Duruşumuz var

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, göç sorununu kurumsal kapasite olarak çözmek için çalışan ve Türkiye’de masa oluşturan ilk belediye olduklarını söyledi.

Duruşumuz var
Telgraf Haber Merkezi
7 Ocak 2020 / 17:04

Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, göç sorununu kurumsal kapasite olarak çözmek için çalışan ve Türkiye’de masa oluşturan ilk belediye olduklarını söyledi.  Büyükşehir Belediyesi ile Polonya’nın Sopot Belediyesi arasında ortak yürütülen “Yerel Yönetimlerde Göç Yönetim Kapasitesinin Geliştirilmesi ve Deneyim Paylaşımı Projesi” kapanış konferansı düzenlendi.

Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasında ortak yürütülen “Şehir Eşleştirme Hibe Programı” kapsamında gerçekleştirilen “Yerel Yönetimlerde Göç Yönetim Kapasitesinin Geliştirilmesi ve Deneyim Paylaşımı Projesi” kapanış konferansı, Şirehan Otel’de toplandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve İpek Yolu Kalkınma Ajansı yetkililerinin de katıldığı “göç” temalı konferansta, “Mülteciler Durum Tespit Raporu” paylaşıldı. Yerel yönetimlerde veri yönetimi, nüfus hareketleri ve göçle ilgili finansman olanaklara erişim konularında kapasitenin geliştirilmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

ŞAHİN: DÜNYA’YA İYİ ÖRNEK OLMALI DEDİĞİMİZ BİR DURUŞUMUZ VAR

Konferansta konuşan başkan Şahin, “Dünya nereye gidiyor?” sorusunun cevabını vicdanlardan verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yaşatanlar ve öldürenler, iyiler ve kötüler dünyasında yaşıyoruz. Aslında yaşatmaya çalışanlar, her bir Aylan bebek, kadın, insanımız için, bütün gücüyle, ensar ruhuyla insanların yaşatılmasına gayret ederken bir taraftan da öldürenler, bir damla petrolün bir damla kandan daha kıymetli olduğunu görüp, sürekli hesapla giden başka bir dünya var. İşte bu iki Dünya’nın çarpışmasını, zihinlerdeki yansımasını ve insanlığın üzerindeki etkiyi görüyoruz. Bir anne, kadın olarak gördüğüm her bir fotoğraf beni derinden yaralıyor, canımı yakıyor, ‘Bizi bugünlerden çıkar ve insanlık için çok güzel görmeyi nasip et’ diyoruz. Bize düşen şeyler var. Kimseden beklemeden, şahsımızın, kurumumuzun, şehrimizin, ülkemizin yapması gereken şeyler var. Dünya’ya iyi örnek olmalı dediğimiz bir duruşumuz var. Bütün Dünya’da herkes kendine göre göçü yönetmeye çalışıyor. AB’de çalışmış, konuşmalar yapmış başkanlar, yetkililerle konuştuğumuzda görüyoruz ki herkes kendine göre çözüm arıyor. Ama çözüm göçün temelden çözüm. ‘İnsanlar neden yerinden, yurdundan oluyor?’ bunu bulmamız gerekiyor” dedi.

BU SORUNU ÇÖZMEYE ÇALIŞAN İLK YEREL BELEDİYE OLDUK

Göçün bir sonuç olduğunu ve bu konuda daha güçlü bir liderlik yapılması gerektiğini vurgulayan Başkan Şahin, “Biz sonucu iyileştirmeye çalışıyoruz. Bu yüzden özellikle Ortadoğu’da yaşananlara baktığımızda her an başka bir insanlık dramıyla karşı karşıya kalıyoruz. 2014 yılında belediye başkanı olduğumuzda iki seçenek gördük. Ya bu sorunu yönetip göçü güce dönüştüreceğiz ya da yok sayıp radikalizmin, terörizmin, ırkçılığın, endişenin korkunun arttığı başka bir boyuta taşıyacağız. Önce bu büyük sorunun tek başına bir belediye olarak çözümü mümkün değildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı öncesinde uluslararası toplum dinlemiş olsaydı, güvenlik koridorları oluşturulsaydı böyle bir sorun oluşmamış olacaktı. Maalesef yeterince dinlenilmediğinden çok daha dramatize olmuş, büyük sorunlara dönüşmüş durumda.  Biz 2014 yılı eylem planında baktık ki mesele çok büyük. Kendi kurumsal kapasitemizi bu büyük sorunu çözebilecek altyapıyı oluşturmamız gerektiğini gördük. Türkiye’de ilk kez buna bir masa oluşturan, bu meseleyi kurumsal kapasite olarak çözmek için çalışan ilk belediye olduk. Sorulan sorulara cevap alamadık. Ne kadar doktor, öğretmen, öğrenim çağında çocuk var bunları öğrenmek için SARMER Merkezi kurduk. Bu da Türkiye’de bir ilk ve kapı kapı tarama yapmaya başladık. Bütün mahalleleri taradık. Kent ve coğrafi sistem üzerinden baktığımızda göç alan bölgelerde hane bazlı, mahallede, sokakta, evde ne var, ne ihtiyacı var bunların analizini yaptık. Ölçüp verileri elimize almak lazımdı. Etki analizleriyle yapılan işi doğru mu yanlış mı olması gerektiğine baktık. Belediyenin görevi mi deyip başka kurumlara bu sorumluluğu atabilirdik ama o zaman Gaziantep olamazdık, Gaziantep Modeli olmazdı. Bunu birlikte başarmamız lazımdı. Kapasitemizi bu yönde güçlendirince, ‘Bu büyük sorun nedir? Nasıl çözmeliyiz?’ bunu sorduk. Artık Dünya koruyucu önleyici tedbirlere gidiyor. Bu sonuç olmasın diye daha ucuz maliyetli kontrol altına almamız gerekiyor. Meseleye baktığımızda çözüm için ‘Birlikte Yaşama Modeli’ ne yöneldik. Bunu ana başlıklara ayırdık. Birincisi eğitim. Şehirde yüz bin çocuk yaşıyor ve eğitim hayatında olması lazım. Bu çocukları ya sistemin içine alacaksınız ya da terör örgütlerinin malzemesi haline gelecek. Böyle olursa da bu bölgeye huzur gelmeyecek.

En önemli konu eğitim olduğundan bizim okulumuz oldu. Bir belediyenin okulu mu olur oluyor. Okulumuzla 3 bin öğrenciyi, başta annesini babasını kaybetmiş çocuklar olmak üzere bir özel okul titizliğinde her ihtiyacı giderecek şekilde hizmete aldık. Milli Eğitim Bakanlığı’yla beraber 100 bin çocuğu 4 bin derslikle sistemin içine soktuk. 120 okul yeri belirlendi. İkinci başlık sağlık. Kendi vatandaşlarımız sağlıklı bir birey olmak için fırsat eşitliği sağlanmıştı. Şimdi herkes istediği hastaneden sağlık hizmetini alabiliyor. Mülteci kardeşlerimizde sağlık sistemine koyunca yönetilebileceğimizi gördük. Üçüncü olarak çalışma. Ensar ruhuyla biz destek olduk ama çalışmaları gerekti. İçlerinde eğitimli ve iyi usta kişiler var. Bir kalkınma projesine dönüştürmemiz gerekti. Öte yandan kendi vatandaşımızı korumamız gerekiyordu. Çok fazla yanlış bilgi oluştu kamuoyunda. İstihdam çok mühim. Dibinde kaos var bu şehir 150 fabrika bitirmiş. Bu şehir soruna çözüm odaklı baktığı için bir model oluşturdu. Bir diğer basamak rehberlik, danışmanlık ve rehabilitasyon. Bu konuda da toplum merkezleriyle topluma dahil edilmesi önemliydi. En önemlisi bu dili öğrenmesi gerekiyordu. Hızlı bir şekilde Türkçeyi öğrettik. GASMEK kurslarıyla binlerce kişi bundan faydalandı. İnsanlar birbirini tanırsa anlaşırlar. Hepimiz insanız. Bu bakış açısıyla sorunu çözmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Sezer Cihan da şunları aktardı: “Bu tür uluslararası çalışmalardan ve iş birliğinden çıkan sonuçların; Birleşmiş Milletlerin, Avrupa Birliği yetkilileri tarafından detaylı olarak incelenmesini çok isteriz. Çünkü sorun net; bugün, Gaziantep’in bu proje kapsamında başarılı bir çizgide yer alması, göç hareketiyle gelen Suriyeli vatandaşları Ensar ruhuyla karşılamasıdır. Onların dertlerine yönelik çözüm çalışmalarımızı hassasiyetle ilerletiyoruz. Bu durumda akabinde bize başarı sağlıyor.”

Büyükşehir Belediyesi Kadın Aile Eğitim ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Abdullah Aksoy ise, 45 dakika süren sunumda göç konusunda Türkiye’nin ve Gaziantep’in güçlü yanlarını anlattı, gelişime açık alanlarından bahsetti. Aksoy, Türkiye ve Gaziantep’in Polonya ve Sopot şehriyle olan benzerliklerine değinindi.

Konuşmaların ardından protokol, Suriyeli ustaların hat ve ebru sanatı sergisini gezdi, günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdi.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz