“İyi usta, daima işinin başında olandır”

Yapı sektörünün temel taşlarından birisini oluşturan kalıpçılık mesleğini yapanların sayısı her geçen gün azalıyor.

“İyi usta, daima işinin başında olandır”
Hüseyin Küpeli
8 Aralık 2020 / 19:35

Yapı sektörünün temel taşlarından birisini oluşturan kalıpçılık mesleğini yapanların sayısı her geçen gün azalıyor. Meslekte, kalifiye eleman bulunmaması en temel sorunların başında geliyor. 50 yılı aşkın süredir bu mesleği yapan Hüseyin Demir, tecrübelerini aktarırken “En iyi usta, işini seven, işine dört elle sarılandır” diye konuştu.

Bir ömür verdiği mesleğe şu sıralar veda etmeye hazırlanan Hüseyin Usta ile geçmişten günümüze bir yolculuk yaptık.

Hüseyin usta, kalıpçılık mesleğiyle nasıl tanıştın?

Maddi durumu iyi olmayan bir ailenin çocuğuydum ve ortaokula giderken, 1.sınıfı bitirdiğimde, çalışmak mecburiyetinde kalmıştım. Kendime iş ararken, çevredeki arkadaşların yardımıyla, o dönem şantiyelerin bol olduğu Akyol, Kırkayak, Kolejtepe bölgesinde Ahmet ustayı buldum. Ahmet Baytaş… Kendisine “Köylü Ahmet” veya “Burçlu Ahmet” diye de hitap edilirdi. Yanında çırak olarak işe başladım. Ustam, benim çalışma ahlakımı çok sevdi ve uzun yıllar iş verdi. Akyol camisinin üst tarafında mağaralar vardı. O bölgede çalışırken, Çıraklık Sigortası yapıldı. Sigortam olduğunda çok mutlu olmuştum. O dönem yaklaşık 15 çırak çalışıyorduk.

O yıllarda, çırak sayısının fazla olduğunu söylediniz. Neler yapardı bu kadar çırak?

Şimdiki gibi araç imkanı yoktu. İnşaatlar ise Akyol, Kırkayak ve Kolejtepe üçgeninde yoğunlukta olduğundan, malzemeleri bir inşaattan diğerine ya at arabasında taşırdık, mesafe yakınsa da sırtımızda götürürdük. Ayrıca, bir usta çalışırken, el altında en az 2-3 çırak ona yardım ederdi.

Şimdi ne durumda çırak sayısı?

Çırak hiç kalmadı. Ancak yaşça büyük adamlar, iş bulamayınca gelip el altı olarak çalışıyor. Onlarda küçük yaşta yetişmediği için, mesleği anlama kabiliyeti kalmıyor.

Tekrar size dönelim, siz hangi yıla kadar Ahmet Usta’nın yanında devam ettiniz?

1970 yılında Ahmet ustam, Almanya’ya gidene kadar yanında çalıştım. Bizi de kendinin ustası olan Abdullah Keçeciler’inyanına gönderdi. 1-2 yıl orada kaldık. Daha sonra “Yirik Adil” lakabıyla tanınan Adil Sepekler’in yanında çalıştım. Askere gittim. Askerlik dönüşü Adil usta beni yanına çağırarak “sana malzeme alayım, birlikte çalışalım” teklifinde bulundu. Param olmadığını söylediğimde ise “Çalışır ödersin” önerisi yaptı, böylece 1975’in sonunda, Adil usta ile ortak olarak kendi işimi yapmaya başladım.

“İŞ KAZASINDAN SONRA ORTAĞIM MESLEĞİ BIRAKTI”

Usta olarak ilk işini yaptığınız müteahhit kimdi?

Hoşgör’de Hasan Nehir’in işini yaptım. Orayı bitirdikten sonra Kilis Garajı’nda altı dükkan, üstü konut olan büyük bir projesini yaptık. Orada bir iş kazası yaşadık. Bir işçimiz hayatını kaybetti. O iş kazasından sonra, ortağım Adil Sepekler mesleği bıraktı. Hisselerini akrabalarına bıraktı. 4 ortak olduk. Daha önce işleri Adil usta bulur, görüşürdü. Kendimize yeni iş ararken, Halil Yükseltan’ın sahibi olduğu Ufuk İnşaat’ın mühendisi Kemal Küçükcan aradı. Yazıcık’taçok büyük bir işe başlayacaklarını söyledi. 80’li yıllarda 163 bin liraya anlaşmıştık, iyi paraydı. Meslektaşlarımızın “yapamazlar” dediği bu projeyi alnımızın akıyla yaptık. O projeden sonra Ufuk İnşaat’ın bütün binalarını biz aldık. Ardından Metin Özkarslı’nın işlerini yaptık. Doğan Şerafettinoğlu, Tekin Dai, Erol Özuslu, Ünal Özdil, Mehmet Eryiğit, Mehmet Ali Özemir’in işlerinde de çalıştık.

“KALIPÇININ ŞANTİYEDEKİ İŞİ 1 YIL SÜRERDİ”

Eskiden bir kalıpçının inşaatta kalma süresi ne kadardı?

İnşaat 2-3 yıl sürer, kalıpçının işi de yaklaşık bir yılı bulurdu. Çimentoyu hazırlamak vakit alırdı. Şimdi her şey hazır. Gelişen teknolojinin de etkisiyle, inşaatın toplam süresi bir yıl oluyor.

12 EYLÜL DÖNEMİNDE İNŞAATÇILIK…

Acı tatlı neler yaşadınız bu meslekte?

12 Eylül döneminde zor şartlar yaşadık. Eski Sigorta Hastanesi’nin tam karşısında bina yapıyorduk. Askerler gelir, demirimizi, çimentomuzu alır gider, sesimizi çıkartamazdık. Malzemenin yenisini alır, işimize devam ederdik. Bir sabah gelip, iskelelerimizi “bize lazım” diye alıp götürdüler. İşi bitirmek adına, yeni iskele getirdik ve inşaata devam ettik.

Mesleki koşullar ne durumdaydı?

Eskiden para kazanıyorduk. İyi ustalar daha kolay iş buluyordu. Ustanın geçmişte yaptıklarına, iş bitirme süreçlerine çok dikkat ediliyordu. Şimdi de kalite arayan firma sayısı çok ama usta açısından bakıldığında, daha kolay usta olunuyor. Herkes kendini usta görüyor ama maalesef çırak bulamadığımız için iyi usta da yetişmiyor.

Meslek nasıl bir değişim gösterdi?

Şu andaki iş, öncekinden kolay. Teknoloji kolaylık getirdi. Kaliteli malzemeler kullanılıyor. Özellikle kaliteli iş isteyen firmalarımız da var. Bunlarda çok titiz davranıyor.

“İYİ USTA, İŞİNİN BAŞINDA OLANDIR”

İyi bir usta nasıl olunur?

İşine hakim olacaksın. İşinin başında duracaksın. İşçi yapıyor diye bırakıp gitmeyeceksin. Beton dökülmeden önce bütün işi tekrar gözden geçireceksin. Beton şirketlerinin elemanları, kalıpçının ne yaptığını bilmeyebilir. Beton döküldüğü esnada da işin üzerinde olacaksın. Sistemli çalışacaksın. İşin üzerinde titiz durmaktan daha mükemmel bir şey yok. İyi usta çıraklıktan yetişir. Şu anda çırak gelmediği için Meslek Okulları’nda bunun okutulması lazım.

Mesleki örgütlenmede de görevler üstlenmişsiniz?

Evet, İnşaat Kalıpçıları Odamız vardı. Orada 2 dönem yöneticilik yaptım. Mesleğimizin gelişmesine katkı sağlam adına görevler üstlendim.

Sizin dönemin bilinen ustaları kimlerdi?

Bildiğiniz gibi, bizim meslekte her usta lakabıyla tanınır. Bir çoğunun soy adını bilmeyiz ama lakabını söylemeyince, kimse tanımaz. O dönemin en bilinen ustaları Sarı Fikret ve İmam ustaydı. İmam usta dernek başkanlığımızı da yaptı. Sakar Ömer, Ustanın uşakları, Kara Mamet ilk aklıma gelenler… Unutmadan belirteyim, benim lakabım da Kara Hüseyin…

Eski günleri özlüyor musunuz?

Elbette, eskiden esnaf sahremiz olurdu. Esnaf sahremize müteahhitlerde katılır, bizimle beraber vakit geçirirdi. Ustalarımız bizi pikniğe götürürdü. Her Cumartesi ustalar işçilerini toplar, Keyvanbey pasajının altında baklavacılar vardı. Orada baklava yerdik. Dayanışma ve arkadaşlık bir başka güzeldi.

MESLEĞE BIRAKIYOR

Mesleği ne zamana kadar sürdürmeyi planlıyorsunuz?

Şu anda işleri yavaşlatmaya başladım. Beylerbeyi’nde bir bina yaptım ve oradan sonra malzemelerin bir kısmını elden çıkarttım. Ortaklarım var, işleri onlara devrediyorum. 2019 yılından itibaren mesleği bırakmak gibi planlarım var.

Ne yapacaksınız bundan sonra?

3 evladım, 3 torunum var. Mesleği bıraktıktan sonra, torunlarımla vakit geçireceğim. 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz