Gülşah SERT

Gülşah SERT

DOYMAK, BESLENMEK VE GÜZELBEY

Büyükşehir Belediye Başkanımız Asım Güzelbey, Muş’ta verdiği bir konferansta “Şu anda Gaziantep’te hiç kimse ben açım, gece sokakta kaldım, yatacak yerim yok diyemez” dedi.

Asım başkan Gaziantep’i övmek istemiş ama bunu yaparken gerçekçilikten biraz uzaklaşmış.

Herşeyden önce Büyükşehir Yardım Gönüllüleri Derneği’nin kaç bin kişiye yardım yaptığını ve bunların kaçının açlık sınırının altında olduğunu başkan bizzat biliyor.

Birileri yardımlarla karnını doyurmak zorundaysa, o insan aslında açtır. Açıktadır. Bu insanların nasıl mezbeleliklerde yaşadığını hepimiz biliyoruz. Büyükşehir ve başka yardımsever kurum ve kişiler bu insanların derdine derman olmak için elinden geleni yapıyor.

Ama şu da bir gerçek. Ve bir kez daha üstüne basarak söylüyorum. Bir insan yardımla karnını doyuruyor, yardımla üstünü örtüyor ve ısınıyorsa... O insan aslında açtır, açıktadır, çıplaktır.

Doymak ayrıdır, beslenmek ayrı. Yiyecek bulmak ayrıdır, yiyecek kazanmak ayrı.

Çalışıp kazanmak ayrıdır, mecbur olduğu için yardımla yaşamak ayrı.

Bugün yardımla yaşayan yüzbinlerin ruhları ve gururları açtır. Çünkü hiçbirisi böyle olsun istemez.

Herkes, işim olsun, çalışayım, kazanayım, çoluk çocuğuma kendim bakayım ister.

Bir insan çocuğuna kendi kazandığı kuru ekmeği yediriyorsa toktur. Yardımla gelen pirzolayı yediriyorsa açtır. Bu gerçeği en iyi Sayın Derya Güzelbey bilir.

O Derya Güzelbey ki, aç bir insana yardım götürürken üzülmekte, ezilmektedir. Sorun Derya hanıma, bir muhtacın kapısına bir kamyon yardım götürdüğünde mi daha mutlu olur, yoksa o aileden bir kişiye iş bulduğunda mı? Biz bunun cevabını biliyoruz. Çünkü cevabı defalarca gördük.

Derya hanımın gözlerinde gördük. Gaziantep’in açları var. Üstü açıkları da var. Hem de yüzbinlerce. Bizim burada şükredeceğimiz şey; Açlarımızın karınlarını doyurmaya çalışan Derya Güzelbeylerin varlığıdır. Çünkü bu insanların en azından karınları doyuyor...

 

EMNİYET VE BELEDİYELER BECEREMİYOR, MÜFETTİŞLER GÖREVE

 

Defalarca yazdık. Otobüs ve dolmuş şöförlerinin durumunu.

Bugün yine gözlerimizle gördük. Adam direksiyorda. Sigara içiyor. Telefonla konuşuyor. Para alıp veriyor. Torpidonun üstünde duran çayını yudumluyor. Vites değiştiriyor. Direksiyor kıvırıyor. Kapıları açıp kapıyor. Bir yandan da yolculara laf yetiştiriyor. Tüm bunları yaparken de kırmızıda geçmeyi asla ihmal etmiyor.

Biz defalarca yazdık. Ne emniyet ne de belediye bu derde derman olmadı, olamadı.

Son umudumuz FAHRİ TRAFİK MÜFETTİŞLERİNDE...

Gaziantep’te 5 yüze yakın müfettiş var. Hepsi de okumuş adamlar. Doğruyu yanlışı bilirler. E, yetkileri de var. Lütfen ve rica ediyorum.

Çok kötü bir olay yaşanmadan, şu şöför arkadaşlara sadece 2 elleri olduğunu birileri hatırlatsın. Şehir içindeki hız sınırlarını, ağır vasıtaların ve toplu taşıma araçlarının uyması gereken kuralları, kırmızı ışıkta durulması gerektiğini falan birileri öğretsin...

Ama bir an önce öğretsin. Yoksa çok geç olacak. Ve yaşanacak kötü bir olayda biz buradan kimi suçlayacağımızı çok iyi biliyoruz.

 

SPORUN GÜCÜ ve KAMERUN

 

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kamerun ile birlikte, Gaziantep’te bir futbol okulu açacak.

Kamerunlu yetkililer bu iş için Gaziantep’e geldi. Anlaşma imzalandı. Aynı Kamerunlu yetkililer şehrimizi gezdi. Ticaret Odasına gitti. Tanıştı. Bağlantılar yaptı.

Sorarım size: Bana Kamerun’dan kaç tane şehir ismi sayabilirsiniz? Peki bir Kamerunlu kaç tane Türk şehrinin ismini, yerini bilir? Bilmez... Ama Gaziantep’i biliyorlar. Hem de bizden iyi biliyorlar.

Çünkü Kamerunlu iki genç Gaziantepspor’da top koşturuyor. Binya ve Kouemaha... Bu iki genç sayesinde bütün Kamerun Gaziantep’i biliyor. Seviyor. Gaziantepspor’un başarısını istiyor.

Gaziantep ile ilişkiye geçmek, iş yapmak istiyor. İşte bazılarının ‘Spor’ deyip geçtiği olgunun gerçek gücü... Yeterki insanlar sporun birleştirici, kaynaştırıcı ve yakınlaştırıcı yönünü keşfettin. Bu dünyada sınırlar kalkacaksa SPOR sayesinde kalkacak. Buna inanın.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz