Gaziantep’in Kurtuluş mücadelesini anlatan gazilik anıtı neden yok?

Halit Ziya Biçer Yazar ve Fotoğraf Sanatçısı. Hayatını Gaziantep’e adayan Biçer’in tek dileği, Gaziantep’in Kurtuluş Mücadelesine yakışır bir gazilik anıtının olması.

Gaziantep’in Kurtuluş mücadelesini anlatan gazilik anıtı neden yok?
Cihat Öztürk
31 Aralık 2020 / 09:27

Halit Ziya Biçer Yazar ve Fotoğraf Sanatçısı. Hayatını Gaziantep’e adayan Biçer’in tek dileği, Gaziantep’in Kurtuluş Mücadelesine yakışır bir gazilik anıtının olması. Dünya’da ve Avrupa’da örnekleri var diyen Sanatçı Biçer, “Antep söz konusu olduğunda ısrarcıyım. Anıt meselesinde sitemim var, bu bana gazilerimiz tarafından tembihlendi, biz göremedik ama sen bunu dile getir dediler.” 83 Yaşındaki Yazar’ın tek dileği 2020 Yılı biterken 2021’de yani Gaziantep’in Kurtuluşunun 100. Yılında Gazi Şehre yakışır bir anıtın yapılması.

Köşe Yazısı

Hürriyet Meşalesi

Hürriyet Meşalesi

 

Gaziantep’in mücadelesini anlatacak olan gazilik anıtının şehrin görkemli bir yerinde olması gerektiğine dikkat çeken Biçer’le, 25 Aralık Haftasında Kurtuluş Mücadelesini ve anıt meselesini konuştuk.

UĞRUNA HÜRRİYET SAVAŞI VEREN TEK ŞEHİR GAZİANTEP

Gaziantep’in neden gazilik anıtı veya simgesi yok?

Öncelikle bu konuda en başından beridir sitem ettiğimi belirtmek isterim. Uğruna hürriyet savaşı veren tek şehir Antep’tir. Fakat gazilik anıtı, hürriyet ve şehitlik anıtı zamanında maddi imkansızlıklar nedeniyle hep ertelendi. Olan paramızı başka ülkeler için ve onları harabeleri için harcadık. Bu konuda zaman zaman sitemlerimi dile getirsem de kentin değerlerine sahip çıkamadım. Çok değil bundan birkaç yıl önce Şahin Beyin şehit olduğu yerde moloz yığınlarıyla şehitlik yapmışlardı. Bu şehitliği yapan kişilerse bizim gençlerimizdi. Zamanında valilik bu olaya el koydu ve Şahin Beyin şehit düştüğü yere bir anıt yaptı. Yapılan anıt içerisinde şehitlerimizin kemikleri bulunuyordu. Fakat bizim istediğimiz anıt tam olarak bu değildi. Bu anıtın yerine ne kadar belirlemek istesek de uygun bir yere bir türlü konumlandıramadık. Biz Gaziantep için anıtsal bir anıt istemedik. Şimdilerde ise Gaziantep’in hak ettiği bir anıtı yok. Hürriyet, İstiklal, Gaziantep Şeref Anıtı ve Özgürlük Meşalesi gibi bir anıtımızın olmasını canı gönülden istiyordum. Şu ana kadar gelen belediye başkanları ve valimiz de dahil kimse bu sorumluluğu yerine getirmedi. Gaziantep’in medeniyeti olarak görülen Çingene Kızı için bütün imkanlar seferber edildi ama anıtımıza gereken değer verilmedi.

 

ANIT MESELESİ GAZİLERİMİZİN İÇİNDE UKDE OLARAK KALDI

Bu konuda neden ısrarcısınız?

Şu an Şehitler Abidesi olarak bilinen yere yakın bir işyerim vardı. Ben de meraklı bir gazeteci olarak sürekli oralarda geziyordum. Orada gezerken Malik Kahvehanesinde oturan Gaziler şehrin ileri gelenleri ve bizim tabirimizle eski adamların dikkatini çekmiş olacağım ki beni yanlarına çağırdılar. Uzun uzun sohbet ettikten sonra onlara bu soruyu sordum. Gazi şehrimize yakışan neden bir hürriyet anıtımız yok? Buraya dikilen abidenin boyutu yapılan kulelerin gölgesi altında kalıyor. Bu durum bize yakışıyor mu? Öyle cevaplar aldım ki konuşmak için kendimde yüz bile bulamadım. Bana karışma dediler. Bu iş bizden geçti. Bizden sonraki nesil yapsın dediler. İşte o an utancımdan ölmek istedim. Bu konu o kadar canımı sıktı ki konuştuğum gaziler de bana hak verdiler. Turgut Özal zamanında Antep’te bir grup sofu Kınalı Caminin minaresini yapmak ve onarmak istediler. Çünkü Fransızlar bu camiye saldırdıklarında Kınalı Cami’nin minaresi yıkılmıştı. Minareyi onarmak tekrar yapmaktan daha az maliyetli olduğu için dönemin belediye başkanına onarmayı teklif edip Hürriyet Anıtı için maddi destek istedik. Fakat sofular Anteplileri ikiye ayırdı. Önce minare sonra abide dediler. Bu durum böyle devam etti. Abideyi ikinci planda tuttuk. İstiklal ve Hürriyet minaresi istedik, yok dediler. Minareyi usülsüz bir şekilde yaparken belediye başkanı engel oldu. Fakat bu sofular Fransızların yıktığı minareye inat şemsiyeli minare yaptılar. Aynen dediklerini gerçekten yaptılar anıtı ikinci plana attılar. Ama gelin görün ki anıt gazilerin içinde ukde olarak kaldı.

BU ANIT ÖYLE YÜKSEK OLMALI Kİ, BAKANLARIN BAŞINDAKİ FES YERE DÜŞMELİ

Antep harbinin simgesi olacak anıt nasıl olmalı?

Bu konuda çok araştırma yaptım. Buradan İstanbul’a Galata Kulesi’ne kadar çıktım. Kulenin büyüklüğüne aldanıp penceresini açtığımda kulenin sallandığını gördüm. Daha sonra Ankara’ya gidip Atakule’yi gördüm. Bunları beğenmiştim ama Gazi Şehrimize daha uygun bir anıt arayışına devam ettim. Celal Doğan zamanında Ulu Caminin yerine bir anıt yapılacaktı fakat yine yapılmadı. Savaşta ölenlerin hepsi bizim anamız, babamız, bacımız, kardeşimizdi. Onlara yakışır bir hürriyet anıtı istiyorduk. Az önce belirtiğim gibi dünyada hürriyete haykıran tek yer Antep’tir. Hürriyet anıtı herkesin erişebildiği yerde olmalı. Dedenin torununu elinden tutup burası bizim istiklalimizin simgesidir diye anlatabildiği bir anıt. Sporcuların, gençlerin her gün önünden geçip gittiği bir yerde olmalı ve bu anıt şehitlerimizin kemiklerini andıran bir andıran bir anıt olmamalı. Çünkü tarihte kemik hep ıstırabı hatırlatır. Fakat biz ıstırabı değil özgürlüğü hürriyeti ve mücadeleyi anlatan bir yumruk ya da bir bayrağı anıt olarak görmek istiyoruz. Bu anıt öyle büyük olmalı ki bakanların başındaki fes yere düşecek şekilde yüksek olmalı. Burada fes dedim, eskilerde başlarına fes takarlardı. Yükseğe baktıklarında fes yere düşerdi. Bu fes yere düşecek şekilde büyük olmalı dedim.

 

DÜNYA, AVRUPA VE TÜRKİYE’DEKİ ANIT ÖRNEKLERİ

Amerika – Özgürlük Anıtı

Özgürlük anıtı deyince ilk akla gelenlerden biri elbette tüm dünyada özgürlüğün simgesi kabul edilen ve ABD’nin kuruluşunun 100. yılı nedeniyle Fransa tarafından hediye edilen Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty). Parisli sanatçı Frederic-Auguste Bartholdi tarafından tasarlanmış ve parça parça New York’a taşınmış bu heykel, Amerika’nın da simgesi kabul ediliyor. Heykelin iç kısmındaki taşıyıcı çelik iskelet ise Eyfel Kulesi’ni yapan Gustave Eiffel tarafından yapılmış. Turistlerin New York’a geldiklerinde ilk görmek istedikleri yerlerden biri olan bu New York limanına hakim bir manzarası da oldukça büyüleyici. Eskiden taç kısmına kadar çıkılabilen heykelin maalesef 11 Eylül saldırılarından sonra sadece temel bir kısmı ziyaret edilebiliyor. Heykelin sol elinde bulunan tabletin üstünde 4 Temmuz 1776 Bağımsızlık Bildirgesi’nin tarihi yazıyor. Sol elinde tuttuğu meşale de ise 1986 yılında yenisi ile değiştirilmiş. Orijinal meşale Statue of Liberty Museum’da heykele ait afişlerle birlikte sergileniyor. Bu arada heykel yapımı esnasında Singer Dikiş makinelerinin kurucusu Isaac Singer’in dul eşi Isabelle Eugenie Boyer heykel için modellik yapmış.

Fransa - "Marianne"

Fransa’ya geldiğinizde "Marianne" simgesiniz sıkça görmeniz olası. Zira bu simge Fransa İhtilali'nin, "özgürlük, eşitlik ve kardeşliğin" simgesi olan isimsiz bir halk kadını. Daha sonra "Marianne" ismi verilen bu kadının resmi paralara, pullara basılıyor. Heykeli resmi dairelere konuluyor. Sokakları süslüyor. Fransa'da 1792 yılında Birinci Cumhuriyet kurulunca çıkarılan bir kararname ile devlet mühründen ve devleti temsil eden tüm resim ve belgelerden kralın görüntüsünün silinmesi emredildi. "La France"ın elinde mızrak taşıyan, antik "anonim" bir kadın figürü ile temsili kararlaştırıldı. Göğsünü tüm Fransızları korumak için açmış bulunan, başında (Fransızların bonnet dedikleri) iki kulağı kapayan bir "Frigya Külahı" taşıyan anonim kadın imajı böyle doğmuş. Aynı yıl Fransa'nın güneyinde yaşayan Guillaume Lavabre isimli bir söz yazarı "Occitane" lehçesi ile bestelediği ve bu isimsiz kahramana övgüler yollayan şarkısına "La Garisou de Marianno" adını verdi. Halkın çok benimsediği bu şarkı dillerde dolaştı ve isimsiz kahramanın da "Marianne" olarak anılmasına neden oldu. Marianne'nin ilk büstünü heykeltıraş Jean - Antoine Injalbert (1871 - 1940) yapmış. Bu büstü ve "Marianne" simgesini Fransa’da başınızı nereye çevirirseniz çevirin görmeniz mümkün.

Barselona -  Fossar de les Moreres

Oldukça sade bir mimariye sahip olan Santa Maria Del Mar Kilisesi’nin Katalanlar için özel bir anlamı var. 1714’de Barselona yenilgisinde ölen savaşçıların bir kısmı hemen bu kilisenin yanı başında öldürülmüş ve sonrasında buraya defnedilmiş. Şimdi bu alanda, üzerinde hiç sönmeyen bir meşalenin bulunduğu, Fossar de les Moreres adı verilen sade bir anıt duruyor. Ölenlerin kanlarının oluk oluk aktığını simgelemek için, anıtın bulunduğu meydanın zemini anıta doğru eğimli biçimde yapılmış.

Afrika Rönesans’ı Anıtı

Batı Afrika ülkelerinden Senegal’in başkenti Dakar’da bulunan anıt, Senegal devlet başkanı Abdulaye Wad tarafından, bağımsızlıklarını ilan etmelerinin 50. yılı sebebiyle 2010 yılında yaptırılmıştır. Heykelin mimarı Sengalli Pierre Goudiaby olup, yapımı Kuzey Koreli bir inşaat firması tarafından gerçekleştirilmiştir.

Heykel 49 metre yüksekliğindedir ve Dakar’ın en yüksek tepelerinden birine konumlandırılmıştır. 100 metre yüksekliğindeki tepeye konumlandırılan heykel bronz malzemeden yapılmış olup, dünyanın en büyük ve en pahalı bronz heykeli unvanını almıştır. Heykel, bir erkek, bir kadın ve bir çocuk figüründen oluşur. Hareketli duruşu, çok uzun süredir devam ediyor olan büyük batılı devletlerin sömürgesinden kendini kurtaran ve harekete geçen Afrika’yı temsil etmektedir. Tüm figürler dinamik bir pozisyonda aynı yöne bakmakta ve çocuk figürü o yönü işaret etmektedir.

İleriyi, aydınlığı, özgürlüğü, eliyle işaret eden çocuk ile figürlerin kuzey batı yönüne konumlandırılması ve Amerika’daki Özgürlük Anıtı’yla yüz yüze bakıyor olması bir tesadüf değildir. Afrika’nın özgürlüğünü ve gelişimini eline aldığının göstergesi olarak bizzat planlanmıştır.Heykelin Afrika’da uzun süredir varlığını sürdüren hoşgörüsüzlük ve ırkçılıktan kurtuluşunu temsil ettiği kayda geçirilmiştir. Heykelin kaplaması ve renk seçimi coğrafyaya uygun şekilde düzenlenmiştir.

Dünya Barış Anıtı

İzmir'in Karşıyaka Belediyesi'nce, Sivas'ta 1993 yılında yaşanan Sivas Katliamı yangınında hayatını kaybeden 33 aydının anısına Orgeneral Nafiz Gürman Mahallesi'nde yaptırılan anıttır. Yerel seçimler öncesinde çıkartılan 5747 Sayılı Bölünme Yasası kapsamında Bayraklı Belediyesi'ne geçmiştir.

Dünya Barış Anıtı , 2014 seçimlerinde Zonguldak ili Çaycuma ilçesi Belediye Başkanı olan İnşaat Yüksek Mühendisi Bülent Kantarcı tarafından yapılmıştır.

Yunan Ordusu'nun İzmir'i işgali sırasında, denizden karaya çıkan düşman askerlerine karşı ilk kurşunu sıkarak, Türk direnişinin ilk örnek davranışını gösteren ve ardından şehit olan Gazeteci Hasan Tahsin adına dikilen ve onu ilk kurşunu sıkarken gösteren heykel-anıt bugün Konak Meydanı'ndadır. Anıt, 1974 yılında yaptırıldı.

KAHRAMANMARAŞ ANITI

 

Takvim yaprakları 31 Ekim 1919’u gösteriyordu. 10 aydır kentte işgalci olarak bulunan İngilizler başlarına gelecekleri anlamış olacaklar ki; şehrin kontrolünü 2 gün önce Fransızlara terketmişlerdi. Fransızlar kentte iki günde diplomasiden uzak, başıbozuk tavırlarıyla halkın tepkisini çoktan çekmişlerdi.

O gün Fransız ve beraberlerinde getirdikleri Ermeni askerler devriye geziyorlar, yolda-yolakta rastladıkları Türklere olmadık hakaretler ediyorlardı. O esnada Tarihi Uzunoluk Hamam’ın dan İki Müslüman Türk Kadını çıkmıştı. Askerler kadınlara yaklaşarak “Burası Tüklerin değildir. Burada artık bu şekilde gezemezsiniz” diyerek kadınları rahatsız ederler. Olay yerine ilk yetişen Çakmakçı Sait isimli genç, askerlerin karşısında durur. Gözü dönmüş düşman hiç beklemez Çakmakçı Sait’i silahlarından çıkan kurşunla ağır şekilde yaralar. İşte tam o esnada Hamam’ın karşısındaki Sütçü dükkanında olaya şahit olan Sütçü İmam, “Bugün namus günüdür.” deyip tabancasını çeker ve ilk kurşunu düşmanın bağrına ateşler. İşgalci askerlerden biri ölmüş ikisi de ağır yaralanmıştır o gün. Türk Milletinin namus ve şerefine uzanmak istenen menfur eli daha orada kırıverir. Bu ilk kurşun, aynı zamanda, Maraş’ın kurtuluşunun müjdecisi olur.

İlk kurşundan 82 gün sonra 21 Ocak 1920’de Maraşlı topyekün düşmanla silahlı mücadeleye başlayacak ve 22 gün süren çatışmalar sonrasında düşmanı 12 Şubat 1920’de şehirden kovacaktır.Sütçü İmam’ın anısı 1977’de Kıbrıs Meydanı’na dikilen İlk Kurşun anıtında yaşamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından Kahramanmaraş’a ‘Kırmız Şeritli İstiklal Madalyası’ 5 Nisan 1925 yılında verildi.

Kurtuluş savaşı sırasında başta düzensiz olan Kuvayı Milliye birlikleri ortaya çıkmıştır. Maraş bunlardan en etkinlerinden birine sahipti ve tüm şehir halkı hep birlikte tek yürek olup düşmana karşı direnmişlerdi. Bununla kalmayıp komşu illerin yardımlarına da yetişmişlerdi. Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlandıktan sonra herkesin takdirini toplayan bu şehre bir yazı gönderilmiştir ve mücadeleye katılanların isminin bulunduğu bir liste istenmiştir. Şehrin kendi içinde yaptığı toplantılar sonucu milli mücadeleye katılmamış tek bir ferdin bile bulunmadığı kararına varılır. Cevap Ankara’ya aynen bu şekilde gönderilir.

TBMM bu cevap üzerine 5 Nisan 1925 tarihinde milli mücadeleye katılanlara tek tek istiklal madalyası vermektense tüm şehre atfedilmesine karar verir. Kırmızı şeritli bir istiklal madalyası Maraş’a ödül olarak verilir. 7 Şubat 1973 tarihindeki TBMM kararı ile de bu şehre Kahramanlık unvanı verilir. 1925 senesinden beri Kahramanmaraş halkı 12 Şubat Kurtuluş Bayramlarında şanlı bayraklarına İstiklal Madalyasını takar ve geçmişi anar.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz