜ OLMALI”

Farklı sektörlerde yatırım planlamanız var mı?

Şu an böyle bir planımız yok ama şartlar oluşursa olabilir elbette. Ancak genel olarak baktığımızda, daralan dünya pazarında, bir müddet mevcut yatırımları korumamız gerektiği düşüncesindeyim. Ülkemizde, son 20-25 yıla baktığımızda borçla büyüyen bir yapımız var. Paranın daraldığı bir dünya, borçla büyümeyi kaldırmıyor. Bu açıdan, ben daha çok sermayelerin güçlenmesi taraftarıyım.

Başarılı olmanın sırrı nedir size göre?

Ben eğer bugün başarılı isem, bunun sırrını geçmişte elde ettiğim tecrübelerime dayandırıyorum. Olaylara tarafsız ve objektif bakarım. Güven esaslı bir yapım var. Ticaret yaparken verdiğim sözlerine yerine getiririm ve karşımdakinin de bu şekilde olmasını beklerim.

Peki halı sektörünün geldiği yeri nasıl görüyorsunuz, sektör nereye gidiyor?

Türkiye’nin lider olduğu bir sektör. Parça halıda dünyada söz sahibiyiz. Parça halının yüzde 65’ini ise Gaziantep yapıyor. Bunu çok iyi kullanmamız gerekiyor. Daha iyi tanıtım yapmamız, biraz daha fazla profesyonel çalışıp, doğruları yakalamamız şart. Firmaların finansman yapıları biraz daha iyileştirilmeli. Birilerine bağlı kalmadan daha garantici satıp, kar oranımızı artırmamız gerektiğini düşünüyorum. 150’ye yakın firma var, birlikte hareket edebilmek çok önemli. Bunu yapabilir, ilk 20-25 firma etrafında kümelenip hareket edersek, kontrol mekanizması daha sağlıklı olur. Böylece işi daha karlı hale getirip, daha profesyonel bir pazarlamayla da hem sektöre hem Gaziantep’e katkı sağlamış oluruz.

Pazardaki yeni trendler neler?

Dünyanın her tarafına hitap ettiğimiz için her bölgenin yapısı farklı. Dolayısıyla talepler de farklılaşıyor. Amerika’nın kendi içinde bile bu değişkenlik gösteriyor. Avrupa başka, Uzakdoğu başka, arap ülkeleri başka. Küçük firmalar bir bölgeye yoğunlaştığı için birbirine değmiyor ama büyük firmalar daha fazla rekabet ediyor. Bu durum, ürün çeşitliliği bakımından zenginlik oluşturabiliyor. Ancak, ağırlıklı olarak trendi, renklerin belirlediğini söyleyebilirim.

GAZİANTEP HER ALANDA BİR SÜPER LİG ŞEHRİDİR

Gaziantep’in Türkiye ekonomisindeki yerini nasıl görüyorsunuz?

Kümeleşmiş en büyük Organize Sanayi Bölgelerinden birisi Gaziantep’te, dolayısıyla Gaziantep bir sanayi şehri. Tarihi İpekyolu üzerindeki şehrin aynı zamanda kültürel bir yapısı olmakla birlikte, işçiliğin, esnaflığın da ön planda olduğu bir şehir. Dünyanın en eski yerleşimden yerlerinden birinde yaşıyoruz, bu kentin sanayisiyle birlikte turizm potansiyelini de en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Sanayide, turizmde, sporda Gaziantep bir süper lig şehridir. Bu şehirdeki imkanları en iyi şekilde ortaya çıkartarak, süper ligde devam etmeliyiz.

Gaziantep sanayisinin avantajları neler?

Burada herkes iş odaklı. Çevremizde bir Adana’ya baktığınızda, bu şekilde bir yapı yok. Burada herkes işine yoğunlaşıyor. Bu sanayiye katkı anlamında avantaj. Dezavantajımız ise, keşke şehrimizde bir denizimiz olsaydı. İnsanoğlu, olmayan bir şeye özlem duyarmış, biz de denize özlem duyuyoruz.

Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Sektörün, gelecekte problem olacağını düşünmüyorum. Gaziantep’teki yapı, en güçlü yapılardan bir tanesi. Yeter ki daha planlı ve doğru çalışalım. Bu adımları attığımız sürece, liderliğimizi devam ettiririz. Elbette bunu kalıcı hale getirmek için planlı adımlar atmamızda yarar var?

“Bugün olsa, yine aynı sektörde yer alırım” diyebiliyor musunuz?

Elbette. Biz bu işin içinde büyüdük, bu sektörde gözümüzü açtığımız için başka bir tercih şansımız da olmadı zaten.

Kaç kişilik bir istihdam sağlıyorsunuz?

Şu anki yapımızda 310 civarında bir istihdamımız var.

“ŞEHİR ADINA SORUMLULUK ALMAK ÖNEMLİ”

Hüseyin bey, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde Başkan Vekilliği göreviniz var. Aynı zamanda Halı İhracatçıları Birliği’nde Yönetim Kurulu’ndasınız ve Başkan Vekilisiniz. İş hayatını temsil eden önemli kuruluşlarda, sektörünüze ve sanayiye hizmet etmek nasıl bir duygu?

Bizler sanayiciyiz. Sanayinin içinde yetiştik ve sanayinin içinde yaşayan insanların yaşadıkları sorun ve problemleri görüyor ve biliyoruz. Aynı havayı teneffüs ediyoruz. Dolayısıyla, bir sanayicinin yardıma ve desteğe ihtiyacı olduğunda, bunu çok iyi bilebilecek bir yapıdayız. Gerek şehrimiz, gerek ülkemiz için, sanayiye katkı sağlayacak bir yapı olduğunda, görüşlerimizİ rahatlıkla söyleyebiliriz. Bence her alanda ehil insanların bu tür yerlerde görev alması ve elini taşın altına koyması gerekiyor. Gelişim süreci de bu şekilde olur. Nasıl ki, atalarımız zamanında bu şehir için canını vermişse, bizde bugün kendi gücümüz nispetinde bu şehrin ortak menfaatlerini koruyabilmeliyiz. Savaşırken de, üretirken de, her alanda yetenekli kişilere ihtiyaç var. Dedelerimiz birer kahramandı. Bizlerde, hem sanayici, hem ihracatçı olarak, bu şehrin sanayici askerleriyiz. 

“BAŞLADIĞIM İŞİ, YARIM BIRAKMAYI SEVMEM”

İş yaşamındaki prensipleriniz ve vazgeçilmezleriniz nelerdir?

Başladığım işi yarım bırakmayı sevmem, Yaptığım her işi zamanında yapmayı seven bir yapım var. Kendime, bir işi yapmak için hedef koymuşsam, mutlaka o işi bitirmeliyim ki, ancak o zaman yorgunluğum çıkar. Nasıl ki, bir işçiyi çalıştırdığınızda, maaşını verdiğinizde tüm yorgunluğu gider, ben de bir işi bitirdiğim zaman, soluğum öyle çıkıyor.

Çalışanlarınızla diyaloglarınız nasıl?

Diyaloğumun iyi olduğunu düşünüyorum. Hayatımız bu işlerin içerisinde geçtiği için empati yapabiliyorum. Her ne kadar, bugün masanın işveren tarafında oturuyorsam da, ben çalışanlarımla beraber büyüdüm. Çalışanlarımı severim, onları kendi ailemizden bir parça olarak görürüm. Her gün fabrikaya geldiğimde de, önce işçilerimin yanına gider, onlarla sohbet eder, daha sonra yönetim kısmına geçerim.

“PERSONELİMDEN ÖNCE İŞLETMEYE GELMEM”

Bir gününüz nasıl geçer?

Sabah işletmeye personelimden önce gelme taraftarı değilim. Ben onlardan erken geldiğimde, onlar rahat olamıyor. Önemli bir işim yoksa, personelimden yarım saat sonra işletmeye gelirim. Odama geçmeden önce, önce işletmenin içini gezerim. Yapıyı kontrol ederim. Çalışanlarınızda sizi görmek ister, bunu sağlamış oluyorum. Sonra talimatlarımız oluyor. Randevularımız varsa, onu yerine getiriyoruz. Görüşmelerimizi yapıyoruz. Akşam çıkmadan önce de yine işletmeye uğrar, eve öyle geçerim.

Eve gidince, işle bağlantınız kesiliyor mu?

Ne mümkün. Sanayicinin işi bitmez, kafasında iş daima vardır. Eve gidince de, mutlaka işle alakalı görüşmeler, telefon trafiği oluyor. Aklınız daima, işinizdedir.

Yapı itibariyle nasıl bir insansınız?

Valla ben kendimi 4 mevsim gibi görüyorum. Bazen sakin, bazen stres, bazen kızgınlık. Sonuçta üreticiyiz ve üreten insanların da, yürüyen aksamı sürekli takip etmesi gerekiyor. Bu esnada, zaman zaman aksamalar oluştuğunda, nadiren de olsa, sinirlenip, kızabiliyoruz. Ancak genel yapı itibariyle, saygılı ve seviyeli iletişim kurmayı seven, disiplinli bir yapım var.

Kendinize ve ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

Planlı çalışmayı severim. İş bölümü yaparak, sorumlulukları çalışanlara paylaştırırım. Ben aslında kontrol mekanizması görevini yapıyorum. Bu sayede, aileme, arkadaşlarıma ve sosyal çevreme de vakit ayırabiliyorum.

HALI SAHA MAÇINI VE YÜZMEYİ SEVERİM

İlgilendiğiniz bir spor dalı var mı?

Evet, gençliğimde futbol oynardım. Şimdi de halı sahada arkadaşlarla maç yapıyoruz. Maç yapmak benim için çok zevkli. Nedeni ise, orada topa konsantre olduğunuzda, dünyayla bütün ilişiğiniz kesiliyor ve tüm iş stresini unutuyorsunuz. Çünkü, sadece gol atmayı düşünüyorsunuz 

Hobileriniz var mı?

Fırsat buldukça yüzmeyi severim.

Nasıl bir tatil anlayışına sahipsiniz, tercihleriniz neler?

Genellikle yurt içini tercih ediyorum. Akdeniz ve Ege’deki tatil köylerine giderim. Tatil bölgesinde 4 günden fazla kalamam, kısa ve daha sık tatil yapmayı tercih ederim. Sezonda en az 3-4 kez tatil yaparım. Gezmek, gerçekten insanı rahatlatıyor, deşarj ediyor. Bulunduğunuz ortamın dışına çıktığınızda, olaylara daha objektif bakıyorsunuz. Tatil yapmayı seviyorum.

Sizi en çok neler mutlu eder?

Ailemle, arkadaşlarımla, çevremdeki her anın tadını çıkartırım. Her ortamda, kendime mutluluk çıkartmayı bilirim.

Neler üzer peki?

Biraz duygusalım. Dramatik olaylara dayanamam, üzülürüm.

En çok nelere kızarsınız?

Bir kez hata yapanı anlarım ama aynı hatayı 2-3 kez tekrar eden insanlara çok kızarım. Eğer kendim de bir hata yaptıysam, hatamdan dönmesini bilirim.

Küçükken hayalini kurduğunuz bir meslek var mıydı?

İlkokulda öğretmenim sorduğunda “öğretmen olmak istiyorum” diye cevap verirdim ama ailede kilim ve dokumacılık yapanların sayısı fazla olduğundan, aslında ne olacağımız belliydi. Halı sektöründe olmak benim için sürpriz olmadı.

Hayatınızda gurur duyarak yaptığınız şey nedir?

Çalışarak, başararak, sektörümüzde bugün gelmiş olduğumuz noktadan, ayrıca ailemize, çevremize yakışır bir birey olmaktan gurur duyuyorum.

HERKES MUTLU OLDUĞU İŞİ YAPMALI

Sektörde önemli tecrübeler edinmiş bir isim olarak, iş yaşamına yeni atılan yatırımcı ve girişimcilere tavsiyeleriniz ne olur?

Her insan girişimci olamaz, girişimcilik bir ruhtur ve öncelikle bu ruhun insanın özelliğinde olması lazım. Her birey, kendi karakterine göre bir yol haritası belirlemeli. Doğru bir planlama yapmalı ve nerede başarılı olabileceğine kendisini karar verdikten sonra, o alana yönelmeli. Doğru planlama, başarıyı getirir. Bireyin, kendi karakterini ortaya çıkartıp, daha sonra işe yönelmesini tavsiye ederim. Bir başka önemli husus ise, çocuklarımızın kariyer planlamasını kendimiz yapmak yerine, kararları önce ona bırakalım. Toplum olarak böyle bir yanlışımız var. “Benim oğlum doktor olsun” demeyin, belki de sizin çocuğunuz iyi bir mühendis olacaktır.

Röportajı ailenizi sorarak bitirelim. Ailece birlikteyken nasıl vakit geçirirsiniz?

Bir arada olduğumuz her anın tadını çıkartırız. Birlikte tatile çıkarız, yemek yeriz. Beraber olduğumuz her anımız güzeldir, bizim için…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz