Güven SERT

Güven SERT

CANER SERİN

Yıllar yıllar önce, Gaziantep'te ilk günlerim.

Söylemesi ayıp MADO'da kahvaltı ediyorum.
Ailesiyle kahvaltıya gelmiş küçük, şirin bir çocuk gelip karşıma oturdu.

- Ne içersin, ne ısmarlayayım sana? dedim.

- Yok, benim meyve suyum var masamda... dedikten sonra bana dikkatli
dikkatli bakıp,

-
Abi biliyor musun, ben de büyüyünce senin gibi saçlarımı uzatacağım” dedi.
İş hariç Gaziantep'te, sosyal bir ortamda tanıştığım ilk kişi bu küçük
beyefendiydi… Caner SERİN.

Sonra anne ve babası ile tanıştırdı beni
, Filiz ve Azmi SERİN.

Doktor bir baba ile öğretmen bir annenin biricik oğlu Caner.

Bu çekirdek aile o günden sonra gözden ırak olsa da hep gönüle yakın

oldu. Caner ve ailesi hep ve bir şekilde hayatımda oldu.

Caner büyüdü. Saçlarını uzattı.
Caner'le birlikte çok şey büyüdü. Küçük bey sanatçıydı. Sanatı büyüdü,
aklı büyüdü, hayalleri ve yaptığı işler büyüdü.

Tanıdığım en sihirli anne ve baba sayesinde, '
otizm'in boyun eğilmesi
gereken bir kader değil, çalıştıkça, savaştıkça ateşi büyüyen bir
isyan olduğunu öğrendim...

Bu üç güzel insan gözümüzün ve gönlümüzün önünde hepimiz için örnek
bir başarı hikayesi yazdı... Sevgiyle yazdı.

Gönlümüze yazılan bu hikaye bence her yılın annesi olan Filiz SERİN
tarafından kaleme alındı.

Ofisime gelen kargonun içinden bir annenin evladını anlattığı "Seni

Yazdım" isimli kitap çıkınca döküldü bu satırlar.

Okumak için hafta sonunu bekliyorum.

Okuduktan sonra belki yine yazarım. Belki de bu kez kendime
saklarım... hissettiklerimi.

Caner bir deniz olduysa, umarım ben de bir damlacık katkı vermişimdir.

Ve umarım dalga dalga uzattığı saçları dışında, kalbinde de küçücük
bir iz bırakabilmişimdir.

Çünkü bence gerçek cennet bir çocuğun kalbinde size ayırdığı bir

damlacık, sevgi dolu köşeden başka bir şey değildir...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz