İşçiler mağdur edildi

DP Gaziantep İl Başkanı Mustafa Uslu Kısa Çalışma Ödeneği adı altında bin lira alan işçilerin açlığa ve yoksulluğa mahkum edildiğinisöyledi.

İşçiler mağdur edildi
Telgraf Haber Merkezi
13 Ağustos 2020 / 00:56

DP İl Başkanı Mustafa Uslu Kısa Çalışma Ödeneği adı altında bin lira alan işçilerin açlığa ve yoksulluğa mahkum edildiğinisöyledi. 

Mustafa Uslu, tüm dünyayı etkisi altına alan covid-19 salgını nedeniyle ülkenin zor bir dönemden geçtiğini dile getirdi. Uslu, “Pandemiden dolayı ekonomimiz çok kötü yara aldı. Binlerce esnaf dükkanını kapatmak zorunda kaldı. Milyonlarca çalışan işsiz kaldı veya ücretsiz izne gönderildi. Kısa çalışma ödeneği adı altında 1000 lira alan işçiler açlığa ve yoksulluğa mahkum edildi. İşçiler 1000 lira ile ev kirası mı versin, elektrik, su ve diğer faturalarını mı ödesin, temel gıda maddelerini mi alsın, kendisinin, eşinin varsa çocuklarının ihtiyacını mı karşılasın? Tüm televizyon kanallarında ekonomimiz uçuşa geçti, açıklamaları yapılıyor. Milyonlarca işçinin 1000 lira ile geçinmeye mahkum edildiği bir ülkede ekonomi nasıl uçuşa geçmiş anlamak mümkün değil. Ülke ekonomisine nereden bakarsanız tam bir yangın yeri. Artık hiç kimse halkın aklıyla alay etmesin. Çare ve çözüm her zaman vardır. Yaşadığımız siyasi krizi çözmeden ekonomik krizi çözmenin mümkünü yoktur” dedi.

Uslu, “Pandeminin esnaf üzerinde ki olumsuz etkisini azaltmak için 25 bin TL nakit ve 25 bin TL kredi kartı olmak üzere toplamda 50 bin TL 6 ay sonra ödemeli kredi desteği sağlandı. Bu parayı almak isteyen esnaf virüs bulaşma tehlikesini göze alarak saatlerce hatta günlerce bankaların önünde kuyrukta bekledi. Para alan esnaf çoğunlukta olmasına karşın alamayan esnaflarında olduğunu duyuyoruz. Zaten bu para esnafın hiçbir sorununa çare olmadı. Ekim ve kasım gibi bu kredilerin ödemesi başlayacak. Ekonomik sıkıntının had safhaya çıktığı, piyasada nakit paranın dönmediği bir ortamda, küçük esnaf para kazanamayınca kredilerini nasıl ödeyecek? Dolayısıyla ödemelerin bir yıl sonra başlamalı. Yoksa binlerce esnaf ya batacak ya da işletmesini devredecek. Gaziantep’te temel gıda maddeleri çok pahalı, kenar semtlerde bile evin kirası 1000 lira, elektrik ve su çok pahalı. Her eve aylık 100 lira elektrik, 100 lira su faturası geliyor. Marketlerde kilosu 4-5 liranın aşağısında meyve yoktur. Eskiden yapılan araştırmalarda Gaziantep yaşanabilir kentler sıralamasında ilk sıralarda yer alırken, şimdi son sıralarda yer almaktadır. Çünkü yaşam koşulları zorlaşıyor ve alınan maaş geçinmeye yetmiyor. Memurlar şehrimizde görev yapmak öğrenciler üniversite okumak için can atardı, şimdi ise memurlar başka illere tayin olmak için gün sayıyor, öğrenciler gelmek istemiyor.   Gazi şehrimizde Suriyelilerle beraber 3 milyona yakın insan yaşamaktadır. Şehrimizde resmi rakamlara göre 450 bin gayri resmi rakamlara göre 1 milyona yakın Suriyeli yaşamaktadır. Suriyeliler, kentte faaliyet gösteren her sektörde çalışmakta hatta çoğu da kayıt dışı ve sigortasız çalışmalarının yanı sıra çok ucuza çalışmaktalar. Hangi dükkana hangi fabrikaya giderseniz gidin mutlaka Suriyeli işçilere rastlarsınız. Ayrıca Suriyelilerin doğurganlık oranları çok fazla. Kadın ve doğum Hastanesi’nde dünyaya gelen her 10 çocuktan 8’inin Suriyeli bebek olduğu söyleniyor. Diğer hastanelerde de durumun bundan farklı olduğunu zannetmiyoruz. Bu gidişle 10 yıla kalmaz Suriyeli nüfusu Türk nüfusunu yakalar, hatta geçer.  Kentimizde vaka sayısı gün geçtikçe artıyor, artmaya da devam ediyor. Vaka sayılarının artmasındaki en büyük etken 1 Haziran itibariyle normalleşme sürecidir. 1 Haziran’a kadar sürecin çok iyi idare edildiğini söylemek gerekir, ama bu tarihten Gaziantep başta olmak üzere birçok ilde tedbirlerin gevşemesi nedeniyle sayılar artmaya başladı. COVİD-19 salgınını yenebilmek için kent genelinde topyekün bir seferberlik başlatılmalı. Bu konuda devlet kurumları başta olmak üzere Sivil Toplum Kuruluşları, ilgili birimler elini taşın altına koymalı. Çünkü şu anda tüm kamu hastaneleri doldu, boş oda yok, testi pozitif çıkanları evlerine gönderiyorlar, kısacası ölüme terk ediliyorlar. Bu gidişle kentimizin sağlık sisteminin çökmesi kaçınılmaz. Daha önce de çağrıda bulunmuştuk, şimdi yeniden bulunuyoruz. Bir an önce SAHRA HASTANESİ kurulmalı, ya da atıl durumdaki özel ve kamu binaları restore edilip hastaneye çevrilmeli. Şimdiden önlem alınmazsa, Çin’in Wuhan’ı olacağız” şeklinde konuştu.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz