'Gaziantep'in lobisi olmalı'

Kalealtı’nda ticaretin canlı olduğu yıllarda çırak olarak başladığı iş yaşamını, iktisat okuyup pekiştirerek, hem alaylı hem de mektepli olmuş bir isim…

'Gaziantep'in lobisi olmalı'
Hüseyin Küpeli
28 Ağustos 2018 / 10:40

Kalealtı’nda ticaretin canlı olduğu yıllarda çırak olarak başladığı iş yaşamını, iktisat okuyup pekiştirerek, hem alaylı hem de mektepli olmuş bir isim… Gaziantep TicaretOdası başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, günün büyük bölümünü çalışarak geçiren ve kurduğu şirketleri başarıyla yöneten bir işadamı… Ticaret Odası’na başkan seçildikten sonra daha da yoğun bir temponun içerisinde kendini bulan Yıldırım, bu durumdan pek şikayetçi değil ama tek sorun, ailesine yeterince vakit ayıramamak…

Tuncay Yıldırım çocukluk hayallerinden, bugüne ve gelecekteki hayallerine, her sorumuza açık yüreklilikle cevap verdi. Kimi zaman pişmanlıklarını, bazen de mutluluklarını paylaştı. Genç Başkan’ın öne çıkan cümlesi ise “Bu koltuklar,hiç kimse için meslek olmamalı, günü geldiği zaman bırakabilmeli” oldu.

Yeni başkansınız. Sizi tanımayanlar da vardır mutlaka, Tuncay Yıldırım kimdir?

1976’da Gaziantep’te doğdum. İlkokula Dayı Ahmet Ağa’da başladım ama mecburi bir taşınma olunca Mehmetçik’te bitirdim. Kenan Evren Ortaokulu, Gaziantep Lisesi derken Muğla Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni okudum. Evliyim, 2 kız evladım var.

İş hayatıyla ne zaman, nerede tanıştınız?

Biliyorsunuz, bizde bir çıraklık kültürü var. Ben ayakkabı tamircisi Ali ustanın torunuyum. Bunu her zaman gururla söylerim. İş yaşamıma, 7 yaşındayken, Kalealtı’nda dayılarımın bakkal dükkanında çırak olarak başladım ve 12 yaşına kadar devam ettim. Bilenler bilir, Kalealtı’nda esnaf olmak, bir çocuğun, insan ilişkilerini, alım-satımı, ticareti ve sosyalleşmeyi öğrenebilmesi için en iyi ortamdır. Böyle birortamda yetiştim. Sonra Torkut Ambalaj’da devam ettin uzun süre. 2004 yılında oradan ayrılarak kendi şirketim olan TT Mühendislik’i kurdum. Yaklaşık 14 yıldır bu şirketi yönetiyorum.

Şirketinizin faaliyet alanları neler?

Mekanik Tesisat Taahhütleri yapıyoruz. Daha çok endüstriyel, doğalgaz, ısıtma-soğutma ve havalandırma sistemleri üzerine… Tabi ilerleyen süreçte, işimiz bununla sınırlı kalmadı. MTY Enerji İnşaat Şirketini kurduk, burada da inşaat taahhütü yapıyoruz.

Ticaret Odası’nda zorlu bir süreç yaşadınız, bu süreci bizimle paylaşır mısınız?

Ben 10 yıldır zaten Ticaret Odası’nın havasını teneffüs eden birisiyim. 3 dönemdir buradayım. Yani uzak değilim aslında. Ama farklı hedefler kurarak, yeni bir başlangıç yapmak kolay değildi elbette. Bu iş bir ekip ve birikim işi. Arkadaşlarla istişare ederken “olalım mı – olmayalım mı” diye uzun uzun konuştuk. Onay aldık. Sonra “kazanır mıyız” sorularına cevap aradık. Sonuçta kaybetmiş olsak ta burası yine bizim ama hiç kimse bir işe kaybetmek için girmez. Böyle bir süreç yaşadık ve sürecin sonunda da kısmet oldu, seçildik.

“ÖNCE KENDİNİZ İNANACAKSINIZ”

Komite seçimleri sırasında bu hedefi belirlemiş miydiniz?

Önce insanın kendisinin inanması gerekir. Karar verdim ve arkadaşlarımla paylaştığımda tepkiler olumluydu. Kimse hedef koymadan bir yere gitmiyor elbette. Çalıştığımızsektörde bugüne kadar yanlış hiçbir işin içerisinde bulunmadık. Komite seçimleri sırasında bu niyetimi ortaya koyduğumda, sektördeki arkadaşlar “Bizim grubumuzdan bir başkan adayı varsa biz başka aday çıkartmayız” diye destek verdiler. Onlara da teşekkür ederim. Tek liste kalınca daha da rahatladık ve biz bir sonraki hedefe odaklandık.

Seçimde neler yaşadınız?

Burası 19 bin üyesi olan bir ticaret örgütü. Şehrin en büyük çatı örgütü. Buraya üye olan, seçme ve seçilme şartlarına haiz olan tüm üyeler aday olabilme hakkına sahiptir. Zorlu bir süreç yaşadık, git-geller oldu. Biz hep başladığımız yerde iddiayla “Yönetim Kurulu Başkanlığı’na adayız” dedik. Çünkü yapabileceğimize inanıyorduk.

“BİRLEŞİNCE GÜÇLÜ OLUNUYOR”

Yönetiminizle birlikte nasıl bir misyon belirlediniz kendinize?

120 yıllık bir odayız. Tabiri caizse koca bir çınarız. Bu koca çınarın yönetilmesi de yönetime, meclise, komitelere büyük bir sorumluluk yüklüyor. Bütün meslek komitelerinin problemlerini bire bir bilme şansımız yok. Burada aslolan,komiteleri çalıştırırız, komitelerden yönetime gelir. Yönetimde kendine düşen sorumluluğu yerine getirir. Ekip çalışmasının önemine inanırım. Seçim öncesi arkadaşlarımıza söylediğimiz de hep buydu, biz tek başımıza bir şey yapamayız. Birimiz hepimizden akıllı değiliz ama hepimiz birimizden akıllıyız. Çünkü birleşince bir güç oluşuyor, sinerji yaratılıyor. Hedefimiz, Gaziantep’in tüm paydaş sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmak. Gaziantep’in güzel bir yapısı ve ortak çalışma düsturu var. Gaziantep’le ilgili bir konu olduğunda, siyasi partilerine bakılmaksızın tek vücut olabiliyor.

Yönetiminizi nasıl oluşturdunuz?

Öncelike, Yönetim kurulu oluşturmadan önce şehrin fotoğrafını çektik. Hiçbir arkadaşımız göreve talip olmadı, görev teklif edildi. Tevdii edildikten sonra da hepsi canla başla sarıldı. Yönetimimizin tamamında sektörlerinde şehri temsil eden, genç isimler var. Arkadaşlarımızın hepsi görev ve sorumluluk bilinciyle çalışıyor. İnşallah yüzümüzün akıyla bu süreci geçireceğiz. Görev süremizin sonunda da en iyi notu bu şehir verecek. İnşallah Rabbim bizi utandırmaz.

Hangi sektörler var yönetimde?

Şehrin yönetiminde temsil edilmesi gereken meslek grupları var ki, bir gastronomi, fıstık, eğitim, finans, lojistik, inşaat, gıda mutlaka olmalıydı. Bunları aldık. Şehrin sorunlarını iyi bilen, iyi analiz edebilecek bir ekiple yola çıktık.

GAZİANTEP BÖLGEDEKİ EN ÖNEMLİ AKTÖRDÜR

İlk etapta odaklandığınız konu başlıkları neler oldu?

Devlette devamlılık esas olduğu gibi, bizde de aynıdır. Bizden önceki yönetimlerin başlatmış olduğu, doğruluğuna inandığımız projeleri devam ettireceğiz. Lojistik Üs bu şehir için önemli bir proje. Yanı başımızda bir savaş var. Bu savaşın bittiği gün Suriye’nin imarında ve ihyasında Gaziantep ana aktörlerden birisi olacaktır. Gaziantep’in inşaat sektöründeki hamleleri hiçbir zaman yadsınamayacaktır. İnşaat sektörü her zaman taşıyıcıdır. Biz Suriye’nin altyapısında, imarında, inşaatında kesinlikle olmalıyız. Türkiye’de tek Suriye Masası olan kurum Ticaret Odası’dır. Bin 500 Suriyeli üyemiz var. Bunların direkt hizmet alabilecekleri bir masaları var. Sonuçta bölgenin merkez üssü Gaziantep’tir ve Gaziantep bölgedeki en önemli aktördür. Biraz önce bahsettiğim lojistik üs, bizim gelecekteki 50 yılımızın planlanması üzerine kurulan bir sistemdir. Ortadoğu pazarının lojistik üssü olacaktır. Yapılması planlanan Polateli Organize Sanayi Bölgesi ve İskenderun Limanına açılan bölgenin Dry Port’udur.

“HEM ALAYLI, HEM MEKTEPLİ OLUNCA İŞİNİZ KOLAY OLUYOR”

Ticaret yönünüzü nasıl buluyorsunuz?

Ben ticaretin içinden gelen bir insanım. Ticaretimi de düzgün yaptığıma inanıyorum. Kalealtı’nda almış olduğum düstur ve esnaf terbiyesi de bunu gerektiriyor. Kalealtı bana ticaretin nasıl yapılacağını öğretti. Üniversite ise bunun teknik yönünü öğretti. Bir işin hem alaylısı, hem mekteplisiyseniz o iş biraz daha kolay oluyor. İnsan ilişkileriniz daha da gelişiyor.

Ticaret Odası’nda kısa ve orta vadede yapacağınız projeler neler?

Kısa vadede eğitimle ilgili çalışmalarımız var. Küsget’te devam eden bir GETHAM projemiz var. Modelleme ve Marka Merkezi. Ahşap, Kuyum, Deri, Metal ve ayakkabıcılık üzerine tek modelleme merkezi.  Bu projeyle, seri üretime geçmek isteyen işletmelerimizin üzerindeki yükün yüzde 90’ını alıyoruz diyebilirim. Bunun dışında, Büyükşehir Belediyesi ile planladığımız çeşitli sektörler için yapılacak olan siteler olacak. Bunun altyapısını oluşturarak, ana hazırlık ve Ar-Ge noktasında esnaf üzerindeki büyük bir yükü almış olacağız.

Suriyelilerin üretime katkıları ne boyutta, GTO Başkanı olarak düşünceleriniz nedir?

Gıda sektöründe bir yoğunluk var. Üretimin her noktasında varlar. Kurduğumuz Suriye Masası’nın olumlu geri dönüşlerini alıyoruz. Yurtdışındaki eski müşterilerini de bizim pazarımıza getirenler var. Ülkeleri ile alım satımı bizden yaptıkları için bir canlılık söz konusu ama uzun vadede ne getirecek, görelim.

“TAŞLAR YERİNE MUTLAKA OTURACAK”

Ekonomideki gözlemleriniz neler?

Yanı başımızda bir savaş var. Bütün dünya gözünü dikmiş bu bölgeye bakıyor ve siz de bu bölgedeki en önemli aktörsünüz. Dünya üzerinde konjonktürel bir dalgalanma var. Bu dalgalanma içerisinde elbette Türkiye’de etkilenecek. Zaten, üzerimizde ekonomik bir oyun oynandığı bir gerçek. Ümit ediyoruz, taşlar yeniden yerine oturacak ve ekonomideki dalgalanma, rayına binecektir.

“ODA’NIN KAYNAKLARINI, ODANIN GERÇEK SAHİPLERİNE AÇTIK”

Üyelerinizin finans kaynaklarına ulaşması noktasında sıkıntı var mı, varsa neler?

Bankalarla ilgili bir daralma var mı, var. Ama biz üyelerimize yardımcı olmak adına TOBB ile Nefes Kredisi adı altında 4 bankamızın yaptığı bir anlaşma var. Daha önce 6 milyon Türk lirası tutarında bir taahhüdümüz vardı, göreve geldiğimizde baktık ki bir ihtiyaç var, rakamı 3 milyon lira daha artırdık.Sonuçta bizim paramız, üyelerimizin parası. Kaynağı üyelerimize aktardık. Biz 9 milyon aktarırken, bankalar 150 milyon lira ortaya koydu ve bu durum üyelerimiz arasında bir canlanma oluşturdu.

“YUMURTALARI AYRI SEPETLERE KOYMAMIZ GEREKİYOR”

Bölgemizdeki gelişmeler iş dünyasını hangi ölçüde etkiliyor?

Suriye’de bir savaş var doğal olarak etkileniyoruz. Ama bizim yeni limanlara açılmamız gerekiyor. Kuzey Afrika ülkelerine açılabiliriz. Geçenlerde Sudan Büyükelçimiz bizi ziyaret etti.İhracat yaptığımız ülkelere bakıldığında da, ilk 10 sıraya yeni ülkelerin gelmeye başladığını görebiliriz. Bizlerin, yumurtaları ayrı sepetlere koymamız gerekiyor. Elbette, bölgemizdeki istikrarın tekrar eski haline dönmesi için de elimizden geleni yapmalıyız.

“BİLİŞİME YÖNELMELİYİZ”

Gaziantep sanayisinin bu noktada güçlü ve zayıf olduğu noktalar neler, bir tespitiniz var mı?

Güçlü bir sanayimiz var ama artık bizim katma değeri yüksek ürünlere ağırlık vermemiz gerekiyor. Biz halı ve tekstil ağırlıklı çalışan bir ekonomiyiz. Bilişime yönelmemiz gerek. Üyelerimize de bu yönde yol gösterici oluyoruz. Gaziantep, savunma sanayiinde başarı sağlayabilir mesela. Savunma sanayi Pazar olarak çok geniş.  OSB’mizde bununla ilgili geniş bir alan da ayrılmış durumda.

“SAĞLIK, KÜLTÜR VE FUAR TURİZMLERİ GELİŞTİRİLMELİ”

Gaziantep’in turizmden beklentileri nedir, şehir, turizmden yeterince yararlanabiliyor mu?

Ticaret Odası bu sektörde paydaşlarıyla birlikte hareket etmek durumunda. Büyükşehir Belediyesi de en önemli paydaşlarımızdan birisi. Fatma Şahin başkanımız bu konuda büyük ehemmiyet gösteriyor. Çünkü turizmi ne kadar canlı tutarsak, iç pazar dediğimiz otelciler, restoranlar, baklavacılar, fıstıkçılar, hediyelik eşya satanlar bu sektörden bire bir gelir sağlıyor. Kültür turizmini daha da geliştirebiliriz. Bizim yönlenmemiz gereken bir diğer alan ise sağlık turizmidir. Gaziantep bu konuda çok iyi noktada. Bizim uçak seferlerinden teşvik alıp hastaları buraya getirmemiz gerek. Gaziantep hastaneleri çok iyi durumda, buradan pay almamız lazım. Bunu yaparsak yanında gelen refakatçısıyla otellerimizi de katkı sağlamış oluruz. Fuar turizmi noktasında çalışmalar yapacağız. Gaziantep Ortadoğu’ya açılan bir kapı olduğu için bizim bunu hızlandırmamız şart.

Turizmde hak ettiğimiz payı neden alamıyoruz?

İnsanlar, bu şehrin hak etmediği ölçüde bir kötüleme kampanyası oluşturdu. Gaziantep bugün bir Brüksel kadar, Paris kadar hatta bunlardan daha da güvenli bir şehir. Paris’tebomba patlamadı mı? Bize vurmak, turizmi baltalamak için bunu yaptılar. Tamamen politik ve siyasi bir durum. Bize düşen bunu her yerde anlatmak, bu algıyı kırmak, bu oyuna karşı dik durmak ve Gaziantep’in gerçekten güvenli olduğunu anlatmak. Paris’te bombalar patlarken, ABD bir gün çıkıp ta “Paris’e gitmeyin” diye uyarı yaptı mı, bunu iyi görmek gerek.

“İNŞAATTA İZAH EDİLEMEYECEK BİR MALİYET ARTIŞI VAR”

Önemli paydaşlarınızdan birisi de inşaat sektörü. Bu sektördeki sorunların çözümüne yönelik ne gibi çalışmalarınız var?

İnşaat maliyetlerinde, izah edilemeyecek ölçüde anlamsız bir yükseliş var. Ciddi maliyet artışları görüyoruz, bunun iyi bir analizi gerekiyor. Arsa payları müteahhitlerimizi zorluyor. İnşaat sektöründe üreten de tüketende bizim üyemiz ama yapılan yanlışlardan dolayı zararı iki taraf birlikte görüyor. Maliyetleri düşürebilsek, kiralar da bu kadar artmayacak belki. Hangi ülkede 2 milyonluk bir şehre 500 bin misafir eklerseniz, arz-talep meselesinden kaynaklı bir artış olacaktır. Hadi New York’a 20 bin mülteci ekleyin bakın şehir felç oluyor görün. Gaziantep halkı bu sınavı başarıyla vermiştir. İnşaat sektörünün sorunlarına dönecek olursak, sektörün önünü açacak kararları hayata geçirmeliyiz. Suriye’nin yeniden inşasında buradan pay alabilmeliyiz. Bizim bu konuda Suriye’nin ihtiyaçlarını tespit edebilmemiz için analizi iyi yapmamız lazım. Bunun için bir Bilgi Bankası oluşturmalıyız.

Suriyeliler bir gün tekrar ülkelerine dönecek mi?

Umut ediyorum. Çünkü bir insan ancak kendi vatanında mutlu olabilir.

Hassa-Dörtyol tünel projesi bölge ekonomisine neler katacak?

Eğer bugüne kadar Gaziantep’in bir limanı olsaydı, bugünkünden çok daha farklı bir şehir haline gelirdi. Hassa-Dörtyol tüneli bizim limana ulaşmamızı rahatlatacak. Mesafe kısalacak, navlun maliyetlerini düşürecek. Yakında denizimiz olacak. Kısa sürede pozitif yansımalarını göreceğiz.

Göreve geldikten kısa süre sonra TOBB Genel Kurulu’na katıldınız ve orada Ticaret Odaları Konsey Başkan Yardımcılığı’na seçildiniz. TOBB ayağında neler yapmayı planlıyorsunuz?

Aldığımız her görev çok önemli. Biz bu görevlerin hakkını vererek çalışırız. Ama açık söyleyeyim, Gaziantep Ticaret Odası’nın TOBB’da Yönetim Kurulu’nda temsil edilmesi gerekiyor. Çünkü TOBB, Türkiye ticaretinin çatı örgütü ve Gaziantep Türkiye’nin ekonomisinin her zaman lider kentlerinden biri olmuştur.  Dolayısıyla daha fazlasını hak ettiğimizi düşünüyorum.

“GAZİANTEP LOBİSİ MUTLAKA OLMALI”

Ne yapılması gerek bunun için?

Geçenlerde TOBB Başkanı’mızla Brüksel’e gittik. Hisarcıklıoğlu başkanımız, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rum yönetimi aynı anda getirdi el sıkıştırdı. Siyasetin yapamadığını ticaret yapabiliyor. Ekonomi herkesi bir araya getiriyor. TOBB hakikaten etkin bir kurum, bizim de bu etkin kurumda iyi bir yer almamız şart. Bu iş biraz lobi işi.  Şu anda Konseylerde varız ama bundan sonra daha üst noktada temsil için elimizden geleni yapacağız.

“EN BÜYÜK FEDAKARLIĞI AİLEM YAPTI”

Biraz kendinizden bahsedelim tekrar… Başkanlığı devraldıktan sonra, özel hayatınızdan ne gibi fedakarlıklar yapmaya başladınız?

Çocuklarımı daha az görüyorum. Sanırım bu süreçte en büyük fedakarlığı ailem yaptı.

Bir serzeniş alıyor musunuz?

Alıyoruz, tabiki almaz olurmuyuz. 2 tane kızım var birisi 6, diğeri 12 yaşında. Onlar çok özlüyor. Eve gittiğimde uyumuş oluyorlar. Kız çocukları biraz fazla babacı oluyor. Annem çok şikayetçi. Ama biz bunu bilerek başladık ve bir fedakarlık gerektiriyordu.

Başka neler değişti özel yaşamınızda?

Önceden kot pantolonu, tişörtü giyip rahat rahat gezebiliyordunuz. Şimdi yapamıyorum. Gezmek kolay ama günün büyük bölümünde, hafta sonları da dahil programlar oluyor, haliyle her istediğimizi yapamıyoruz.

Takım elbise sevmez miydiniz?

Severdim ama bu kadar da değildi doğrusu.

Peki ailenize hafta sonları vakit ayırıyor musunuz?

Tabiki ama ilk başlarda bayağı bir yoğun geçti, ilk etapta düzenli yapamadık. Ama biraz daha işler yoluna girdikçe, elbette sabırsızlıkla ailemle daha fazla vakit geçireceğim sanırım. Ben normalde de çok çalışan bir insandım ama bu görev tempoyu iyice artırdı. Tempo düştüğünde hepimiz rahatlayacağız.

Peki işinize yansıması nasıl oldu bu görevin?

Ben işimi çok seven bir insanım ve hemen her gün işyerimde bulunurdum. Bir müddet taviz verdik işimizden. Burayı rayına koyduğumuzda işimizde yine sıkıntı olmayacak. Ama şunu da belirteyim, güzel bir ekibim var. Çekirdek bir kadroyla çalışıyoruz. Az insan, çok iş. Bizim şirketimizde her personel kendi işi gibi çalışır. Oturmuş bir sistemimiz var. Belki de bu yüzden biraz rahatım.

Günün kaç saatini işinize, kaç saatini Oda’ya ayırıyorsunuz?

Bu henüz yeni başkanlık görevine başlamış birisi için vicdansız bir soru oldu!.. İşime hiç vakit ayıramıyorum desem doğru olur. Ama ilerleyen süreçte, bu oran değişecek. Hem işime vakit ayırmam, hem de kendimi buraya adapte etmem lazım.

“SONUÇ ODAKLIYIM, HIZLI HAREKET ETMEYİ SEVERİM”

Siz genel olarak kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Aceleci biriyim. Sonuç odaklıyım. Hızlı hareket etmeyi severim. Birileri bir konuyu anlatırken, başlangıcından beri alırsa sıkılırım. Direkt nedeni ve sonucu söyleyip, çözümü bulma taraftarıyım. Sinirli birimiyim? Sanırım son 3-5 yıldır değilim.

Kendinizde eleştirdiğiniz bir yönünüz var mı?

Sanırım bazen çok çabuk karar veriyorum. Ama başkanlık görevine başladığım gün ile bugün arasında bile fark var. Biraz daha fazla düşünüp, öyle karar vermeye gayret ediyorum.

Yaptığınız bir spor var mı?

Yürüyüş yapıyordum, son zamanlar da yapamıyorum artık.

Hobiniz var mı?

Var ama ne olduğunu söylemeyeyim!

Bir gününüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sabah 6.30’da kalkarım. Kahvaltımı yapıyorum. 7.30’da işyerimde olurum. 10’dan sonra Oda’ya geliyorum ve tempo başlıyor. Burada mesai kaçta biterse, o zaman gün sonu oluyor benim için. Tabi ben başkan olduktan sonra, işyerimdeki arkadaşlar mesaiyi biraz öne aldı.

“HUKUK OKUMAK İSTİYORUM”

Küçükken hayaliniz olan bir meslek var mıydı?

Benden iyi bir avukat olurdu. Büyük amcam avukattır, o’nun bayağı ısrarı oldu ama ben ticareti seçtim. Ama niyetim var, sınavlara girip, hukuk okumak istiyorum.

“SİVİL TOPLUM GÖREVLERİ ŞEHRE OLAN BORCUMUZ”

Ticaret Odası’na başkan seçilirken, kendinize bir hedef koydunuz mu?

Şu kadar söyleyeyim. Bu işler meslek olmamalı. Eğer ki sivil toplum örgütçülüğü bir meslek haline gelirse işine, ailesine, insana her şekilde zarar veriyor. Bana geçenlerde “mesleğiniz nedir” diye sorduklarında “Mekanik Tesisat Taahhütleri üzerine çalışıyorum” dedim. Cevabımdan tatmin olmayınca tekrar sormak durumunda kaldı, “niye buradasınız” diye. O zaman Ticaret Odası’ndaki görevimi söylemek durumunda kaldım. Demek istediğim herkes işiyle anılmalı. Burası bizim çocuklarımıza olan borcumuz ve sivil toplum görevimiz.Burada şehre borcumuzu ödüyoruz. Esas işimizi unutmayacağız, zamanı geldiğinde de, çok uzun zaman olmamak kaydıyla, bırakmasını bilmeliyiz. Uzun yıllar burada kalıp “beni istiyorlar” diye bir şey yok. Günü geldiğinde bırakıp çekilebilmek gerekiyor. Başkanlık meslek değildir. Hedefi sordunuz hemen bir olay anlatayım size. Komitede Halil İbrahim Özbildirici diye bir arkadaşım var. Meclis üyesi seçildiğimizde “hedefimiz ne” dedi. Eğildim kulağına söyledim. Şaşırdı, “Olurmu” dedi. “Görürsün” dedim ve Başkan oldum. Seçildikten sonra Halil bey Komite ile birlikte gelip tebrik ederken “yeni hedefin ne kulağımı uzatacağım ama korkuyorum” diye güldü. Bende kendisine “gel korkma” dedikten sonra kulağına bir şeyler söyledim. Halil beye ne söylediğim de onunla bende kalsın!.. (gülüyor)

“DOĞRU SEKTÖRÜ BULUP, DOĞRU PROJELERLE YOLA ÇIKIN”

Genç girişimcilere önerileriniz, tavsiyeleriniz nelerdir?

Hedefi iyi koymaları lazım. 204 yılında şirketimi kurduğumda bu kadar çok destekleme ve hibe programları yoktu. Antep tabiriyle söylüyorum, şu anda elin taşıyla, elin kuşunu vurmak o kadar kolay ki… Yeterli doğru sektörü bulup, doğru projelerle yola çıkın. Bunları başardığınızda kurumlar önünüzü açabiliyor. Avrupa Birliği fonları v.s, artık insanlar projeye para ödüyor. Projenin bir maddi değeri olmayabilir ama yatırım bazında siz bunu tam anlattığınızda, doğru donelerle doğru dinamikleri bir araya getirdiğinizde ve bunu da doğru anlattığınızda insanlar size çok net güveniyor ve yardımcı oluyor.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz