Nergiz Karakuş

Nergiz Karakuş

Çocuklara Uygulanan Şiddet Ve Cinsel Taciz

Sevgili okuyucular ve ebeveynler!

Sizlere bu yazımda şiddet çeşitlerinden söz edeceğim ve bu haftaki asıl konum ise şiddetin en ağırı olan çocuklarayönelik cinsel istismar. Türkiye’ de ve dünyanın bir çok yerinde çocuklara yönelik şiddet ve cinsel taciz gün geçtikçe artmakta. Bu nedenle bu konuyu öncelikli olarak ele alacağım. Umarım bu yazım bu tür olayların yaşanmasını önleyici nitelikte olur.

Şiddet çeşitlerini sıralarsak:

1. Fiziksel şiddet
2. Ekonomik şiddet
3. Psikolojik şiddet
4. Cinsel şiddet 

Fiziksel şiddet: Vurma, tekmeleme, ısırma, çimdikleme ,yumruklama, itip kalkma, saç çekme, boğazını sıkma, tokat ama gibi vs.

Ekonomik şiddet: Para vermemek, aile bireylerini yoksulluk içinde yaşatmak, yeterli besin maddelerini almamak, ihtiyaçları karşılamamak gibi..

Psikolojik şiddet: Baskı uygulamak, çocuğa yeterli ilgiyi ve sevgiyi göstermemek, ihmal etme, güvenini sarsma, tehdit etme, onurunu kırma, bırakma, aşağılamak vs.

Cinsel şiddet: Zorla ve istem dışı cinsel davranışlarda bulunmak, bedenine dokunarak taciz etme, istemediği halde öpmeye çalışmak, cinsel organına istem dışı dokunmak, yetişkin birinin bir çocuk üzerinde kendini cinsel dürtüsünü tatmin etmeye çalışması gibi savunmasız çocuklara uygulanan şiddetler arasındadır.

Evde anne ya da aile üyelerinden herhangi birine yönelik uygulanan şiddet ,çocuk/çocukları olumsuz etkilemenin yanı sıra bireyde kalıcı ağır hasarlar bırakmaktadır.

Çocuklara cinsel taciz ve istismar genellikle aile yakınlarından biri tarafından yapılmaktadır. Tacizci çocuğun sevdiği ve güvendiği biri olabildiği gibi dışçevreden biri de olabiliyor. Çocuklar özellikle şeker, çikolata, oyuncak vaadiyle ve seni anne ya da babana götüreceğim tuzaklarıyla kolayca kandırılabiliyorlar. Burada en büyük görev anne ve babaya düşmektedir. Küçük yaşlardaki çocukları dışarıya güven duymadıkları kişilerle göndermemeli, yalnız bırakmamalıdırlar.

Çocuklar kimsenin yanında gece uyumaya bırakmamalıdır. Daha büyük yaşlardaki çocuklaratanıdık, tanımadık hiç kimseden ebeveyn rıza ve haberi olmadan hiçbir şey almaması gerektiği öğretilmelidir. Çocuğa kendisini o gün okuldan kimin gelip alacağı mutlaka önceden söylenmelidir. Çocuğa‘HAYIR’ diyebilmek erken yaşlarda öğretilmelidir. Çocuk kendisine yabancı/tanıdık biri yaklaştığındagüvendiği bir yetişkine haber vermelidir. Ayrıca dışarıda sapa yerlerde oynamaması gerektiği anlatılıp herhangi bir tehlike anında ‘YARDIM’ diyerek bağırarak yakın çevredeki karabalığa doğru koşması konusunda bilgilendirilmelidir. Küçük yaştaki çocukları koruma görevi daha çok annelere düşmektedir ,bu yaşgrubu mümkünse kimse ile yalnız bırakılmamalıdır. 

Çocuklar cinsel tacize ya da diğer şiddet çeşitlerinden birine maruz kaldıklarında genellikle sessizleşirler, herkesten korkarlar, özgüvenlerini kaybederler. Birinden korkmaya başlayıp, normalin dışında şüpheli hareketlerde bulunan çocuğun bu şiddetlerden birine maruz kaldığı düşünülebilir. Bu durumda çocuk ileaçık bir dille konuşulmalıdır. Eğer dil gelişimitamamlanmadıysa ve çocuk kendini sözlü ifade edemiyorsa gözlem yapılarak gerçek ortaya çıkartılabilir.. Çocuklar cinsel tacize, fiziksel ve psikolojik şiddete uğradıklarını korktuklarından söylemezler; çok ağır darbe izleri yoksa fark etmeniz zor olabilir. Bu tacizin aile tarafından fark edilmesi uzun sürebilir. Bazen de bu tür vakalar ebeveynler tarafından daha büyük aile bireylerden ceza almakorkusuyla aile içinde örtbas edilebilir. Ailenin namusu, onurunu korumak ve toplum baskısı gibi nedenlerle bu konular saklı tutulmaya çalışılır. Bu sayede şahsın ceza alması önlenebilir fakat çocuğun alacağı hasar bütün yaşamını olumsuz etkileyecektir. Bu gibi durumlarda aile bireylerinin cesaretli olmaları ve bu tür olayları gizlememeleri önemlidir. Hiçbir istismarcısavunmasız çocuklardan daha değerli ve önemli olmamalıdır. Bu durumun çocukta bırakacağı izlerdüşünülerek gereken yapılmalı ve çocukla beraberebeveynlerin de psikolojik destek almaları tavsiye edilir.

Kuşaktan kuşağa aktarılan kabul edilemez bir inanış vardır. Bu inanışta ebeveyn çocuğu kendi malı gibi görür ve çocuğu üzerinde her türlü hakka sahip olduğunu düşünür. Böyle aile bireyleri günümüzde de halen varlığını sürdürmektedir. Bu sebeple çocuğunu dövme, onu istemediği şeylere zorlama, çocuğun adına karar verme gibi davranışlar da bulunurlar.  

Unutulmamalıdır ki çocuk ebeveynin malı değil, değerli bir parçasıdır ve kendi başına bir bireydir. Kendini savunamayan çocuklar toplumlarda ezilen, haksızlığa ve şiddetin her türlüsüne maalesef maruz kalan, onun adına kararlar alınan ve kişisel yetisi yetişkinlerin elinde tutulan mağdur minik bireylerdir. Çocukların da tıpkı yetişkinler gibi hakları vardır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Tarafından Çocuk Hakları Antlaşması 20 Kasım 1989 tarihinden itibaren kabul edilen sözleşme 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dâhil olmak üzere yaklaşık 142 ülke bu sözleşmeyi imzalamış ya da onay ve katılma yoluyla taraf devlet durumuna gelmiştir. Çocuk Hakları Bildirisinde de belirtildiği gibi “Çocuğun gerek bedensel gerek zihinsel bakımdan tam erginliğe ulaşmamış olması nedeniyle doğum sonrasında olduğu kadar, doğum öncesinde de uygun yasal korumayı da içeren özel güvence ve koruma gereksiniminin bulunduğu” nu göz önünde tutarak 18 yaşına kadar her bireyi ailesi tarafından korunması gereken çocuk olarak kabul eder. Her türlü ihmal, istismar, şiddet ve sömürülmeye karşı korunması hakları vardır. Çocuğun toplumda ve ailede kendi görüşlerini ve isteklerini beyan etme, ihtiyaçlarını dile getirme hakları vardır.

Şiddetin çocuklar üzerindeki etkileri:

Çocuk ve aile arasındaki sevgi bağları güçlü olmalıdır. Çocuğun korunma, beslenme, sığınma, kendini güvende hissetme ihtiyaçları karşılanmayıp; çocuk ruhsal ve fiziksel şiddete ve cinsel istismara maruz kalırlarsa uygulanan şiddeti inkar/ red edebilirler. Ailesini kaybetmek korkusu da durumu inkar etmede yük rol oynar. Konunun üstünü kapatmak için hayal/fantazi ve gerçek arasında gidip gelir ve bağlantısız çelişkili anlatımlara başvururlar. Duygu durum değişiklikleri, öfke patlamaları, içine kapanma, değersizlik duygusu, özgüven eksikliği, kendini her olayda suçlu hissetme, empati kuramama, sosyal ilişkilerde problemler vb. davranış bozuklukları gösterirler.

Okul çağındaki çocuklarda ise ders notlarında düşüşler, akademik başarısızlık, okula gitmede isteksizlik, karın, baş ağrıları, anal ve vajinal bölgelerde iltihap ve tahrişler gözlenir. Cinsel davranışları aşırı taklit etme, cinsel konular hakkında yoğun konuşma isteği, cinsel organ ve cinsellik üzerine odaklanma,el ile mastürbasyon, parmak emme, altına kaçırma, uyku bozuklukları, depresyon, kilo alma/kaybı ve yeme bozuklukları gibi farklı anormal değişimler bu durumlarda genellikle gözlenmektedir.

Bu durumda uzman kişilerden yardım alınmalıdır. Kesinleşen durum saklanmadan polise ve gereklikurumlara ihbar edilmelidir.

Çocukların ebeveynleri ve sağlıklı yetişkinler tarafından korunmaya ihtiyaçları vardır. Onları korumak insani görevdir. Ayrıca yaşanan olayın saklanması durumunda olayı ört bas edip gizleyen kişi de suçlu durumundadır.

Hiç bir çocuğun bu şiddete maruz kalmamasını temenni ederek, olumsuz durumu yaşayan çocuklara ve ailelere sabır diliyorum. Profesyonel destek almaları gerektiğini hatırlatıyorum.

Yeryüzündeki tüm bireyler için şiddetsiz bir yaşam diliyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz