Hasan AKPINAR

Hasan AKPINAR

DÖNERSEN ISLIK ÇAL

Yıl 1993.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’ne kaydımı yaptırdım.

İlk kutlayan Fakültenin çıkışında yanıma yaklaşan iki kişi oldu.

Temiz yüzlü, gömleklerini kumaş pantolonlarının üzerine salmış benden birkaç yaş büyük olduklarını tahmin ettiğim iki kişi. Hayırlı olsun dedikten sonra sordular: ‘Kalacak yeriniz var mı?’

Bu sorunun yanıtı, o anda hayatımdaki en büyük sorundu. Akdeniz’in küçük bir ilçesinden hayatım boyunca neredeyse hiç çıkmamış ben, Dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul’daydım artık.

‘Kalacak yeriniz var mı?’

Nasıl anlamışlardı benim Anadolu’dan geldiği mi? Kalacak yerimin olmadığını?…

Devlet yurdu çıkmamıştı… İSDEMİR işçisi olan babamın göndereceği para ile özel yurtta kalma ihtimalim hiç yoktu.

Milyonlarca kişinin yaşadığı o şehirde benim bu sorunum kimsenin umurunda değildi..

O iki kişi hariç.

‘Kalacak yeriniz yoksa, bizim evlerimiz var. Okulunuza en yakın yerde size bir öğrenci evi ayarlayalım. Her türlü sorununuzla ilgileniriz. Maddi olarak da rahat edersiniz’

Bulunmaz nimetti. En büyük sorunumu kökünden çözecek bir teklifti.

Nazikçe teşekkür ettim. ‘Sağolun kalacak yerim var’ dedim nedense?

Bu cevabımın hayatımda bir dönüm noktası olduğunu yıllar sonra anladım.

7 yıl boyunca İstanbul’da resmen süründüm.

O teklifi kabul edenler daha mezun olmadan o zamanlar cemaat dediğimiz oluşumun çiftliklerinde sorgusuz sualsiz işbaşı yaptılar.

Son birkaç yıl öncesine kadar hayatları boyunca ayaklarına taş değmedi. Her işleri yolunda gitti.

Bizler KPSS ile boğuşurken onlara her türlü makam tepsilerde sunuldu.

Serpildiler, gürbüzleştiler.

Türkçe Olimpiyatları’nda stadyumlardan gözyaşları içinde ‘Seni çok özledik dön artık hocam” dediler.

Hoca dönmedi, dönemedi.

Ancak kendileri dönmek zorunda kaldı.

Dönmeyenler bugün ya cezaevinde ya yurtdışında ya da sefalet içinde, dönememenin verdiği pişmanlığı yaşıyorlar.

Dönenler mi?

Onlar hala makamlarında. Kimine ihale veriyorlar, kimini işe alıyorlar, döne döne memleketi yönetiyorlar.

En ufak bir boşlukta yeniden dönmenin fırsatını kolluyorlar.

Dönmek alışkanlık yaratır. Bir kez döndün mü duramazsın.

Bir ıslık bekliyorlar.

Belediye Başkanı, siyasetçisi, işadamı, bilim adamı, amiri, müdürü…

Bir ıslık bekliyorlar…

Yeniden dönecekler…

Biz mi?

Hala kalacak yerimiz var çok şükür..

Dönmemize gerek yok.

Manuş Babanın şarkısında dediği gibi.

Dönerseniz ıslık çalın….

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz