Kadın dayanışması artmalı

İletişim Danışmanı Melis Ceren Büdeyri ile iş yaşamını ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü konuştuk.

Kadın dayanışması artmalı
Cihat Öztürk
8 Mart 2022 / 16:05

Melis Ceren Büdeyri, Medya ve İletişim Danışmanı. Babasına çok düşkün bir kız çocuğuydum diyen Melis Ceren Büdeyri, “Baskıdan yeni çıkan gazete kokusu beni hep cezbetmiştir. İşim gereği dijital dünyayla iç içeyim ama yine de gazete kağıdının elime bulaşan mürekkebinden vazgeçemeyenlerdenim” diyor. Hem sosyal hayatta hem de özel hayatta kadınlar birbirlerine kol kanat germeli diyen İletişim Danışmanı Büdeyri ile iş yaşamını ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü konuştuk.

Melis hanım, kendinizden bahseder misiniz?

Gaziantepliyim. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunuyum. Medya, PR ve iletişim danışmanlığı yapıyorum. Evliyim, bir çocuk annesiyim.

MC Medya İletişim ajansınız var. Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Memnuniyetle. MC Medya’yı 2017 yılında, Gaziantep’te kurdum. Ulusal medya planlama ve PR çalışmalarıyla başladım. Bir anlamda, markalarla basın ve reklam mecraları arasında köprü görevini üstleniyoruz. Değerli ve kaliteli markalarla çalıştığım için çok şanslıyım. Dışarıdan basit ve eğlenceli olarak yorumlanan mesleğim var. İşin iç yüzü çok da öyle değil. Sadece reklam, etkinlik organizasyonu vs. değil, itibar, kriz ve algı yönetimi yaparken, ikna kabiliyetinizi de aynı anda kullanmanız gerekiyor. Bu da işimizin cilvesi. Çok başarılı çözüm ortaklarım var. Onlardan destek alarak ilerlemeye çalışıyorum. Önümüzdeki dönemde kişisel PR çalışmalarına yönelmeyi planlıyorum. Çünkü insanların ürettiği fikirler ve yaratıcılıklarıyla markalaştığına inanıyorum.

BABASINA DÜŞKÜN BİR KIZ ÇOCUĞUYDUM

İş yaşamınız nasıl başladı? Anlatabilir misiniz?


Çocukluğumdan itibaren sosyal biriydim ve iletişime açık bir mesleğe yönelme eğilimim vardı. Rahmetli babamın gazeteci, annemin konservatuvar mezunu olmasının tercihlerimdeki etkisi yadsınamaz. Kitap, gazete ve müzikle iç içe büyüdüm. Okumayı ve araştırmayı hep çok sevdim. Babasına çok düşkün kız çocuğuydum. Mesleğiyle ilgili sık sık sohbet ederdik. İşine aşıktı. Yeni basılan gazete kokusu beni hep cezbetmiştir. Dijital dünyayla iç içe yaşayan ama yine de gazete kağıdından elime bulaşan mürekkebin motivasyonundan vazgeçemeyenlerdenim. Ankara’da, üniversite eğitimim boyunca çeşitli ulusal gazete ve televizyonlarda staj yaptım. Çok değerli meslek büyükleriyle çalışma fırsatı yakaladım. Gazeteciliğin seyrinin eskisi gibi devam etmeyeceğini görünce iletişim danışmanlığı yapmaya karar verdim. Öğrenmek bitmeyen bir süreç. Çoğu konuda meslek büyüklerime danışarak ilerliyorum.

KADINLAR BİYOLOJİK OLARAK ERKEKLERDEN ÜSTÜN VARLIKLAR

Melis hanım. Bir kadın olarak sizce erkek egemen bir dünyada çalışmak nasıl bir duygu? Zorlukları var mı?

Bence kadınlar biyolojik olarak erkeklerden üstün varlıklar, yaratılışımız böyle. Her çocuğu bir kadın dünyaya getiriyor. Ve yine bir kadın yetiştiriyor. Mesleğin cinsiyeti olmaz. Ama hiç erkek çocuk bakıcısı ya da anaokulu öğretmeni gördünüz mü? Varsa da sayıca azdır. Çünkü; kadın bakış açısı çok yönlü. Ataerkil bir toplumda yaşadığımız gerçeğini görmezden gelemeyiz. Sadece ülkemizde değil, küresel anlamda da böyle bir sistem kurulmuş. Fakat sistemin merkezinde yine kadınlar var. Erkeklerin baskın olduğu toplumlara yine kadınlar değer katıyor. “Kadın erkeksiz, erkek kadınsız olmaz” diye bir söz var. Benim çok inandığım bir noktaya değiniyor. İkisi birbirini tamamlıyor. Erkek çalışıyor, başarıyor ama annesinden, kız kardeşinden ya da eşinden gelen övgü kadar hiçbir şey onu mutlu edemiyor. O gururu yine bir kadının gözlerinden görme, hissetme ihtiyacı hissediyor. İşini severek yaptığın ve onunla bütünleştiğin sürece hiçbir şey zor değil. Bana göre, sevdiğin işi yapıyorsan çalışmış sayılmazsın.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü hakkında neler söylemek istersiniz?

Şiddet konusu değişmeyen gündemimiz. Şiddetin son bulması için yasal zeminde her türlü caydırıcı önlem alınmalı. Çok çağdışı bir davranış. Şiddet sadece fiziksel değil, psikolojik olarak da artıyor. İkisi de birbirinden tehlikeli. Bu arada kadının kadına uyguladığı ve çok korkutucu olan şiddeti de görmezden gelemeyiz. Farkında olmadan herkes birbirini zehirliyor. Kadın dayanışmasının gün geçtikçe çoğalmasını diliyorum. Hem sosyal hem de özel hayatta kadınlar birbirlerine kol kanat germeli. Ve elbette kadına şiddet uygulayanlara ve kadını öldürenlere verilen cezalar daha ağır ve caydırıcı olmalı.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz