SOKRANTES...

SOKRANTES...

ÇATMA GURME'N OLAYIM ÇEHRENİ..

Her şeyin enflasyonunu yarattığımız gibi gurmenin de enflasyonunu yarattık.

Ortalık gurme kaynıyor.

Sosyal medyanın sayesinde gurmelik de ilerledi.

Eskiden bir Vedat Milor’u bir Mehmet Yaşin’i bilirdik.

İşlerini ciddi şekilde yaparlardı.

Sonra bu programlar tamamen Show programlarına döndü.

Gaziantep gastronomi şehri olunca da gurmelerin gözde şehri olmaya başladı.

 

Ama ilk önce gurme nedir , nasıl olmalıdır tarifini yapalım…

Gurme Fransızca gourmet  Fransız kökenli bir sıfat olan “gurman”dan geliyor.

Türk dil kurumuna göre tam karşılığı TADBİLİR yani yemeden içmeden anlayan demek kısacası.

 

“Farklı ve pahalı restoranlarda yemek yiyen, kaliteli ve pahalı şaraplar içen kişilere gurme denmediği gibi çok veya iyi yemek yediğini iddia eden kişilere de gurme denmez. Aşçıların hepsinin gurme olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi gurmelerin de bir aşçı kadar iyi yemek pişirebileceğini söylemek de mümkün değil. Gurmelik restoran eleştirisi olmadığı gibi restoran tanıtımı da değildir.”

Diyor rahmetli Tuğrul Şavkay  bir yazısında..

 İşte benim itirazımda burada başlıyor.

 

Gaziantep’imiz de nerdeyse her baklavacının , her lokantanın , her katmercinin , her kebapçının kendine has gurmesi oluştu.

 

Sosyal medyaya bakıyorsun fotoğraflar paylaşılmış övgü dolu yazılar yazılmış, gerekli hastaglar da yazıldıktan sonra tanıtım tamam.

 

Haaa işini gerçekten yapan gurmeleri buradan tenzih ediyorum.

 

Benim anlatmak istediğimi o gerçek gurmelerde çok iyi biliyorlar.

 

Sırf takipçi sayısı fazla diye ( o takipçi sayısının nasıl arttığını biliyoruz ) kendini gurme zannedenler bile var.

 

Gurme araştırmacı olmalıdır.

 

Ama hala baklava katmer beyran patlıcan kebabı lahmacun.

 

Eee hani bizim 500 çeşit yemeğimiz vardı.

 

Sayın gurme diğerler lezzetleri arayıp bulsana.

Gaziantep gastronomi şehri olunca televizyonlar da yarım gurmeler program yapmaya başladılar.

 

Yine aynı şeyler senelerdir.

 

Sabah kalkılır beyran yenir, katmer yenir, bir kebapçıya gidilir sonra bir baklava imalathanesi de tepsiler kuzu gibi dizilir. Kahve içilir program biter.

 

Biri birinin benzeri programlar.

 

Gurmenin biri gidiyor biri geliyor ikisi gidiyor beşi geliyor.

 

Gurmeden geçilmiyor vesselam.

 

Ne çok gurmemiz varmış bizim.

İlginçtir bu tür gurmeler de hiç eleştiri yazısı yok.

 

Hep yedikleri şeyler mükemmel harika..

 

Neye göre , kime göre..

 

Çünkü bu tür gurmeler işi tamamen ticarete dökmüş vaziyetteler.

 

Yine rahmetli Tuğrul Şavkay bir yazısında derki:

 

“İlla ki iyi yemek tadabilmek için çok paralar dökmeye gerek yok, ancak gurme olarak bir kazanç elde edeceğinizi düşünmektense bir gurme olarak harcayacağınız bütçeyi düşünmeniz daha yerinde bir davranış olacaktır.”

 

Bu sözün üstüne başka diyeceğim yoktur..
Anlayana….

SOKRANTES DER Kİ: PROBLEMLERİ ONLARI ÜRETEN KAFALARLA ÇÖZEMEYİZ (EİNSTEİN)..

SOLA DÖNÜLMEZ… (foto1)

 

 

Şehrimiz hızla büyürken sorunları da daha hızlı büyüyor.
En önemli sorun trafik gibi.
Yetkililer de buna çözüm bulmaya çalışıyorlar.
Tramwaylardan sonra hayatımıza yeni bir terim girdi artık.
Sola dönülmez.

 

Artık tramway yollarının çoğunda sola dönüşler yasaklandı.
Solu bitirdik..

Bu son sola dönüşün yasaklanmasından sonra trafik akışının nasıl olacağını hep birlikte yaşayıp

göreceğiz.

Ammaaa alışmamızın zor olacağı yollar bunlar.

Senelerce o yollardan sola dönmüşüz.

 

Bir anda 15 mayıs sabahı kalkacaksın ve artık sola dönemeyeceksin.

Peki alternatif yollar hazır mı?.

Sola döndüğümüz de gideceğimiz yere en yakın hangi yoldan gideceğiz belli mi?

Navigasyon ile gitmeye çalıştım.

 

Bir deneme yaptım.
En sonunda navigasyondaki bayanla kavga ettik.

 

Her seferinde rota hesaplanıyor diye diye sonunda hesaplamadı ve nere gidersen git dercesine kendini kapattı.

 

1990 lı yıllarda bir film izlemiştim.
Sola dönülmez diye.

 

Chevy Chase ve Demi Moore’nin oynadığı.
Bir partiye giderken sola dönülmez işaretini görmediklerini zaman o yola girdikten sonra başlarına geleni komik olarak anlatıyordu.

 

Ama dikkat edin siz sola dönerseniz cezası komik değil.
Hayırlı yolculuklar.

 

EN KAHRAMAN RIDVAN….

 

Belki en rahat süper lig sezonumuzu geçirecektik.
Ama yine kısmet olmadı.
Yine son haftalara stresli bir şekilde girmeyi nasıl olduysa başardık.

 

Ligin ikinci yarısının en kötü takımıyız.
Allahtan Galatasaray’ı yenmişiz mi diyelim keşke yenmeseydik de esas rakiplerimizi  yenseydik diyelim bilemiyorum.

 

Galatasaray’ı yendikten sonra ayaklarımız bir türlü yere değmedi.
İlginçtir bu ana kadar kafamızda bir yere çarpmadı mı ne olduysa kafalar dank da etmedi.
Nasıl olsa düşmeyiz havası bize pahalıya mal olmaz inşallah.
Ölen bizmişiz demeyiz musalla taşına yattıktan sonra.
Takımı bu hale koyanlar yine en kahraman Rıdvan olacaklar.

 

Takımı kurtardık deyip bunu başarı sayacaklar.
Aman kurtarsınlar da bunu başarı saysınlar.
Çünkü başka Gaziantepspor yok.
Düşersek şehir olarak düşeriz.

 

Geçen hafta Fenerbahçe’ye yenilmemizle dalga geçenler oldu.
Şimdi bu durumdan sonra bizim rakibimiz Eskişehir değil mi?.
Ne oldu fener maçına asıldıkda.
Orkun ve koray bitti.
Ya daha kötü şeyler olsaydı da Karce ,elyasa  kart cezalısı olsaydı.

 

Değer mi idi.
Zaten kadro kısıtlı…
Vitrine gerek yok.
Bu kadar yatma yeter artık.
Uyanalım…

 

Lig de kalmamız için bu maçı almamız lazım.
Haydi bakalım.
En kahraman Rıdvan gibi.
“kukurikuuuuuuuuu”

 

MUSTAFA ÖZKEÇECİ

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz