Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

BİR AYET

BİR AYET

“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım !” (Zâriyat,51/56)

BİR HADİS

“Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, kul, haram lokma yediği zaman kırk gün duası kabul olmaz, haramla beslenen vücut ateşi hak eder.” .( Buhari, Daavât,3 )
21-Kâbe’nin Örtüsü: Kâbe’nin dört duvarı üstüne içten ve dıştan örtü asılması eski bir gelenek olup bu uygulamanın ilk defa ne zaman yapıldığı hususunda farklı rivayetler vardır. Dıştan dam korkuluğunun kenarlarında bulunan demir halkalarla çatıya, şazervân üzerindeki bakır halkalarla da tabana tutturulan örtünün, altın oluk, Hacerülesved, Rüknülyemânî’nin aşağı kısmı ve kapı hizalarına gelen yerleri kesiktir. Kapıya ise çok güzel bir şekilde işlenmiş ana örtüden bağımsız bir kisve örtülür.

Günümüzde Kâbe örtüleri, 14 m. uzunluğunda ve 0,95 m. genişliğinde 48 parçadan meydana gelir; tamamı 638,4 m2.dir. Yukarı kısmındaki Kâbe’nin dört tarafını çevreleyen ve birbirine eklenmiş 16 parçadan oluşan yazı kuşağına hizâm denilir: Uzunluğu 45 m., genişliği 0,95 metredir. Bu kuşağın biraz aşağısında yine 16 parçadan meydana gelmiş, ancak birbirine eklenmeden aralarına, içlerinde âyet ve esmâ-i hüsnâ yazılı daireler konmuş ikinci bir kuşak vardır. Örtünün kendisi de kitâbeli olarak dokunmuştur. Birbiri içine giren üçgenler arasında lafza-i celâl, kelime-i tevhid ve “ süphânallâhî ve bihamdihî süphânallâhi’l-azîm” ibaresi yazılıdır. Örtünün üzerindeki yazılarda altın ve gümüş teller kullanılmıştır. ( Hicaz Albümü, s.36-37)

Zemzem: Arapça’da “bol, bereketli, doyurucu ve kaynağı zengin su” anlamlarına gelen zemzem, sadece kutsal kabul edilen Harem bölgesinin değil, bizzat Kâbe’nin kuyusu ve bütünleyicisi olarak da görülmüş, Mekke için bir nevî hayat kaynağı olmuştur. Cenâb-ı Allah’ın emri üzerine, Hz. İbrâhim’in, eşi Hacer’i ve henüz bebek olan İsmail’i ıssız Mekke vâdisinde bırakıp ayrıldıktan sonra, Hâcer, su ve erzakının tükenmesi üzerine çaresiz kalmış; küçük oğlu İsmail’in susuzluktan ölmesinden endişe ederek telâşla Safâ ve Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelerek bir yardımcı aramış; bütün ümitlerini kaybettiği anda mucizevî şekilde oğlunun bulunduğu yerde kaynayan zemzem suyunu görünce Allah’a şükretmiş ve suyun dağılmaması için etrafını toprakla çevirmiştir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: “ Allah, İsmail’in annesi Hacer’e rahmet etsin. O, Zemzem’i kendi haline bıraksaydı veya avuçlamasaydı, muhakkak akar, bir ırmak olurdu.”
Bütün su kaynaklarına uzak bir noktada, çölün ortasında bir mucize gibi çıkan Zemzem, şifalı ve besleyici bir sudur. Ondan içen acıkmaz, ne kadar içilse rahatsız etmez, bazı hadislerde “ ne amaçla içilirse ona şifa olacağı…” buyrulmuştur.

Hz. Hâcer’in, aralarında 400 metre mesafe olan Safa ve Merve tepeleri arasında su ve imdât arayışı hac ve umre mesaiki içinde yer alan “sa’y” uygulamasının kökeni olmuştur(Bakara, 2/158). (Hicaz Albümü, s. 45)
Zemzem, Allah Tealâ’nın darda kalan kullarının imdadına nasıl yetiştiğine dair ibret alınması gereken ve mucizelerle dolu bir örnektir. 2002 senesinde umreye gittiğimizde Zemzem kuyusunu görmek kısmet olmuştu. Zemzem Kuyusu, Mescid-i Haram’da, Kâbe’nin 18 m. güney doğusunda, Hacerülesved’in tam karşısında bulunan ve merdivenlerle inilen 2,5 m. yükseklikteki yer altı kısmında bulunmaktaydı. Kuyunun etrafı, tavana kadar, güvenlik tedbiri olarak yuvarlak cam ile çevrilmişti. Yaklaşıp cam korkuluktan bakınca neredeyse su seviyesi kuyunun yüzeyine yakın olan mübarek zemzem görünebiliyordu.

Zemzem bir pompa marifetiyle bu bodrumda bulunan çok sayıda su musluklarına verilmekte idi; herkes bu çeşmelerden içmekteydi. Daha sonraki gidişlerimizde, tavafı engellemesi ve izdihama sebep olması nedeniyle bu yer altına girişin tamamen iptal edilmiş, kapatılmış olduğunu; suyun Mescid-i Haram’ın bir çok yerine konulan bidonlarla dağıtımı yoluna gidildiğini gördük. Kutsal topraklara gelenlerin ülkelerine götürmeleri için bidonlarının doldurulması, Medine’ye götürülecek zemzemin büyük bidonlara doldurulması ve Mekke’deki Mescidü’l-Haram’daki bidonların doldurulması için şüphesiz başka dolum noktaları da vardır. Zemzemin mucizelerinden bahsederken, kuyudan ne kadar su çekilirse çekilsin zemzemin kuyudaki seviyesinin hiç değişmediği, aynı kaldığı; suyunun son derecede şifalı olduğu rivayet edilmektedir.

Hz. Peygamber, “Yeryüzündeki suların en hayırlısı zemzem suyudur; içilmesi açlığı giderir, hastalığa şifa olur!” ( Heysemî,III, 286). “Zemzem suyu hangi niyetle içilirse ona çare olur! ” (İbn. Mâce, “Menâsik,, 78) buyurmuştur. Resûl’ü Ekrem’ in uygulaması sebebiyle , Kâbe’yi tavaf ettikten sonra kılınan 2 rekat tavaf namazını müteakip zemzem içmek müstehap kabul edilmiştir.

Mültezem: Hacerül Esved’in bulunduğu köşe ile Kabe Kapısı arasında kalan, takriben bir buçuk metrelik kısma “Mültezem” denir. Burası duaların kabul edildiği, en önemli ve kıymetli yerlerden birisidir. Bu kısımda dua etmek için gelenlerin çokluğu ve izdihamı hemen dikkatleri çeker. Bu kısma “günahlardan uzaklaşılarak sığınılan yer” de denir. Allah Resulü’nün, Mültezeme gelerek göğsünü, yüzünü ve ellerini açıp, oraya yapıştırdığı ve o şekilde dua ettiği rivayet edilmektedir. Kabe’yi ziyarete gelenler de, Mültezem’e vücutlarını yapıştırır, ellerini kollarını açarak sağ yanağını koyarak burada ağlayarak dua ederler.

Buranın fazileti ve önemi hakkında pek çok rivayet vardır. Mücahid’den rivayetle: “Bir insan Mültezem ile rükün arasında dua eder, Allah’tan bir şey ister ve bir şeyden sığınırsa, Allah O’na istediğini verir…” denilmiştir.(İslam Ansiklopedisi).

Hz. Ömer, hacca giderken Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Kardeşin için de dua eder misin ?” demiş ve Mültezem’de dua etmesini istemiştir.( Bahattin Akyön, Mekke, Medine,s.109)

Şazervan:Kabe-i Muazzama’nın duvarlarının, temeline bitişik olan, fırdolayı Kabe’nin etrafındaki 50-60 cm. yüksekliğinde, 45 derece meyilli ve üzeri mermerle kaplı çıkıntı yerlerine “Şazervan” denir. Şazervanda Kabe örtüsünün bağlandığı 55 adet gümüş halka vardır. Aynı şekilde Kabe çatısında da örtünün bağlandığı halkalar da mevcuttur. Beytullah’ın örtüsü bu halkalar yardımıyla aşağıdan ve yukarıdan gergin bir şekilde bağlanır, asılı kalır. Gümüş halkalar, Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdulaziz döneminde , 2009 senesinde son kez değiştirildi. Halkalara, önce pamuk-ibrişim karışımı kalın bir halat geçirilir ve örtünün uç kısmı bu kalın ipe dikilir. Bu halatın her sene Muharrem ayında değiştirilmesi adettendir ( Bahattin Akyön, a.g.e. s. 117)

Safa Tepesi: Safa Tepesi, Kabe’ ye 139 metre mesafede, güney doğusuna düşen küçük bir tepedir. Hz.Adem, yer yüzüne ilk defa indirildiğinde Safa Tepesine indirilmiştir. Bu Tepenin Safa olarak adlandırılması, Adem Safiyyullah’ın oraya indirilmiş olmasından dolayıdır. Ayrıca, Hz. Hacer, arayışa çıktığı zaman Hak Teala’nın hikmeti ve yol göstermesi ile ilk defa Safa ttepesini seçti. Safa, “ihtiyaç, saflık ve duruluk” demektir. Bu ulviyet özelliği, Hz. Hacer(r.a.) ile ünsiyet kurmuş, kalbine yerleşmiş ve Safa Tepesi işaret edilmiştir (Bahattin Akyön, a.g.e. s158.)

Peygamber Efendimiz, kendi kavmini uyarması emri Allah Tealadan geldiği zaman, Kureyş’ i Safa Tepesınde toplantıya çağırmış ve onlara şöyle demiştir:
- Size Vadiden bir ordunun saldıracağını söylesem bana inanır mısınız?
- Evet inanırız, çünkü şimdiye kadar senden hep doğruyu işittik.
- O halde, ben sizin için bir uyarıcıyım, buna inanmayanlara büyük azap vardır.
Bunun üzerine, amcası Ebu Lehep:
- Bizi bunun için mi buraya topladın? Demiş ve ağır hakaretler ederek hem Peygamber Efendimizi üzmüş, hem de gönüllerine iman girecek olanları caydırmıştır.

Mekke Fetholunduktan sonra Peygamberimiz (s.a.s.), Safa Tepesine çıkıp Allah’a şükredip dua etmiştir.Efendimizi (s.a.s.) Mekke’den kovanlar, İslam galip geldiğinde, Safa’da toplanıp tek tek Resulallah’a biat etmişlerdir.
Merve Tepesi : Merve tepesi, tam da Safa Tepesinin karşısında, takriben 400 metre mesafede bir tepedir. Merve adının verilmesinin sebebi, hikmeti, Hz. Havva’nın bu tepeye inmesidir: Kadının (El mer’e) oraya indirilmiş olmasından dolayıdır.

EZAN SESLERİ

Seher vakti tan yerleri ağarır,
Vakte şahadettir ezan sesleri,
Peygamberin sünnetiyle çağırır,
Vakte şahadettir ezan sesleri!

Günde beş kez tüm semâyı inletir,
Yeryüzünde müminlere dinletir,
Namazın felâh olduğun anlatır,
Toplu cemaattir ezan sesleri!

Hüzünlü ruhlar derin huzur bulur,
Râbbe yöneltir, gam-kasavet alır,
Her mümin Allah’la baş başa kalır,
O’na selâmettir ezan sesleri!

Asırlarca vahdet haykırışıdır,
Yüce Mevla’ya aşk yakarışıdır,
Mümini namaza çağırışıdır,
Buluş-keramettir ezan sesleri!

OYTAN’ım daim ezandan zevk alır,
Ezansız yaşam kalbine hüzün salır,
Ezan duymasa sanki öksüz kalır!
Büyük isabettir ezan sesleri!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz