Eski ustaların meslek aşkı başkaydı

Fayansçı Ramazan Karatoprak, mesleğe bir ömür veren ustalardan… 70’li yıllarda sayısız usta yetiştiren ve “ustaların ustası” olarak bilinen Davut Demirci’nin yanında yetişmiş.

Eski ustaların meslek aşkı başkaydı
Hüseyin Küpeli
18 Eylül 2021 / 08:24

Fayansçı Ramazan Karatoprak, mesleğe bir ömür veren ustalardan… 70’li yıllarda sayısız usta yetiştiren ve “ustaların ustası” olarak bilinen Davut Demirci’nin yanında yetişmiş. Ustasından bahsederken hala ilk günkü gibi “O’nun hakkını hiçbir zaman ödeşemem” diye konuşuyor.

Ramazan Karatoprak ya da o dönemdeki lakabı “Çilli Ramazan” ile fayansçılık mesleğinin zorluklarını, geçmişten günümüze geldiği noktayı konuştuk.

Mesleğe nasıl başladınız?

İlkokulu bitirdikten sonra okuma şansımız yoktu. Karşıyaka’da otururduk. Okulu bitirince, bir ustanın yanına çırak olarak verilirdik. Ben de, komşularımızın tavsiyesiyle, o dönemin en bilinen fayans ustalarından Davut Demirci’nin yanında çırak olarak işe başladım. Benden sonra kardeşlerimde Davut ustanın yanında çalışmaya başladı. Karşıyaka bölgesinde, 1980-90 yılları arasında, o bölgedeki bilinen ustaların hepsini Davut usta yetiştirmiştir. DekoserHamza, Robot Mamet, Kastelli Mamet, Bicirik Ali, Ali Çelik bunlardan bazılarıdır.

Nasıldı o günkü çalışma koşulları?

O zaman zevkle çalışırdık. İşimizi severdik. Ustamıza daima saygı gösterirdik. Ben, kardeşlerim Mustafa Karatoprak, Ali Karatoprak, Celal Karatoprak, halamın çocukları Talip Unak, Şıhlı Unak ile aynı mesleği tercih ettik. 4-5 yıl çıraklık yaptıktan sonra, kalfalığa, ardından ustalığa terfi ettim. Davut ustamın yanında 18 yıl hizmet verdim. Sonra, kendi işimi yapmaya karar verdim. Bir müddet ortak iş aldığımız da oldu.

İlk aldığınız iş hangisiydi?

1973 yılıydı sanırım, Mehmet adlı bir arkadaşımla Muhtar Atmaz’ın Kırkayak’taki bir işini almıştık. Orayı yaptıktan sonra ortaklıktan ayrılıp, tekrar Davut ustamın yanına döndüm. Davut ustamız bize çok iyi bakardı. Bizi işçisi gibi değil, evladı gibi görürdü. Askere gidip, geldikten sonra, 1985 yılına kadar burada devam ettim. 85’ten 2012 yılına kadar da kendi işlerimi yaptıktan sonra, mesleği bıraktım.

“İŞTAHLA ÇALIŞIRDIK”

Mesleğin koşulları nelerdi?

Eskiden harç ile yapardık. Yapıştırma yoktu. Daha zordu. Ama iştahla çalışırdık. Meslek aşkı her şeyden önce gelirdi. Arta kalan zamanımızı da iyi değerlendirirdik. Stadın arkasından bostanların içinden, bağlardan üzüm yiyerek, güle oynaya evimize giderdik. Boş zamanımızda, top oynardık. Ama ustamız bize “bugün 1 saat fazla çalışın” dediğinde, zevkle devam ederdik. Mesai verirdi ama para konuşmazdık bile. Ustaya saygı daima ön plandaydı. Ustanın sözünün üzerine söz söylenmez, O’nun lafı tartışılmazdı. Bu daima geçerli olan bir kuraldı.

Ustanızın emeği bir hayli fazla anlaşılan üzerinizde?

Kesinlikle. Babamızdan daha fazla emeği vardı üzerimizde. Çünkü, ilkokuldan sonra hep onun yanındaydık. Ustaların ustası diyebiliriz kendisine. Aslen Artvinlidir kendisi. 19 yaşında Gaziantep’e gelmiş, burada yaşamış, çok nezih bir kişilik. 45 yaşından sonra evlilik yaptı. 5 kız evladı oldu, hepsini okuttu.

Başka hangi ustalar vardı?

Zeki usta, Ömer usta, Kazım usta vardı, soy isimlerini bilmiyorum, hepsi lakabıyla anılırdı.

“FUTBOLU ÇOK SEVERDİM”

Eski ustaların hepsinin lakabı varmış, sizin de lakabınız var mıydı?

2 tane lakabım oldu. Önceleri “Çilli” derlerdi. Ben gençliğimde İstasyon sahasında çok top oynadım. Galatasaray’da orta sahada oynayan “Çilli Mehmet” lakaplı bir topçu vardı, beni de ona benzettikleri için “Çilli” diye çağırırlardı. Sonraki yıllardaki lakabım ise “Hoca” oldu.

Futbola ilginiz fazlaydı anlaşılan?

Kesinlikle. İstasyon sahasında takımımız vardı. Karşıyaka’da da oynardık. Önemli futbolcular yetişti bizim zamanımızda. Hüseyin Kalpar ile beraber çok top oynadık. Bizim sahalardan Erol Azgın, Nurullah Sağlam, Bünyamin Süral gibi isimler de yetişti.

Hangi müteahhitlerle çalıştınız?

Muhtar Atmaz, Ömer Nasuhi Güleç, Ünal Özsöyler, Feridun Tataroğlu, İbrahim Apa, Galip Emrullahoğlu, Ali İhsan Öztan ilk aklıma gelenler…

Şehirde yapılaşma ne durumdaydı?

İnşaat alanı Kırkayak civarında yoğunlaşmıştı. Kavaklık’akadar devam ederdi. Yapılaşmalar buralarda daha fazlaydı.

“1985-2000 ARASI MESLEĞİN PARLAK YILLARIYDI”

Mesleğin şu andaki geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?

Pek iç açıcı görmüyorum. Fayanscılık mesleği, yaptığımız işin karşılığını aldığımız bir meslek olmaktan çıktı. Şu anda çalışan arkadaşların çok zorlandıklarını görüyorum. 1985’ten, 2000 yılına kadar iyi para kazandık ama sonraki yıllar, gerileme dönemi oldu hep.

Mesleki dayanışma hangi safhadaydı?

Dayanışmayı artırmak istedik. Zaman zaman başarılı olduk. 90’lı yıllarda Davut ustamız dernek kurmuştu. Bir dönem derneğimiz oldu ama sahip çıkan olmadı. Davut usta, hep cebinden para verirdi, sonra kapatmak zorunda kaldı. Bu işi yapanların sayısı da her geçen gün azaldı.  

Şu anda neler yapıyorsunuz?

Emekli oldum. Benim kaldığım yerden kardeşlerim ve halamın çocukları devam ediyor. Vaktimi, ailem, çocuklarımla geçiriyorum. Arada, küçük işler olursa, vakit geçirmek adına yaptığım oluyor.

Mesleğe yeni başlayanlara ve devam ettirenlere bir mesaj vermek ister misiniz?

Ben geçmişteki iş ahlakını, iş disiplinini çok önemsiyorum. Hangi meslek olursa olsun, ne iş yaparsanız yapın, önce işinize saygı duymalısınız. Biz ustalarımızdan böyle öğrendik. Şu anda çalışan kardeşlerimiz de buna dikkat etsinler. Usta-kalfa-çırak ilişkisine çok dikkat etsinler. Yaptıkları işe çok dikkat etsinler, emeklerini esirgemesinler. Çünkü, işin hakkını mutlaka vermek gerekiyor.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz