Virüs, vücuda açık pencerelerden enfeksiyon yaratıyor

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Hekimi Prof. Dr. Süleyman Ganidağlı, virüsün vücuda açık pencerelerden enfeksiyon yarattığını ve olası bir aşılama yöntemiyle Pandeminin 100/100 olarak bitmeyeceğini söyledi.

Virüs, vücuda açık pencerelerden enfeksiyon yaratıyor
Cihat Öztürk
8 Aralık 2020 / 20:47

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Hekimi Prof. Dr. Süleyman Ganidağlı, virüsün vücuda açık pencerelerden enfeksiyon yarattığını ve olası bir aşılama yöntemiyle Pandeminin 100/100 olarak bitmeyeceğini söyledi.

2006 Yılından beri Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalında öğretim üyesi ve Yoğun Bakım Sorumlu Hekimi olarak çalışan Prof. Dr. Süleyman Ganidağlı ile virüslerin tarihsel süreçlerini ve olası bir aşılama yönteminde neler olacağını konuştuk.

Tarihe baktığımız zaman enfeksiyon hastalıklarının yayılım ve gelişim süreci nasıl işledi?

Kayıtlara baktığımızda ilk pandemi olarak karşımıza Antoninus vebası, ayrıca bilinen diğer adıyla Galen'in vebası (Romaİmparatorluğunda yaşayan doktor), MS 165-180 yılları arasında yaşandığı tahmin edilen, Yakın Doğu'daki seferlerden Roma İmparatorluğu'na dönen askerler tarafından getirilmiş olduğu düşünülen salgın bir hastalıktır. Roma'da günde 2000 kişininölmesine sebep olduğu söylenmektedir.

14. yüzyılda Kara veba en ölümcül pandemilerden bir diğeriolup Avrasya ve Avrupada 200 milyon kişinin ölümüylesonuçlanmıştır. Kolera vebası da 1817′de Japonya’da, 1826′da Moskova’da, 1831′de Berlin’de, Paris’te ve Londra’da görülmüş yüzbinlerce insanı etkilemiştir.

İspanyol gribi ya da İspanyol nezlesi, 1918 - 1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı grip salgınıdır. İspanyol Gribi, 500 Milyondan fazla kişiye bulaşması sonucu 18 ay içinde 50 milyon dolayında insanın ölümüne sebep olmuş insanlık tarihinde bilinen en büyük salgınlardan biridir.Hong Kong Gribi, 1968 - 1969 arasında dünya çapında yaklaşıkbir milyon insanı öldüren bir pandemidir. Son olarak kayıtlarageçen 2009 yılında oluşan Domuz gribi de aşılama ilesonlandırılmış olan bir pandemidir. Dünya Sağlık Örgütüne regünümüzde devam etmekte olan pandemiler AIDS ve Covid 19 pandemileridir.

“VİRÜS VÜCUDA AÇIK PENCERELERDEN ENFEKSİYON YARATIR”

Solunum yolu hastalıklarının bulaş alanları nereler? Virüs kendisini en etkin şekilde hangi alanlarda var ediyor?

Damlacık enfeksiyonu yoluyla solunum yolu enfeksiyonları genellikle mevsimsel grip gibi influenza enfeksiyonlarıdır. Bu adından da anlaşılacağı üzere nefes yoluyla saçılan damlacıklar içerisindeki virüslerin yaşamak için zorunlu olarak canlı bir konak olarak insan vücuduna yine solunum yollarıyla bulaşma gerçekleşir. Ellerle temas edilen yüzeylerden de alınan virüslerin ağız burun ve gözler gibi vücuda açılan pencerelerden giriş yapması da mümkündür. Ancak şunu biliyoruz ki virüsler dış ortamda uzun süre yaşayamıyorlar. Plastik ve kumaş üzerinde 1 haftaya kadar canlı kalabildiğine ait yayınlar mevcut olmakla beraber bunların kanıt düzeyi düşüktür.

AŞI PANDEMİNİN TAMAMEN BİTMESİ İÇİN YETERLİ DEĞİL”

Aşıya yönelik çalışmalar bir bir açıklanıyor. Aşılamayla birlikte pandemi ortadan kaktı diyebilecek miyiz? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Aşı pandeminin kontrol altına alınmasında insanlar için önemli bir umuttur ancak pandeminin tamamen bitmesi için yeterli olmayacağı açıktır. Bunun önündeki en büyük engel virüslerin mutasyon geçirebilme özellikleridir. Diğeri de uygulanan aşıların etkinliği konusu ve dünya toplumunun tamamı açısından ulaşılabilir olmasıdır. Özellikle yeni teknolojilerle üretilen aşılarda tedarik için gereken imkanlar soğuk zinciri vazgeçilmez kılmaktadır. Yine de başlatılan aşı çalışmaları pandemi sürecinin yönetilmesinde çok önemli bir çığırdır. Çünkü bahsedilen engeller aşılamaz engeller değildir. Ancak yapılan aşılamanın başarılı olabilmesi için toplumda en az % 60 oranında bağışıklık oluşması gerekmektedir. Bu nedenle en etkin aşı üretimiyle ve en etkin aşılama programlarıyla bile pandeminin kısa zamanda sonlandırılması zor görünmektedir.

SALGIN BİZE KRİZ YÖNETİMİNİ ÖĞRETTİ

Bu salgın süreci sizlere meslek hayatınızda ne gibi tecrübeler kattı?

Salgın öncelikle kriz yönetimini öğretti bize. Bazı durumlarda başarılı tedavileri bazı durumlarda çaresiz kalınabildiğini öğretti. Özellikle yoğun bakım hizmeti büyük zorluklarla ve fedakarlıklarla sürdürülen bir görev oldu bizim için. Meslek hayatım boyunca hayat kurtarmak hiç bu kadar zor olmadı. Zorlu bir süreç hem çalışan hem de hasta ve hasta yakınları için, büyük bir sınav niteliğinde. Bizlerin hizmet sürdürme ve başarılı olabilme şartlarımız oldukça ağırlaştı. Kendimizi biyolojik ve psikolojik olarak tüketmeden hastalarımıza sağlık kazandırmamız gerekiyor. Hastalarımıza biyolojik ve psikolojikdesteği kendimizi hasta etmeden karmaşık bir organizasyon yöneterek sürdürmemiz gerekmektedir. Bu yüzden oldukça ağır bir görev sağlık çalışanlarını bekliyor. Ayrıca Pandemikoşullarının iyileştirilmesi için iyi bir salgın yönetimi şarttır. Bunun için de toplumun eğitimi bilgilendirilmesi ve bilimsel kuralların harfiyen uygulandığı siyasi irade ortamı gerekmektedir.

TİBBİ UYGULAMA TEDAVİLERİ, HEKİM SORUMLULUĞUNDAN YÜRÜTÜLEN BİR İŞLEM OLMALI” 

Genelgeler ve merkezden gelen sağlık protokolleriyle tedavi etme yöntemi ne kadar “sağlıklı”? Bir hekim olarak bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Bu sağlık protokolleri tabi ki bilimsel kanıtlara dayalı olarak bilim insanlarının oluşturduğu kurullarca üretilen kurallardan oluşuyor. Bu kurallar sadece yazı üzerinde kalsın diye konulmuyor. Bu protokollerin kesinlikle tartışmasız bir biçimde yerel yöneticiler ve pandemi kurullarının bölgesel pandemikoşullarının farklılıklarını gözeterek ulusal protokollerin bölgeye uyarlandığı bir uygulamaya dönüşmesi gerekir.Bölgesel salgının özellikleri şeffaf bir biçimde tüm rakamlarıyla ortaya konulmalı ve bu veriler üzerinden pandemi yönetimi ile ilgili protokoller oluşturulmalıdır. Covid 19 ile ilgili tedavi yöntemleri mevcutta merkezden gelen herhangi bir protokole bağlı olarak değil, güncel bilimsel uygulama rehberleri esas alınarak hasta ve hastalık tablolarına göre hekimler tarafından yürütülmektedir. Çünkü tıbbi uygulama ve tedavi ilkeleri hekim sorumluluğunda yürütülen bir işlemdir. Bahsedilen bilimsel rehberler bile tedavide ve uygulamada bir zorunluluk getirmez, bilakis tavsiye niteliği taşırlar.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz