Psk. Sevgi Altan

Psk. Sevgi Altan

Aileler nasıl bir yol izlemeli?

Mükemmeliyetçi ebeveyn tutumunun merkezinde çocuk vardır. Nedir mükemmel olmak? Her zaman bir numara olmak mı veya da her iş de başarı sağlamak mı? Bu tarz aile tutumunda ki çocuk 90 alırsa olmaz, çünkü 100 almamıştır. Okul birincisi olmalı, müziğe yeteneği olmalı, güzel resim yapmalı, spor da başarılı olmalı hatta arkadaş seçimi bile dört dörtlük olmalıdır.

Bir eksik olursa bu bir hatadır. Ebeveyne göre herkes tarafından parmakla gösterilen bir çocuk olmalıdır. Aslında anne baba gerçekleştiremediği yaşantıyı ister bunu isterken de çocuğu çocuk gibi görmekten vazgeçer. Olması gerekenin bu olduğunu düşünüp çocuğa kaldırabileceğinden çok daha fazlasını yüklemeye çalışırlar.

Çocuğun olduğu kadar anne baba da yoğun bir stres yaşamaktadır her zaman onun için en doğru olanı belirlemeye çalışıp belli bir enerji harcamaktadır. Bu durum hem çocuk için hem de ebeveyn için pek de sağlıklı sonuçlar verememektedir.

Aşırı mükemmeliyetçi tutumun çocuğun kişilik gelişimine etkisi

Anne baba çocuğun dört dörtlük olmasını ister ama aşırı mükemmeliyetçi tutum olunca da çocuk ailenin beklentilerini her zaman karşılamak zorunda hisseder. Hata yaptığında büyük üzüntü duyar ve bu da çocuğun kişiliğinde olumsuz etkiye sebep olur. Kendine güven anlamında sorun yaşar çünkü başarısızlık çocuk için de büyük bir korku haline gelmiştir. İleri ki zamanlarda da dış kontrol odaklı olarak kendi isteği doğrultuda değil de sadece toplumsal kurallara göre yaşar.

Çocukta depresyon belirtilerine, arkadaş ilişkilerinde olumsuzluklara, hırçınlıklara sebep olmakta, yani kişilik olarak zarar vermektedir. Bu tutumda yetişen çocuk sevilmeyi de her zaman bir koşula bağlı olarak görür bu yüzden kendini tam olarak güvende hissetmez.

Genelde hata yaptığında ebeveyn tarafından sert bir şekilde eleştirilmiştir, hata yapmamaya eğer yaparsa da onların sevgisini kaybedeceğini düşünür. Bu tutum çocuğu ya boyun eğmeye ya da isyana sürükler. Başarısız olunan her durum çocuk için bir hayal kırıklığıdır kendini değersiz hissetmesine aile tarafından sevilip, önem verilmeyeceğini düşünmesine sebep olur.

Çocuğun kaygı düzeyi maksimum seviyede olur

Çocuk tedirgin bir tavırda olduğundan alt ıslatma, tırnak yeme, yalan söyleme gibi davranışları etkin rol oynamaya başlar. Hoşnutsuzluk, doyumsuzluk yaşayarak kendine özgü becerilerinin farkına varmayı reddeder çünkü bu davranışta bulunursa olumsuz şekilde karşılanacağını düşünür.

Aileler nasıl bir yol izlemeli?

En önemlisi çocuğa güvenilmeli ve olduğu gibi kabul edilmelidir. Onun bir çocuk olduğunu unutmamak gerek. Evet güzel bir gelecek, başarı dolu bir hayat tüm ebeveynler ister fakat bunu isterken aşırıya kaçıp onu bir yetişkin gibi görmemek gerek. Her koşulda ne olursa olsun sevdiğinizi belli edin. Rakip göstermek yerine kendi içinde yarışmasına teşvik edin bu sayede başarı hırsının da kaygıya, endişeye dönüşmesini engellemiş olursunuz.

Her zaman mükemmeli beklemeyin onun da düşüncelerinin olduğunu bilip saygı gösterin, zaman tanıyın. Hata yaptığında sertçe eleştirmek yerine yeniden denemesi için teşvik edin. Duygularını ifade etmesi için fırsat tanıyın. Yeteneklerini bulmasına yardımcı olun ve en önemlisi ona değer verip, inanın.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz