Sorumluluk almayı seviyorum

Gaziantep Ticaret Borsası’nın Başkanlık görevine seçildikten sonra kamuoyu onun ismini daha fazla duymaya başladı ancak Mehmet Akıncı iş yaşamının içerisinde hep var olan bir isim.

Sorumluluk almayı seviyorum
Hüseyin Küpeli
24 Eylül 2018 / 08:48

Meslek Komite Üyeliği ve Meclis üyeliği yapmış olsa da bir gün Borsa’ya başkan olmayı kendisi de düşünmemiş açıkçası… Borsa’nın Genç Başkanı Mehmet Akıncı ile Başkanlığa seçilme hikayesini, gelecekle ilgili planlarını ve özel yaşamını konuştuk.

1976 Gaziantep doğumluyum. Esnaf bir ailenin çocuğuyum. Babam bulgurcuydu. Ben de ilkokula gittiğim yıllarda, yaz tatillerinde ve bazen de okul sonrasında, çıraklık yapardım. Kalealtı’nda bir satış şubemiz vardı ve orada babamın ortağı kalırdı. Daha çok orada çalıştım. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarında yarı zamanlı olarak mesleği devam ettirdim. Lise sonrası fabrikaya, yani imalat bölümüne geçtim. 2-3 yıl burada çalıştıktan sonra askerliğimi yaptım, geldim ve evlendim. Bu arada, 4 evladım var.

GENÇ YAŞTA PATRONLUĞA…

Çırak ve kalfalık yıllarını meslekle dolu dolu geçirdiğim için, askerden geldikten sonra, babam işlerini devretmek için zaman zaman mesajlar veriyordu. Evlendikten sonra, Et-Balık bölgesi Humanız mevkiinde olan üretim tesisimizi Organize Sanayi Bölgesi’ne taşımıştık. Babamın sağlık problemleri de vardı. Bu süreç, benim işlerin başında olmamı daha da hızlandırdı belki. 27’li yaşlarda işimin tam olarak başındaydım.

Aileniz kaç yıldır bu sektörde?

1956 yılından beri bulgurculuk sektörünün içerisinde yer alıyoruz. O yıllarda insanlar buğdayı evde kaynatır, sonra götürüp buğday imalathanesinde çektirirmiş. Babam sektörde ilk değil ama buğdayı evde kaynatmak yerine, imalathanede hem kaynatıp, hem çektirme, hem de mamul olarak müşteriye sunma hizmetini ilk kendisi başlatmış. O günün koşullarında bunun önemli bir vizyon olduğunu belirtmeliyim.

Önce Gaziantep’in, sonra da Türkiye’nin şu anda bulgur sektöründe geldiği yer tam olarak neresidir?

Gaziantep’te önemli bir konuma geldi ve belirli bir kapasiteye ulaştı. 25’e yakın firmamız var ve bunlar sürekli üretim yapıyor. Türkiye’deki üretimin yüzde 80’ini Gaziantep’in karşıladığı dönemleri de gördük. Şu anda bu rakam yüzde 60 seviyesine geriledi. Bunun sebebi de, Mersin Liman bölgesinde büyük fabrikalar kuruldu. Kısmen onlarda pazardan pay almaya başladı. Buna rağmen Gaziantep, Türkiye’de lider konumda.

Gaziantep Ticaret Borsası olarak, sektörünüzün vizyonuna uygun doğrultuda ne gibi projeleriniz var?

2 yıl önce Büyükşehir Belediyesi ve Ticaret Borsası işbirliğiyle Bulgur Festivali yapmıştık. İnşallah bu yıl da Gaziantep Ticaret Odamız ile birlikte Bulgur, Fıstık ve Şire Festivali adı altında yeni bir çalışma yapıyoruz. Ticaret Odası’ndan Mehmet Hilmi Teymur bey ile birlikte bu çalışmayı devam ettiriyoruz. Bu sayede Gaziantep’in yöresel değerlerini ön plana çıkartmaya yönelik çaba ve gayretlerimiz devam edecek.

BAŞKAN OLMAK GİBİ BİR FİKRİM YOKTU

Mehmet bey, erken yaşta işinizin patronu oldunuz peki ama bu yola çıkarken, Ticaret Borsası gibi bir kuruluşun başkanlık koltuğunda hizmet etmek gibi bir planlamanız var mıydı, başkanlık süreci nasıl gelişti, bize anlatır mısınız?

Açıkçası başkanlık gibi bir fikrim yoktu ama mesleğe katkı anlamında sorumluluk almayı seviyorum. Daha önce 2 dönem Ticaret Odası’nda Komite üyeliği yaptım. Geçtiğimiz dönem Ticaret Borsası’nda Meclis üyeliği görevinde bulundum. Bu dönemde de başkan olarak görev aldım.

Göreve geldikten sonra ilk odaklandığınız konular hangileri oldu?

Biliyorsunuz, bizim Ticaret Borsası olarak devam eden bir çok proje var. Bu projeleri devam ettiriyoruz. TÜBİTAK ile Fıstık İşleme Tesisi’nin protokolünü imzaladık. Fıstığın fiyatındaki ani yükselişleri yaşadık hepimiz. Bu açıdan projelerimizin tamamlanması daha da önem kazandı. Eğer bizim Lisanslı Depoculuğumuz bitmiş olsaydı, fıstıktaki bu olumsuz süreç yaşanmayacaktı.

FISTIKTA KARABORSA BİTECEK

Peki nedir bu işin çözümü?

Lisanslı Depoculuk faaliyete geçmiş olsaydı, örneğin ben “Depomuzda 12 bin ton fıstık var. Bize 2 ay yeter. Bu miktar, bizi yeni mahsule ulaştırır” diyebilirdim. Dolayısıyla, fıstık stoku bizim elimizde olacağı için herhangi bir karaborsa olayı yaşanmayacak.

Ne zaman faaliyete geçecek bu sistem?

2019 yılının ortalarında, mahsul dönemine yetiştirmeye çalışacağız.

Uzun vadede yapmayı planladığınız projeleriniz nelerdir?

Şu anda acilen faaliyete geçmesi gereken 3 proje var. Bunlar Et Borsası, Fıstık İşleme Tesisi, Lisanslı Depoculuk. Et Borsası’nı 2019’un sonunda burayı faaliyete geçireceğiz. Bunun yanında Buğday Emtia Borsası’nı da Araban yolunda yeni bir alana taşıma fikrimiz var.

Bölgemiz coğrafyasında yaşanan olaylar, sizi ve üyelerinizi nasıl etkiliyor?

Haliyle etkileniyoruz ama hiçbir zaman ümidimizi kaybetmiş değiliz. Coğrafyamızın da bir gün huzurlu günlerine döneceğine inanıyoruz. Dolayısıyla bundan en çok yararlanan şehir Gaziantep olacaktır.

Şehrin yöresel değerlerini öne çıkartacak hangi projeleriniz var?

Festivaller düzenliyoruz. Yöresel ürünlerimize coğrafi işaretler alıyoruz. Lahmacun, tırnaklı pide, firik, Fıstık ezmesi, Antep kahkesi ve bulgurun tescilini aldık. 12 tane de başvuru aşmasında ürünümüz var.

AR-GE’ye yönelik çalışmalarınız nelerdir?

TÜBİTAK ile üzerinde ortak çalıştığımız Aflatoksin kiti projemiz var. Bu konuda Tarım Bakanlığı ile görüşüyoruz. Borsa bünyesinde oluşturulacak bu projeyi Fıstık İşleme Tesisinin yanındaki laboratuvara planlıyoruz.

Başkan seçildikten sonra, hayatınızın akışında ne gibi değişiklikler oldu?

Mesela, aileme ve çocuklarıma ayırdığımın zamanın süresi kısaldı.

HAYALİMDE BORSA’YA BAŞKAN OLMAK YOKTU

Peki bu durumdan şikayetçi misiniz?

Yok şikayet etmiyorum. Sonuçta burası da bir görev ve sorumluluk. Elbette, hayalimde, Ticaret Borsası’na başkan olmak yoktu ama, Başkanlık görevi biz layık görülmüşse, bunu hakkıyla ve layıkıyla yapmaya çalışacağız.

Borsa’nın havasına, ortamına alışık bir insansınız değil mi?

Ben 12 yaşından beri Borsa’ya ve Buğday Pazarı’na sık sık alım için, tescil için gelen birisiyim. Dolayısıyla Borsa’nın işleyişine hakimdim.

Mehmet bey, iş yaşamında olmazsa olmaz dediğiniz prensipleriniz nelerdir?

Dürüstlük ve samimiyet. Ticaret yaparken titizimdir ve müşterinin aldatılmasından asla hoşlanmam. Ahilik kültüründen gelen ve yetişen bir ailenin ferdi olarak, bu konulara çok dikkat ederim ve taviz vermem.

Tarım sektörünün Gaziantep’te uygulanabilirliğinin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Elbette ki, Mezopotamya topraklarının üzerinde yaşıyoruz. Gaziantep’te buğdaycılık, bulgurculuk ve makarnacılığın gelişmesinin ana faktörlerinden birisi, Mezopotamya topraklarında yetişen sert buğdaydan dolayıdır. En önemli özelliğimiz budur. Navlun bakımından avantajlıyız. Sert buğdayın en kalitelisini seçme şansına sahibiz.

Şehrin hızlı gelişimini ve girişimci yönünü nasıl buluyorsunuz?

Gaziantep müteşebbistir, girişimcidir, atılgandır, bu her zaman da böyle gidecek.

Önümüzdeki yıllarda ön plana çıkacağını tahmin ettiğiniz bir sektör var mı?

Artık insanlar pek yemek pişirmeyi sevmiyor ve alışkanlıklar değişiyor. Bu anlamda, Hazır Yemek sektörü, Catering hizmetlerinin öne çıkacağını tahmin ediyorum.  

Mehmet Akıncı nasıl bir patrondur?

Bunu beni tanıyan dışardan birine sormak gerek. Çalışanlarımızla aramızda aile kavramı var ve genellikle ağabey kardeş ilişkisidir.

Genel yapı itibariyle kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Genellikle neşeli bir yapıya sahibim var ama iş sürecinde bazen bu durum değişebiliyor ve stres yaşadığımızda oluyor haliyle…

ÇIRAKLIĞINI YAPMADIĞINIZ İŞİN USTASI OLAMAZSINIZ

Çıraklığını yapmadığınız işin ustalığını yapamazsınız. Önce öğreneceksiniz. Bilmediğiniz işe girdiğiniz zaman hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz. Elbette eğitimini de almaları da gerekiyor ama emin adımlarla yürümek lazım.

Hayalini kurduğunuz bir proje, yatırım veya gelecekle ilgili bir planınız var mı?

Başkan olmadan önce vardı elbette(gülüyor)… Başkan olduktan sonra pek bunları düşünecek vaktimiz kalmadı.

Başkan olmasaydınız ne olurdu peki?

İş hayatım hep koşuşturmaca içerisinde geçti. Biraz bu işleri sakinleştireyim istiyordum. Tam fabrikayı, işleri düzene koydum derken, Ticaret Borsası’nın başkanlığı gibi çok önemli bir görev çıktı önümüze. Elbette burası da bir sorumluluk istiyor. Şimdilik gelecekle ilgili hayal kurmayı erteledim desem daha doğru olur.

Sorumu şöyle revize edeyim o halde!.. Küçükken hayalini kurduğunuz bir meslek var mıydı?

Baba mesleği olduğu için ben küçükken de, büyüdüğümde bu işi yapacağıma şartlandırmıştım kendimi. Dolayısıyla hayal ettiğim işi yapıyorum şu an. İşimi de severek yaptığımı söylemeliyim. Bununla ilgili güzel anılarım var hep gülerim. Küçükken bana sorarlarmış, ne iş yapacaksın diye bende simit işi yapacağım dermişim!..

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz