ŞEYMA GÜNENÇ

ŞEYMA GÜNENÇ

AH, O GÜZEL ÇOCUKLUK YILLARI

En saf, en güzel, en samimi duyguların yaşandığı yıllar çocukluk yılları…

Hayata yeni adımlarınızı attığınız, her geçen gün hızlı bir şekilde yeni keşiflerde bulunduğunuz, çocukluk çağınız en temiz duyguların yaşandığı yıllardır. Sırtınızda bir dolu hayal, umut, amaç, gaye barındırırsınız, çünkü yaşayacak çok şey var dersiniz. Akranlarınız samimi ve temiz duyguludur. İçinizden geldiği gibi oyunlar oynarsınız, istediğiniz gibi kahkahalarla gülersiniz. Sırtınızda çantanızla koşa koşa okula gitmek dahi bir sevinç ve heyecandır. Bir çikolata alıp arkadaşınızla paylaşırsınız ve o kadar mutlu olursunuz ki. Bir çikolata dahi sizi çok mutlu ediyordur. Bazen büyüdüğünüzde çocuklukta yapmış olduğunuz hareketler aklınıza geldiğinde katıla katıla gülersiniz.

Siz o zamanda o hareketleri sorgusuz sualsiz sevinerek yapıyorsunuzdur. İzlediğiniz çizgi film dahi sizi çok farklı mutluluklara götürür. Heyecanla izlemiş olduğunuz çizgi filmin başlamasını beklersiniz. Çizgi film başladığında pür dikkat çizgi filme odaklanırsınız ve bir hayli zevkle izlersiniz.  Hikaye kitapları alındığında size o kadar çok sevinirsiniz ki, özenle o hikaye kitabını okuyup , kitaba zarar gelmemesi için yapraklarını dahi dikkatle çevirip , kitabı bitirince ayrı bir sevinç ve gurur yaşanırsınız.  Çocukluk çağında bir de heyecanla kar yağmasını beklersiniz. Kar yağdı mı dünyalar sizin olur. Kendinizi koşulsuz dışarı atarsınız. Ohhh değme keyfime.

Biz çocukken yani doksanlı yıllardan bahsedecek olursam; binamız site içerisindeydi, kendi yaşıtımız arkadaş grubumuz vardı. Okula gidip geldikten sonra dersimizi bitirip bahçeye çıkardık. Çizgi oynar, ip atlar, isim-şehir oynar, kendi aramızda mini piknikler yapardık. Şimdiki zamana baktığımda bizim çocukluk çağında yaşamış olduğumuz bu mutlulukları yeni jenerasyon çocukların yaşamadığını görüyorum. Her çocuğun elinde tablet, telefon dış dünyadan bağımsız bir şekilde yaşıyor. Ailelerde bu duruma ya çanak tutuyor ya da tutmak zorunda kalıyor, bireye göre değişir diyeyim. Oysaki doyasıya eğlenmek varken çocukların teknolojinin esiri olması beni üzüyor.

Şu konuyada değinmek gerekirse; savaş bölgelerinde ki çocukları da unutmamak gerekir. Bırakın oyun oynamayı, tableti vs. çocukluğun ne demek olduğunu dahi yaşayamıyorlar. En güzel çağları acımasız bir şekilde ellerinden alınıyor. İnsanoğlunun biraz merhamet biraz duygu yüklü olmak gerekiyor…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz