Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

ALLAH’IN SEVMEDİĞİ KULLARI KİMLERDİR?

O, hanginizin daha iyi amelde bulunacağını imtihan etmek için ölümü ve hayatı yarattı. O, güçlüdür, bağışlayandır.!”(Mülk,67/2).

 

BİR HADİS

Benim bu Medine Mescidimde kılınan bir rekat namaz,  Mescid-i Haram hariç, diğer mescitlerde kılınan  bin rekat namazından hayırlıdır…”  

6-ALLAH’IN SEVDİĞİ KULLAR  KİMLERDİR?

Cenab-ı Allah, Kur’anı Kerim’de, tutum ve davranışlarıyla, hareketleriyle, kendisine karşı fiil ve işlemleriyle sevdiği ve sevmediği kullarını belirtmiştir.

 

Sevdiği kullar şunlardır:

1-Allah, sabredenleri sever(Âl-i İmrân,3/146): Bu nedenle insanın, hayatın bir imtihan; dünyanın bir imtihan yeri olduğu bilinci içinde, karşılaştığımız zorluklara sabredip sükûneti tercih edelim.

2-Allah, çok tövbe edenleri sever( Bakara, 2/222): Bu nedenle Rabbimize teslimiyetimizi, günahlarımıza pişmanlığımızı sık sık dile getirip O’nun engin ve zengin merhametine sığınalım. Her tövbenin adeta hayata yeni bir başlangıç olduğunu unutmayalım.

3-Allah, kendisine tevekkül edenleri sever ( Âl-i İmrân,3/159):  Bu nedenle, her türlü işlem, eylem, tutum, davranışlarımızı tam olarak yerine getirdikten sonra “Allah bize yeter! O ne güzel vekildir!” diyerek O’na tevekkül edelim; güvenelim; rahmet ve inayetinden ümit kesmeyelim.

4-Allah, adil olanları, adil davrananları sever( Hucurat, 49/9): Bu nedenle alış-verişlerimizde, herkese karşı davranışlarımızda adaletli olalım. Adalet, mülkün temelidir; adalet güven ve huzurun anahtarıdır; insanca bir yaşamın olmazsa olmazıdır.

5-Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları sever (Tevbe,9/4): Bu nedenle, her zaman görev ve sorumluluklarımızın bilincinde olmamız ve o şekilde davranmamız; hayatımızın ve yaratılışımızın gaye ve hikmetine uygun yaşamamız gerekir.

6-Allah, iyilik yapanları sever (Âl-i İmrân,3/134): Bu nedenle, muhtaçlara, düşkünlere, zor durumda olanlara; maddi veya manevî ihtiyacı olanlara iyilik yapmalı; yardıma koşmalıyız.

7-Allah, maddi ve manevî çok temiz olanları sever (Tövbe,)/108):Temizlik, çevre temizliği, insanın bünyesel temizliği ve kalp temizliği olarak kısımlara ayrılır. Bu yönlerden temizliğe çok dikkat etmemiz; özellikle kalbimizi manen çok temiz tutmalıyız.

8-Allah,Muhsinleri(Bakara, 2/95);güzel davrananları (Âl-i İmrân,3/148); Resulüne uyanları(Âl-i İmrân,3/31); Takva sahiplerini (Âl-i İmrân,3/76); Allah yolunda çalışanları (Saff,61/4) sevdiğini bildirmekte ve sevdiği kullarına: “ İyi biliniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de !”(Yunus, 10/62) müjdesini vermektedir.

 

ALLAH’IN SEVMEDİĞİ KULLARI KİMLERDİR?

             ​​Geçen hafta Cuma sohbetimizde Kur’anı Kerim’e göre Allah’ın sevdiği kulların kimler olduğunu açıklamıştık. Bu haftaki Cuma sohbetimizde de yine tabii Kur’an ayetlerine göre Rabbimizin sevmediği kulların kimler olduğunu açıklamaya çalışacağız.

1-Allah, övünenleri, kibirlenenleri, böbürlenenleri sevmez (Nisâ,4/36): Kibir, gurur kendisini başkasından üstün görmek anlamına gelmektedir.  Kutsal kitabımız, kötü duygu ve düşüncelerin ruhu bozup insanı iyiliklerden ve doğru yoldan saptırdığından bahseder. Bu nedenle insanın mütevazi olması, başkalarına değer vermesi, saygılı olması gerekir.

2-Allah zalimleri sevmez(Âl-i İmrân, 3/57): Zira zulüm, en büyük günahlardandır; hak ve hukuku ayaklar altına almaktır, O halde her daim zalimin karşısında mazlumun yanında olmalıyız.

3-Allah israf edenleri sevmez(En’am,6/14): O halde Allah’ın verdiği nimetleri; sahip olduğumuz kazanımları saçıp savurmaktan, ölçüsüzce harcamaktan sakınmalıyız.

4-Allah bozguncuları sevmez(Mâide, 5/64): Toplum huzur içinde olmadıkça bundan kişiler de etkilenir. O halde toplum olarak birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik ve muhabbet içinde, huzur ve selamet içinde yaşamaya özen göstermeli, bu değerlerimize sahip çıkmalıyız.

5-Allah, hainlik ve nankörlük edenleri sevmez (Hacc,22/38) : O halde bize düşen, her türlü ihanetten, ikiyüzlülükten, aldatmaktan ve nankörlük etmekten uzak durmaktır.

6-Allah küfürde ve günahta ısrar edenleri sevmez (Âl-i İmrân,3/32) O halde bizler, Rabbimizin sayısız lütfuna, bizlere yapılan iyiliklere, verilen nimetlere daima şükretmeli; nankörlük etmemeli; günahtan kaçınmalıyız.

7-Allah, haddi aşanları, taşkınlık yapanları sevmez (A’râf,7/55) : O halde bizler, her şeye olumlu yönden bakmalıyız; yıkıcı ve bölücü olmaktan, huzursuzluk çıkarmaktan uzak durmalıyız.

İHLÂS-NÂS-FELÂK SURELERİNİN FAZİLETİ.    XXXX

Peygamberimiz(s.a.s.), sahabeye, “Biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan aciz mi?” buyurmuştur. Bu sahabeye zor gelmiş, “Buna hangimizin gücü yeter Yâ Resûlullah!?” demişlerdir. Bunun üzerine Peygamberimiz(s.a.s.): “İhlâs sûresi Kur’an’ın üçte birine denktir!” buyurmuştur.(Buharî, Fedailü’l Kur’an,13).

İhlâs, felâk ve Nâs sûrelerine, üçüne birden, muavvizat denilir. Peygamberimiz(s.a.s.), bu üç sûreyi, akşam, sabah ve gece yatınca üç kere okumayı tavsiye etmiştir.

              İbn. Neccar, Hz. Âişe’den şöyle rivayet etmektedir:“ Hz. Peygamber yatağına yatınca ihlâs, Felâk ve Nâs surelerini avuçlarına okurdu. Sonra da elleriyle yüzünü, bileklerini, göğsünü ve elinin ulaşabildiği her yeri mesh ederdi.” (Buharî, Fedailü’l Kur’an,14).

Yüce Rabbimizin Kur’an’da bizlere hediye ettiği Felâk  ve Nâs isimli iki muhteşem surede kendisine sığınarak yaşamayı öğretmiştir. Bu yüzdendir ki Peygamberimiz(s.a.s.), Allaha sığınmanın en güzel ifadesi olarak nitelediği bu iki sureyi çokça okumamızı tavsiye etmiştir(Nesâî,İstiâze,1).

Felak ve Nâs’ı okuyarak her türlü şer ve kötülükten, karanlıklar içerisinde yolumuzu kaybetmekten Rabbimize sığınırız.  Haset ve öfkenin, kin ve nefretin, batıl ve hurafenin, vesvesenin esiri olmaktan O’na iltica ederiz. Art niyetlilerin, kem gözlülerin, kalbi kararmış, vicdanı taşlaşmışların şerri karşısında O’ndan yardım isteriz.

 

BİR AYET

“Kim iyi bir iş yaparsa bu kendi lehinedir.Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir.Rabbin kullara asla zulmedici değildir.”(Fussilet,41/46)

 

BİR HADİS

Sabah- akşam ihlâs, Felâk ve Nâs sûreleri üçer defa okunursa her türlü sıkıntının giderilmesi için yeterli olacaktır.” (Hayatü’s  S ahabe )

 

 

MUNAFIKLIK

Munafık; mümin olmadığı halde küfrünü gizleyerek kendisini mümin gibi gösteren; kalben inanmadığı halde inkâr ettiğini gizleyip diliyle inandığını söyleyerek mümin görünen; imânı kalplerine tam olarak yerleştirememiş, bu konuda kararsızlık ve tutarsızlık gösteren kişilerdir.İnsanlardan, inanmadıkları halde ,Allah’a ve âhiret gününe inandıkdiyenler de vardır” ( Bakara,2/8). Peygamber Efendimiz(s.a.s.) münafıkların konuştuklarında yalan söylediklerini; verdikleri sözde durmadıklarını; emanete hıyanetlik ettiklerini bildirmiş ve dini tebliğ görevinde kâfirlerle olduğu kadar münafıklarla da mücadele etmiştir. Kur’ân-ı Kerim’de de münafık olan kişiler,“…kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanlar…(Maide,5/52) olarak nitelendirilmişlerdir.

Münafıkların en belirgin özelliği yalancılıktır. Yaptıklarında samimi olmadıkları için de riyakârdırlar. Münafıklar insanların temiz duygularını istismar ederler. Laf getirip götürmek ve topluma fitne-nifak tohumlarını ekmek; söz verdiklerinde sözünde durmamak, emanete hıyanetlik etmek onların belirgin vasfıdır. Bunların en bariz özellikleri de inanmadıkları için aslında kılmadıkları halde tanınmamak için durdukları namazda da içten ve samimi olmamalarıdır.

 

 

HZ. PEYGAMBER(s.a.s.) NAMAZLARDAN SONRA ŞÖYLE DUA EDERDİ:

 

Teberânî, Hz. Âişe’den şöyle rivayet etmiştir. Hz. Peygamber namazdan şöyle dua etti: “Ey Allah’ım, Cibril, Mikail, İsrafil’in Rabbi, beni Cehennem ateşinin sıcaklığından ve kabir azabından koru.”(Hayatü’s Sahabe, s.166)

 

İbn Ebî Şeybe, Ebu Bekir’den şöyle rivayet etmiştir. Hz. peygamber namazdan sonra şöyle dua ederdi: “Ey Allah’ım, Küfürden, fakirlikten, kabir azabından sana sığınırım.”(İbn Ebî Şeybe, Musannef,III.374)

 

 

-İbn Ebî Şeybe, Ebu Musa el-Eş’arî’den şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber’e abdest suyu getirdim. Abdest aldı, namaz kıldı, sonra ‘Ey Allah’ım, günahlarımı affet, evimi genişlet ve rızkıma bereket ver.” dedi.(Hayatü’s Sahabe,s166)

 

 

HZ. PEYGAMBER(s.a.s.)’in BORÇLULARA TAVSİYE ETTİĞİ DUA:

Taberânî, Muaz b. Cebel’den rivayet ettiğine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Ey Mülk sahibi Allah’ım! Mülkü istediğine verir, istediğinden alırsın; istediğini aziz, istediğini rezil edersin. Hayır senin elindedir, senin her şeye gücün yeter. Geceyi gündüzün içine, gündüzü gecenin içine koyarsın. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarırsın. İstediğine hesapsız rızık verirsin. Sen dünya ve ahiretin Rahmanı ve Rahimisin (En merhametlisisin).Dilediğine verir, dilediğine vermezsin. Bana öyle bir rahmet ihsan et ki, senden başkasına muhtaç olmayayım!”(Teberani, el-Mu’cemul-Kebir,XX.323)

DOST

Mahzun kalbim hep çırpındı,

Hüzünlü yaşam içinde!

Dost bildiklerim güldüler,

Hep yakışıksız biçimde!

 

Halilullah’ı yakmayan

Ateştim, gül olup söndüm!

Rabbimin yörüngesinde,

Seksen yıl durmadan döndüm!

 

İslâmın has tarlasına,

Özenle ektiler beni,

Küçük bir takva fidanı,

Meyve çün diktiler beni!

 

Vicdanım sorgulayarak,

Her yanlışı gözle gördüm!

Arzularımı sindirip,

Nefsimin defterin dürdüm!

 

Oytan, buluttan kanatla

Uçarak semada dolaş!

Medine ilk durak olsun,

Sonunda Kâbe’ye ulaş!

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz