Zehirleyen ıspanak değil

Zehirleyen ıspanak değil
Telgraf Haber Merkezi
4 Kasım 2019 / 18:08

Türkiye Ispanaktan zehirlenenleri konuşurken Gaziantep Üniversitesi’nde 2013 yılında yapılan bir araştırma ıspanağın arasına karışan,  halk arasında tatula, ve şeytan elması diye bilinen, erkeklerin afrodizyak olarak kullandıkları bitkinin zamanı olmamasına rağmen küresel ısınmadan dolayı ıspanakların arasına karışabileceği ve bunun  zehirlenmeye neden olabileceği vurgulanmış. Aynı bulgularla Gaziantep Üniversitesi’ne getirilen 3 hastaya o zaman uygulanan tedavi de ayrıntılı şekilde anlatılıyor.

İstanbul ve Tekirdağ’da yaşanan zehirlenmeleri, gözleri sofraların vazgeçilmezi ıspanak ve benzeri sebzelere çevirdi. Bursa ve Balıkesir’deki akademisyenler, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yaptığı araştırma sonrasında ıspanakların arasında bulunan yabani otlardan bazılarının latince Datura Stromonium (DS) isimli halk arasında tatula (tatala) ve şeytan elması olarak bilinen ot olabileceğine dikkat çekti.

Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr Hulusi Malyer, eskiden erkeklerin afrodizyak olarak tohumlarını ve yapraklarını kurutarak kullandıkları tatulanın Kasım ayında mevsiminin olmamasına rağmen, küresel ısınma ile birlikte yeniden erken çimlenme ile ortaya çıkarak ıspanak tarlalarında bulunabileceğini söyledi.
Türkiye’de 2013 yılında yapılan bir akademik araştırmada da Gaziantep’de bir hastaneye müracaat eden 3 erkeğin afrodizyak için yedikleri bir ottan zehirlendikleri belirtiliyor. Hakemli dergi Cause Pedia’da yayınlanan araştırmaya göre Datura Stromoniumun yaptığı etkiler yer alıyor. Atropin etken maddesi bulunan bu bitkinin önce şuur bozulmasına yol açtığına dikkat çekiliyor.

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Suat Zengin , Demet Arı Yılmaz , Behçet Al , Mustafa Boğa , Cuma Yıldırım’ın yaptığı çalışmanın raporu şu şekilde özetleniyor:

"Bilinç bozukluğu acil servise sık başvuru sebeplerinden biridir ve çoğu zaman kesin teşhis zaman alıcıdır. Yapısında atropin, hiyosiyamin ve skopolamin içeren ve aşırı alımında antikolinerjikzehirlenmeye neden olan Datura stramonium (DS) bu duruma sebep olabilir. Bu çalışmada; acil servise bilinç bozukluğu ile getirilen vak’a ve klinik takip ile DS zehirlenmesine bağlı antikolinerjiksendrom tanısı koyduğumuz üç hasta tartışılmıştır. Afrodizyak etki elde etmek için aynı anda DS tüketen üç erkek hasta, 30 dakika sonra gelişen şuur bulanıklığı ve huzursuzluk şikayetleri ile yakınları tarafından acil servise getirildi. İkisi yoğun bakım, biri acil serviste takip ve tedavi edilen hastalar tam şifa ile taburcu edildi. Daturastramonium ile olan zehirlenme olgularında antikolinerjik etkilerin klasik belirti ve bulgularını bilmek, klinisyenin bu zehirlenme olgularını erken tanıyıp tedaviyi yönlendirmesi açısından önemlidir. DS halk arasında astım, bronşit, egzema ve hemoroid tedavilerinde bitkisel ilaç olarak kullanılmaktadır Hallüsinojenik ve öforik etkisinden dolayı kullanımı suistimal edilebilmektedir. Tehlikeli dozlarda atropin, hiyosiyamin ve skopolaminiçermesi sebebiyle aşırı oral alımlarda potansiyel olarak tehlikeli olabilecek antikolinerjik toksisiteyesebep olabilir. Bu çalışmada antikolinerjikbulgularla hastanemiz aciline başvuran ve DS intoksikasyonu tanısı alan üç erkek hastada tanı ve tedavi yaklaşımı tartışılmıştır”

Datura stramonium ülkemizin hemen her bölgesinde yol kenarlarında ve boş alanlarda yetişen yabani bir bitki olduğuna dikkat çeken araştırmada, “Toplanıp kurutularak, yapraklarından hazırlanan sigaralar astım ve bronşit için kullanılır. (Bu tür zehirlenmelerde Marmara’daki bazı vilayetlerde hastanelere gelmiştir) Tohumları akne, egzema, hemoroid tedavisinde ve antispazmodikolarak yutulur. Bölgesel ağrılara karşı merhemi de yapılmaktadır. Etkin maddelerinden dolayı ilaç endüstrisi için önemli sayılmaktadır. Halusinojenetkisinden dolayı özellikle madde bağımlıları olmak üzere halk arasında suistimal edilerek kullanılmaktadır. Aşırı alımı öldürücü antikolinerjiktoksisiteye yol açabilmektedir. Datura stramoniumtoksisitesinden sorumlu olan maddeler, bitkinin tüm bölümlerinde bulunan alkaloitlerdir. Bunlar, L-hiyosiyamin ve onun rasemizasyonu sonucu oluşan atropin ve skopolamindir (hiyosin). Bu bitki olgunlaştığında her biri 4 parçadan oluşan ve her bir parçasında 12-15 adet tohum içeren tohum kapsüllü verir.

Pratikte daha çok bitkinin bu kapsülü içinde yer alan tohumları tüketilmektedir. 10 mg’ı aşan atropin alımı potansiyel olarak öldürücü etki gösterebilir 5 . DS tohumlarının her biri yaklaşık 0,06 mg atropin içerir bu sebeple yaklaşık 50-100 tohum içeren bir kapsülün tüketilmesi ciddi antikolinerjik toksisiteye yol açabilmektedir. Bizim vakalarımızda 1 nolu hasta 1 adet, 3 nolu hasta 2 adet, 3 nolu hasta ise 4 adet kapsülün tohumlarını tüketmişti. İki ve 3 nolu hastalar alımı takiben yarım saat içinde kusmuş olması toksik tablonun daha ağır olmasını engellemiştir. DS zehirlenmesinde klinik bulgular tohumların tüketiminden yaklaşık 30-60 dk sonra başlar. Başlangıç semptomları işitsel ve görsel hallüssinasyonlar, ajitasyon, aşırı susuzluk hissi, konuşma bozukluğu ve titremeyi içerir. Takiben antikolinerjik zehirlenme belirtileri olan pupillerdedilatasyon, görme bozukluğu, taşikardi, idrar retansiyonu ve ileus semptomları görülür. Çok ciddi alımlarda santral sinir sistemi depresyonu, dolaşım kollapsı ve hipotansiyona bağlı olarak ölüm meydana gelebilir. Gastrointestinal motiliteninazalması toksinin eliminasyonunu geciktirir ve semptomların 24-48 saate kadar devam etmesine neden olabilir” denildi.
Gaziantep Tıp Fakültesinde yapılan tedavi ise şu şekilde tarif ediliyor:

“Bizim hastalarımızda klinik bulgular oral alımı takiben yaklaşık 30 dakika içinde şuur bulanıklığı ve huzursuzluk şeklinde başlamıştı. Takiben hastalar acil serviste görüldüğünde ağız kuruluğu, yüzde flaşhing, pupillerde dilatasyon, taşikardi ve bağırsak seslerinde azalma gibi antikolinerjiksemptomlar tespit edildi. Antikolinerjik zehirlenme düşünülen olgularda tıbbi tedavi; hava yolu açıklığının, solunumun ve dolaşımın sağlanması, gastrik dekompresyon ve aktif kömür verilmesi, destek tedavisi, gerekli durumlarda antidot tedavinin uygulanması ve hastanın gözlenmesini içerir. Aktif kömür oral olarak 1gr/kg dan 6 saatte bir toplam 4 doz olarak uygulanır. Nadiren bazı olgularda koma gözlenebilir. Bu tür durumlarda hava yolunu kontrol altına almak ve solunum desteği vermek için entübasyon ve mekanik ventilasyon gerekebilir. Bazı hastalarda nöbet görülebilir.

Bu durum için benzodiazepin tedavisi etkilidir . Antikolinerjik toksisite semptomları ağır olan olgularda (disritmi, koma, konvulsiyonlar, klinik olarak belirgin hipertansiyon, kontrol altına alınamayan hipertermi) fizostigmin (erişkinde 0,5-2 mg, çocuklarda ise 0,02 mg/kg iv) kullanımı tavsiye edilir. Fizostigmin periferik ve santral antikolinerjiketkileri geri çevirir. Etkinin başlaması genellikle dakikalar içerisinde olur. Fizostigmin, antikolinerjiktoksisitesi olmayan olgularda kullanıldığında ise abartılı kolinerjik semptomlara (bronkospazm, bronkore, konvülzüyon ve bradiaritmi) neden olur. Hastalarda antikolinerjik semptomların gözlenmesi ve anamnez üzerine DS tüketimine bağlı toksikasyon olduğu düşünüldü. Olgulara mide lavajı yapıldı ve sonrasında 1gr/kg’dan aktif kömür verildi. Yalnız 2 nolu hastaya tek doz 1mg/kg dan fizositigmin yapımını takiben 10 dakika içinde şuurunun açılması ile mide lavajı ve aktif kömür uygulaması yapıldı. Bir nolu hasta acil servisimizde takip edilerek sıvı replasmanı ve destek tedavi ile takip edilerek 24 saat sonra şifa ile taburcu edildi. Diğer iki hasta yoğun bakıma yatırıldı, sıvı replasmanı ve destek sağlandı"

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz